toplam 5 kişi bulundu. 5 adedi gösteriliyor.
~22 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
anımsar mısın bilmem
yağmurun bardaktan
boşanırcasına yağdığı o günü
hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza
dudaklarımla hesaplamıştım
yüz ölçümünü
nicedir sokağa çıkarmıyorum
şemsiyeyi
korkuyorum çünkü
kapısı açık kafesinden
uçan bir kanarya gibi
beni ikinci kez terk etmenden
yanıt alamayacağımıbilsem bile
yanına gidip
sorarım hergün şemsiyeye
altında elele
nasıl görünürdük diye
Sunay Akın
selvi boylu türk insanının kesinlikle kullanmaması gereken meret. ya da kullanmayı öğrenip sonra ellerine almaları gereken nane. şöyle ki; o selvi boyla bir de şemsiye kullanınca yer mantarı gibi bir görüntüyle beraber, diğer( mesela ben gibi) mantar boylu insanların gözünü oyma, uzun boyluların kaburga aralarına dalıp iskelet sistemini bozma, dalağını götürme, kalbinden şişleme gibi 1 . dereceden cinayete tam teşebbüslük eylemlerde bulunuluyor.
şemsiye kullanma klavuzunun ilk kuralı, yanınızdan biri geçerken şemsiyenizin üstünden atlamasını beklememek, kalabalık alanlarda şemsiye kullanmamak ve karşınızdan gelen kişinin boyuna göre şemsiyeyi ayarlamanızdır. merak etmeyiniz, kolunuzu biraz kaldırınca yağmur tepenize çökmez. onu şapka gibi kafaya yapıştırmaya gerek yoktur. bunları yaparsanız, hem yuvalar dağılmaz, hem de bir gün bir yerde okkalı dayak yeme ihtimalinizi düşürürsünüz. zira şemsiyenin kendi şahsi kuralı da, gte girince açılmaması.
vakti zamanında fransada ve italyada sosyalizmin simgesiymiş nerden okudum hatırlamıyorum veya şu an uydurdum
ayrıca girince açılmayan nesne. türk mucit icatlar :p
yurdum insanı genelde kambur yürür(ben de) ve genelde şemsiyeler öne doğru eğik olur, gözü, görüşü kapatacak şekilde..işte onlar en tehlikelileridir..hep bir şemsiye ucu göz kenarımı yırtacak diye korkarım...bir de pazar kamyon-kamyonetlerinin arka kapağını kapatmazlar ve yoldan geçrken çengelleri saçılarak geçer..bir de o çengellerin göz kenarımı yırtmasından korkarım..sapık mıyım ne?! göz çıkarır bunlar...
ben uçtum bir kere rüzgarda.. küçükken.. çok zevkliydi.. şemsiyeyle alakası yok...
kisaca kitle imha araci..ozellikle kisa boylu ya$li teyzelerin elindeyken..
aslinda icat eden insana iki cift lafim var.
şemsiyenin üst yüzeyi gökyüzünü ayna gibi yansıtacak bi malzemeden yapılmış olsa çok bi hoş olabilir
5 yaşındayken şemsiyeni bir ucunun bir adamın gözüne girdiğini gördüm. o gün bu gündür korkarım
bozcaadada muhteşem börek ve tatlılar yapan bulgaristan gelmiş biricik şeker insan
kısaboylu insanların özellikle teyzelerin taşıması yasaklanmalı.
şemsiye aslında bilindiği gibi yağmurdan korunmak için değilde 3400 yıl önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.
Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce'de şemsiye anlamındaki 'umbrella' kelimesi, Latince gölge anlamına gelen 'umbra' kelimesinden türemiştir.
Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.
Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı.
Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.
Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu.
Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı (hac ibadeti harici:) ama yağmurda kullanılmaya devam edilmekte. Kadınlar içinse tamamıyla bir aksesuar olarak elbise rengine uygun olarak kullanılmakta :)(bu kadınları anlamakta mümkün değil zaten ben pantolonun düşmesin diye kemer takarken, kadınların birçoğu aksesuar olarak kemer takıyor:).
*ankarada yağmur yağdığında, sokağa cıkmadan önce bir kez daha düşünmeye sebebiyet veren icad. *kullanma klavuzuyla beraber satılması lazımdır. *acemisine denk gelirseniz tehlike arz eder. *gözüm çıkmasın derdine kafanızı eyince, yandakinin kafasıyla tokuşma suretiyle,beyin hücrelerinizin bi kısmını kaybedebilirsiniz(başıma geldi bilinç altıma ittim) * kaşıntı sahibi olup küfür yemek istediğiniz haller dışında, sokağa onunla çıkmamanızı tavsiye ederim.
Yağmur yağmaktadır..Her zamanki gibi şemsiye alınmamıştır yanınıza..bir şemsiyeci görülür..Dalınır dükkana..En adisinden biri seçilir. Adam 15 YTL der..kazıkçı p.zevenk alınmadan çıkılır. Islanılır. Yazın şemsiye depolanır:)
gereksiz ve sıkıcı bulurum şemsiyeleri. Hayatımda en çok iki kere kullanmışımdır, bir üçüncüyü kesinlikle düşünmüyorum..
donuma kadar ıslanıcağımı bilsem de kat-i suretle yanımda taşımadığım aparat..
acemi kullanıcıların iki kez gözümü çıkarma girişimde bulundukları araç