toplam 16 kişi bulundu. 16 adedi gösteriliyor.
| tuttum | stop stop |
| tuttum | yalarcas |
| tuttum | ucmayayokkanadim |
| tuttum | ciksudantes |
| tuttum | camusaLalan |
| tuttum | Besleney CaLe |
| tuttum | turkuazmehmed |
| tuttum | asetinasli |
| tuttum | habreuch |
| tuttum | GPSE |
| tuttum | kafkascale |
| tuttum | Jandine |
| tuttum | kronikim |
| tuttum | seozeres |
| tuttum | sheretlikho |
| tuttum | kabardeyys |
~32 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
megalomanyak bi şahıs. sadece kendisi söz sahibi olsun isteyen bi adamdı. aksi durumlarda canilii hitleri gölgede bırakmıştır..
ayan meclisinde milleti imparatorluk içinde ve dışında önüne gelene peşkeş çeken mi haindir yoksa komutanlık talebiyle atatürkle tartışma yaşamış ve yollarını ayırmış çerkes ethem mi? kaldı ki atatürk hep korumuştur. atatürk kurtuluş savaşındaki bir çok tanınmış komutanı da çok partili siyasi hayata geçerken mahkemeye vermiş sonradan asılmamalarına göz yummuştur.
asıl haini mi arıyorsunuz? bu ülke çok zengin merak etmeyin. toprakları o kadar kaliteli ki, üzerinde bol miktarda adam gibi adam da yetişir orospu çocuğu da yetişir. şüpheniz olmasın.
din kisvesi altında dini pazarlayanlarla atatürkçüyüm laik takılıyorum diye her türlü yoz akımı destekleyenler aynıdır. asıl hainler onlardır. atatürk şimdiki gençliği görse sikerek öldürürdü bu kadar kalitesiz bir gençlik yetişti... Derviş Mehmet neden konuşulmuyor? arınçın dedesi olur kendisi!
bu ülkedeki herkes türktür. ben bunu bir çerkes olarak söylüyorum. türkün türkten başka dostu olmadığı gibi türkün türkten başka kalite düşmanı da yoktur aynı zamanda bunu en çok yabancılar bilir...
Baba tarafımdan akrabalarımdan, atalarımdan. Valla. Gururluyum bu yüzden.
bilip bilmeden konuşmamak gerek uzun tutmayım ama kulaktan duyma bilgilerle ezbere kınuşmamak gerek..
resmi tarihle büyüyenler karga kovalayarak ömrünü tüketmeye mahkumdur
http://kargalar.sosyomat.com/etiket/ethem-bey
ethem bey diyelim arkadaslar dogrusu budur, her ne kadar ilgimden dolayi çerkez ethem etiketine ben de yapismis olsam da!
ethem bey hain değildi. siyasetin kurbanı oldu:
"Saf dışı edilmesine karar verilmiştir Ethem'in. Ve manevra İsmet Paşa'nın sorumluluğundadır. Ethem geç fark ettiği oyuna son anda müdahale ederek bir deneme yapar. Ama Paşa sadece asker değil siyasetçidir de... Ansızın maiyetiyle birlikte Eskişehir'e gelip doğruca yanına giren Ethem'i yatıştırmayı başarır. "Başını kaldırınca beni gördü. Bakışlarında hayret ve ürkeklik vardı. Ayağa kalktı, şaşırmıştı tereddüt geçirdi, sonra süratli adımlarla bana doğru geldi. Yüzündeki şaşkınlığı hemen tebessüme çevirmeyi başardı. İki eliyle ellerimi tuttu, daha sonra ellerini kollarıma doğru çıkardı ve o vaziyette konuşmaya başladı:
-Ne vakit teşrif buyuruldu? Elleriniz sıcak ve ateşli. Doktorunuz seyahatinize nasıl müsaade etti? Hastalığınızı hakikaten merak ediyordum. Şöyle buyurun.
Fakat Ethem kararlı görünür ilk başta..
-Samimiyetten eser kalmayan müşterek mesaimize son vermeye geldim. Niçin böyle yapılıyor, anlayamıyorum. Aleyhime gizli-açık birçok tedbirlere başvuruluyor. Rica ediyorum, eğer kendinize ait olmasını istediğiniz, fakat açıkça ifade edemediğiniz hususlar varsa bunları işte karşı karşıyayız, cesaretle söyleyin...
