toplam 10 kişi bulundu. 10 adedi gösteriliyor.
| tuttum | duru4 |
| tuttum | Empoeq |
| tuttum | khaoss |
| tuttum | beatiik |
| tuttum | evremilio |
| tuttum | eftelya74 |
| tuttum | indiangypsyy |
| tuttum | fuko |
| tuttum | akut ateist |
| tuttum | ienacktisis |
~18 ahkam var.
"konaklaması bir ipte iki cambazın
sevişerek mümkün ancak..."
"..kafalarınızı kumdan çıkarıp namlularınıza karanfil sokun tek ayağıyla sek sek oynayan asyalı çocuğun kırmayın umudunu.."
ikincil ruhla pis-duvar buluşmaları
on iki sandalyeli bir masayla, masanın gençliğinden konuşuyorduk.
on bir sandalye ve iki intihar büyütmüş balkon pür dikkat beni dinliyorlardı.
zamanın mücadelesi armağan etmişti bizi, birbirimize.
pireli bir devletin kanatlarının arasındaki karıncalardık.
ne söylesek ayıptı biraz söylemesi.
dahası an, tıbben ölüydü.
atık kamyonlarında mühürlü bir yürek
şehir çöplüğünde martı ziyafetinden önce
bir film setine emanet edilirdi belki,
korkuturdu yine bizi.
senin dünyanda
ruj ruhu............
Adı —gece değiştiricisi— olan bir melekle anılıyor adım kaç zamandır.
“Geceler yarınların negatifleridir” diyor, ne bir harfi var başka, ne bir ünlemi.
Eli elime değmedi yüz gündür, ama her gece seviştik onunla. Bilemezsin,
elleri hiç olmamış ve hiç durmamış bileklerinden akan kan.
İkimiz de çok yoksuluz, gecede yalnızca bir kez sevişecek kadar yoksul
şehvetimiz. Ayrıca korkumuz saklı içimizde; her gece devriyeye çıkan kuzey
yıldızı, onu bir adamla görürse tamamen yitirecek kadınlığını. Tanrının
kurgularına şaşmamak lazım, kuruntularına da.
Bir meleğin vücut hatlarını iyice öğrendim artık. Gözlerine dokununca
kayboluyor hemen. Göğüslerini hissetmiyor. Yani bir tespih gibi, o
hissetmeyince hiç önemi kalmıyor. Yine de dokunuyorum annemin ölü
ellerinden medet umduğum gibi.
Melekler insanları öpünce canları çok yanıyor. Yine de iki defa öptü beni.
Parmak uçlarında bir beraberlik bizimkisi, otuz yaşlarında topuklu
ayakkabı giymeye çalışan bir adam gibi hissediyorum kendimi. Gidişimden
korkmuyor değilim, ama gittiğim şeritte yavaşlamak daha tehlikeli.
İpeksi bir teni var bilekleri dışında. En başta içim acımıştı, yanlışlıkla
sigara bile uzatmıştım ona. Oysa tüm meleklerin bilekleri kanarmış, ne
kadar çok kanarsa o kadar az canları yanarmış. O da benim nabzıma
şaşırıyor, gülüyor, alay ediyor; o denli hızlı bir saatin içime
yerleştirilmiş olmasına ve benim hiç telaşlanmayışıma şaşırıyor.
Artık dönemem, bana “git” de demez. Dudakları sana benziyor biraz, ama
makyaj durmuyor teninde; tanrının kuruntuları…
Ama iki sabah öyle bir tat oldu ki ağzımda, keşke onun dudaklarından
rujlar yapılsa dünyanın ölümlü ve minyatür kadınlarına…
özge dirik..........
P a p a t y a
Zamansızlığımdandır güzelliğim.
Yol kenarını mesken tutan papatyalar,
kurtaramazlar canlarını,
dikkatli çocukların tutkularından.
Bütün yapraklarım “sevmiyor” diye,
ucuz bir hediye olamam gerçi,
ama bilinir ki;
ne zaman bir çiçek dalında kurusa,
bir sevgili daha çok üzülür.
