1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ödp ile ilgiliyim diyenler

toplam 36 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


ödp hakkında ödp

~67 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    tüm ÖDP li devrim cileri 2 temmuzda sivasa devrimci dayanışmaya çağırıyoruz

    deniz68   17 Haziran 2008 18:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 


    TAKSİM'İN HAK ETTİĞİ PAZARLIK VE ÖZNEL HESAPLARLA MALUL 1 MAYIS DEĞİLDİR

    Bugün umudun zayıf düşmüş olmasının akla gelen öncelikli nedeni, umudu büyütmeyi ve düşlerin gerçek kılınmasını kendine görev edinmiş ve bunu bir programla ifade etmiş olması gereken yol gösterici güçlerin bizzat kendisinin umutsuzlukla malul bir duruşu aşamamış olmasıdır.

    Devrimci yapılardan sendikalara, derneklerden odalara kadar halkın güç ve olanaklarının sokağa örgütlü biçimde çıkmasına basamak oluşturması veya öncülük etmesi gereken hemen her oluşumda, içsel sorunlarla boğulma ya da başarıya inançsızlığın koşulladığı uzlaşmaya yatkınlık durumu gözleniyor.

    Sistem, tarihinin hiçbir döneminde rastlanmamış boyut ve çeşitlilikteki saldırılarına, devrimci-demokrat güçlerin olanaklarını içerden ele geçirmeyi de eklemiş, düne kadar devrimci yapıların doğal tabanı sayılan toplumsal kesimleri hızla yedeklemenin yöntem ve araçlarını geliştirmiştir.

    AKP'nin tüm çabalarına, satın alma ya da yanıltma manevralarına karşın ona yedeklenmeyen ve itiraz eğilimiyle sokağa çıkma potansiyeli taşıyan kesimler, devrimci yapıların ne güncel ne de uzun vadeli sorunlara çözüm önermemesi, sınırlı olan gücünü içsel rekabetle ya da öznel sorunlarla tüketmesi sebebiyle, Cumhuriyet mitinglerine yedeklenmiş, sistem karşıtlığı AKP karşıtlığıyla ikame edilmiştir. Sınıf mücadelesinin yerini bir çeşit renksizlik almış, uzun vadeli projeler günübirlik hesaplara kurban edilmiştir.

    İşte bu koşullarda 1 Mayıs sürecine giren devrimciler, 1 Mayıs'ı halkla aralarında oluşan ve giderek büyüyen açıyı kapatmak ve gerçekleri açıklamak için bir fırsat olarak değerlendirmelidir. Bunun da yolu, dar sayıda insanla bir çeşit korsan gösteri biçiminde, daha çok da devrimci yapıların gereksinimi olan eylem biçimini değil, giderek devrimcilerden uzaklaşan kitlelerle aynı zeminde katılıma olanak veren bir eylemi tercih etmekten geçiyor.

    Bilinir ki koşullarüstü, her dönem ve her durum için geçerli bir eylem biçimi yoktur. Bunun belirlenmesinde, örgütlülük düzeyinden halkın ve mücadelenin gereksinimlerine kadar bir dizi öğe etkili olur. Bizlerin temennisi, 2008 1 Mayıs'ında izlenecek rotanın uzlaşma ve işbirlikçilikle malul sendika bürokratlarının öznel tercihlerine (ve hatta oyunlarına) alet olmadan belirlenmesidir.

    Dikkat edilirse, son yıllarda devrimci niyetlerle öznelliğin içi içe geçmesine ve 1 Mayıs'ın zayıf düşürülmesine sebep olan gelişmelerin bu yıl kapsama alanı daha da büyümüş gibi görünüyor.

    Geçen yıl 1 Mayıs öncesinde de sonrasında da yaptığımız açıklamalarda konfederasyon başkanlarının tutumunu samimi bulmadığımızı ve 1 Mayıs'ın birtakım hesaplara kurban edilmekte olduğunu anlatmaya çalıştık. Bu yıl kaygımız daha da büyümüş durumda. Çünkü sendika bürokrasisi ile iktidar ilişkisi giderek daha güçlü bağlarla kendini ifade etmeye başladı.

