1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ülser beni tanımlar diyenler

toplam 7 kişi bulundu. 7 adedi gösteriliyor.

ülser hakkında ülser

~18 ahkam var.

    :/

    mauuuw   27 Haziran 2011 13:23   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yoruculuğu bunlatıcı

    infernalimsi   24 Ağustos 2010 02:17   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    varlıgı sürekli, sürekliliği yorucu

    busraduy   24 Ağustos 2010 02:14   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kurtuluş mümkün , yemene içmene dikkat o kadr.

    pleiades1   06 Haziran 2010 21:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    eskiden sebebini mycobacterium sanıyolarmış. halbuki helicobacter pylorus la ne alakası var

    rokeTatar   31 Mart 2010 22:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ülser olur gastrit olur reflü olur hiçbirinden geri kalmıyoruz çok şükür

    atze   31 Mart 2010 21:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    cok cektım ülserden. sonra tedavı oldum. hepsı degıl ama bazı ülser tıplerınde helicobakterpilori (umarım dogru yazmısımdır) adında bır bakterı neden oluyormus. testle belırlenebılıyor.

    Helicobakter Pilori
    1982 yılında kendisini denek yaparak mide ülserinin nedeni konusundaki teorileri yıkmaya çalışan Barry Marshall bu buluşundan 23 yıl sonra Nobel Tıp Ödülü?ne kavuştu

    Bundan 24 yıl önce Avustralyalı tıp doktoru Barry Marschall Helicobacter pylori bakterisinin bir kültürünü bizzat yutarak bu bakterinin akut gastrite neden olduğunu kendi üzerinde gösterdi. Kendisiyle birlikte Patolog arkadaşı Robin Warren?ı bu fikre getiren olay takip ettikleri hemen hemen tüm gastri, ülser ve mide kanseri hastalarının midesinde bu mikroorganizmaya rastlamış olmalarıydı. O dönemde bilim dünyası bu açıklamaya şüphe ile yaklaşmıştı, çünkü mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri ile benzeri rahatsızlıkların temel nedeni olarak aşırı asit salgısı gösteriliyordu. Dahası bu kadar aşırı asidik bir ortamda bir eninde sonunda bir canlı organizma olan bir bakteri nasıl yaşayabilirdi ki? Ne var ki, geçen zaman bu iki arkadaşı haklı çıkardı ve sonunda 2005 yılında bu buluşlarından dolayı Nobel Tıp Ödülü ile onurlandırıldılar.

    Eskiden ülser hastaları hekimlerin devamlı müşterisi olma niteliğini kazanıyordu. Günümüz bilgilerin ışığında ise bu bakteriye yönelik antibiyotik tedavisinin de eklenmesiyle ülser artık kronik bir hastalık olmaktan çıkarıldı. Yine Helicobacter?in bulunmasıyla daha önceleri ülserin doğrudan faili gibi görülen stres ve sigara gibi nedenler artık daha ziyade risk faktörü olarak anılmaya başlandı. Midesinde yerleşik Helicobacter bulunduran kişiler bu gibi risk faktörlerinin yanında bazı ilaçlara da (ağrı kesiciler, aspirin, antiromatizmal ilaçlar gibi) aşırı hassasiyet gösterebilmekte ve sonuçta bu uyaranlarla ülser oluşumu tetiklenebilmektedir.

    Dünya toplumunun yaklaşık yarısının bu bakteriyi midesinde barındırdığı hesaplanmaktadır. Bu özelliğiyle Helicobacter pylori dünyanın en yaygın enfeksiyon hastalığı olma özelliğini taşıdığı da söylenebilir. Yine de bu bakterinin bağırsağımızda bol miktarda bulunan ve normal bağırsak florasını oluşturan diğer bakteriler gibi bulunduğu bölgede birtakım fizyolojik işlevlere de hizmet edip etmediği merak konusu. Bir milimetrenin 3000?de biri büyüklüğündeki Helicobacter pylori mide mukozası içerisinde yaşarken kendisini mide asidinden korumak için bazik tabiatlı amonyakla kaplı bir hücre zarına sahip. Kişiden kişiye geçişin daha erken çocukluk çağında, olasılıkla eksik hijyen ve aile içi ortak çatal-kaşık kullanımı gibi davranışlarla, ortaya çıktığı düşünülüyor. Bakterinin iğneye benzer çıkıntıları ile mukoza hücrelerine temas etmesiyle bağışıklık sistemini tetikleniyor ve enfeksiyon reaksiyonları ortaya çıkıyor. Asit salgısının artırıcı özellikleri yanında mukoza tabakasına zarar verici toksinler de sagılayan bakteri kronik bir gastrit tablosuna yol açıyor. Bu kronik gastrit manzarası hemen hemen tüm Helicobacter pylori taşıyıcılarında görülmekle beraber vakaların %80?i bunu hissetmeden yaşamlarını sürdürüyor. Geri kalan %20?lik toplumda ise mide ve bağırsak ülserleri ortaya çıkarken mide kanseri riski de artmış olarak bulunuyor.

