sistemler belirtiyor artık ne yapmamız gerektiğini hatta hangi hayallerimiz olacagını ama yıkmak ve yeniden yaratmak lazım kendini veya sistemin yaratmalarını
oy vermiyorum, siyasiler hakkında yorum yapmıyorum. zaten oy vermediğim için o hakkım da olmuyor. zaten politikadan da anlamam. bence politikadan anlayan adamlar oy versin. adam günde 14 saat marangozluk yapıyor, 1 saat tv izliyor, 2 saat kahveye gidiyor, 7 saat te uyku.. o adamın oy verme ve eleştirme hakkı olmasın daha iyi.. ben en azından 30 kadar her türlü siyasi kitap okudum ama hala kendimi oy verecek kadar yetkin hissetmiyorum ama hissetseydim eminim türk halkının %40'ından daha olumlu kullanırdım oyumu.
not: sistem değiştirme denen şey sadece üniversite kantinlerinde olur. meydanda sopayı yiyince gerçekleri anlarsın. biz çok sopa yedik, sıra sizde..
ogrenci br carksa egitim de br sistem elestrmden bitermi yaa elestiriyle yaglaylm dha ii dönsün carklar
Dun gece yaptigim sey.
hepimizin yaptığı şey
yaşadığımız hayat ve dünya sistem dışına çıkmaya müsait değil ve hiç gocunmadan söylüyorum, subcommandante marcos da che'de fidel de sistemin çarkları, bizzatihi parçaları. ya basta dediğiniz her yerde sistem var, üstünüze giydiğiniz tshirtte, alttaki kotta, kotun düğmesinde, ipliğinde, rengini veren boyada, işe gittiğiniz zaman ürettiğiniz hizmette, hizmet sonucunda elde edilen artı değerde, artı değerin olmadığı sistemlerde bu sayede elde edilen ucuz emek sonucunda üretilen total hizmetten istifade eden diğer insanların ürettikleri ve ihraç edilen mamülde, bu mamülden elde edilen gelirle dönen devlet hazinesinde, dış yardımda, chavez'in küba'ya verdiği petrol giderini sübvansiye etmek için venezuelanın amerika'ya sattığı petrolde, yıllık 130 dolar gelirle çalışan çinli işçinin kürdanında, evine giren her pirinç tanesinde, bu pirinç tanelerini çentik tarlalarından toplayan o kadında, her yerde.
her şey sistem. herkes sistemin parçası.
zaten aksi mümkün değil, aksi olaydı sistem olmazdı. ahlak, sistem dışına çıkmakta da değildir, çünkü bir sistem dışı da yok. sistem dışı hayali dahi, mümkünatsızı mümkün görmenin, makro ölçeği tırtlamanın verdiği teskin edici ruh halinden ibaret. o olasılığı seviyoruz, o olasılığın varolması ile de varmış gibi ahlak kuralları uyduruyor, ibnelik, puştluk, çelişki gibi anlamsız kelimelerle durumu yaftalıyoruz. "madem sistem içindesin konuşma çünkü sistem içindekinin sistemi eleştirmesi ahlaksızlıktır"a varan önerme, ancak bir alternatif varsa mümkündür ve alternatifin olmadığı yerde ahlak bulunmaz.
bir alternatif yok. bir başka hayat yok. seçilebilir bir başka olasılık yok.
o yüzden herkes sistemi sistem içinde eleştirmek zorunda. başka türlü sistem evrilemez, bükülemez, değişemez, gökkubbe memnuniyetsizlik hırıltıları ile dolmadıkça sistem devam eder. zira insanlar gibidir sistemler de ve insanlar tarafından, insanlarca işletilir. status quoya karşı zaafiyetleri vardır. memnuniyet, varolduğu andan itibaren sürdürülmeye çalışılan bir pozisyondur ve radikal bir şey olmadıkça da devam ettirilir.
ondan subcommandante marcos lazımdır, o yüzden yeşiller partisi, komunist parti, sosyalist parti de lazımdır çünkü bunlar memnuniyetsizlikleri belirten odaklardır. azınlıklar, eşcinseller, satanistler, rockçılar, müslümanlar, hristiyanlar hep beraber memnuniyetlerini ve memnuniyetsizliklerini, çarkı oldukları sistemin nasıl işlemesi gerektiğini söyledikleri zaman daha iyi bir sistem hayali varolur ve ancak o zaman insanlar mutluluk ve refah içerisinde yaşar.
gerisi manasızlık gerisi suskunluk. "ekmek yediği yere tüküren, ekmek yediği yerden gün gelir kurşunu da yer" deli yürek kabalığını ise hayat kaldırmıyor, gucci socialist, nike giyen komunist, çarkı olduğu sistemi eleştiren güdük gibi afilli de söylense, her kabalık bu ince hayattan eşit derecede taşıyor.
ki şarkıyı yeni türkü söyler, aslen yüce insan bertolt brecht'in bir şiiridir. bertolt brecht, hayatı, oyunları ve de şiirleri okunduğunda sistem nedir, çark nedir, anarşizm nedir daha rahat öğrenir ademoğlu..
içinde olmadıgı bi sistem hakkında atıp tutmaktan iyidir.
