onlara acıma, onları sadece sev
Şimdi böyle bir cümleden yola çıkıp, konuyu nerede düğüm haline getireceğimi bu kez ben de merak ediyorum. Çünkü, etiket konusu olan cümle son derece hassas bir konuya değiniyor. Yakıştırma yapmak için verilen öküz kelimesi de bir tuhaf zaten. Bildiğimiz sıradan erkek cins büyükbaş bir hayvanken bu kadar yararlı olan bu mahlukat, insana sıfat olduğunda kadın-erkek ayırt etmeden sarfedilebiliyor. Sıfatın erkeği dişisi olmaz diye genelleme yapayım diyorum, şimdi hemen bir arkadaş gelir, muhalif olur diye yapmamaya karar veriyorum. (ama içimde kaldı biliniz)
Ani bir ruh değişimi yaşar ve saç kestirirsiniz. Belinize kadar inen saç bir anda yılbaşı hindisi (gulugiller) kıvamında tepenizde durur.Bu toynaklı şahıs hemen görüş bildirir:
- Amanın bu ne , iğrenç olmuş! (püfft)
Kara sevdaya tutulursunuz, (ah yazık kıyamam) gider insan bilir,arkadaş bilir söylersiniz. Gelsin cevabı:
- iyi de onun sevgilisi var ki? (ehiy)
Özenir uğraşır, nezih bir yimah yaparsınız. Es kaza yanınızdadır. Kendiyle alakası olmayan bu yemeğe şöyle bir bakıp yine nazik tespitini sunar:
- Yalnız bişey diyeyim mi? (söyle allahın cezası, eksik kalma söyle) Bunda bir gariplik var. Böyle sanki şey gibi..(snıf snıf) Bilemiyorum...
Aslında tüm bunları söylerken, lafları bitince o sesleri çıkarmasalar, yine bişey demeyip, sabrederim. Ama o kullandıkları özel sesler yok mu? Hah ben işte tam o kısımda deliriyorum.
Sorunca da, ya da yüzünüzün rengi değişince de " ne var ki, hep senin iyiliğin için...hem ben böyleyim, dürüstüm, hatta ileriye gittim realist oldum aniden" diye bir cevap alırsınız. Öküzü sevmem, realistten anlamam, ama densiz adamı yanınızdan uzak tutmakta fayda var derim. (Yani sorulsa da derim, sorulmasa da)