    Bazı insanlarda niçin hiç bulgu ortaya çıkmaması, bazısında ise tam aksine oldukça belirgin hastalık belirtilerinin bulunmasının nedeni tam olarak izah edilememiştir. Genel olarak artan yaş ile bulguların görülme olasılığının arttığı kabul edilebilir. Yer yer kişiden kişiye bakterinin gücünün (patojenite) de farklı olabileceği öngörülebilir. Çoğunlukla normal mide tedavisine klaritromisin ve amoksisilinden oluşan bir antibiyotik kombinasyonununun eklenmesi bu bakteriye karşı başarılı sonuç vermekle birlikte bakteri varlığı gösterilen herkese bu tedavinin uygulanması da tartışılır durumdadır. Bir görüş bulgu ve belirti vermemiş taşıyıcılara ancak yüksek risk grubunda yer alıyorsa veya yakın ailesinde bu tip bir hasta yer alıyorsa antibiyotik tedavisi rejiminin uygulanması yönündedir. Bu görüşün karşısında ise bulgusu olmayan kişilere kesinlikle antibiyotik verilmemesi gerektiğini savunanlar bulunmaktadır. İkinci görüşün dayanak noktası lüzumsuz antibiyotik kullanımının bakterilerde direnç oluşumunu kolaylaştıracağı ve giderek daha güçlü bakteri soyları ile karşı karşıya kalacağımız şeklindedir.

    Mide şikâyetleri genellikle basit bir yanma-ekşimeden, kıvrandırıcı ve gece uykudan dahi uyandırabilen ağrılar ve yemek borusuna kadar uzanan yakıcı ağrılara kadar varabilmektedir. Rahatsızlığın ülser (mide mukozasında yara) mi yoksa halen gastrit (mide mukozasının basit enfeksiyonu) aşamasında mı olduğu, yerleşimin ağırlıklı olarak mide mi yoksa onikiparmak bağırsağında mı olduğu, ya da yemek borusuna kadar uzanıp uzanmadığı hakkında kesin bilgi ancak endoskopi ile elde edilebilir. Bunun için hastaya ince bir hortum şeklinde yutturulan tetkik aracının içerisindeki optik sistemler vasıtasıyla yemek borusundan onikiparmak bağırsağına kadar tüm bölgeler ayrıntılı bir şekilde gözle görülebilmektedir. Aynı zamanda cihazın ucundaki aletler ile alınan küçük bir mukoza örneği biyopsisinde Helicobacter varlığı ya da yokluğu da olarak araştırılabilmektedir. Sonuçta tedaviye antibiyotik eklenip eklenmeyeceğine de bu testin sonucuna göre karar verilebilmektedir.

    Aslında mide şikâyetleri ile hekime başvuran hastaların yarısından çoğunun gerçekte organik bir rahatsızlığının bulunmadığı görülmüştür. Psikolojik ve psikosomatik bileşenleri de olan bu durumdaki kişilerin genel olarak birtakım uyarıcı faktörlere daha hassas tepki verdikleri görülmüştür. Mide ?bağırsak sisteminin kas tabakası içerisine yerleşmiş olan özel sinir ağının özel egzersizlerle kontrol altına alınmaya çalışılması bu tip hastalarda çözüm olabilmektedir. Çok inatçı vakalarda psikoterapi gereksinimi doğabilir.

    Son olarak mide şikâyetlerinde sıklıkla kullanılan ilaçlar ve bunların ne şekilde etkili olduğunu özetleyecek olursak:

    Antiasitler: Çoğu magnezyum ya da alüminyum içeren şurup ya da çiğneme hapı şeklindeki bu ilaçlar mide asidini nötralize ederek uzaklaştırma yoluyla etkili olmaktadır.

    H2-reseptör blokerleri: Başlıca simetidin, ranitidin ve famotidin etken maddelerini içeren bu grup asit salgılayan hücrelerde bu salgıyı uyaran histamin maddesi için özelleşmiş reseptörleri kapatarak etki göstermektedir.

    Proton pompası inhibitörleri: Omeprazol, lansoprazol, pantoprazol şeklinde özetlenebilecek bu maddeler asit salgılayan hücrelerin doğrudan salgı pompasını bloke etmektedir. Asit salgısını bloke edici özelliği H2-reseptör blokerlerinden daha güçlüdür.