Arada itiraz eden İsmet Paşa'yı susturur Ethem, sözlerini sürdürür...
-Ben sizinle açık ve ciddi konuşuyorum ve böyle olmanızı rica ederek açık ve samimi cevap bekliyorum...
Söz İsmet Paşa'dadır artık...
-Allah fesatçıların cezasını versin Ethem beyefendi... İtimad ediniz ki ben sizin gibi arkadaşlarımın mevcudiyetine güvenerek Garp Cephesi Kumandanlığı'nı aldım... Ordu içinde menfi propaganda yapanları teker teker araştıracağım ve cezalandıracağım. Ben bu hizmeti beraberce yürüteceğimize samimiyetle inanıyorum. Sizin de aynı hisde olduğunuzu çok iyi biliyorum."
Böylece teskin olur ve endişelerden büsbütün kurtulmasa da içi ferahlamış olarak Eskişehir'den ayrılır Ethem.
Ama İsmet Paşa'nın gözünde 'hükümlüdür' artık... BMM ordularıyla Yunan kuvvetleri arasında sıkıştırılır Ethem. Mebusların arabuluculuk çabaları yetmez durumu kurtarmaya. Ve 'hayatının hatasını' yapar Ethem, BMM'ye telgraf çeker. O ana kadar kendisinden yana olan milletvekilleri dahil herkes tehdit olarak algılar orada söylediklerini ve Meclis'ten ilk defa istediği desteği bulur İsmet Paşa.
Ethem hatasını anlar ama iş işten geçmiştir. Partı Pehlivan'ı silahları ve askerleri Batı Cephesi kumandanlığına teslimle görevlendirir ve mukadder akıbetine doğru yola çıkmak için Uşak'taki Yunan kumandanlığına başvurur. Siyasi tarihimizin başkaları için de kullanılmış 'politik küfür'ünün yafta olarak onun boynuna da takılması gecikmez: Hain!
Elinin altında hayli maddi kaynak olmasına rağmen Yunanlılara teslim olma kararını verdiğinde cebindeki üç-beş kuruş dışında yanına bir şey almadı. Nitekim Atina'ya götürülüp tedavisine Almanya'da devam edilmesi kararı üzerine oradan ayrıldığında günlerce pekmeze ekmek banarak karnını doyurmaya çalıştığını da biliyoruz. Ethem'in gurbet günlerinde hayalini kurduğu gelişme Enver Paşa'nın muzaffer olmasıydı.
Onun şehit olduğu haberini aldığında bütün ümidini kaybettiğini söylemeye gerek yok. Almanya'dan Mısır'a oradan da Ürdün'e gidip yerleşti. Türkiye'de 150'likler listesindeydi. 1937'de diğerleriyle birlikte Ethem de affedildi ve ülkeye dönmesine izin verildi. Atatürk'ün ona para ve pasaport gönderttiği söylenir. Kardeşleri döndüler. Ama o ' Boynumda hain yaftasıyla mı, asla..' diyerek daveti reddetti:
"Ben milletime ve tarihe hain diye tanıtılmış, gıyabında idama mahkûm edilmiş bir adamım. Ama hakikatte ben, asgari bana böyle diyenler kadar vatanperverim. Ve Milli Mücadele'de hepsinden kıdemliyim. Ben hain olmaya icbar edildim, buna rağmen hain olmadım. Şimdi hakikatleri açıkça konuşabilecek miyiz? Hepimiz adil ve bitaraf hâkimler önüne çıkabilecek miyiz? Haydi bunlar oldu diyelim; ya zihinlere yerleştirilmiş menfur kanaatleri nasıl ıslah edeceğiz. Burada gurbette ölürüm, fakat hiç olmazsa günün birinde doğru tarihin hakikatları ele almasını ümit ederek gözIerimi kaparım."
Ethem 1948 Eylül'ünde Amman'da hayata gözlerini yumdu. Şeria Nehri'nin kenarında mütevazı bir törenle toprağa verildi.. "
Kaynak:
anlatabildiğimi umuyorum.
ethem bey'e "iade-i itibar"da bulunulması gerekmektedir!
ve bir soru: hasan tahsin, rauf orbay ve kurtuluş savaşında emektar olan diğer çerkesler niçin çerkes ünvanını alamadılar da hain yaftası yiyen ethem bey bu ünvanı aldı?
çerkes ethemle ilgili gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı hala onu vatan haini olarak görmek gerikafalılıktır. kendi anavatanları olmamasına rağmen çerkeslerin bu ülke için canlarını ortaya koymaları vatan hainliği olarak mı görülmeli? tarihin gerçekleriyle tanışmak isteyen arkadaşların biraz araştırma yapmalarını tavsiye ediyorum. başlangıç için buraya bi göz atarsanız çok sevinirim..
link çerkez ethem<\a>
Yaşadığı ülkenin topraklarının işgal edilmesini en iyi daha önce toprakları işgal edilen, sürgüne zorlanan insanlar bilir. Çerkes ethem bu insanlardan geliyordu ve yurdunun düşman kuvvetlerince işgal edilmesinin ne demek olduğunu çok iyi biliyordu. Yeni vatanını Anadolu'ydu ve düşmanların işgallerine karşı vatanını korumak için can gücüyle mücadele etti. Tek derdi vatanın istiklaliydi.
Çerkes Ethem Bu amaç uğruna kurşun yarası almıştır. Ordunun terhis edileceğini öğrendiğinde(mondros mütakeresinde), 'asker silahını teslim edecekse bu vatanın teslimi değilde nedir' sorusunu sorar.Mücadele düşüncesini ortaya çıkarır.Bunun için savunma çeteleri kurar. Bu topraklar için Salihli cephesinde yunanlıları kim durdurmuştur? Irak ve İran cephelerine kim yetişmiştir?Çerkes Ethem bu topraklar için savaşmıştır. Bu topraklar için savaşan Ethem hain midir?Bu öfke, bu nefret tamamiyle bilgisizlikten gelmektedir.Çerkes Ethem kesinlikle öfke duyulacak birisi değildir. O da Türk topraklarının bütünlüğü için savaşmıştır.
bombacımülaim efendi senin dedeyide olay mahallinde werdiği aqni idam kararlarıylamı sallandırdı nerden geliyor bu düşmanlık
Cemal Kutay şöyle der ! Bakınız Çerkes Ethem belgeseli canlı kanlı kendi ağzı ile söyler.
" Ethem bey olmasaydı kurtuluş savaşı başından kaybedilebilirdi! "
Vatana faydasından başka zararı dokunmamış kişilerin anlaşılmaz zihniyetlerle suçlanması "özellikle inönü yüzünden" Ethem beye yapılan büyük bir saygısızlıktır.
M. Kemal Atatürk'ün söylediği sözü Cemal Kutay yeniden şöyle bizlere aktarır.
" Ethemlede ilgilenemedik, yazık oldu. "
Vatana hizmeti söz konusu olan insanların milliyetleri, kökenleri önemli değildir. Unutmayınız ki bugün bu ülkede nefes alıyorsak İstiklal müdacelesinde bugünün insanları için canlarını herşeye karşı siper etmiş kişiler sayesindedir. (Askerimizden, komutanlarımıza kadar.)
Çerkes Ethem Kurtuluş mücadelesindeki tek Çerkes değildir. Rauf Orbay, Sami bekir vs dahası Fezvi Çakmak mesela dahada bir çok isim sayabilirim Çerkes kökenlidir.
Bugün Ethem beye inatla Çerkes diyenler, diğer Çerkes kökenli insanların isimleri önünede Çerkes kelimesini eklemeyi bilmiyorlarsa bunda art niyet vardır ve bu art niyet ümit ediyorum ki aydınlık düşünceli kişiler tarafından ilerde yıkılacaktır.
Ethem bey'e hain diyenler bana söylesin bu kişinin devlete ne zararı olmuş bana bunu ispatlasın !
Berlin'den 5/kasım/1923
"şimdiye kadar aleyhimde her fırsattan bilistifade yazdıkları sütunlar dolusu gülünç ve hilafı hakikat neşriyatı çok gördüğüm ve okuduğum için böyle kendi garazkarane yazıları ile kendilerini tekzip ve rezil eden gazetelere gerçi ehemmiyet vermeyecek derecelere gelmiş isem de Tanin gibi tövbekar, riyadan beri müdafii hakikat olduğunu iddia eden bir gazetenin her ne sebebe mebni ise satırlar dolduran bu gibi hilafi varit neşriyatından memleket namına doğrusu ya; müteessir olmadım desem ben de yalancı ve riyakarlar sırasına geçmiş olurum. işte bu kanaatıma binaen yine kendilerinden hakikatperver bir gazeteci sıfatile; şahsıma ait; son bu neşriyatlarının tekzibini temenni ederek, hakikatı bildirdiğim halde; şimdiye kadar her nedense buna dair bir neşriyatlarına tesadüf edemedim. memleketin mukadderatile mühim surette alakadar ve hakikati efkari umumiyye teykin vazifeyi vicdaniyesiyle muazzaf muharrir beyefendiler! bütün beni beşer ve heyetlerden sadır olduğu gibi; belki; bende hatadan salim bulunduğumu iddia etmemekle beraber; memleketim hesabına şimdiye kadar resmi ve gayri resmi şahsıma isabet eden vazifeyi vtaniyemi ifa itmekte ve düşünmekte hiç bir an tereddüt bile göstermedim.bilhassa; mütarekei meş'umeden sonra mukadderat-ı memleketi bizzat milletin kendi eline almak ihtiyacı hissolunduğu andan itibaren insan kıtlığında ve en mühim müşkül bulunan devirlerde, hatta; bugün muncii memleket kabul edilen Mustafa Kemal Paşa'yı bile bu hususta nakabili inkar olan hizmetime medyunu şükran bırakacak derecede takat-ı beşerin fevkında denmeğe seza her türlü müşkülat ve mesuliyeti mudrik olarak; istinet edecek haktn gayri hiç bir kuvvet ve merci bulunmadığı halde sırf kanaatimden mütevellit bir kaç erbabı himmetle beraber sebkat eden icraatımla Kuva-yı Milliye'nin teessüsüne yardım edebilmek şerefine nail oldum. hali hazırda ise; ol zamanlar bana temellük eden bazı muhteris gasp zavatın nankörcesine iftira ve şenaatine kurban edilmek istenilen bir vatanperverim.
buna rağmen; ilelebet alakadar bulunduğum memleketin tahlikeden uzaklaşmasile müteselli bulunuyorum. berveçhi maruz; alyhimdeki mürettep ve bazı gazetelerce de sevhi istihbarat neticesi olmak ihtimali varid-i hatır bulunan neşriyatın hiç bir hakikate temas etmediği gibi bundan evvel de ezcümle tasni ve işaa edildiği veçhile ne Anadolu'da, ne Trakya'da ve ne de Suriye'de hiç bir yerde ve hiç bir harici düşman ile teşriki mesai etmedim ve bu hilkatte yaratılmış bir insan da değilim. Tanin ve Hber gazetelerinin son yazdığı veçhile Suriye'ye de gitmedim. harekatım taaluk eder bu gibi dedikoduları sulhunda serbest ve adil, milletin hakiki mümessili olacak bir heyet huzurunda icab ederse vesaik ve hadisat iraesile ispat edeceğim. benim Kuva-yı Milliye'ye eğitim hizmetlerim de ihtirasımdan mütevellit değil; sırf vatana olan muhabbet ve merbutiyetimdendir. memleketin halası esaslerını tesis ve takviye arzuyu müfritkaranesile ihtiyar ettiğim meşak ve mezahimin tesirile giriftar bulunduğum hastalığımın tedavisi için; maksadı mahsuslarından mütelaşi; beni istirkap ve emniyeti suistimal eden ve bir kaç kahramanın suiniyet ve tertibatile ve buna munzam olan hastalığımın da müessir yardımları ile kasten düşürüldüğüm vaziyetten ilk fırsatta uzaklaşmak suretile bie seneyi mütecaviz zamandır, Avrupa'da tahtı tedevide bulunuyorum. bu tesdiatıma vesile olan şahsiyetimden bahis Tanin'in makalesini de tariyi neşrinden bir kaç gün sonra nekahat devresini geçirdiğim Viyana'ya bir saat mesafede Baden nam kasabada okumuştum. memleketimin mukadderatına vatanperver bir fert sıfatile bigane de kalacak değilim. şayet mecnunane harekatta ısrar etmezlerse vetanın vaziyeti siyasiyesi de lehülhamd müsait bir şekle girmiştir. eğer; icap ederde bu hususta icraat ve filiyata geçecek olur isem böyle bir teşebbüsü vataniyemi de matbuat ile efkarı umumiyeye ilan edilmek üzere bildireceğimi va'd eyler; hakikate hizmetten başka bir şey olmayan iş bu mektubumun muhterem ceridenizin bir köşesine dercini rica ederim."