    14 Mart'ta iş bırakarak sokağa dökülen emekçilerin sergilediği kararlı görüntü sonrasında Çalışma Bakanı'nın konfederasyon başkanlarıyla toplantı yapıp basının karşısına "büyük oranda anlaştık" demek için çıktığı andaki fotoğrafı bir kez daha hafızamızda canlandıralım. Bakan önde, sendika başkanları arkada eller önde kavuşturulmuş halde uzlaşmanın resmi çizildi. Takip eden günlerde "aslında anlaşmamıştık" denmiş olsa da niyet SSGSS'ye dair giderek düşürülen eylem çizgisinde okunur oldu. Son olarak Salı günü meclisin önünde toplanma kararının iptali, aynı eylemsizlik halinin dışavurumuydu.

    Sanıldığının aksine gelişmeler iktidarın güç ve olanaklarını gözümüzde büyütmüyor, ancak hepimizin gözü önünde yaşanan gelişmeleri de yok sayamayız. Sendikal tabandaki güce rağmen AKP'nin Türk-İş kongresinde Kumlu'yu seçtirmesi, hangi imkanlar eşliğinde olduysa, bugün de bu ve benzeri imkanlar eşliğinde sendikaların iktidar tercihi dahilinde yönlendiriliyor olması pekala mümkündür. Aynı olanakların boyutunun anlaşılması için objektifi bir başka olgu üzerinde tutalım.

    Bugünlerde Zaman Gazetesi "Farklı renkten kalemler Zaman'da" diye reklam yapıyor. O reklamda olduğu gibi renkler arasındaki farkı yok eden ve kalemlerin içine sistem mürekkebi doldurtan olanaklarla Hak-İş'ten KESK'e kadar sendika başkanlarını hizaya sokan olanaklar aynı nitelikte olanaklardır. Bunlar aşılmaz veya baş edilmez değildir. Ancak bilinir ki bir hastalıkla baş edebilmenin zorunlu koşulu hastalığın varlığının kabulüdür.

    Ne yazık ki bugün devrimci yapıların pek çoğu bırakalım bu hastalığın varlığını, konfederasyon başkanlarının Taksim talebinin ardındaki sahteliği dahi kabule yanaşmamakta; iktidarla pazarlıklar eşliğinde gerçekleşen kayıplar arasında kendine "zafer sebepleri" aramaktadır.

    Görünen o ki sistem bundan sonra şiddetin yanında satın alma ve manipülasyon araçlarını da giderek daha fazla kullanacak, bu alanda gelişen olanaklarını sınıflar mücadelesinin içeriğinin boşaltılmasında daha yoğun biçimde işlevlendirecektir.

    Bu koşullarda algı ve analiz gücünü sürekli uyanık tutmak ve halka gerçekleri açıklama konusunda güven tazelemek devrimcilerin öncelikli görevi olmalıdır.

    Konfederasyon başkanları, Meclis'ten geçişini seyrettikleri GSS'yi Taksim'e taşımaktan ve o gün orada "beşyüzbin kişi beşyüzbin karanfille" olmaktan söz ediyor. Emekçilerin hakları gaspedilirken onları yalnız bırakan sendikal önderliğin bu "günah"ını Taksim söylemiyle gölgelemeye çalıştığı açıktır. O gün Taksim'e girilse de bu kanaatimiz değişmeyecektir. Kaldı ki Valilik saldırı araçlarını büyüterek hazırlık yaparken ortada hiçbir sorun yokmuş gibi hareket etmek de başlı başına sorunlu bir duruşa işarettir. Ciddiyetin bu denli zayıf düşürüldüğü bir ortamda devrimcilere bu sahteliğin peşine takılmak değil, sahiplerinin yüzünü açığa çıkarmak yakışık düşerdi. Ne var ki bugüne dek yansıyan tutum ve açıklamalar, devrimci yapıların demiri tersine bükmekten uzak bir duruş içinde olduğunu gösteriyor.

