toplam 12 kişi bulundu. 12 adedi gösteriliyor.
| tuttum | mandrek |
| tuttum | kibar7234 |
| tuttum | erkalist |
| tuttum | vargvikernes |
| tuttum | nightfox |
| tuttum | erkan13tr |
| tuttum | beyazrenklerorg |
| tuttum | baburv |
| tuttum | yeralti tapiri |
| tuttum | pasha212 |
| tuttum | juiness |
| tuttum | webgraphic57 |
~19 ahkam var.
@juiness'in fotoğrafı dikkatimden kaçmadı bu arada,güselmiş :)
önce vatan dedik dedik heriflerde buna uydular ilk önce vatan satıyolar
insan kutsalmış pehpehpeeeeeeeeeeeeeeehhhh vay vay vaaaaaaaaaaaaaayyyy
vay gerzek vay vay şapşal vay vay beynsz etnik piç vayyyyy
sen git o zaman avrupaya gel usa ya ben insanım kutsalımm ama vatanım yok vatansızım size göstereck bi pasaportum da vizem de yokkk deyin de soluğu nrede alıyorsunuz bakn direk sınırdışı gerzekler...vatanın varsa sen de varsın yoksa yoksun...böle mallll gbi kırmızı başlıklı kızdn bile daha saf ve salakça düünceleri kim soktu o olmayan beyninize anlamıyrum
ayayayayayayya aaaayyyyyy kinslamer ve napalm beynszleriiiiiiiiiiiiiiii zaten NAPALM malına yazack bişey bulamıyorum bu MALLIK SINIRLARINI ZORLAYAN YORUMLARINA NE DENİR Kİ???
öfffffffffff ne iğrenc yaratklarsınız yaaaa bu kadar da tek düze papağn gbi aynı şeylri yazmktan zevk alan ve de aynı zamnda beynsz olan liboş ağabeylernnn dedklerini papağan gbi öten bi başka zümre var mı yaaaaaaa azıcık da kendinz olun kendi aklınızla bişeyler üretin savunun yaaaaa
avrupalı liboşlarn 100sene önce dediği şeyleri daha yeni keşfetmş gbi mal bulmuş mağribî gibi sayıklamaya devm etmek ne kadar aptalcadır ne kadar acıdır tanrımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm iğrenc yaratklardan bizleri koruuuuuuuuuu
bunların ağa babaları bile bu kadar salak değil yahuuuuuuu
am bunlar salaktan da daha salakçı maalesef
insana kutsallik atfetmek allaha sirk kosmaktir. tobe ediniz lutfen.
evet önce vatan zira vatan konserve ve sanayi ticaret anonim şirketi bu daralmadaki piyasada hem iyi üretim yaptı hemde istihdam oluşturdu türkiye için önemli ötv ve kdv oranları düşürülsün vatan rahat etsin piyasa da :D
Ve ant olsun ki,
hiçbir kurşun,
hiçbir çelik,
hiçbir toprak
ve hiçbir vatan... ;
daha kutsal değildir İNSANDAN !
büyük hali için
www.fileden.com/files/2009/6/7/2469546/161233685V.jpg
28 Ekim
AKTÜTÜN SALDIRISI VE ORDUYA HAVLAYANLARIN SALYASI -Nevzat GÜNDÜZ -www.millicozum.com- www.beyazrenkler.org
--------------------------------------------------------------------------------
AKTÜTÜN SALDIRISI VE ORDUYA HAVLAYANLARIN SALYASI
#post38137
2008 YAZILAR - KASIM2008 Yazar Nevzat GÜNDÜZ
PKK'nın siyasi faaliyetlerini Avrupa'da yürüttüğü açıkça bilinmesine rağmen, Haçlı Kulubüne girmek adına, terörle mücadeleyi engelleyen AB uyum yasalarını Meclisten geçiren AKP iktidarı niçin sorgulanmaz?
Irak'ı işgal ederek Kuzey Irak'ı PKK için yaşama, eğitim ve lojistik yardım alanı haline getiren ve bölgedeki tüm faaliyetlerini destekleyen, ABD, İsrail ve Barzani ve bunların en önemli müttefiki BOP (Büyük İsrail Projesi) eşbaşkanı olan işbirlikçi AKP iktidarı niçin sorgulanmaz?
PKK'nın resmi ve siyasi temsilcilerinin Mecliste olması ve Çankaya resepsiyonlarına katılması niçin sorgulanmaz?
Terörle mücadelenin başarısı için; mutlaka ekonomik, sosyal, siyasal ve toplumsal olarak mücadele etmesi gereken AKP iktidarının başarısızlığı gündeme dahi getirilmezken; Aktütüne yönelik hain saldırılar bahanesiyle, terörün sadece askeri güvenlik yönü tartışma konusu yapılarak, tüm gücüyle terörle mücadeleye devam eden ve bu konuda büyük başarı gösteren ordumuza saldıranların gerçek niyeti ve bozuk tiyniyeti niçin sorgulanmaz?
PKK'nın çok ciddi istihbarat kaynakları olmadan bu hain saldırıları yapamayacağı bilinmesine rağmen, Amerika'nın anlık istihbaratlarını, iddia edildiği gibi Türk Ordusuna mı, yoksa PKK'ya mı verdiği niçin sorgulanmaz?
PKK'ya silah temin eden Amerika ve İsrail, marazlı medyadaki satılık yazarlara astronomik paralar ve imkânlar sağlıyor. PKK silahla ordumuza saldırıyor, bu kiralık yazarlar ise satılık kalemleriyle kin kusup TSK'yı yıpratıyor. Bunlar niçin sorgulanmaz?
Şimdi Saman TV'sinden Star'ına, Zaman'ından Yeni Şafak'ına, Kanal D'sinden Kanal A'sına.. Sabah'ından Akşam'ına, yani sözde solcusu, sağcısı, İslamcısı.. Aynı merkezlerden talimat alan tüm marazlı medya, Recep T. Erdoğan - Aydın Doğan komedyasındaki horoz kavgasını bırakıp, hep bir ağızdan:
"Terörden tek kurtuluş çaresi, daha çok sivilleşmek ve demokratikleşmektir" demeye başladı.
Bunun açılımı:
•a) PKK'nın siyasi parti haline gelmesi sağlansın
•b) Kürtlere federatif ve demokratik haklar tanınsın
•c) Asker, AB standartları bahanesiyle, daha etkisiz ve yetkisiz bırakılsın... demektir.
Bütün bunların nihai amacı ve anlamı ise:
•1- Türkiye'yi AB'ye kabul edilecek ve Avrupa'nın eyaleti haline gelecek şartlar hazırlansın
•2- BOP'un önündeki bütün engeller kaldırılsın ve Anadolu Arz-ı Mev'udun bir vilayeti yapılsın... demektir.
Yoksa bu soysuzların hep bir ağızdan:
"Karakolun kiremitleri niye eskiymiş?
Niye önüne demir-beton korunaklar dikilmemiş?
Niye üst rütbeli subaylar ölmemiş?
Niye karakolların yerleri değişmemiş?
Niye Barzani ile daha sıkı ilişkiler geliştirilmemiş?
Gibi soruları ve saldırıları, Nasreddin Hoca'nın "Yahu, hırsızın hiç mi suçu yok!?" fıkrasını hatırlatmaktadır.
Bu sütü bozukların hiçbirisi, PKK'yı paravan olarak kullanan Amerika ve İsrail'i ağzına almamaktadır. İktidarı da, muhalefeti de...
Medyası da, bilgiçleri de, işin bu boyutunu sürekli ve özenle gözlerden saklamaktadır. Kimse sormuyor; şu Taraf denen tafralı gazeteye en gizli bilgi ve görüntüleri kimler sızdırmaktadır?
