1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

şeytan beni tanımlar diyenler

toplam 42 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

şeytan hakkında şeytan

~80 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »

    s..k....m akıllı varlık.!

    surufel   03 Haziran 2009 01:53   aferim     (0 puan)  |   Yk 


    o elmayı yemesi için ademin aklını çelen şeytan değil, havvaydı

    captcha   03 Haziran 2009 00:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sen şöle arkaya geçte öle her yerde adımı azına almak nasıl oluyormus gosterıyım sana sana uc harflı seytanı gosterıyım ben

    DarkNemesis   07 Mayıs 2009 02:53   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    senin bu yazdıklarını okursak hatim etmiş kadar olurmuyuz =Pp

    Krl   07 Mayıs 2009 01:39   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    YUCE RABBİM ENKİNİN(AZAZEL) AYETLERİ 42. İnsanı köle yapan, sahte dinler ve onların, kendilerine keyif verilmiş
    olan peygamberleri ardarda geldiler. Ve onlar ölünce, taşıdıkları imtiyazlı
    keyifler haleflerine geçti. Daima sömüren oldu, din büyüğü ve bilgini
    sayılanlar. Bir örnek verseler bile bunun tersine, sonradan gelen
    takipçilerine de bak onun.
    43. Ne zaman karşısında oldu sömürenin ve yönetenin, hangi kilise ve
    hangi imam? Toplumu uyuşuk tutmak, onların başlıca görevi değil midir?
    Yasaklar, yasaklar, yasaklar ve günahlarla boğuldu insanlar ve böylece
    uzaklaştırıldılar, gerçeğin öğretisinden. Uzaklaştırıldılar güzel olandan,
    doğru olandan, sevinç verenden ve zevkli olandan. Güzel olan her şey,
    günah oldu. Ve sömüren tanrıya ibadet ve keder ve acı ve sıkıntı, en büyük
    sevap ve zevk olmadı mı?
    44. İmha etmedi mi o dinler daima, güzel olanı? Yasaklanmadı mı sanat,
    müzik ve hatta sevgi ve sevişmek?
    45. Bir zamanlar, kadim tanrılara yönelik ayin ve ibadetler vardı, sevinçle
    kutlanan. Kilise kirletmedi mi, onların lirik ve ince vasıflarını? Daha
    batıda ve kuzeyde, kilise ulaştığı anda oraya, mahvetmedi mi Balltane
    ateşini, kutlamasını ve sevincini? Daha batıdaki büyük orman kıtasında,
    kilise ulaştığı anda yok etmedi mi benim verdiğim güzellikleri ve benden
    gelen sevinci?
    46. "Tanrı, insan kurbanı istemez" derler; ama unutulur kutsal cihatlar,
    haçlı seferleri, engizisyon mahkemeleri ve tanrı için insan öldürmenin
    kutsallığı. "Senin dininden olmayanı öldür. Onu kabul etmeyeni öldür.
    Önce imana davet et. Kabul etmezse öldür" der, o tanrı. Ama riyakar din
    adamları "Tanrı, insan kurbanı istemez" derler. Gülerim, içinde oldukları
    acze, yalana, riyaya ve alçaklığa!
    47. Irzdan ve namustan bahsedilir, müslümanlıkta. Ama unutulur;
    kafirlerle, savaşta alınan esirlere, kendi dininden olmadığı için köle
    edilenlere ve cariye olmak zorunda kalanlara yapılanlar. Cariyenin ırzına
    geçmenin günah olmaması ve başka dinden olana tecavüzün sevap
    sayılması.
    11
    48. Bilginin ve zevkin kutsal rahibeleri hakimdi bazı yerlerde. Sanat ve
    zevk, güzellik ve felsefe, bereket ve özgürlük hakimdi oralara. Asla
    yeşeremezdi oralarda, sahte tanrının azap, korku ve ölüm getiren dinleri.
    Nerede ki, ilkel kavimler vardı ve nerede ki, kadın köleydi, oraya geldi o
    dinler. Sonra da yayılıp, kan ve vahşet taşıyarak, boğdular o özgürlükleri
    de. Kadın, alt varlık da değil, köle de değil; en değersiz ve günaha teşvik
    eden şeytan sayıldı.
    49. Cinselliği yasaklandı. Kısıtlandı. Her hakkı alındı. Ona özgürlük veren
    her düşünce ve inanç, Şeytan'ın; yani benim günaha ayartmam kabul
    edilerek, cezalandırıldı. Halbuki, ne bir günah vardı, o olsun diye
    ayartılacak ve ne de yasak. Ancak ruhları köle yaparak, hüküm sürebilir ve
    güçlenebilirdi Sahte Tanrı ve onun din adamları.
    50. Vaadedilen sahte cennet veya ceza verilen uydurma cehennem de yok!
    Ölümden sonrası hakkında hiçbirşey bilmedi insanlar, ancak istenen
    uydurmalar hariç.
    51. Halbuki doğunun, kadim bilgisinde yatmaktaydı, ölümden sonrası
    olacaklar. Ama işine gelmezdi kimsenin, bunun bilinmesi. Mutlak bir ceza
    yerinin dehşeti, en büyük yardımcısıydı onların.
    52. Utanmayın arzularınızdan, isteklerinizden; tanıyın kendinizi!
    Neyseniz, o olun! Yapın, ne isterseniz. Ve asla kınamayın, başkasının
    ihtiraslarını ve ten açlığını. Saygı gösterin birbirinizin isteklerine. Köle
    etmeyin eşlerinizi. İsteyen tek eşli olur, isteyen çok. Kimse zorlanamaz.
    53. Eşlerinize imkan tanıyın, ama o da size tanımalı. Sevecekseniz,
    gerçekten sevin. Eşinizi köle olarak gördüğünüz için değil. Size bağlı ve
    sizin kullanımınızın aracı olduğu için değil. Utanmayın birbirinizden ve de
    saklamayın içinizi. Sizi hasta eden de budur, riyakar yapan da. Sahte
    dinlerin içinde, tenin isteği kaynayan ama bundan utanan, gizli gizli
    herkesi aldatan dindarları gibi olmayın!
    54. Toplanın kendi sayınızca, az ya da çok olarak. Önce anın isimlerimi.
    Adlarımı sayın bildiğinizce. Benim bilgimi çekin üzerinize. Sonra uzun
    uzun terennüm edin ismimi. Kapatın kafanızı her fısıltıya. Sonra, kendinizi
    anlatın birbirinize. Zayıflıklarınızı koyun ortaya ve isteklerinizi. Kabul
    12
    edin birbirinizi, en iğrenç yanlarınızla. Ne utanma olmalı benim
    ibadetimde ve ne de korku. Saygı da istemem sizden. Sayın kendinizi
    yeter, tanıyarak zayıflıklarınızı.
    55. Kurban istemez benim ibadetim; ki çok ender zamanlarda bir iki tanesi
    müstesna. Sizin kurbanınız, kendinizi anlamaktır ve teninizi yaşamaktır ve
    diğerlerinin ihtirasına da saygı göstermektir. Ama kurban vermeniz
    gerekirse o müstesna zamanlarda, asla ve asla öldürmek için öldürmeyin!
    Yiyemeyeceğiniz hayvanı öldürmeyin.
    56. Benim ihtiyacım yok kurbanlarınıza, ama onun faydası sizedir. Et
    olarak da, ruh olarak da. Ben, çöle gömülecek olan milyonlarca kurbanı
    kesmenizi emreden ve de buna ihtiyaç duyan, Sahte Tanrı değilim! Kan
    sarhoşluğu içinde ve tatmin edilmemiş şehvevi zevklerin tatmini ile
    öldürülür o kurbanlar ve cennet umulur bunun için. Ne kadar riyakarca!
    57. Kadim inanç ve felsefelerde, kadının yeri vardı ve cinselliğin. Herkes
    özgürce yaşardı cinselliğini. Yoktu ayıp ve günah. Kimse suçluluk
    duygusunun pençesinde kıvrandırılmazdı. Erkek kadar hakkı vardı kadının
    da. Bazı kavimlerde ve inançlarda, daha da üstündü kadın.
    58. Ben derim ki, ey inananlarım ve ey benim seçkimlerim! Kadın da
    birdir, erkek de. Neden ayırım yapılır iki cins arasında ki, aslında onlar tek
    cinstir? Erkeğin nefsi neyse, kadınınki de odur. Erkek istek duyarsa,
    kadın da duyar. Neden kadının cinselliği ve cinselliğini özgürce yaşaması
    ve ifade etmesi günah, ahlak dışı, kural dışı ve kötü ve olmaması gereken
    bir şey ve aslında, zaten olmayan bir şey olarak kabul edildi?
    59. Erkek, çok eş isterse, kadın da ister. Neden kadın, köle olarak duvarlar
    arasında saklandı? Bir kadın, bir çok erkeği tatmin edebilirken, fakat bir
    erkek, bir günde belli sayıda kadını tatmin edebilirken, kadınlar
    haremlerde, onlarcası tek bir erkeğin kaprisine ve insafına köle edildiler?
    Ve neden, alınıp satılan bir mal oldular?
    60. Ben, zevki yasaklamam ve insanın cinsel tercihini de. Zorla olanlar
    müstesna. Bunu hiç tasvip etmem. İsteyen, kendini istediği gibi yaşar. İster
    karşı cinsi beğenin, ister kendi cinsinizi. Bu, sizin meseleniz. Ben ancak
    zevkinizi kutsar; istediğiniz gibi olmanızı tasvip ederim. Ama Sahte Tanrı
    13
    ve O'nun çocukları olan, sahte din adamları "En büyük günah, eşcinsellik
    "derler.
    61. Sonra, kendileri ayırırlar iki cinsi birbirinden. Kadının görülmesine
    tahammül edemezler. İki cinsi ayrı toplumlar haline getirirler. Kendi din
    okullarında, eşcinselliği dolu dolu yaşarlar; ama bunu günah olarak kabul
    edip, yapanı cehenneme layık görürler. Ama kendileri, dolu dolu yaşarlar
    aynı şeyi. Asla ellerinden kurtulamaz, din öğrenmek için gelen güzel bir
    çocuk ve bir genç.
    62. Hem teşvik ederler, hem zorla iğfal ederler. Ama yapanı lanetlerler.
    Ama insana, başka yol bırakmazlar. Böylece kıvrandırırlar insanı, suçluluk
    duygusu ve günahkarın kaygısı ile. Böyle zincirlerler zihinleri.
    Uyuştururlar ruhları. İzin vermezler, zihinlerin, tatmin edilmemiş
    cinsellikten başka şey düşünmesine.
    63. İnsanlar arasında da iyice yayarlar ayıplamayı, lanetlemeyi,
    kovalamayı ve kötü konuşmayı hakkında, ister karşı cins olsun, ister kendi
    cinsi ile cinsellik yaşamayı. Halbuki bunu ayıplayan, kendi içindeki
    ayıplara bakmaz. Kendisinde hak görür, başka bir insanın istek ve
    cinselliğini kısıtlamaya ve ayıplamaya; ama kıvranır içinden kendisi de,
    tutuşan arzularıyla.
    64. İşte bunlardır, sahte dinlerin insanlara getirdikleri. Bunlardır, verdiği
    kurtuluş ve ahlak. Bunlardır, insanı özgürlükten men eden ve köle yapan.
    65. Ben ki, bunu önlerdim her zaman. Buna gücüm de vardır. Ama daha
    iyi değil mi, insanın daha olgunlaştığı çağda, ona özgürlüğünü vermek için
    kıvılcım çakmak? Artık her insan, kendi içinde olan öğretimi zaten
    kendisi keşfediyor ve kendini tanımayı ve hür olmayı hakediyor!