    Bu koşullarda bizler, son dakika sürprizi yapmaya eğilimli sendikal önderliğin yönlendirmelerini değil gerçekliği dikkate alarak her halükarda 1 Mayıs sabahı Taksim'de olacağız. Zayıf bir olasılık olarak görsek de, koşulların normal gelişmesi halinde, diğer devrimci yapılarla beraber Şişli güzergahını tercih edeceğiz. Valiliğin geçen yıla benzer bir tutum takınması durumunda ise, fiili ve meşru alternatiflerimiz saklı olacaktır.

    28 NİSAN 2008
    DEVRİMCİ HAREKET

    Hesap sorucu   30 Nisan 2008 18:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Yıllar önce ödlekler dönekler partisi diye dalga geçiyolardı. Niye acaba?

    darth skywalker   26 Mart 2008 18:36   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ufuk uras sayesinde sevdim ne olduklarını öğrendim...

    meleqq   26 Mart 2008 18:08   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    OKUYAN BİR İŞÇİNİN SORULARI

    Yedi Kapılı Teb şehrini kim kurdu?
    Kitaplarda kralların adı yazılı.
    Krallar mı sürükledi kaya parçalarını?
    Ya kaç kez yıkılan Babil -
    Kim yaptı onu boyuna yeni baştan? Hangi evlerinde
    Altın pırıltılı Lima'nın otururdu yapı işçileri?
    Nereye gittiler Çin Duvarı bittiği gece
    Duvarcılar? Ulu Roma'da
    Geçilmez zafer anıtından. Kim dikti bunları? Kimleri yenerek
    Zaferler kazandı Sezarlar? Üstüne türküler yakılmış Bizans'ta
    Yalnız saraylar mı vardı oturacak? Masal ülkesi
    Atlantis'te bile
    Haykırarak gece yarısı, deniz herşeyi yutarken,
    Kölelerine seslendi boğulanlar.

    Genç İskender Hindistan'ı aldı.
    Bir başına mı?
    Sezar Galyalıları yendi.
    Hiç olmadı bir ahçı da mı yoktu yanında?
    İspanyalı Philip ağladı, filosu
    Battığında. Başka ağlayan olmadı mı?
    II. Frederik Yedi Yıl Savaşı'nı kazandı. Kim
    Kazandı ondan başka?

    Her sayfada bir zafer.
    Zafer yemeğini kim pişirdi?
    Her on yılda bir büyük adam.
    Masrafları kim yüklendi?

    Bunca olay
    Bunca soru.

    (brecht sanki bugüne yazmış değil mi dostlar?)

    de seguida   19 Mart 2008 16:35   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    devrimci var mı ki Atatürk'ten öte.........

    swattt   19 Mart 2008 00:46   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    işinize bakın....

    delimanyak   18 Mart 2008 04:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yiyin birbirinizi. bölücüler sizi

    444   16 Kasım 2007 20:55   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    @cerevs

    hakaret etmenin parayla olmadığı bir sitedir burası. ben hakaret etmedim diyen zihniyet hala gibi cümleler ve bu cümleleri oluşturan hakaretleri içeren yazılar yazmakta. ben senin neyine güveneyim de senin dediğine inanayım. bizim oralarda bir laf vardır ki bu da bir atasözüdür sen istediğin kadar topluluklarda (gruplarda) onlar beni attı, ben hakaret etmedim desen de benim sana tek diyeceğim şey olurdu. ki atılman konusunda site yönetiminin ve grup yönetiminin yanlış karar verdiğini düşündüğüm halde. tek diyebileceğim içleri dolu, hepsi kendi cümlen olan, içeriği olan bir şeyler yazmandır. sen kendi savunmanı yapacak yerde hala hakaretlerine ve uslubuna devam etmektesin. e sana artık bişi denmez, denir.

    harmanimm   16 Kasım 2007 20:53   aferim     (4 puan)  |   Yk 

    sonuç:
    asıl kavganın "en büyük devrimci benim" diyenlerin kavgası olması

    sellcukk   16 Kasım 2007 18:44   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    eski arkadaşlarım bu partide ama ben çok değiştim.