Son Çukurcada Mehmetçiğin pusuya düşürülmesiyle ilgili takibat haberini PKK'nın kulağına kimler fısıldamıştır?
Oysa, Türkiye'nin:
"Bundan böyle PKK görüntülü her saldırıyı, ABD ve İsrail'den bilecek ve ordumuza onlar hedef gösterilecektir!" dediği gün, terör bitecektir.
Bunun için de milli, haysiyetli ve yürekli bir yönetim gereklidir.
Türkiye'nin PKK sorunu, aslında Amerika sorunudur, Arz-ı Mev'ud sorunudur, kukla ve korkak iktidar sorunudur, ekonomik, siyasi ve kültürel kuşatılmışlık sorunudur...
Ey, Masonları, Siyonist odakları ve Amerika'yı gözlerden saklamak ve aklamak için PKK'yı Ergenekon'a, Ergenekon'u Gladyo'ya bağlayanlar, söyleyin bakalım Gladyo, NATO'nun her ülkedeki tabii teröristleri değil miydi? Bu ülkeyi NATO'ya sokmak aşkına, yüzlerce Mehmetçiği Kore'ye gönderip şehit ettiren Adnan Menderes değil miydi?
Adnan Menderes'e hala dua eden ve Onun hatırına yılarca Mason Demirel'e ve siyasi varislerine ibadet aşkıyla gönüllü hizmet veren kimlerdi?
Ve yine bazı solcu ve ulusalcıların sahiplenip kutsadıkları 27 Mayıs ihtilalinin elebaşları da, yine aynı Gladyo'nun Türkiye temsilcileri değil miydi?
PKK' Siyonist Amerika'nın eşkıyasıdır!
Aktütün olayının dış bağlantısını kavramadan iç yansımalarını da anlayamayız veya yanılmaktan kurtulamayız. Gölgelerle uğraşırız.
ABD derin devleti, önceden hazırladığı Büyük Ortadoğu Projesini uygulamaya koymak için büyük bir bahaneye ihtiyaç duyuyordu. O nedenle 11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kuleleri, derin bir kurgu ile vuruldu. Senaryo gereği, uygulamada taşeron örgütler kullanıldı.
Amaç, hazır olan BOP'un uygulamaya konulabilmesi için meşru bir sebep gösterebilmekti. Çünkü ABD'nin kalbi, "küresel teröristler tarafından vurulmuş" oluyordu. Aslında küresel terörist suçlamasının muhatabı İslam'dı. O nedenle Başkan Bush Amerika'nın mücadelesini "Haçlı seferi" olarak tanımlayacak kadar da açık konuştu.
Afganistan'la başlayıp Irak'la süren savaş, İran, Suriye ve diğer İslam ülkeleri ile devam edecekti. Pakistan ve Türkiye ise en sona bırakılacaktı. Diğerlerinin işi bittikten sonra sıra bu iki ülkenin halledilmesine gelecekti. Çünkü projenin ilk aşamalarında bu iki ülkenin desteğine ihtiyaç duyuyorlardı.
Evdeki hesap çarşıya uymadı.
Plan deşifre oldu.
İşler ters gitmeye, maliyet yükselmeye başladı. ABD, dünya hegemonyası için 32 ülkede güvenlik güçlerini konuşlandırmıştı. Bu güçlerin idamesi için her gün milyar Dolarları buralara akıtması gerekiyordu. Plan deşifre olduğu için projenin siyasi ayağı da askeri ayağı da yürümüyordu.
ABD'nin Dış İşleri Bakanı Rice, İsrail'de yaptığı bir konuşmada, açıkça ve herkesin gözünün içine bakarak "Artık yeni bir Ortadoğu'nun zamanı geldi" demekten çekinmeyecek kadar küstahlaşmıştı.
Bütün bu olup bitenler, on yıllardır gaflet uykusundaki İslam ülkelerini sarstı. Dünkü dostları(!) bu gün kendilerini hedefe koymuştu. Üstelik, bu İslam ülkelerinin servetlerinin büyük kısmı ABD ve Avrupa piyasalarında nemalanıyordu. İslam ülkelerinin ABD ve Batı ülkelerinde nemalanan milyar Dolarları şimdi BOP olup, bomba olup İslam ülkelerini kan gölüne çevirecek, iktidarları değiştirecekti.
İslam Dünyasında Türkiye merkezli milli bir karşı atak başlatıldı..
Uzun süren bir çalışmanın ardından, ABD'nin BOP'unu boşa çıkaracak ve Washinton'un başına bela olacak karşı stratejik planlar yapıldı. Ve düğmeye basıldı. İslam ülkelerinin yöneticileri ve sermayedarları, başta ABD olmak üzere Batıdaki sermayelerini çekmeye başladılar
ABD ve Avrupa'nın finans kuruluşlarının içleri boşalmaya başladı. 11 Eylül 2001 olaylarından bu yana ABD ve Avrupa piyasalarından çekilen İslam ülkelerine ait finansın 1.3 trilyon Doları geçtiği anlaşılıyor.
Şimdi ABD finans sektörü hızla çöküyor. İkiz kuleler ABD derin devletinin kurgusu olarak çökertilmişti. Ama şimdi ABD finans sektörü gerçekten çöküyor. Burada da bir kurgu var. Ama bu kurgu ABD'nin kurgusu değil.
Bu, bir savaş. Şimdiye kadar Washington çeşitli ülkelerde hava ve kara savaşları yapmıştı. Şimdi ise bir "Para Savaşı"nın muhatabı. Ama bu savaş, ABD'nin, BOP'u planlarken önceden tahmin ettiği bir savaş değil.
ABD hedefinde üç ülke vardı
ABD bu savaşta düşman hedef olarak özellikle Türkiye, İran ve Pakistan'ı görüyor. İçten ve dıştan çok uğraştı ama henüz İran'ı vuramadı. Washington, kendisine sırtını dönen eski adamı yeni düşmanı Pervez Müşerref'i indirerek intikam aldı. Ülkedeki siyasi müttefiki, sadık adamı Benazir Butto'yu suikastla katlettirerek yaptığı provokasyonla Pakistan'ı karıştırdı. Taliban ve El Kaide'yi bahane ederek, nükleer silaha sahip tek İslam ülkesi Pakistan'ı kontrol altına almak istiyor. Bir Pentagon yetkilisi Amerikan ordusunun Pakistan'daki kara operasyonlarına, ABD Başkanı Bush'un, İslamabad'ın onayını almadan gizlice onay verdiğini açıkladı. ABD bu ülkeye 9 bin civarında asker soktu. Geçen Eylül ayında ABD askerleri ile Pakistan Silahlı Kuvvetleri kısmi bir savaşa bile girdiler.
Bazı İslam ülkelerinden önemli devlet yetkilileri içine düştüğü durumdan Pakistan'ın nasıl kurtarılabileceğine dair bir toplantı yapıyorlardı. İçlerinde Pakistanlı yetkililer de vardı. Yer Marriott Otel'di. Ramazan'da, 20 Eylül akşamı iftar vakti, İslamabad'da Marriott Otel, patlayıcı yüklü kamyonla havaya uçuruldu. İftarda olan bu devlet adamlarından beşi o sırada dördü de daha sonra yani toplam dokuzu hayatını kaybetti. Yaralılar da var. ABD, Pakistan'a destek olmaya çalışanları böylece cezalandırdı ve gözdağı verdi.
