Ötesinde çalışmanın tahammül düzeyi, yine ne dersek diyelim, modern kapitalist toplumda alınan ücretle ilişkilidir. Yaşamınızda bir standardizasyon yaratırsınız, sonra bu standarttan kopamadığınız için çalışmaya devam edersiniz. Toplumun büyük çoğunluğunun çalışma mevhumuna gönül bağıyla bağlı olmadığını düşündüğümüzde de bu sizin çalıştığınız alanla aranızdaki açının fikren, kademeli olarak artmasına yol açarken, sizi aynı alanda uzmanlaştırması da olasıdır. İşte size güzel bir yabancılaşma örneği. Sevmediğiniz birine parayla aşık olmaya zorlanmak, sonraları da "başta sevmiyordum, görücü usülü tanıştık ama sonra sevdim" diyen bir ev hanımı psikolojisinin açmazları üzerine benzerlikler.
En ilginç dönemin çalışmanın kanıksanma-kaşarlanma dönemiyle çalışmaya alışma evresi arasında olduğunu düşünüyorum. kanıksama-kaşarlanma diye ifade edilen dönem aynı zamanda yabancılaşmaya giden yoldur. Çalışmaya başlamadan önce çevrenizde biriktirdiğiniz ilişkiler ne kadar sıkıcıysa bu dönemde hayatınızın 3 kat daha sıkıcı olması muhtemeldir. İnsani ilişkileri çok kuvvetli olmayan, çalışmak dışında pek birşeyle uğraşmayan bireyler için çalışma bahanesi bulmaya gerek yok, hayat zaten yeterince sıkıcıdır. Çalışmak aslında onlar için, ne kadar şikayet etseler de bir sosyalleşme alanıdır.
Esas sorun, etrafıyla pozitif bir etkileşim halinde olan, geniş çevresi, arkadaş ilişkileri, renkli denebilecek bir yaşantısı olan bireyin çalışmaya başladıktan sonra bu alışkanlıklarını terk etmeye başlamasında yaşanacaktır. Zira burada eski "kalabalık"ların yerini yalnızlık alacak, kişi çalışmanın yorgunluğuyla ilk zamanlar hiç bir şeyle uğraşamayacaktır.
Bu noktada bir karar almak zaruridir. Ya gerçek sosyalleşme ya hiç! Yani, kendisini zorlayıp eski sosyal yaşantısını çalışmayla birlikte yürütürse, önceleri biraz yorulsa da başarıya ulaşacaktır. Aksi halde, kendine dönmüş, kendisiyle kalmış, zaman içerisinde eski kurduğu ilişkilerin içerisindeki ağırlığını kaybetmiş, yabancılaşmış ve yalnızlaşmış olarak kalması kaçınılmazdır.
çalışmak iyi bişey olsa üstüne para vermezlerdi.
baş ağrısı değil farklı bişey çekmek böyle sanki beynindeki etler cayır cayır yanıyomuş gibi....
hepsine değerdi eğer kurumsal biyer olsaydı.
nefret etme duygularınızın katsayısını 1000 e katlayan eylem...
helede sevmediğin bi işteysen(benim gibi) işler dahada boka sarıyo,sizi gereğinden fazla sinir küpü yapıyoo,huysuz ve çekilmez biri haline getiriyoo...
en cokta siz bu huysuzluktan rahatsızlık duyuyosunuz ama başka türlüde içinizdeki o bulantıyı kusamıyorsunuz..
hay skiyim burda da mı ya!
çalışma zamanı boş zaman ilişkisini iyi kurmak gerekiyor ... insanın seçimi bu ikisi arasında gelir gider,ancak ülkemizdeki esnek çalışma saatlerinin yasalaştırılmasıyla birlikte mesailerle normal çalışma sürelerinin üzerine çıkılabiliyor,bu durumda insanı insan yapmaktan çıkarıyor,kendisine çevresine en önemlisi de doğasına yani insanlığına yabancılaştırıyor ...
geleceğini sağlama almak için,iyi bir kariyer sahibi olabilmek için,geçimini sağlamak için ve daha bir çok şey için ÇALIŞMAK...
" her kim gün boyunca arı kadar aktif, bir boğa kadar güçlü, bir at kadar çalışkan olduğu halde, akşam olunca bir köpek kadar bitkin eve dönüyorsa bir veterinere görünmelidir. çünkü eşek olması,kuvvetle muhtemeldir. ":)
çin atasözü
ewe gel duşunu al yemeğini ye saat olsun sekis, hayatında sana kalan 3 saat...
çalışıpta karşılıgında seni tatmin edicek ücret alsanda, kullanabilceğin 3 saat gibi bi zaman dilimi sinir bozucu...
suan da iş bulamadığım için yerine getiremediğim aktivitedir
yaaw yarın yine iş var dedirten ama asla asla vazgeçemiyceem para kazanma şekli:D
yarının işkencesi.