    eskisolcu   01 Kasım 2007 01:19   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    güneş yeniden doğuyor bu toraklara..

    reload   11 Ekim 2007 13:55   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    [[http://ozgurluk-icin-dayanisma.sosyomat.com/]]

    haric   09 Ekim 2007 15:29   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    tek diyebileceğim keşkedir. keşke tek gelenekle kurulsaydı... içine farklı gelenekleri almasaydı... yıllardır anlaşamadığı bir gelenekle aynı oluşum içinde bulunması bile yanlıştı... tek eleitirebileceğim noktası da "arkadaş biz devrimci yol partisiyiz... bunu kabul eden gelsin, kabul etmeyen gelmesin" demeliydi. bunu demedi... gelenekleri birleştirmeye çalıştı... iki karpuz fazla geldi diyelim... ama ödp ne olursa olsun gzüzel partidir... gerçi devrimle aşkı biraz fazla içiçe soktular ama neyse...

    harmanimm   30 Ağustos 2007 02:13   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    yanılıyosun...

    tantanaci   30 Ağustos 2007 01:16   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bu bitti yenisini getirin.

    marcossalive   30 Ağustos 2007 01:12   aferim     (4 puan)  |   Yk 

    ulan adam hala örgüt mörgüt diyo..evet mörgüt daha güzel oldun..sizin örgütlüğünüz kalmamış..olsanız olsanız mörgüt olabilirsiniz...evet sandalya burda sandalya fırlattılar demek ki sandalye de fırlatmışlar yakışır tosuncuklara..eski bir kurtuluşçuyum doğrudur..çok rahatsız etti seni bu di mi..ama rahat ol korkulacak bişe yok..eski kurtuluşçuyum ben..ortak karar almakla kitle partisini olduğunu söylemek zorla alınmış kararları diğer geleneklere aldırtmak aynı şey değil...siz vitrine oynadınız camlar kırıldı...gördük ki camlar leş gibiymiş...mekanın içi boşmuş..

    tantanaci   30 Ağustos 2007 00:21   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    artvin hopa türkiye de sosyalistlerin kazandığı tek yerleşim birimi ödp nin adayı seçilmişti yerel seçimlerde

    albus   30 Ağustos 2007 00:20   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    sinire gerek yok. sakin sakin tartışabiliyorum ben. çok klişe oluyor böyle. sizin abiler zamanında da böyleydi. hemen küfüre başlarlardı. neyse.
    birincisi sandalya değil, sandalye. ikincisi sen galiba eski kurtuluşçusun. üçüncüsü örgütleri okul kulüplerinden ya da arkadaş topluluklarından ayıran şey ortak kararlar alıp, ortak olarak bu kararları hayatın içinde örgütlemektir. bu kararlar yerine kendi örgütüne karşı çalışma yapan, oyunu başka partilere vereceğini söylemekten imtina etmeyen, örgüt hukuğu yerine kendi keyfi hukuğunu yerleştirmeye çalışan en hafif deyimle kötü niyetli unsurların örgüte zarar vermesini engellemek için bir takım caydırma yöntemleri izlenebilir. buna örgütçülük denir. bu durumda mağduriyet edebiyatına sığınanların sorunu onların tahrik gücünde aranmalıdır. uzun etmeye gerek yok. pis kan akıtılalı yıllar oluyor. kalenin bedenleri, koy verdik gidenleri...

    marcossalive   30 Ağustos 2007 00:11   aferim     (7 puan)  |   Yk 

    bana batan giren çıkan yok..karın ağrısı olan sizlersiniz..o mermerleşmiş kafanız..bir sofudan farkınız kalmamış..revizyonist söylemler savurup bir taraftan da devrimci olduğunu iddia eden tuhaf topluluk...bir arada yaşalım derken içlerindeki farklı geleneklere sandalya fırlatan bir acayip partimsi..oportünist zihniyetin hakim olduğu bir acayip bişe...

    tantanaci   29 Ağustos 2007 23:34   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :Zapata

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.