    Prokinetik maddeler: Metoklopropamid ve domperidon gibi maddeler mide-bağırsak düz kaslarının hareketlerini uyararak mide boşalmasını hızlandırır ve mide ile yemek borusu arasındaki kapağı (kardiya) kasarak mide asidinin yemek borusuna kaçmasını engeller.

    Spazmolitikler: Mebeverin ve N-butilskopolamin gibi kas gevşetici maddeler kramp tarzındaki ağrılar söz konusu olduğunda etkili olmaktadır.

    Bitkisel reçeteler: Çok çeşitli ve kombine etkinlik gösterebilen bitki karışımları vardır. Örneğin, çok miktarda alınan nane ve kimyon yağının kramp çözücü etkisi vardır. Enginarın safra akışını hızlandırıcı dolayısıyla hazmı kolaylaştırıcı etkisi bulunmaktadır.

    hayatladans   13 Mart 2010 14:53   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ben ondan bak çok çektim..

    safranlekesi   02 Aralık 2008 21:30   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bağsur ile iyi bir ortak olabilirler hatta böyle isimlere sahip 2 amerkan polisinin maceralarını holywood dan izlemek istediğimi de belirtirim

    haymatlosss   02 Aralık 2008 20:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    deri ve mukoza gibi yüzeylerde iltihabın yol açtığı nekrozun dökülmesiyle oluşan doku kaybıdır. yüzeysel ise erozyon adını alır .en sık gastointestinal sistemde, uterus kollumu, alt ekstremitede rastanır. eskimiş ülser vakalarında ülser tabanı ve kenarlarında bag dokusu artar ve nedbeleşme olur.

    beachsquirter   02 Aralık 2008 20:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    feridun bey   02 Aralık 2008 20:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    seviyorum keratayı bu aralar anlaşamasakta

    Children of Bodom   02 Aralık 2008 19:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Kalın bağırsağımla bir seneyi doldurduk.Ülseratif kolit imiş.
    Sertap Erener'in de çocukluğundan beri uğraştığı hastalıkmış bu bakımdan biraz sevindim (neresi sevinilecekse :)

    -Yağlı yiyeceklere fazla abanmayın ev yemeğini daha çok tercih edin.

    -Çikolata,şeker,bisküvi yine aynı. (fazla yemeyin)

    -Soda,eğer hiç birşey yemediyseniz hiç içmeyin yemek yerken arada içerseniz ki gariptir birşey olmuyor.

    -Sigaralı ortamlardan uzak durun.

    -Baharat tam bir baş belası.

    -Alkol keza almayın ama arada kaçamak yapabilirsiniz bira hariç,ben vodkaya sarmıştım bir ara pek birşey olmadı gibi.

    -En önemlisi de öğünlerinizi mümkünse az yiyin ve sık misal olarak 5 öğün

    -Doktor kola içme ama diyet kola içebilirsin demişti :D

    -Çok dar giysiler giymeyin

    -Domates,yeşil elma vs. sebze meyveleri kabuklu tüketmeyin.

    -Sarmısak yutun veya yiyin.

    -Stres baş düşmanı bu hastalığın ona göre kendinizi dağıtın başka şeyler düşünün.

    -Kuruyemişe yine fazla kaptırmayın kendinizi

    -Yiyeceklerinizi iyice yıkayın

    ve en önemlisi ilaçlarınızı geciktirmeden alın

    Electrolite   03 Ağustos 2008 19:32   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    berbat bişi

    temporary tattoo   27 Nisan 2008 20:32   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    genelde çok açkaldığımda yada çok yağlı kızartılmış şeyler yiyip yanında asidi bol içecekler içtiğimde midemde yürüyemeyecek hatta oturamayacak kadar kötü bi sancı oluyo hiç durmadan gözlerimden yaşlar gelene kadar saatlerce devam ediyo genelde bu yolculukların vazgeçilmez aktivitesi olduğundan yapılabilecek en iyi şey süt içmek aç karnına soğuk bişeyler içmek yada yemekte sancıyı arttırıyo dikkat.ama süt gerçekten çok iyi yatıştırıyo mümkünse birazda uyku ertesi güne hiç bişeycik bırakmıyo :) ülserle yaşamayı örendim!

    pandoraperoxide   20 Aralık 2007 01:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Midemi çıkarıp yıkamak istiyorum...

    palya   01 Mart 2007 23:46   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    seviorum kendilerini

    MeRde   07 Şubat 2007 19:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    12 parmak bağırsağımı çevrelemiş kurtulamadığım dostlarım.

    ruh kanseri   09 Ekim 2006 12:07   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :the mind

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage