toplam 23 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | kareemsaid |
| tuttum | nujazz |
| tuttum | pylomes |
| tuttum | kenanozturk |
| tuttum | huzunsari |
| tuttum | durugoru |
| tuttum | delarue |
| tuttum | OmerELFaruk |
| tuttum | kilgoretrout |
| tuttum | dipsiz |
| tuttum | yazperisi |
| tuttum | minai |
| tuttum | kendihalinde |
| tuttum | ismailsaibsencer |
| tuttum | yakaza |
| tuttum | kargagail |
| tuttum | hikmet senol |
| tuttum | mrblack |
| tuttum | lao |
| tuttum | yemdihan ucak |
~23 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
müdavimlere selam:
hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen
merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
ziyaretçilere selam:
iyi bak kendine alemin özüsün sen
kainatın gözbebeği olan insansın sen
ateşten aşk denizini mumdan kayıkla geçmek mânâsında bir şeyler söylediğini, sırf bu sitede değil başka sitelerde de defâlarca gördüm ama şiir sırf ne söylediğinle değil, nasıl söylediğinle de alâkalı bir şey olduğu için nasıl söylenmiş olduğunu hep merak ettim efendim. aynı merakı paylaşanlara orijinali yazıyorum:
...
gûş etmiş idi o sergüzeşti
ateş yemi üzre mum keştî
çıktı yolu üzre şimdi nâgâh
ol kulzüm-i ateş ciğer-kâh
mumdan gemiler edip hüveydâ
kılmış nice dîv o bahri me'vâ
çün dîvler etti aşk'ı da'vet
gel keştîye bulasın selâmet
aşk eyledi mâcerâyı iz'ân
sabreyleyip olmadı şitâbân
ammâ ki ne çâre râh mesdûd
hiç olmadı bir tarîk meşhûd
kaldı orada esîr-i hasret
ne tâb-ı güzer ne fikr-i avdet
nutka gelip aşkar-ı gül-endâm
dedi ne sebepten ettin ârâm
aşk eyledi dürr-i eşki rîzan
söz söyledi hemçü dürr-i galtan
gayret gibi yok per ile bâlim
bu ateş ile nic'ola hâlim
şâhin değilim ki edip âheng
pervâz edeyim hezâr ferseng
aşkar süzülüp misâl-i ankâ
ol âteşe girdi bî-muhâbâ
bâl açmış anın yanında gayret
pervâne ve lîk şîr-sûret
dûd içre kalıp o mihr-i rûşen
bir fitne idi husûf-i mehden
gûlânı ederdi hem demâdem
bir tiğ ile cân ber-cehennem
altında semendi çün semender
gayret de yanında besberâber
ve'lhâsıl o âteşin râhı
geçti çü nesîm-i subhgâhî
...
tabiî burada kahramanımız ateşten denizi mumdan keştîyle(gemi) geçmiyor, kurulan tuzağı anlayıp, ne geri gidiyor ne ileri adım atabiliyor. yanında kanatlarıyla gayret olduğu halde, anka kuşu gibi denizin üstünden uçan bir aşkarla(at)
mâcerâyı atlatıyor. kitâbın tamâmını okuduğumuzda bu mâcerâ farklı bir yoruma tâbi tutulacak hâle geliyor vesselâm.
"tedbirini terket,takdir huda'nındır.sen yoksun, bütün o varlıklar senin vehmindir,senin şüphendir."
ateş denizi mumdan gemiyle geçme ( bunun gibi birşeydi hatırlayamadım ) sözüyle beni hep düşündürmüş kişi
ateşten aşk denizini mumdan kayıklarla geçen ""velî" . ;ah!.. elbette bu seyrüseferin vasıtası olan pîrine :"efendimsin cihânda itibârım varsa sendendir / miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir" diyerek tüm varlığını vakfetmesi var. esrar dede'nin yâr-i gâr'ı . sultân-ı sühân
deli yürek isimli dizide turgay atacan isimli şahıs, bir bölümde savaş doğan isimli şahıs için, meşhur beytin zübde i alem kısmını züppe i alem diye söylemiş, sevgimizi kazanmıştır..
billahi yuf bu şu’bede- î hiç- kare yuf
yuf kadr- i cah u tantana- î iştihare yuf
paşa ki bulmaya ser- i maktuuna kefen
ol tug- ı tumturak- alem- i i’tibare yuf
bad- ı ecel ki söndüre kandil- i canını
başı ucunda bihude şem’î mezare yuf
kerrat ile sahîfe- i alemde çekmişim,
bu suret-î mükerrer-i leyl ü nehare yuf
bir hane kim binası ola ah u eşkden
yazık o ab u renge o nakş u nigare yuf
dür kî ede zuhur furun- ı şikencede
her bir o la’l- i nab o dür-i şavare yuf
sur - ı arus kim ola matem neticesi
püf şem’ i bezme meş’ale- î şu’le- dare yuf
galib penah- ı fakre gir abdal – meşreb ol
Al kerre nayı destine çal ruzgare yuf
oldukça söylerim der–i munla’da kam–yab
dünya gamında çekticeğim ah u zare yuf!
günümüz türkçesi ile:
billahi hiçbir işe yaramaz oyun yerine yuh,
yuh mevkinin kadrine, değerine, yuh tanınmanın,
şöhret kazanmanın tantanasına!
kesilmiş başına kefen bile bulamayan
paşanın bayrak gibi şereflerle yücelen
tumturaklı itibar tuğuna yuh!
değilmi ki ecel yeli can kandilini söndürecek;
başı ucunda boş yere yanan
mezarının mumuna yuh!
alem sahifesinde tekrar tekrar
gidip gelen gecesine de
defalarca yuh çekmişim, gündüzüne de!
yapısı,ahtan,gözyaşından olan bir evin
süsüne, püsüne yazık: o süslere,
benzetilere yuh!
işkence fırınında beliren incinin, mücevherin
hepsine, her arı- duru la’line, padişahlara
layık her incisine yuh!
sonu yas olan düğün şenliğinin
meclisinin mumuna püf!.. Işıklar veren
meş’alesine de yuh!
galib yokluğa sığın, abdal meşrebine bürün;
yuh borusunu eline al da,
devre de yuh çek, zamana da!
sağ oldukça, muradıma ermiş bir halde,
munla’nın( mevlana’nın) kapısında,
dünya gamında çektiğim
aha da yuh çekerim, feryada da!
şeyh galip
divan sairi, mevlevi dedesi. herhangi bir sifatla nitelendirmesi mumkun olmayanlardan. cilesini yenikapi mevlevhanesinde doldurmus, vuslata galata mevlevihanesinde ermistir.
bilmem ey menhus adın esat mı galip mi
zatını tarif kıl
kimsin kime mensupsun
gerçi dersin şairane ben teallup eyledim
piş-i erbab-ı sühanda galiba malupsun
Reh-i Mevlevîde Gâlib bu sıfatla kaldı hayrân
Kimi terk-i nâm u şâne kimi i'tibâre düşdü
Benden önce "Sultân-ı suhan menem dîger nist" diyen şair. Şimdi gelse nasıl söylerdi acaba?
Mesela şöyle mi derdi:
"King of talk is me, not any other!"
aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır
koyma kadehi elden söz pir-i muganındır
zannetme ki şöyle böyle bir söz, gel sen de söyle böyle bir söz
me$huuur beytin sahibi...
hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin
merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen