"...
dergiler, ikinci meşrutiyet'te bir hitâbet kürsüsüydü, hitâbet kürsüsü veya bayrak. altın çağları yeni harflerin kabulü ile sona erdi. eski okuyucularını kaybettiler, yeni okuyucu nesilleri yetişinceye kadar devletten yardım beklemek zorunda kaldılar. cumhuriyet intelijansiyasının en âcil vazifesi, maziyi tasfiye ve hâli takviyeydi. takrir-i sükûn kanunu'ndan 1940'lara kadar, dergilerimiz hiçbir "aşırı düşünce"ye daha doğrusu düşünceye yer vermezler.
..."
cemil meriç, bu ülke'den
işin bu buudu var, kabul. hâkim ideolojiye muhâlif sesler hep kötülenmiş, susturulmaya çalışılmış. ama kanlı eylemlerde bulunmuş, ülkenin huzurunu kaçırmış, hulâsa hayatımızı mahvetmeğe çalışmış bir örgütü desteklemeyi , onun propagandasını yapmayı, düşünce olarak addedebilir miyiz? düşünceye hudut koymamağa eyvallah, lâkin kâtilleri afvetmeğe hayır!
zîra ne demiş publius syrus ;
"suçluyu affeden hâkim , kendini mahkûm etmiş olur"(judez damnatur guum nocens absolvitur)
(bu sözü de adı geçen kitapta gördüm, biline!)
polemikten kaçınmak için küçük bir ilâve:
etiketin içinde terörizm kelimesi geçiyor diye terör örgütüne atıfda bulundum, yoksa kimseye pkk'yı destekliyorsun demek gibi bir nîyetim yok.