toplam 8 kişi bulundu. 8 adedi gösteriliyor.
| tuttum | mandalinaa |
| tuttum | palante palante |
| tuttum | idesus |
| tuttum | fishwish |
| tuttum | thanados |
| tuttum | miom |
| tuttum | tristesse |
| tuttum | KELEBEKK |
~4 ahkam var.
benimle ölür müsün? adlı hikayesinin açılış cümlesi: "yüksek bir binanın tepesinden kendinizi atmak üzeresiniz: aşağıya şöyle bir baktınız." herhalde şebnem işigüzel'in yazma tarzını en güzel anlatan cümle bu.
DOLUNAY GÖLGESİ
kertenkeleye...
kelebek gençliği denli
aksak bir gülümseme yüzünde
dolunay yalnızlığı
çağlar berisinden gelen bilgelik
hâle düşen fincanın içinden
insanın telve koyusu
ışıksız kıvrımlarına uzanan yorumlar
intihar, ensest, televizyon yalnızlığı
kelebek gençliği içinde
bütün kalbinle mucizelere inanırsın...
Sevgili Şebnem Hanım. Sizi ilk, 'Eski Dostum Kertenkele' isimli romanınızla tanıdım. Yıllar oldu. Bu kitabınızı okumam için bana öneren arkadaşıma ne çok şey borçluyum, bilseniz.Size karşı kar yağışı gibi bir aşk başlattı bu okuma serüveni bende. Önce belli belirsiz, hafiften. Sonra lapa lapa, çevremi görmemi engelleyecek yoğunlukta devam etti. biriktikçe birikti içimde. Neydi bu romanda beni etkileyen, bilmiyorum. Henüz kitabın yarısına gelmeden, hiç görmediğim kitabın yazarına aşık olmuştum. Ben de romanınızın kahramanı gibiydim. Sizi düşündüğümde sözcükleriniz, cümleleriniz, anlattığınız aşklar, kertenkeleler, saman sayfaların kokuları düşüyordu içime. O zamanlar sizi henüz gazetelerde, edebiyat dergilerinde görmemiştim.Aşkla okudum birkaç kez bu romanınızı. Ara ara alırım yine elime. Okumayacak olsam da yolculuklarda mutlaka yanımda taşırım. Altını çizdiğim cümleleri, satırları, paragrafları tekrar tekrar okurum. Romanda anlatılan başarısızlıklar gibi bir başarısızlık, hatta bir beceriksizlik size olan aşkım. Sizi düşünürken, resimlerinize bakarken, bazı cümlelerinizi yeniden okurken geçirdiğim zaman uyku kadar tatlı, uyku kadar geçici. Dokunsam, gülümseyecekmiş gibi duran yüzünüze tutunuyorum.Gazetelerdeki, dergilerdeki fotoğraflarınızdaki yüzünüzde puslu bir hüzün okunuyor. Çok farklı. İlkbahar başında, dalında balsıra tutan bir yaprak gibi yüzünüz. Nasıl da birikmiş karlar içimde. Yağmaya devam eden kar ayak izlerimi örtüyor. Bembeyaz bir boşluktayım. Kayboluyorum bu aşkın içinde. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Öykülerinizden, romanlarınızdan, sözcüklerinizden, cümlelerinizden, röportajlarınızdan, resimlerinizden başka, sesinizi de duymak istedim. Sayfa otuzbeş: ''Aptal aşık olmasam. Karada çırpınıp denizde boğulan tuhaf bir balık gibi yaşamasam.'' Olmuyor ama. Karakterimiz, kaderimizdir, biliyorum. 'Devinim' isimli öykünüzde, ''Hayatta inanılan her şey gerçek olur.'' diyorsunuz. Aşkım bir sonraki yaşama da kalmış olabilir. Hep bir sonraya...
Bütün bu okuduklarınızdan sonra, bana ne diyeceksiniz? ''Git dolaş çocuk. İçin çok sıkılmış.''
Başka ne söylenebilir ki... ''Aşk acı çekmektir'', biliyorum...