Türkiye'ye ders verme çabası:
ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen, iki günlük bir ziyaret için 14-15 Eylül tarihlerinde Ankara'daydı. Genelkurmay Başkanı Başbuğ, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül'le görüştü. Mullen, öteden beri olduğu gibi Afganistan'da zorda olan işgalcilere destek için Türkiye'den yardım istedi. ABD'de gelecek ay yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde İran'ın vurulması için Ankara'dan yine yardım talep etti. Ankara'daki tüm muhatapları, bu her iki konuda da ABD'ye kapıları kapattı. Talepleri reddetti.
CIA ve Pentagon, Milli Türkiye'nin bu tavrını Washington'a karşı ilan edilmiş bir savaş olarak görüyor. Bundan da İran, Pakistan ve Türkiye'yi sorumlu tutuyor. Pakistan'ı karıştırdı. Hedefine ulaşmaya çalışıyor, İran'da fırsat kolluyor. Altınova olayları ve Aktütün baskını ile de hâlâ içinizdeyim ve istediğim zaman ülkenizi karıştırabilirim mesajı ile bize ders vermeye çalışıyor.
Altınova olaylarını ve Aktütün baskınını bir de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.48[1]
AB kriterleri, TESEV belgesi ve anarşi bağlantısı!
"Şu belgedeki sekiz cümleyi birlikte okuyalım.
Tayyip Erdoğan'ın Kürt meselesindeki "asimilasyona hayır, entegrasyona evet" politikası fiilen uygulanmalıdır. DTP milletvekilleri ve belediye başkanları, Kürt meselesine siyasi bir çözüm bulunması için çalışmalıdır.
Kürtçe kamu hizmetlerinde de kullanılmalı, yani resmi dil olmalıdır.
Türk Ordusu, K. Irak'ta orantısız güç kullanmamalıdır. 301. madde öncelikle ele alınmalı ve kaldırılmalıdır. Vakıflar Kanunu'nun çıkması olumludur. Gayrimüslimlerin mülkleri, üçüncü kişilere satılmış olanlar dahil, hepsi geri alınmalıdır.
Türkiye, Ermenistan ile sınırını açmalı ve iktisadı ambargo son bulmalıdır.
"Türk yetkililer Ergenekon hadisesinin üzerine kararlı bir şev kilde gitmeli. Bu şebekenin devlet içindeki bağlantıları tam anlamıyla gün yüzüne çıkarılmalı ve sorumluları adalete teslim edilip cezalandırılmalıdır.
Bu cümlelerin hangi belgeden alındığını unutanlara hatırlatalım.
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu Taslağı'nda yer alan bu cümleler, 13 Mart 2008 günlü Zaman Gazetesi'nde "sevinçli bir haber" olarak yayımlandı.
Bu günlerde AKP'nin AB Reformlarını yavaşlattığını söyleyenler, Avrupa Parlamentosu'nun bu taslaktaki tavsiye ve talimatlarına ilişkin gelişmeleri bir daha düşünmeli. Bu bapta 7. ve 8. cümleler bilhassa öğretici olacak.
Basında ilk kez yayınlanacağını söylediğim ikinci belge ise özel bir mektup. "Mektup" deyip geçmeyin. Okuyalım ve birlikte karar verelim. Özetleyerek aktarıyorum:
'Nesrinciğim, (lütfen print edip başkana göster)
Sevgili arkadaşlar, TESEV'in yeni mütevelli heyeti belirlendi. Vural Akışık, Erdal Aksoy, İshak Alaton, Ünal Aysal, Feyyaz Berker, Cem Boyner, Nuri Çolakoğlu-cnn'ci değil-yani Çolakoğlu Metalürji, Bülent Eczacıbaşı, Osman Kavala, Akın Öngör, Hüsnü Özyeğin, Can Paker, Ethem Sancak, Eser Tümen, Cüneyd Zapsu.
Bu haber şimdilik aramızda kalsın çünkü mevcut yönetim kurulu ve üyeler için sıkıntı olmamalı, karar yeni verildi ve uygulaması birkaç ayı alacaktır.
Yeni TESEV vizyon ve misyonunu Can önümüzdeki günlerde kaleme alacaktır. Ancak (TESEV) Türkiye'de demokratikleşme, açık-saydam idare, sivilleşme(!) sivil toplumun tüm Türkiye çapında örgütlenmesi için çaba gösterecek ve neticede siyasi rol oynayacak. Ayrıca 5 kişi daha, sivil toplum örgütlerinden temsilci alınması düşünülüyor. Sakatlar Derneği vs. vs.
TESEV, TC'de başka sivil toplum örgütlerinin projelerine yardımcı olacak. Buna mukabil geçen gün AB meselesinde olduğu gibi, bir anda hepsini mobilize edebilecek. İlk iki sene can başkan olacak. Mütevelli heyetinden isteyen birkaç kişi yönetime de girebilecek. Not: Osman kavala, Bülent Arınç'ın geçen gün güney doğu ile ilgili sözlerine bayılmış, İshak Alaton rte yi şahsen çok sevdiğini, kesinlikle güvensizlik duymadığını belirtiyor"
Bu "elektronik" mektubu (bilinen adıyla e-mail'i) "print eden nesrinciğim" başkan'ın sekreteri olsa gerek.
Bu başkanın adı mektupta yazılı değil. Ancak, mektubun sonuna "el yazısı" ile iki isim eklenmiş. Uğur Ziyal adı kolay okunuyor, ikinci isim net okunmuyor. "Dhak Atranis" gibi okunabiliyor.
Mektubun imlası bozuk. Metne sadık kalarak aktardım.
Bu mektup üzerine çeşitli yorumlar yapılabilir. Dikkat çekici bulduğum bazı noktaları belirtmeliyim:
Türkiye'de şeffaflık, demokrasi vb. nutuklar atan TESEV, bu mektuba bakılırsa aslında illegal bir örgüte benziyor. Vakıf senedine aykırı ve gizli toplantılarla yönetiliyor.
Asıl amaçlarını gizlediklerini de şu cümle ile itiraf ediyorlar:
"Yeni TESEV vizyon ve misyonunu Can Peker önümüzdeki günlerde kaleme alacaktır.
Ancak (TESEV) ... siyasi rol oynayacak." Bunun için, sivil toplum örgütlerini Avrupa Birliği fonları-Avro'ları ile "kontrol altına alıp" onları mobilize ederek "kullanmak" üzere planlar yapıyor. Gizli kararlar alıyor. Üstelik, "Sakatlar Derneği" gibi, toplumumuzun duyarlı olduğu alanlarda kurulan dernekleri de, bu faaliyetlerinde "maske" olarak kullanacaklarını da fütursuzca açıklıyorlar.
TESEV sitesinde yer alan 2004 ve 2006 raporlarına bakıldığında da, asıl faaliyetlerinin; Avrupa Parlamentosu kararlarını, ülke kamuoyuna kabul ettirmekten ibaret olduğu ortaya çıkıyor.
Türkiye Cumhuriyeti yerine de PKK'nın söylemini benimsiyor ve kullanılıyor. "TC" şeklinde yazılıyor!
Özetleyerek aktardığım bu mektup, TESEV hakkında soruşturma açılması için tek başına yeterli belge niteliğinde. TESEV, AB'nin Türkiye'deki beşinci kol faaliyetlerinin merkezini oluşturuyor.
Ve bu TESEV, kanunların ve bu "kanunları yapan TBMM'nin üzerinde bir güç gibi davranıyor. TESEV gücünü milli hukukumuzdan değil, Avrupa Birliğinden, Avrupa parlamentosundan alıyor. Bu tarihten tam iki yıl önce, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, TESEV'in silahlı kuvvetler aleyhindeki faaliyetlerinden yakınmıştı. TESEV adına rapor düzenleyen Polis akademisi öğretim üyelerinin adlarını da saymıştı. Peki, MİT'in ya da polisin, TESEV'in bu faaliyetleri hakkında, hükümete bir rapor verdiğini, savcıların bir soruşturma açtığını duydunuz mu?
