ben henüz çocukken, yan sırada oturan annesi güzel sümüklü oğlanı dövüp yola getirmemişken, öğretmenimiz annesi güzel olan çocukları daha bir seven teyze, kitap okuyacaksınız demişti. ama bizim kasabamız kırtasiyesinde otuz tane pamuk prenses veyahut ise kül kedisi kitabı olmadığından mütevellid, bana kala kala kimsenin sümüğünü atmadığı, hayır annesi güzel sümüklü oğlan atmaz biriktirirdi ağzına doğru, çizmeli kedi kaldı. çok ağlamışımdır geçmiş gün hatırlamak istememem çok da doğal. o gün bu gündür pamuk prenses, kül kedisi hikayelerini de sevmem, kendilerini de. yıllar geçti ki ne çizme sevgim azaldı ne kedi. ama her çizme giyen kedi olamıyor. ömür böyle geldi geçti he hey. bkz: aklımdayken bu etiketi kendime yapıştırayım (peki benim annem çirkin miydi?)