Yüzünü görünce onun,
ne de çok isterdim incinmesin.
Benden önce sen ispiyonlasaydın keşke
başka bir adama harcadığın sevgini.
Kırmızıyı esirgemeyen çay bardaklarının
ince bellerine dayanamadan,
beni de aldatıyordur belki,
sevinince terleyen parmakların.
Özge DİRİK
Rahat Uyu Güzel Çocuk
Özge Dirik
bu şiir biraz ayıp bayım
şimdiden uyarayım
henüz ilkokuldayken
bakir şehvetlerdi en sevdiğim dersin adı
ders türkçe, bildiğiniz dilbilgisi
benim öğrendiğim ise
hiç evlenmemiş bir vücudun dili.
bu şiir biraz küstah bayım
cuma namazında bir tezgahtar
bar tezgahtarı
gözünüzden beyninize giden kelimeler
bağboğan tohumları.
bu şiir belayı satın almak bayım
küfrediyor "stay with me" dediğiniz her mahluğa
sonuna dokuz sıfırla
bilek çıkaran pazarlıklara girişiyor
cenini sakat hamleler yiyor.
bu şiir yad ellerin yad ettiği şairlerin öfkesiyle
tasfiye nedeniyle yazıldı bayım.
karısını bir cinle basalı
yakası açılmadık laflar ediyor
her sevda gibi
ilk buluşmada ölçü
son buluşmada öc alıyor.
bu şiir balayı baltalayan kaynana dili bayım
modern asyanın devrimleri yani;
zincirleme dil sürçmesi.
sürçmüşken
kaldırmalı tanrının idamından önceki tüm idamları
farkında mısınız bayım, korsan baskı korkusu bu;
kitap falan yazamıyor tanrı artık.
bu şiir ölüme susayıp, çok içmek bayım
laf aramızda
pisuarın duvarlarını bu denli iyi kullandığınıza göre
sorunlarınızı bana anlatabilirsiniz bayım.
bu şiir işleyen demirin yaşlanması
yaşlanan demirin ise paslanmasıdır bayım.
annem yanlış adamı seçtiği için
onbir taneydi bizde, ayların sultanları
atlı karıncamdayken jeton tazeleyecek bir baba arıyorum şimdi
annem beni
sizden doğaçlamış olabilir mi bayım?
bayım...!?
Özge Dirik...............
--------------------------------------------------------------------------------
VeRa31-12-2008, 10:28 AM
YİRMİ YAŞ DÜŞLERİ
Zorla dersinin başına oturtulmuşçasına,
gereklilik ve adımların köşe kapmaca oynar.
Elma şekerine dahi doymuş bir çocukluğun var senin,
görmediklerin var.
Ege’nin öfkesine sığmış bir gençlik,
sıfıra vuruşun en fazla.
aklındadır hep eskitilmiş ülke,
ne şaraplar ihraç edilir, içinde acısı.
Dört gün, dört mevsimdir.
Siyah-beyaz yaşantına renkli kalemleriyle,
oynaya oynaya bir çizik atar doğa,
bu oyuncağın afacanlıkta kırılacak ilk parçasısın.
Legal gürültüleridir öksürükler gecelerinin,
sabah kuşları gibi, sırf sabahı özleyen kuşlar gibi.
yirmi yaş dişleri gibi çürür;
heyecan, mutluluk, rüya ve tabir.
hem onlar da öyle değil miydi,
dört tane, çabuk ve acılı…
Özge Dirik
Şair Özge Dirik'in ölümünün 5.yıldönümünde onu saygıyla anıyor sevenlerine sabır diliyorum.
Özge çok iyi bir insandı çok şen bir çocuktu kötülük art niyet bilmeyen biriydi. O yüzden bu dünyaya ısınamadı.Çevresindeki insanlar bu özellikleri büyütmek yerine kem gözleriyle ısırırak onu çürüttüler.Güzel şair ruhuyla ısınan bir sürü insan varken onu hiç tanımadan dost bildikleri elinden tutsaydı olmaz mıydı?
“ipek böceği attım
eşarp düştü içime...”
uyandım
rüyamda kanamış dilim
belki kıtlama jiletle bağırılan
yaşam öyküleri anlatmışımdır çocuklara.
çocuklar dedim de
onlar da kanadılar
kanınca bana.
kalktım
bir eşkıya rica etti yüklerimi
güzel de bir kadın
çocuğunu öleceği yaşa büyütemeden giden
bir anneyi uğurlamış olsa da
onyedi kalp kriziyle
yürüdüm
adımlarım nasıl da uyarılıyor
kapıyı çalan biri olduğunda
isterse bir hırsız olsun
kapıyı çalmaya yeltenen
öldüm
ve yarın üşüştüler başıma; yaşlar, ayaklar, gözler
ve yarı yaşam yakınmaları sürdü adıma
ve yar uzun saçlı bir adamla geldi mezarlığa
ve ya bir kadınla...
ve
gömdüler beni,
öldürdükleri gibi
özenle.
Akbank çalışanı 26 yaşındaki Özge Dirik de Erenköy, Bayar Caddesi, Sinan Sokak’ta oturduğu apartmanın 10’uncu katındaki dairesinden atlayarak yaşamına son verdi.
Polisler, Dirik’in dairesinde yaptıkları incelemelerde kapıda zorlama ve evde boğuşma izi olmadığını söylediler. Komşuları Dirik’in daha önce de intihara teşebbüs ettiğini iddia ettiler. Özge Dirik’in intihar etmeden önce mektup bıraktığı bildirildi. Dirik’in ‘Vasiyetimdir’ diye başladığı mektubunda daha önce yazdığı 30 şiirin başlıklarını sıralayıp bunların bir kitapta toplanmasını, ve kitabın bir nüshasının mezarına gömülmesini istediği belirtildi.
defolu gençliğinin ucuz pavyonlarında,
–git başımdan mı– sandın hayatı.
günde sekiz litre alkol vermesi için doktorun
şizofren olmalı ilkin.
senin dünya sandığın yuvarlak
–annenin güvelerini beslediği çeyiz sandığı–
senin dünya sandığın yuvarlak,
hâlâ öküzün başındaki bela.
bir denge tutturmuş o da,
dönüyor canı sıkıla sıkıla.
Azrail’i kan tutsa da,
sen yine de ortalıkta kesme bileklerini.
olur da kurtarırsa seni emniyet şeritleri,
ahiret için vazgeçtiğin şeyler kalmaz
kapışılırsa bileziklerin.
ayrılık bu,
nanik yapılmaz sevgilinin ardından,
gör sol meleğinin kırmızı kartını.
ortalığı sulamaktan başka işe de yarasın,
gerilla korkuluğu gözlerin.
en sıkıcı çelişkiler bedeninde,
kibrit cebinde muhtar çakmağı
İstanbul’u ilk kez görmüş bir çevre mühendisi
garip garip bakınma ortalıkta.
Disney’de kahkaha gazıyla ağlayan çocukluğuna,
Amasya’da çürük elmalarla büyüyen gençliğine,
çiçek bozuğu kadın felçlerini de ekleme.
28 Ağustos 2002
Özge Dirik
ardından baktığımda
kötü karanlık gülüyordu.
sana kimse söyleyemedi
sevdayı, gidenlere harcamak
bir “ben” klasiği.
imana, kitaba dokunulmadan
soyulup, başucuna konulan
esrarla geri kazanılmış
bir fahişe gibi
ağlıyordu an.
ben trenlerin makaslandığı yerlerde
yanlış raylara yatmış bir intihar budalası
çocukların kahkahalarıyla açtım
yaşlanmış gözlerimi
çok açtım
bir şarap kılığında gelmiştim masanıza
ilk yudumunda reddettiğiniz bedenim
garsonların eğlencesi oldu
ilerleyen saatlerinde gecenin.
özgedir
Gidince çürümeyeceğini bilsem,
ellerimizi değiştirelim derdim.
Ellerimin ellerinde verdiği güzel ve uzun mola,
ayrılık Allah�ın emri,
ölüm olmasa..