Sabık Kuva-yı Milliye Anadolu
Umum Kuvayi Tedbiye Kumadanı Ethem
yanlışın büyüğünü yapıp atatürk'e hareket çekmeye çalışan adamdır.halbuki Mustafa Kemal'le iyi geçinseydi,milli mücadele'de İnönü'nün yerini alabilirdi...
çerkes ethem'in etkin olduğu dönem, işgale karşı direnişin çetelerle yapıldığı, düzenli ordunun dağınık ve yetersiz olduğu bir dönemdir. düzenli ordu kurulunca, katılmayı reddetmesi ve ankara'da politika belirlemeye çalışması sonunu getirmiştir.
çerkes ethem'i incelerken, ağabeylerini dışarda tutamayız. abileri harbiye'yi bitirmiştir. ethem ise babası tarafından, aile ocağına bakması için okutulmamıştı. tam bilmemekle birlikte abileri ile arasında epey yaş farkı var. harbiyeli ya da subay üniformalarıyla gördüğü abilerine özenen ethem, evden kaçarak küçük zabit mektebi'ne (astsubay hazırlama) kaydolur. okul biter savaşın içinde bulur kendisini. düzenli orduların yenildiği, resneli niyazi, enver (paşa) bey'lerin dağlarda çeteci kovaladığı bir dönemdir. sonra bu kişiler dağa çıkıp meşrutiyeti ilan ettirirler. yani demem o ki, ethem neredeyse hemen hiç düzenli ordu üyesi olmamış, aksine çetelerin iş bitirdiği bir ortamda görev yapmıştı.
kültürel açıdan da kendisini geliştirmiş birisi değildi. bunun da etkisi ile, çevresinin -özellikle abilerinin- etkisinde kalarak başarılarının kendisini en tepeye taşıyacağını düşünmüştü. ama devir en güçlünün değil, en akıllının lider olmasına uygundu, ve iyi ki de öyle olmuş.
Ethemin hiyaneti Türkiye veya Türklere karşı değil kendi milletinedir.Hilafet ve Osmanlı yanlısı Çerkes ileri gelenlerini Düzce ve çevresinde ipte sallandırmıştır.Ama bugün Türkiye'de rahat rahat yaşayan hiçkimse, hiçbir tarih bilgisi olmadan karacahilane bir şekilde Ethemi vatan hainliği ile suçlamasın.Çünkü o yaşadığı dönemin en büyük askeri dehası, Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'nün de çok saygı duyduğu bir isimdi.Misyonunu tamamladı ve liderlik savaşını mecliste değil de cephede söz sahibi olması nedeni ile kaybetti.Kendisi affedildiği halde "Bir hainin affedilmesi olayını kabul edip ülkeme dönmektense bana atılan iftirayı kabul etmeden ülkemden uzakta ölürüm daha iyi.Birgün tarih gerçekleri yazacaktır deyip sefalet içinde ölmüştür.Belki de olması gereken de buydu.Çünkü Mustafa Kemal Atatürk bir siyasi dehaydı ve iç isyanların bastırılmasından sonra sahneye o çıktı.Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye için yaptığı şeyler asla hafife alınmamalı.Tam bir devrim yaptı ama
şahsi düşüncem eğer Ethem kazanmış olsa idi bu gün duvarlarımızda onun resimleri asılı olurdu.
Ama birşeyler yazarken lütfen bildiğiniz ya da gerçeğe yakın olduğunu hissettiğiniz şeyleri yazın.
Sevgiler.