Unutulmaması gereken bir diğer şeyse sistemin içinden geçerek ondan sıyrılamadan onun üzerinde bir etki yapamayacağınız gerçeğidir.ÖSS iğrenç bi olgudur ama bir şekilde sınav verilmeli üniversite kazanılmalı ve belli bireysel güç kazanıldıktan sonra bir şeyler yapılabileceği unutulmamalıdır.Hee yok ben çok dağa kral anarşistim bunlar basit düşünceler diyen varsa gitsin Bush'u falan vursun mesela bizde rahatlarız.Bu konunun özü kişinin vicdanıdır ve asıl korkulması gerken o çarkta dişli olmamak, çıkarlar için değerlerden feragat etmemektir.Koç festeki mor ve ötesi rock n coke daki erkin koray bunlara örnek olabilir...
gözden kaçan bir şey var gibi geliyor bana; eleştirmek, eşyanın doğası gereği, bir olaya, bir sisteme, bir olguya, ya da bir kişiye, kısacası bir "şey"e karşı girişilen, zaman zaman saldırı, zaman zaman da savunma niteliği taşıyan bir faaliyettir. bu da demek oluyor ki eleştirmek, eleştirilenin eleştirilecek kadar bir alana sahip olduğunu ve belli bir bütünlük arzettiğini kabul etmektir.
şimdi aynayı ters çevirelim: eleştiriyi eleştirilen tezahür ettirir. yani eleştirilen, sahip olduğu bütünlük içinde eleştiriyi her daim taşır ve yasallaştırır. bu bir nevi ying yang'dır; tez ve antitez aynı ananın evlatlarıdır, birbirlerini beslerler. şu durumda, senteze ulaştıracak diğer bir bütünün oluşturucuları olduğundan, insanoğlunun her ikisine de onulmaz bir ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.
çark ve sistem için de durum geçerlidir. nerede görülmüştür ki içindeki çark olmadan sistemi tanıyıp eleştirecek kadar uyanan? sistemin bekası ve devamı için bir yandan çalışmakta, bir yandan da onu eleştirerek aksayan ve ahlaksız yönlerini gösteren bir bilinç çelişkinin ayaklı abidesidir, bu kesin. ve fakat, deha da daima çelişkiden doğagelmiştir; bir organizmadaki sakatlıklar ve çelişkiler tedavi yöntemlerini ya da ev tipi dinamit düzeneklerini kurdurtmuştur insana. içinde olduğu sistemi eleştiren insanları bodoslama dalarak karalamak ve temelsizce eleştirmek (ki fark edildiği üzere bu da bir eleştiridir, kaynağını çelişkiden almıştır ve onun sayesinde aydınlanmış bireyi davranışıdır) en hafif deyimiyle talihsizliktir.
rock dinliyorsunuz. bir grubunuz var. gitar çalıyorsunuz. en iyi sesi veren gitarı alacaksınız. hangisidir o? ibanez mi, esp'mi? tama star classic davul kullanan davulcunuz "kapitalist oldun olm sen, sattın rock felsefesini de ruhunu da!!" derse ne dersiniz?
(soruyu düalist ele alın. o da aynı "günah"ı işlemektedir. mesele budur işte.)
sistemi değiştirmek için eleştirmek lazım... ve herkesin yapması gerekende ön ce kendini eleştirmek... herkes kendinde hata ararsa o zaman sanırım çözümler daha kolay üretilir...
hepimizin yaptığı şey aslında...
yine kızacaklar ama genelde reklamcılar bunu yapar. ekonominin en önemli dişlilerinden biri olmalarına rağmen.
Bugünlerde üzerinde düşünmekten kendimi alamadığım, kendimce doğru olup olmadığına karar veremediğim durum... Mesela Mor ve Ötesi'sinin Şirket şarkısını Koç Fest'te söylemiş olması... Söveyim mi, seveyim mi bilemedim!
Bu konunun bir boyutu... Bir de diğer boyutu vardır: Kendini bilmeden, başkasını tanımlayanlar... Sosyomat'ta, Ekşi Sözlük'te ve benzerlerinde çoktur böyleleri... Popüler kültüre verip veriştirir, ama aynı zamanda kendisi buralara yazarak popüler kültüre hizmet ettiğinin farkında değildir... (Oh be! Yazdım, rahatladım!)
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|