İyi okur önce tommiks okur
Çeyrek altın. çeyrek resim. Çeyrek kitap.
Bu da ne böyle ? çeyrek altın çeyrek resim çeyrek kitap diyorsunuz. Sabır…
Okuma maceram da en önemli duraklardan -devamlı durulan durak olur mu?- çizgi romanlar… Bizim çocukluğumuz da çizgi roman okumak, futbolcu olmak gibi; küçümsenen, hor görülen, hatta zararlı sayılan bir eylemdi. Nedeni söylenmeksizin hatta söyleyen tarafından bilinmeksizin zararsız sayılırdı. Kötü adamlar, hayta çocuklar okurdu çizgi romanı. Sema yengem okurdu bir de , en kafa barıştırdığım yengem oluvermişti çizgi romanlar sayesinde. Yengem çeyizinden çok çizgi romanı olan kadındı…
Ben ne bulsam okuyordum ama çizgi romanı bulmak için uğraşıyordum da. Çocukluğum Adapazarı’nda geçti. 80’li yılların ortalarında Adapazarı’nda çizgi roman piyasası –ona ne kadar piyasa denilebilirse- Ermanların Saray Sineması’nın önünde dönüyordu. Ben ilk zamanlar amcaoğlu Semihle gidiyordum çizgi roman almaya. Tüm hafta yetecek kadar çizgi roman, önce takas ediliyor sonra kaldıysa paramız yeni birkaç tane daha ekliyorduk küçük koleksiyonumuza. Cuma günleri kurulurdu diye aklımda kalmış, o mini müzayede, daha doğrusu mübadele ortamı. Bizim haricimizde yaşını başını almış büyükler de vardı ortamda, hele bir ikisi neredeyse “guru” idi. Gurular, Teksas, Tommiksin ilk sayısını görmüş, okumuş çizgi roman alemindeki hiyerarşide en tepedeki rahiplerdi. Bu ağabeyler aman ne abisi , gurular’ a saygıyla yaklaşır : “Abi, Teksas’ın ilk bölümünde Çelik Bilek , Rodiyle nasıl karşılaştı nasıl tanıştı, İngilizlerle kaç yıldır savaşıyor…” gibi sorular sorardık. Ama guruların da hakkını yiyemem üstlerine düşen rolü o kadar güzel oynarlardı ki, kendine soru sorulduğu zaman önce gırtlağını temizler, uzaklara bakarak derin gözlerle: “ Bak evlat, Rodi’nin babası rahmetli olunca…” der, yazardı bir güzel.
Sadece Saray Sineması önü değildi çizgi roman edinme yerimiz. Merkez Orta Okulu’nun önündeki o açık saçık dergi, beyaz dizi, cep kitapları satan dükkan aslında içinde en çok çizgi romanı barındıran yerdi. Evet çok çizgi roman vardı o dükkan da ama içeri girmek mümkün değildi. Dükkan sahibi nemrut tabiatlı bir adam. Önce sorar, paran var mı diye, çıkarır gösterirsin parayı. Ama görmek ne mümkün alacağın şeyi, şunu istiyorum dersin içeri girer bakar bulur getirir sana. Al der verir parayı alır ve hemen sepetler seni oradan. Epeyce pahalıya aldığın çizgi romanınla birlikte yollanırsın eve doğru. Yolda Semihle adama bir sürü laf savururuz kötüsünden…Kötü laflarımız sadece adamla kalmaz şehirle de çatışırız. “Ah ulan İstanbul’da olsak keşke, orada çizgi romanlar çok ucuz, bak adam ne dedi bugün çuvalla atıyorlarmış yer yokmuş koyacak.”
“Çizgi romanla işim olmayacak büyüyünce “ derdim . Kendi kendime söz vermiştim. Lise de kimya bütünlemesine hazırlanırken kitabın içine Teksas koymuştum, kimya çalışır gibi yapıp annem görmeden çizgi roman okuyordum. Kitap birden elimden kayıpta yere düşünce bir rezalet yaşanmıştı. Utanmıştım en azından. Yıllar geçti aradan İstanbul, kitaplar. Kitap piyasasına girmem, ciddi kitaplarla uğraşmam sırasında da çizgi romanların peşini bırakmadım. Ama yıllar onları da moda yaptı, bazılarını demode yapsa da onlar daha bir saygınlık kazandılar. Çizgi roman koleksiyonerleri çıktı ortaya. Ünlü artis Nicholas Cage bile çizgi roman tutkunlarından mesela. Hatta karısından boşanmak için milyon dolarlık koleksiyonu satmak zorunda kaldı. Bazı yayınevleri çizgi roman araştırmaları yayımlıyor, Levent Cantek , Haşim Öz gibi ciddi adamlar var çizgi roman hakkında yazı yazan, yayıncılık yapan. Para eden de bir şey çizgiroman. Küçük altın gibi istediğinde bozdur bozdur harca. Billy Kidd’in bir sayısı Türkiye gibi yerde 500 ytl nin üstünde satılabiliyor. Bugün gelişen, ilerleyen görsel iletişim araçlarının tüm kıstırmalarına rağmen bir avuç kolleksiyoner, çizgiromansever, yayıncı sayesinde hala var çizgi romanlar. Onlar ÇR diyorlar çizgi romana. ÇR aleminin büyüklerinden Aral koleksiyon sahibi Murat’a sordum bir gün çocukluğumuzda ki o efsaneyi “çuvallarla atılıyormuydu “çr ler diye, güldü “yok öyle bir şey, hiçbir zamanda olmadı” dedi.
Ne üniversite ne hayat ne işler hiçbirşey beni çizgi romanlardan vazgeçiremedi. Kabul, yobaz ve gericiyim çizgi romanda. Bırakın Marvel Comics’in fantastik kahramanlarını, Atlantis gibi içinde bir çok entelektüel mevzuun olduğu, “entellerin” baş tacı Martın Mystere bile okumam. Hala varsa yoksa Teksas, Tommiks. Hala en yakın dostlarım Bilek, Doktor Salloso, Konyakçı, Prof. Oklitus. Kahraman, fedakar, sadık, cesur dostlarım…
SEZGİN ÇEVİK YENİ ADA GAZETESİ