Diyebilirsiniz ki; "Bu mektup, basında ilk kez yayınlanıyorsa, belki de savcılar bunu suç duyurusu olarak kabul edecek. .." Böyle diyorsanız fena halde yanılmış olursunuz.
Neden mi?
Bu mektup, Ergenekon soruşturması sırasında ortaya çıktı. Halen 22 numaralı klasörün 380 dizi numaralı sayfasında "Nesrinciğim ibaresi ile başlayan doküman" adı ile durmakta. Ve bu konumu ile, TESEV aleyhinde değil, Ergenekon davası sanıkları aleyhinde delil olarak mahkemeye sunulmuş bulunmakta.
Manzara ortada. Ergenekon soruşturmasını "demokratikleşme" yolunda çok önemli bir yargı faaliyeti olarak gören "demokrasi budalalarının sorumluluğu, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan AKP'den BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sorumluluğundan daha mı az? Kararı siz verin.49[2]
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, 2008 Dini Özgürlükleri Raporu: Dini özgürlük diye Ordu hedef alınıyor ve azınlıklar azdırılmaya çalışılıyor!
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "2008 Dini Özgürlük Raporu'nda, Türkiye'de Anayasa'daki bazı hükümler nedeniyle dini özgürlüklerin kısıtlandığı iddia ediliyor. Türban kararıyla dinsel hakların kısıtlandığının belirtildiği raporda Fener Rum Patriği "Ekümenik" olarak tanımlanıyor.
ABD'nin, 2008 Yılı Dini Özgürlükler Raporu yayınlandı.
Raporun Türkiye bölümünde, Anayasal hükümlerin dinsel hakları kısıtladığı belirtiliyor. Raporda "Devletin çekirdek kurumları olan Cumhurbaşkanlığı, Silahlı Kuvvetler, Yargı ve devlet bürokrasisi Cumhuriyet tarihi boyunca ülkedeki laik devletin koruyucusu rolünü oynadı ve bu kurumlar zaman zaman laiklik konusunda seçilmiş hükümetlerle de karşı karşıya geldi" deniliyor ve buna örnek olarak da, Mart 2008'de AKP'ye açılan kapatma davasını ve türban konusunda Anayasa Mahkemesinin aldığı kararı gösteriyor. Yani sözde Müslümanlara sahip çıkıyor görüntüsüyle, İslamiyet'i emperyalist amaçları için istismar ediyor.
Azınlık vakıfları temel konu
Raporun, "Dini Özgürlüklerin Durumu" başlıklı ikinci bölümü, önümüzdeki dönemde ABD'nin Türkiye'ye hangi konularda dayatmalar yapacağı konusunda ipuçları veriyor. Bu bölümün önemli bir kısmı azınlıklar ve azınlık vakıflarının yasal durumuna ayrılmış. Türkiye'de dernek kurmanın vakıf kurmaktan daha kolay olduğunu belirten rapora göre bu nedenle dini gruplar dernekleşmeyi tercih ediyor. Ancak yine rapora göre dini grupların gerçekten kendi haklarına sahip olmalarının tek yolu vakıf haline gelebilmeleri.
Raporda 2006'da Cumhurbaşkanı Sezer'in veto ettiği dini azınlıkların mülklerinin yönetimi konusundaki yasanın 2008 yılında düzeltilmiş olarak Meclis'e tekrar getirildiği de hatırlatılıyor.
Yeni çıkan bu yasada da, devlet tarafından kamulaştırılan azınlık vakıflarının mülklerinin, tekrar bu vakıflara verilmesinin söz konusu olmadığı belirtiliyor. Yine bu yasadan sonra 121 azınlık vakfının 1263 mülk edinme başvurusu yaptığı da rapora eklenmiş. Yani din özgürlüğü diye asıl azınlıklar kışkırtılıyor.
Fener Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu
Azınlıkların ibadet yeri açma ve var olanları açık tutmada bazı zorluklarla karşılaştıkları ileri sürülüyor.
Raporun son bölümünde ABD hükümetinin Türkiye'deki dini özgürlükler konusundaki politikalarına yer verilmiş. Buna göre ABD'nin Türkiye'deki Büyükelçisi, İstanbul ve Ankara'daki konsolosları hem Müslüman çoğunluk hem de diğer dini topluluklarla yakın ilişkiler kurmaktan hoşnutlar. Bunun yanında Büyükelçiliğin, Heybeliada Ruhban Okulu'nun tekrar açılması konusunda Hükümete taleplerini sunmaya devam ettiği vurgulanıyor. Yine Büyükelçi, dini özgürlükler konusunda Bakanlar Kurulu üyeleriyle özel görüşmeler yapmış.
Son bölümde Fener Rum Patriği "Ekümenik" olarak tanımlanıyor ve 2007 Eylül'ünde hem Fener Rum Patriği ile hem de hükümet yetkilileriyle İstanbul ve Ankara'da dini özgürlükler konusunda görüşüldüğü belirtiliyor. Benzer görüşmelerin diğer büyükelçilik ve konsolosluk görevlilerince de yapıldığının söylendiği raporda, bu görüşmelerde Müslüman olmayan grupların karşılaştıkları sorunlara ve İslam'ın ülkedeki rolüne değinildiği belirtiliyor.50[3]
"Türkiye'de siyaset uygulayıcıları, tam otuz yıldır süren dış destekli terörün saldırılarına karşı koyabilmek ve Türk varlığını bu tehdidin etki alanından uzak tutabilmek için ulusal kaynaklarını TSK'ne ayırmış, buna karşın mücadeledeki sorumluluklarını üstlenmediği ve terörden rant sağlama çabasıyla gerçeği göz ardı ettiği için, izlediği bu yol ile terörle mücadelede başarıya ulaşamamıştır.
Ulusal bir strateji belirleyemeyen ve terörü ranta çevirmek düşüncesinden vazgeçmeyen siyaset uygulayıcıları, "bu mücadelede hangi dinamikler ne şekil eyleme geçirilirse, Türkiye bu terör belasından kurtulabilir? şeklindeki bir soruya cevap verebilecek türden bilinmeyeni olmayan bir denklemi de kamuoyunun dikkatine şimdiye kadar sunamamıştır. Türkiye'de böylesi bir denklemin ilk kurgusu 12 Nisan 2007'de Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından yapılmıştır; "Unutulmamalıdır ki, terör çok boyutlu bir sorundur.
Terör, sadece silahlı mücadele sorunu değildir. Terörün, sadece askeri ve güvenlik boyutu yoktur. Ekonomik, sosyal, siyasal ve toplumsal boyutları vardır. Bu boyutların tümünde gerekenler yapılmazsa terörle mücadele başarılı olma şansı düşük olacaktır."
Terörle mücadelenin boyutlarını bugüne kadar görmezden gelen siyaset uygulayıcıları, Orgeneral Büyükanıt'ın bir "ölçü değeri" olarak masaya yatırdığı parametreleri tarafsız bir gözle irdelemeyi başarabildikleri takdirde, Türkiye'nin insan ve finans kaynaklarının ve en önemlisi her anı birbirinden kıymetli yıllarının ne şekilde siyasete feda edilmiş olduğunu da kavrayabilecekleri düşünülmektedir.
Siyasetle terör arasındaki ilişkiyi açık ifadelerle ortaya koyan Orgeneral Büyükanıt'ın; "Terörle mücadelenin bazı başarı parametreleri vardır:
Birincisi, başarılı olmak için siyasi ve askeri kararlılık gereklidir.
İkincisi, milis güçlerini veya işbirlikçilerin etkisiz hale getirilmesidir.
Üçüncüsü, psikolojik harekât ve manevi dinamiklerdir
. Dördüncüsü, dış desteğin kesilmesidir. Beşincisi, terörist örgütün ümidinin kırılıp bitirilmesidir. Altıncı husus da, güvenlik güçlerinin, yasal yetkilerinin yeterince belirlenmesidir" şeklinde sıraladığı başarı ölçütleri, bu alanda şimdiye kadar bir ulusal strateji ortaya koyamayan siyaset bilimcileri ve uygulayıcıları için ileriye yönelik planlamalarında bir temel oluşturacak niteliktedir.
Türkiye'de siyasi iktidar bugüne kadar terörle mücadelede ulusal bir strateji ortaya koyamamıştır. Mücadele adına yapılan uygulamalar askeri operasyonları sonuçsuz bırakmakta, "etnik köken ve dini mezhep" temelindeki farklılıkları ulusal birlik ve beraberliğinin ötesinde derinleştirmekte ve bölgesel bir güç olma arzusundaki Türkiye'nin ulusal kaynaklarını yok etme noktasına getirmektedir.
Genelkurmay Başkanı tarafından dile getirilen "terörle mücadelenin başarı parametreleri" açısından duruma bakıldığında ise, terörle mücadele edilmesinden öte, terörü körükleyen bir siyasetin ulusal güçleri etkisiz hale getirmeye çalıştığını düşünmenin dahi olası bir hale geldiği görülmektedir. Ulusal niteliğini her geçen gün kaybettiği düşünülen bu siyasete karşı Türkiye'nin çıkış yolunun, ulusal güçleriyle başlatacağı milli bir harekâtta bulunacağının söylemesi gerekmektedir.51[4]
PKK Yahudi uyuşturucu mafyasının maşasıydı
350 bin avroyla kaçan kişiler önce birbiriyle çatıştı, sonra örgüt tarafından öldürüldü
Terör örgütünün parasıyla kaçmaya çalışan 3 kişi, aralarında çatıştı.
Bir kişinin öldüğü çatışmanın ardından, sağ kalan kız kardeş ve ağabey ise örgüt tarafından infaz edildi.
Terör örgütünün İran'daki uyuşturucu kuryeliğini yaptığı bildirilen ''Dilan'' kod adlı Sevim A, ağabeyi Refik A. ve ''Serdar'' kod adlı Ferhat E. adlı teröristler, İran'da yaşayan Kürtlerden toplanan haraç ve uyuşturucudan sağlanan yaklaşık 350 bin avro parayı zimmetlerine geçirerek örgütten kaçtı.
Önce İran'ın Şehidan bölgesinde gizlenen kaçak teröristler, daha sonra Yüksekova'nın Tülören Köyüne geldi. Ancak teröristlerden ''Serdar'' kod adlı Ferhat E, paralarla birlikte tek başına Avrupa'ya kaçmak istemesi üzerine kaçaklar kendi aralarında çatışmaya girdi. Çatışmada ''Dilan'' kod adlı Sevim A. ve ağabeyi Refik A, ''Serdar'' kod adlı Ferhat E'yi tabancayla öldürdü.
PKK'nın uyuşturucu kuryeleri yakalandı
Osmaniye'de kırsaldaki bölücü terör örgütü PKK mensuplarına lojistik destek sağlayan 3 kişi, 2.5 kilo uyuşturucu madde ile birlikte yakalandı. Daha önceden yakalanan terör örgütü mensubu bir kişinin ifadesi doğrultusunda istihbarat çalışması yapan Osmaniye İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kent merkezinde 3 kişinin terör örgütüne lojistik destek sağladığını tespit etti. Alibekirli Mahallesi'nde düzenlenen operasyonda, T.A. (30), S.Y. (52) ve Z.S. (36) adlı kişiler evlerinde yakalandı. Evlerde yapılan aramada ise 2.5 kilogram esrar maddesi ele geçirildi. Jandarmada ifadeleri alınan 3 kişinin, Zorkun Yaylası bölgesindeki bölücü terör örgütü mensuplarına erzak temin ettikleri ve lojistik destek sağladıkları anlaşıldı.
PKK militanlarının çoğunun, Yahudilerin güdümündeki küresel uyuşturucu mafyasının kuryeleri olduğu zaten bilinen ama toplumdan gizlenen bir olaydı.
[1] www.kanala.com. Alper Tan
[2] emceto@aydinlik.com.trBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
[3] Bora yıldız / 28 Eylül 2008
[4] / Erdal Sarızeybek
__________________
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Lütfen sitemizden aldığınız tüm konuları KAYNAK gösteriniz...
Resulu Ekrem Aleyhissâlatü Vesselâm buyurdular ki:
"Nasıl olursanız öyle idare edilirsiniz."
"EY iman edenler!!! Yahudi ve Hristiyanları Dost'lar edinmeyin;onlar birbirlerinin dostlarıdırlar..Sizden onları kim dost edinirse,Kuskusuz onlardandır..Şüphesiz ALLAH zalimler topluluğunu doğru yol'a iletmez" (maide 51)
Büyük devletler özür dilemez ki...Abdullah Gül
Gül Irak’ın kuzeyinde Mehmetçiğin başına çuval geçirildiğinde ABD’yi, “Büyük devletler özür dilemez ki” diye savunan ve Peşmerge önderliğinde Telafer’de Amerikan güçleri Türkmen katliamı başlattığında, “Orada Türkmenlere yönelik bir şey yok, Felluce’den kaçan teröristler Telafer’e sığınmış, operasyon Türkmenlere değil!” demiş, biridir.. (Tarih, 24 Mayıs 2003)
TÜRK BİRLİĞİNE İNANIYORUM, ONU GÖRÜYORUM!. GAZİ MUSTAFA KEMAL
Siz Kimi kandırıyorsunuz?.. Engin Demirci www.beyazrenkler.org
Şemdinli'de PKK saldırısı: 15 şehit
Genelkurmay Başkanlığı, Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün karakoluna terör örgütü PKK tarafından dün düzenlenen saldırıda, 1 astsubay, 6 uzman erbaş, 8 erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 23 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 2 uzman erbaş ile de henüz temas kurulamadığını açıkladı.
*
Saldırıda yaralanan askerlerden sağlık durumu ciddi olan 6'sı, Hakkari Asker Hastanesi ve Yüksekova Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalenin ardından helikopterle Van'a getirildi.
Van Askeri Hastanesi'nde tedavi altına alınan ve geceyi burada geçiren yaralı askerlerin sağlık durumunda iyileşme gözlenmeyince Genelkurmay Başkanlığı'nca ambulans uçakla Ankara'ya gönderildi.
Yaralı askerlerin tedavisine Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde devam edilecek.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre şehit askerlerin adları ve doğum yerleri şöyle:
Açıklamada, ayrıca şehitlerin cenazelerinin bugün Hakkari'de yapılacak törenin ardından Van'dan uçakla memleketlerine gönderileceği belirtildi.
Bölgedeki operasyonlar devam ediyor
Saldırının ardından güvenlik güçleri bölgedeki operasyonlarına devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nce bölgeye helikopterlerle çok sayıda takviye kuvvet gönderilirken, teröristlerin kaçış noktaları da havadan ateş altına alındı.
Teröristlerin, Irak'ın kuzeyindeki kamplara kaçış güzergahı olan Bayraktepe bölgesini helikopterlerle bombalayan güvenlik güçleri, karadan yürütülen operasyonlarda ise zaman zaman terör örgütü üyeleriyle sıcak temas sağlıyor.
Yola mayın döşendi
Çatışmaların halen devam ettiği bölgeye gitmeye çalışan gazeteciler ise terör örgütü PKK üyeleri tarafından Aktütün köyüne 5 kilometre mesafedeki yola döşenen mayın nedeniyle bölgeye gidemedi.
Teröristlerin, saldırı sırasında güvenlik güçlerine karadan destek gelmesini engellemek için köy yoluna döşediği mayın, köylüler tarafından fark edildi.
Herhangi bir olay yaşanmaması için üzeri ağaç dallarıyla kapatılan mayının, bomba imha uzmanlarınca imha edileceği belirtilirken, yol ortasındaki mayın nedeniyle köye araçlarla giriş ve çıkış yapılamıyor.
Saldırı basın toplantısıyla duyuruldu
Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'nün batıdan emniyetini sağlayan Bayraktepe'deki unsurlarına karşı dün öğleden sonraki saatlerde bölücü terör örgütü tarafından Irak'ın kuzeyinde bulunan ağır silahlarının da desteğiyle saldırı girişiminde bulunulduğunu kaydetti.
Tuğgeneral Gürak, saldırıdan önce bir jandarma özel harekat timiyle takviye edilen emniyet unsurlarının bulunduğu Bayraktepe bölgesinde bir bölüğe yakın kuvvet olduğunu ifade ederek, ayrıca bölgenin gelişmelere bağlı olarak bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğüyle de takviye edildiğini söyledi.
Çatışmanın başlamasından önce görüntü alınan bölgelerin topçu ve havanlarla ateş altına alındığını ve 2 kol taarruz helikopterlerinin de bölgede görev aldığını anlatan Tuğgeneral Gürak, ayrıca Aktütün Karakolu'na 10 kilometre mesafede Irak'ın kuzeyinde bir terörist grup tespit edildiğini ve bu terörist grubun önce Hava Kuvvetleri, daha sonra topçu tarafından ateş altına alındığını belirtti.
Çatışmaların akşam karanlığına kadar devam ettiğini bildiren Tuğgeneral Gürak, "Çatışmalar esnasında 1 astsubay, 6 uzman erbaş, 8 erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Zayiatın büyük kısmı Irak'ın kuzeyinden yapılan ağır silah atışları nedeniyle meydana gelmiştir. Çatışmada yaralanan personel tedavi edilmek üzere uçakla Ankara'ya getirilmektedir. 2 uzman erbaş ile henüz temas kurulamamış olup, bölgede arama faaliyetleri devam etmektedir" dedi.
Gürak, "Çatışmalar süresince 23 terörist etkisiz hale getirilmiş olup, Hava Kuvvetleri ve topçu ateşleri sonucunda etkisiz hale getirilen terörist miktarı henüz tespit edilememiştir. Bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurtiçinde ve yurtdışında artan bir kararlılıkla devam edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır" diye konuştu.
Tuğgeneral Gürak, bir soru üzerine, 2 personelin ağır yaralı olduğunu, bölgede arama tarama faaliyetlerinin devam ettiğini bildirdi.
"Saldırı vahim bir durum arz ediyor"
Türkiye, Şemdinli'deki terör saldırısının ardından Irak makamları ve diğer ilgili taraflar nezdinde gerekli girişimlerde bulunarak, olayın faillerinin yakalanması ve tekerrürünün önlenmesi için gereken tedbirlerin alınmasını istedi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Türkiye-Irak sınırına yakın Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'nün unsurlarına karşı 3 Ekim'de bölücü terör örgütü tarafından düzenlenen saldırı girişimi üzerine başlayan çatışmalar sırasında 15 güvenlik görevlisinin şehit olmasından büyük infial duyulduğu" belirtildi.
Açıklamada, "Bölücü terör örgütünün vahşetini ve hedeflerini bir kez daha ortaya koyan bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet, şehitlerimizin ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz" ifadesi kullanıldı.
"PKK'nın kuzey Irak'tan ağır silah kullanarak yaptığı bu saldırının vahim bir durum arz ettiği" kaydedilen açıklamada, "saldırı girişiminin Irak'ın kuzeyinde bulunan ağır silahların desteğinde yapılmış olmasının, terör örgütünün bu bölgedeki faaliyetlerini sürdürebildiğini gösterdiği" belirtildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
"Bu menfur saldırı üzerine Irak makamları ve diğer ilgili taraflar nezdinde girişimlerde bulunulmuş; uluslararası hukuk çerçevesinde konuyla ilgili görev ve sorumlulukları hatırlatılmış, bu olayın faillerinin yakalanması ve tekerrürünün önlenmesi için gerekli tedbirleri almaları talep edilmiştir.
Komşumuz Irak'ın hükümetinden, bu konuda üzerine düşen sorumlulukların gereğini yerine getirmesini beklemekteyiz. Irak ve diğer ilgili taraflar nezdinde gerekli girişimler sürdürülmektedir."
Erdoğan gezisini iptal etti
Bu arada, Orta Asya turu kapsamında Türkmenistan'da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan saldırının ardından yaptığı açıklamada, program gereği önümüzdeki hafta gerçekleştireceği Moğolistan gezisini iptal ederek Türkiye'ye döneceğini açıkladı.
"Bayramın sevinciyle konuşmama başlayamıyorum" diyen Erdoğan, "Ülkemizden terörle ilgili olarak geçen mayısta yaşadığımız bir olayı aynı bölgede yine yaşadık. 15 şehidimiz var. Şu anda bu seyahatteki adımımızı ve heyecanımızı farklı bir şekilde olumsuz anlamda etkiledi. Bizler programımızı ister istemez gözden geçirmek durumunda kaldık. Arkadaşlarımız bir grubu Moğolistan'a devam edecek, ben ise bir grup arkadaşımla Türkiye'ye dönmek durumundayım" dedi.
Erdoğan, "Konu üzerindeki çalışmalarımızı gözden geçireceğiz. Terörle mücadele, uzun süreli bir mücadele, belirli bir süreci, süresi yok. Nereden, ne zaman, nasıl, kimi nasıl vuracağı belli olmayan bir fenomen. Bu konu üzerindeki bütün hassasiyeti güvenlik güçlerimizin gösterdiği gibi siyaset olarak aynı şekilde bir kararlılığın içerisinde olmamız rağmen ne yazık ki bu tür tablolarla karşı karşıya kalıyoruz" diye konuştu.
"Mücadelemiz aynı kararlılıkla artarak devam edecektir" diyen Erdoğan, "Bunun farklı yöntemleri neler olacaktır, bunları görüşüyoruz. Önümüzdeki hafta içerisinde Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nu daha dar bir çerçevede toplayıp bu konuları görüşme kararını da almıştık. Bu olay bizim bir an önce tekrar toplanmamız gerekliliğini ortaya koydu. Onun için biraz sonra Türkiye'ye dönmek durumundayım, döneceğim" dedi.
Toptan başsağlığı diledi
TBMM Başkanı Köksal Toptan da, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a başsağlığı mesajı göndererek, "Devletimizin bölünmez bütünlüğüne yönelik yapılan bu hain saldırılar asla amacına ulaşamayacaktır. Hükümetimize ve kahraman ordumuza güvenimiz tamdır" dedi.
DTP'li Türk: "Olaydan üzüntü duyduk"
Batman'da 5'inci Hasankeyf Kültür ve Sanat Festivali etkinliklerine katılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı Ahmet Türk, burada gazetecilerin Hakkari'deki çatışma ile ilgili soruları üzerine, hiçbir insanın ölmesini istemediklerini ifade etti.
Türk, "Olaydan üzüntü duyduk. Çatışmalı ortam devam ettiği müddetçe gerek PKK'lı olsun, gerek asker veya köy korucusu olsun bu insanların yitirildiğini görüyoruz. Biz hiçbir insanın ölmesini istemiyoruz. Bu çatışmaların hiçbir zaman sorunu çözmeyeceğini söylüyoruz. Bizim amacımız ortak aklı ortaya koyarak uzlaşıyla, tartışarak, sorunu çözüme kavuşturmaktır. Biz demokratik zemin içinde demokratik siyaseti geliştirerek sorunu çözmek için çaba sarf edeceğiz" dedi.
Antalya'da tatilini geçiren CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Aktütün Karakolu'na yapılan saldırıyı kınadı. Terörle mücadelede siyasi dayanışmaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Baykal, "Türkiye, terörle mücadeleyi yeni bir anlayışla değerlendirmeli" dedi.
MHP lideri Devlet Bahçeli de, saldırıyı yazılı açıklamayla değerlendirdi. Bahçeli, "Terörle mücadele için, partiler üstü bir anlayışla seferberlik ilan edilmesi, artık kaçınılmazdır " dedi.
DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, partisinin Eskişehir İl Kongresi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada, rutin yapılan kara harekatına destek verdiklerini ifade etti.
Soylu, "Türkiye, Dağlıca'daki olay, Güngören'deki 18 şehit verdiğimiz saldırı ve bu olayla, her gün teker teker gelen şehitlerle sarsılmaktadır. Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı girişilen bir operasyondur, bir terör saldırısı ya da bölücü örgütün tezgahladığı bir operasyon olarak nitelendirilmemelidir" dedi.
Aktütün daha önce de PKK'nın hedefi oldu
Türkiye - Irak sınırındaki Aktütün karakolu, 1982 yılından bu yana 5 defa PKK'nın saldırısına uğradı. Hakkari'nin Şemdinli ilçesine 25 kilometre uzaklıktaki karakola ilk saldırı 1992 yılında gerçekleştirilmişti.
13 Eylül 1992 tarihinde yaklaşık 500 PKK'lının gerçekleştirdiği saldırıda 22 asker hayatını kaybetmişti.
Karakola ikinci saldırı 2007 yılının Haziran ayında yapıldı. Bu saldırıda hayatını kaybeden olmadı, teröristler püskürtüldü.
Ancak hemen ardından sadece 1.5 ay sonra PKK, aynı karakola üçüncü kez baskın düzenledi. Bu saldırıda 1 er şehit oldu.
Aktütün karakoluna dördüncü saldırı 10 Mayıs 2008'de gerçekleştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kandil operasyonunun ardından Zap ve Avaşin kamplarından Basya vadisini kullanarak gelen teröristler, 6 askeri şehit etmişti. Çıkan çatışmada 19 PKK'lı öldürülmüştü.
ABD Dışişleri Bakanlığı, AB Dönem Başkanı Fransa, NATO Genel Sekreterliği ve Irak hükümeti, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde bulunan Aktütün karakoluna bölücü terör örgütü tarafından dün yapılan ve 15 güvenlik görevlisinin şehit olduğu saldırıyı şiddetle kınadığını açıkladı.
*
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Wood, Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne yönelik terör saldırısını şiddetle kınadı.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Wood, yazılı açıklamasında, "ABD, 4 Ekim'de Şemdinli'de yapılan PKK saldırısını kınıyor. Bu hain terör eyleminde ölen askerlerin ailelerine en derin taziyelerimizi sunarız. Bu trajik kayıp için Türkiye'nin vatandaşlarıyla birlikte yas tutuyoruz" dedi.
Wood, PKK'nın, ABD, Türkiye ve Irak'ın düşmanı olarak görüldüğünü vurguladığı açıklamasında, "PKK'ya silah bırakma ve şiddet eylemlerine son verme yönünde uzun süredir yaptığımız çağrıyı tekrarlıyoruz. Bu teröristleri yenilgiye uğratma kararlılığımızla Türkiye ile dayanışma içindeyiz" ifadesini kullandı.
ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada da, "ABD adına, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, Şemdinli'de PKK'nın yaptığı saldırıyı kınar. Türk vatandaşlarının yasını paylaşıyoruz ve olayda hayatını kaybeden askerlerin ailelerine taziyelerimizi iletiyoruz" ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, ABD Başkanı George Bush'un, terör örgütü PKK'yı ABD, Türkiye ve Irak'ın ortak düşmanı olarak nitelendirdiği hatırlatılarak, "Biz de PKK'ya uzun bir süredir yapmakta olduğumuz çağrıyı tekrarlayarak, silahlarını bırakmaya ve şiddeti tamamen sona erdirmeye davet ediyoruz" ifadesine yer verildi.
AB Dönem Başkanlığı açıklamasında, AB'nin Türk makamlarıyla "tam dayanışma" içinde olduğu vurgulanarak, saldırıda hayatını kaybedenlerin aile ve yakınlarına başsağlığı dilendi.
Açıklamada, "Dönem Başkanlığı, AB'nin terör listesinde bulunan PKK'yla mücadelesinde kararlılıkla Türkiye'nin yanındadır" denildi.
AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, terör saldırısını şiddetle kınayarak, Türkiye'nin acısını paylaştığını bildirdi.
AB Dönem Başkanı Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Bernard Emie, saldırının ardından, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a birer taziye mesajı gönderdi.
Fransa'nın Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamaya göre, Büyükelçi Emie, mektubunda, Fransa ve AB adına en içten başsağlığı dileklerini ve saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve yakınlarının acılarını paylaştığını ifade etti.
Emie ayrıca, AB'nin Türkiye'nin terörle mücadelesinde kararlı bir şekilde yanında yer aldığını hatırlattı.
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de, "şiddet kullanılarak siyasi amaçlara ulaşma çabasının hiçbir demokraside kabul edilemeyeceğini" vurgulayarak, "bu tür saldırıların, adına yapıldığı topluma hiçbir fayda getirmeyeceği" uyarısında bulundu.
Genişleme komiseri Rehn, saldırıda hayatını kaybedenlerin aile ve yakınlarıyla Türk halkına başsağlığı diledi.
NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer da, saldırıda hayatını kaybedenlerin aile ve yakınlarına başsağlığı diledi. NATO Genel Sekreteri, NATO mütteffiklerinin terörle mücadelede Türkiye ile güçlü dayanışma içinde olduğunu vurguladı.
Irak Hükümet Sözcüsü Ali Debbağ ise, PKK faaliyetlerinin sınır bölgelerine ve Türkiye ile Irak'ın ortak güvenliğine ciddi bir tehlike oluşturduğunu söyledi. Debbağ, açıklamasında, Türk hükümetine konuya makul ve itidalli yaklaşması çağrısında bulunuldu.
İtalya'nın Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, saldırı haberinden büyük üzüntü duyulduğu belirtildi.
Açıklamada, "İtalyan hükümeti ve halkı adına büyükelçiliğimiz, gerçekleştirilen terör saldırısını derin bir nefretle kınar, bu acılı günde de dost Türk halkı ile dayanışma halinde olduğunu bildirir" denildi.
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Negroponte, Irak'ın kuzeyinde bölgesel yönetimin başkanı Mesud Barzani ile görüştü. Negroponte, Barzani ile terör örgütü PKK'nın Türkiye'de yaptığı saldırıyı konuştuklarını belirterek, "Çok çirkin bir saldırı, bu olayı kınıyoruz" dedi.
*
Negroponte ve Barzani, gece geç saatlerde Selahattin'de yaptıkları görüşme sonrası basının karşısına çıkarak açıklamalarda bulundular.
Negroponte, Barzani ile, terör örgütünün Türkiye'de yaptığı saldırıyı konuştuklarını belirterek, "Çok çirkin bir saldırı, bu olayı kınıyoruz" dedi.
Barzani de saldırıyı kınadıklarını belirterek, "Biz bu tür saldırıları kınıyoruz ve karşıyız. Ayrıca kesinlikle doğru da bulmuyoruz. Buradan esef duyduğumuzu bildiriyoruz. Bu saldırılarda hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Bir daha tekrarlanmamasını dileriz" diye konuştu.
Negroponte ve heyetiyle olumlu bir toplantı yaptıklarını, ABD ile Irak ve bölgesel yönetim arasındaki ilişkilerin de görüşüldüğünü ve dostluğa dikkat çekildiğini ifade eden Barzani, "Ayrıca Irak ve ABD arasındaki stratejik anlaşma konularını görüştük. Bizim görüşümüz bu konuda her zaman açıktır; her iki tarafın çıkarı doğrultusunda bir anlaşma istiyoruz" dedi.
Merkezi Bağdat hükümetiyle aralarında sorunlar olduğunu belirten Barzani, bu sorunların anayasa çerçevesinde çözülmesi gerektiğini söyledi.
Barzani, "Yakında Bağdat'a ziyarette bulunacağız. Umarım orada bu sorunları çözeriz" diye konuştu.
Negroponte de ABD ile Irak arasındaki stratejik anlaşmanın her iki ülke çıkarına olacağını, birçok konu üzerinde anlaşıldığını belirterek, "Anlaşmaya çok yaklaştık" dedi. Negroponte, bütünüyle bir anlaşma olmadan içeriğinin açıklanmayacağını da ifade etti.
Kerkük ziyaretine de değinen Negroponte, "Geçen yılki ziyaretimde gördüklerime kıyasla oradaki durumun olumlu yönde değiştiğini fark ettim" dedi.
Negroponte, Kerkük konusunda tüm tarafları tatmin edecek bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi.
Kuzey Irak bölgesel yönetiminden kınama mesajı
Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim de, Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne terör örgütünce düzenlenen saldırıya ilişkin bir kınama mesajı yayımladı.
"Saldırıyı şiddetle kınıyor, saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarına duyduğumuz derin üzüntüyü iletmek istiyoruz" ifadesi kullanılan mesajda, "Bu tür eylemlerin gerek huzurun sağlanmasına gerekse birlikte kardeşçe yaşama hizmet etmediğine inanmaktayız" denildi.
Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplantısı sona erdi. Toplantının ardından yapılan açıklamada terörle mücadeleye kararlılıkla devam edileceği vurgulandı.
*
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Başbakanlık Merkez Bina'da saat 18.30'da başlayan toplantı yaklaşık 1.5 saat sürdü.
Toplantıya, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atila Işık, Genelkurmay 2'nci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, MİT Müsteşarı Emre Taner, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ve öteki ilgililer katıldı.
Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Toplantıda Hakkari ili Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'nün emniyetini sağlayan unsurlarına karşı yöneltilen ilk tespitlere göre 23 teröristin etkisiz hale getirildiği, 15 askerimizin şehit edildiği menfur saldırı başta olmak üzere son dönemde meydana gelen terör olaylarına ilişkin değerlendirmeler yapılmış, terörle mücadele çerçevesinde sürdürülen faaliyetler ile alınması gereken önlemler ve yöntemler görüşülmüştür.
Düzenlenen operasyonlar sonucu ağır zayiat veren bölücü terör örgütünün menfur saldırıları yüce milletimizin birlik ve bütünlüğünü bozmaya yetmeyecektir.
Terörle mücadelemiz bütün mülahazaların üstünde devletimizin tüm kurumlarının etkin işbirliği ile her koşulda sürdürülecek ve alınan bütün tedbirlerin uygulanmasına kararlılıkla devam edilecektir.
İlave açıklamalar gerektiğinde yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Başbakan Erdoğan, Hakkari'de 15 askerin şehit olduğu çatışmanın ardından, Orta Asya gezisinin ikinci durağı Moğolistan ziyaretini iptal ederek, Türkmenistan'dan yurda dönmüştü.
SONUÇ: Bu haberleri okuyunca yaşananlarla sanki dalga geçiliyormuş gibi geliyor insana, hikayecilerin eline alıp okudukları bir hikayeyi andırmıyormu sizcede?.. Kaçıncı aynı kelimeler bu toplumu kandırmak için söylenmedi?.. Şehit olunca tezkere hazırlığı, pkk, barzani köpeklerinin önde gideni talabaninin desteğiyle, abd ve ab'nin kurduuğu senaryolar aynı şekilde işlemiyormu.
Efendim ne kuruluymuş... Terörle Mücadele Yüksek Kurulu.. dudunuz isminden anlaşılacağı üzere çok şeylerin altına imza atan bir kurul ama hiç bir şeyideçözemeyen bir kurul!.. Kurullar niye toplanır?..Sorunları çözmek için ertelemek içindeğil.. Yukarıdki haberler aslında gerçekleri o kadar net anlatıyor ki, Müttefiklerinin temsilcisi hemen köpeklerini kotuma altına almak için yanına gitti, ab'ciler 80 yıl sonra Kan emici Fransızlar öncülüğünde Akdeniz Birliği Uydurmalaruyla Ortadoğuya yerleşme ve barzani köpeğini korumaya aldı. Şöyle bir düşünürsek tarih bizden neden kaçırılıyor anlaşılıyor.
Tel afer, musul,Basra,kerkük'te üst seviyelerde Türkler,araplar asimile edilirken Türkiye'nin hiç sesi çıkmaz oldu. B.M. denen bir kurul haçlı ordularının maşası barzani ve ab, abd'nin eliyle aslında SADDAM'dan sonra en büyük KÜRT soykırımını yapma hazırlıklarını k.ırakta bitirmek üzerelere, köylerinden, evlerinden koparılıp getirilen Kürt'ler, haçlı ordularının bir damla vereceği suya, bir parça ekmeğe,karneler karşılığında kamplara giriş çıkışlarla kontrol altında tutularak yok edilmeye hazırlanıyor. Oysa Yahudi Köpeği barzani Saddamın sarayından çaldığı eşyaların üzerinde oturarak saltanatını sürdürüyor..
Kimin eli kimin cebinde belli, Kimin bombasınında nereye düşeceği belli abd'nin istihbaratıyla ancak bu kadar olur. Siz kimi Kandırıyorsunuz beyler!.. Bu ülke peynir gemisiyle kurulmadı kan'la kuruldu, kurtarılacaksada kanla kurtarılacak, bedelse ödenecek, gündem değiştirilerek biz şunu yaparız bunu yaparızla değilde, Türkiye Cumhuriyetinin 3 K'sının önemi anlaşılarak ve anlatılarak her türlü önlem bedeli ne olursa olsun bu milletin refahı ve huzur için artık yapılmalı. Eğer biraz vicdanınız, imanınız, insanlığınız var ise kandırmayın bu milleti, bunu vebali ağır olur.
Bu Milleti kandırmayın artık.
#post32247
Önce vatan duygusu yavaş yavaş azalıyor türk milletinin yüreğinde çünkü bir avuç pkk ya hergün şehitler veriliyor.. Çokmu zor pkkyı yok etmek çokmu zor mehmetçiğimize çelik yelek giydirmek, artık gereksiz geliyor bu millete pkk ya şehit vermek çünkü vatan ortada kimsenin bölmeye gücü yetmeyecek eğer yetseydi bu zamna kadar zaten yeterdi..
" Bayrağı bayrak yapan üstündeki kandır. TOPRAK eğer uğrunda ölen varsa VATANDIR"