ilk ciddi anlamda okuduğum kitap..küçükken okuduğunuzda minicik bi çocuğun ağzından yaşadıklarını okumak pek bişey ifade etmesede ilerleyen yaşlarda elinize alıp tekrar sayfalarını karıştırdığınızda inanılmaz bi etki yaratan kitap..beni en fazla etkileyen bölümü portuga öldüğünde zezenin o küçük yüreğiyle ’acı’yı ifade edişiydi..kitabın garip bi etkisi vardır..ilk sayfasından son sayfasına kadar gözyaşı döktüren bi kitaptır..bazen ağlamak isteyipte ağlayamadığım zamanlarda elime alıp beni etkileyen bölümlerini okurum..çok kitap okumuşumdur ama şeker portakalının benim için farklı bi yeri vardır herzaman..belkide mutluluğu, üzüntüyü, acıyı, tatlıyı, çocukluğu, hayalleri, yalnızlığı, dostluğu, aileyi ve ölümü ilk onla tattığım için olabilir..
bana; yalnızlığımda bi ağacın bile bana dost olabileceğini,ne yaparsam yapayım ne kadar kızarlarsa kızsınlar ailemin daima beni seveceğini,her zaman benden daha kötü durumda birilerinin olabileceğini,insanlar hakkındaki ilk izlenimlerin çoğu zaman yanlış çıkabileceğini,en kötüsünün bile bi gün dostum olabileceğini,dostluğun kutsal bişey olduğunu,bulduktan sonra ona sıkı sıkı sarılıp bırakmamam gerektiğini,ölümün bile bizi ayıramayacağını ve en sevdiğin ölse bile kalanların benim hayatımda; beni teselli edebilecek apayrı bi yerleri olduğunu öğreten, zaman zaman elime alıp okuduğumda bunu bana tekrar tekrar hatırlatan benim için çok özel bir yere sahip olan başucu kitabım..!
"...şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum.ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu.acı insanın yüreğini paralayan, sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi.kollarda, kafada en ufak güç bırakmayan yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.."