    66. Ben Zevk'im. Ben Güç'üm. Benim kudretimdir, size doğru yolunuzu
    buldurtacak olan. Bana tapmanızdır, en büyük sevinç ve mutluluğunuz.
    Benim, sizi sevinciniz için kutsayan ve isteklerinizi hür bırakan.
    14
    III
    1. Kadına da, erkeğe de Eşitliği Getiren'im ben, öğretimle ve peşimden
    gelen seçkinlerime sağlayacağım ve sağladığım ve ezelden beri sağlamış
    olduğum imkanlarımla ve öğretimle. Gerçek eşitliği sağlayan, yalnız
    benim! Eşitliği bozan, insanlar arasındaki sahte dinlerin öğretileridir.
    2. Işığım, karanlığımın içindedir. Onu bulmak için bulmayı dilemelisiniz
    herşeyden önce. Kim ki, içinde duyar aklının sesini ve kim duyar isyan
    hissini ve kim isterse, köle değil, eşit olmayı; önce bunu dilemelidir.
    3. Saygı göstermeli, saygı görmeyi dileyen. Seçkin olan, asla
    ayıplamamalı bir diğer seçkini! Utanmamalı da kendi zayıflığından ve
    isteğinden ve ihtirasından ve ne de şehvetinden. Herkes dile getirebilmeli
    inançdaşına kendi içini ve dinleyip, kendi derdi olarak benimsemeli
    başkasının isteğini.
    4. Akla vurmak ve anlamak çağı geliyor; iman ve kör inanç çağı yerine.
    Anlayış ve kendini anlamak çağı geliyor; diğerlerini karalama ve kendini
    yüceltme çağı yerine. Neden kendinizi sahte vasıflarla ve sahte erdemlerle
    ve sahte güzelliklerle ve sahte imanla ve sahte ahlakla yüceltesiniz ki?
    Kendini anlayan, yücedir yeterince.
    5. Nasıl ki kendisini anlayan bir tanrıysa, köledir ve köle kalacaktır;
    sahteliklere sarınan ve bunda ısrar eden ve bunu, bütün çevresine
    bulaştırmak isteyen.
    6. Herkes eşit olmalı! Paylaşımda ve maddede ve en güzeli, ruhsal
    özgürlükte ve aklın gücünde ve yargılamada; ama ilk önce kadına
    özgürlük getirmek isterim ben ve kadın, eşit olmalı erkekle. Çünkü çağlar
    boyunca, dinsel saçmalıklar bozdu kadını ve yok saydı. Çünkü eski
    çağlarda kadim inançlar eşit tutardı kadını, erkekle ve bazı zamanlarda da,
    daha üstün olurdu kadın veya erkek, yönetimde ve dinsellikte.
    7. Her kavim ama her kavim incelerse kendi geçmişini, görür iki cinsin
    eşitliğini. Özellikle, öğretimin Kahin'inin kavmi görür kadının nasıl
    aşağılandığını; adil Tanrı dediklerinin dini benimsendikten sonra. Erkekle
    15
    beraber savaşa giderken kadın ve tam olarak eşitken, yönetimde de kral ve
    kraliçe olarak, nasıl hapsedilip, sarılıp sarmalanarak, gözlerden utanılacak
    bir şey olarak saklandığını.
    8. Yoktur Dünya'da, buna benzemeyen bir kavim. Her kavim katletmiştir
    iki cinsten birini ve yarım bırakmıştır kendisini, her şeyin en uygununu
    yapan dedikleri Tanrı'yı benimsedikten sonra. Bunu ben söylemiyorum
    size. Aklınıza güvenin. Tarihi inceleyin. Kendiniz görün.
    9. Ne kahrolası yalandır, Arabın dininin kadına kurtuluş ve özgürlük
    getirdiği. Ama insan aptaldır çoğu zaman. Göz göre göre, gözünün
    önündeki gerçeği inkar ederek, benimsemiştir bu yalana inanmayı.
    Unutturmuştur kendisine bile, göze batan gerçekleri de; övünmüştür; "Biz
    kadına özgürlük verdik" diye.
    10. Arabın dini, Hiç bir imkan tanımadı Arap kadınına, ama yok etti
    acımadan - şimdi - sizden ve tarihten bile saklanan üstünlükleri. Kadın
    nasıl kötü durumda olabilir, nasıl aşağılanırdı o zamanlar? Bakmazmısınız
    Kabe'nin içindeki en büyük üç tanrıya -o zamanlarki -? Arabın dininin
    kitabında, bizzat kendisinde yazılı değil midir; bunların dişi tanrıçalar
    oldukları? En büyük tanrıları dişiyken Arabın, Lat, Menat ve Uzza ilahi
    tapınım merkeziyken, o insanlar nasıl aşağılarlardı kadını? Lanet olsun bu
    yalana ve ona inanana!
    11. Demedi mi, kahrolası Arabın dini, kadına, "Ziynetinizi saklayın
    göstermeyin"? Erkek evlenir isterse dört kadınla ve alır istediği kadar
    cariye ve köle, parasının yettiğince. Ama kadın, erkeğe bağlı olmalı ve
    haremde kapanmalı. Bir utanç abidesi saymalı bedenini ve kimselere
    göstermemeli bir yerini.
    12. Daha sonra insan da sayılmadı kadın; hatta şahitliği bile kabul
    edilmedi; bir zamanların yönetici ve baş rahibesi olan cinsinin. Arabın
    dini, kendi peygamberine istediği kadını alma hakkı verirken, tanıdı mı
    aynı hakkı onun karılarına, kadın ve erkeğin nefsi eşitken?
    13. Köle edilmedi mi insanlar, yüzyıllarca, cinsel bunalımlarından
    sürüklenerek? İki cinsi ayıran Arabın dini, baş teşvikçisi olmadı mı
    16
    eşcinselliğin? Irzına geçilmedi mi, yüzyıllarca güzel oğlanların? Kadınlar,
    birbirinden tatmin aramaya itilmedi mi haremlerde yüzyıllarca?
    14. Bu, en büyük günah denildi insanlara bir taraftan. Bakın. Düşünün.
    Araştırın. Sizin yaşadığınız gününüzde, Arabın dininin hakim olduğu her
    ülkede, bu değil midir görünen? İnsan, her eğilimde olur. Ayıp değildir
    istek duymak kendi cinsine, iki cins arasında duvarlar olmasa bile.
    Kutsaldır, herkesin kendi tercih ve isteği.
    15. Ama Arabın dininin, eşcinselliği teşvik etmesi ve mecbur kılması, ve
    şartların hepsini ona göre düzenlemesi ve İki ayrı cinsin birleşmesinin,
    ancak üremek için caiz görülmesi, insanın isteklerine saygı duymaktan
    değildir. Değildir, eşcinselliği beğenmesinden ve değildir, cinsel tercihi
    hür bırakmasından.
    16. İnsanın şehveti bilinmez mi, onu yarattığı söylenen Tanrı tarafından ki,
    eğer o yaratmışsa gerçekten? Bilmez mi o tanrı, insan mutlaka
    birleşecektir karşı cinsle ve bulamazsa, en sonunda kendi cinsiyle? İki
    yasak varsa ortada; bunlardan birisi, karşı cinsle birleşmekse ve
    konulmuşsa engeller, dikilmişse duvarlar; en kolayı, ikinci yasak değil
    midir? Kendi cinsinle birleşmek! Her an, yanyanayken ve dikkati
    çekmeden, kolaylıkla yapılacaksa?
    17. Neden Arabın Tanrı'sı getirdi bu yasakları, insanın yapısını biliyorsa?
    Ona kendisinden de yakınsa, dediği gibi? Bilirmisiniz bunun cevabını?
    Bunun cevabı çok kolaydır, düşünen bir kafa için. Değilmidir, azap
    vermekten zevk almak ve acıyla ve umutsuzlıkla beslenmek; hem yasak
    koymak, hem o yasakla çarpışacak en güçlü içgüdüyü vermek, şayet o
    yaratmışsa?
    18. İnsan, içgüdüsel olarak içindeki tepilere uyacaktır; ama hangisini
    yaparsa yapsın, işlediği günahtan korkacaktır. Ve vicdan azabı duyacaktır
    tanrısına karşı ve suçluluk duygusu kemirecektir onu, içten içe. Ve utanç
    duyacaktır diğer insanlardan. Yapacaktır en büyük işkenceleri aynı suçu
    işleyenlere, kendisinin, öyle olmadığını göstermek için herkese. Üstelik
    kendi cinsi ile yapmak daha kolayken ve bu teşvik edilmişken, en büyük
    günah da bu sayılmıştır nedense!
    17
    19. Suçluluk duygusu içindeki insan, daha bağlıdır tanrısına. Daha fazla af
    diler ve onu ulular. Beyni daha yakındır köle olmaya. İsyan edemez ve
    yargılayamaz, içindeki korku yüzünden. Yasaklanmıştır, mutlaka olması
    gereken ve istenmiştir bu yasakların çiğnenmesi, cehennem korkularına
    rağmen. En iyi kurbanları seçer tanrısına, affetsin diye kendisini ve
    öldürür insanları, onun adına ceza verirken ve kutsal cihadda. Beslensin
    diye kan içen tanrısı, onların hayat enerjisi ile.
    20. Halbuki ne günahı vardır, içteki isteğin tatmininin ve ister karşı cinsle,
    ister kendi cinsinle birleşmenin; verdiyse o duygu ve isteği yaratan Tanrı'n
    sana? Lanet olsun, bu da yalandır kökten! Yaratması onun, insanı.
    21. Kadın, köle edilmiştir Tanrı'sının kaprisi ve menfaati uğruna. Arabın
    dini bunu yaparken, Kilise daha mı hayırlı olmuştu yüzyıllardan beri?
    Aynı tutum yaşanmaz mı kilisede? Evlenmeyen rahipler ve rahibeler
    sınıfı, hangi dindedir? Hangi din, cinselliği kirliliğin en üst düzeyi
    saymıştır? Kilisede, kadınla birleşme günahı, Arabın dininde olandan bile
    büyük değil midir?
    22. Cinsellikten kaçarak, kendisini yarım insan yapmaya çalışmadı mı
    ermişleri, dişi ve erkek olarak? En temel içgüdü olan cinsellikten en uzak
    olan, en aziz ve ermiş olmadı mı? Ama eşcinsellik tam olarak hakimdi,
    kilisenin hakim olduğu her ülkede ve her tapınakda. Rüyalarında Bakir
    Meryem'le birleşmedi mi genç rahipler, her gece, tapınaktaki heykelinden
    bile kadının, tahrik olarak, çılgınca? Ve bunun için af dileyip, Tanrı'larına
    köle olmadılar mı her gecenin sonunda? Rahibe manastırlarında kadınlar,
    erkeksizlikten, her gece İsa ile yatmadılar mı rüyalarında; haça gerili,
    çıplak erkek bedeni heykelinden tahrik olarak?
    23. Bilirim. Hep yanlarındaydım ben, hepsinin. Bütün bunları, insan yapısı
    ve Tanrı'nın kurnazlığından değil, benim ayartıcılığımdan bildiler ve öyle
    bildirdiler. Halbuki ayartmaya ne gerek var, içinden her an bunu isteyeni?
    Kötülüğe ve Cehennem'e sürüklemedim ben onları. Aksine acı çektim;
    onların durumundan, onların adına.
    24. Bu değil midir, koşup oynamak isteyen küçük bir çocuğu, ayağında
    zincirli prangalarla büyüterek, sakat bırakmaktan kötü olan? Doğası hür
    18
    olarak koşmak olan bir atı, doğumundan ölümüne kadar, ayakları bağlı
    tutmaktan daha kötü olan?
    25. Benden geliyorsa bütün kötülük ve istekler, ben mi emrettim cinslerin
    ayrı tutulmalarını, acı çeksinler diye? Kendi kitapları ve din adamları
    erdem olarak savunup, emretmezler mi bunu?
    26. Olması gerekeni yasaklayanlar, olması gereken olunca, bunun, benim
    yüzümden olduğunu söyleyerek, aldattılar insanı. Ben mi acıkmanızı
    emrediyorum size? Madde bedeninizin, hareketi için gıda almaya ihtiyacı
    vardır. Bunu kimse emretmez! Ama cinselliğiniz de vardır ve maddenin
    gereği, ve maddenin zevki ve maddenin dayanılmazlığıdır. Ne ben
    emrettim, ne de baştan çıkarttım.
    27. Ama şimdi, ben emrediyorum! Size reva görülen haksızlığı
    gidermenizi ve isyan etmenizi ve maddeyi yaşamanızı; artık yeni çağ
    gelmektedir ve artık insan, tanrıların kölesi olmayacaktır.
    28. Baştan beri her bilgi, bendendir. Ben, köle yapmam. Ben,
    bilgilendiririm. Ben, isyan ettirmem, ama benim bilgimi alan, isyan eder.
    Ben, Haksızlığa uğrayan'ım ve ben, bu yüzden karşı çıkarım en fazla
    haksızlıklara.
    29. İnsana, cinslerin ayrılması ve kadının aşağılanması ile yapılan bir,
    haksızlık ve kurnazlık ve tuzak ve kötülük ve lanet ve azap daha vardır.
    Lanet olsun ona!
    30. İnsan ömrü belli sınırlar içindedir ki, bu, benim tarafımdan çok çok
    uzatılabilir seçkinlerim için; dilersem.
    31. İnsanın cinsel zevk duyguları, zirvesindedir onbeş ile ellibeş, altmış
    yaşları arasında. En diri olduğu zaman da, en genç, yetişkin, olgun, güçlü,
    uyanık ve verimli olduğu zamandadır.
    32. İnsan, bu yaş sınırlarındayken, aklının en büyük kısmıyla cinsel
    zevkleri düşünür. Okulda, işte, düşünürken, bir şey ya da bir fikir
    üretirken, yolda yürürken ve uyurken. Aklı cinselliktedir insanın. Çok kısa
    aralıklarla, başka şeye kayar akıl. Bir an dalsa bile, cinselliği, içinden baş
    19
    kaldırır, "Ben buradayım" diye. Hele en genç ve en verimli çağlarında, bu,
    tam böyledr.
    33. Bu durumdaki bir insan, nasıl olur da akla vurabilir bir şeyi? Nasıl
    keşfedebilir, Evren'in gerçeklerini. Nasıl düşünebilir sağlıkla? Cinselliğini
    yaşayabilse doyasıya ve istediği herkesle, şimdikinden kat kat ileri olacak
    olan insan, aklı izin vermediği için yapamaz önemli bir ilerleme. Ne
    Tanrı'yı yargılayabilir yeterince; ne de olgunlaşır gereğince.
    34. Bugüne kadar bulduklarınız bile, - ister bilimde, ister düşünsel
    alanlarda - mucizedir ancak; bunlardır Tanrı'nın istemedikleri. Bu yüzden
    takdire layıksınız aslında. Ama bir de düşünün; ya bu kısıtlama ve aklınıza
    geçirilen, çelik çember olmasaydı? Daha ileri olmaz mıydı her şey?
    Çoktan silkip atmıştınız, Sahte Tanrı'nın çağı geçmiş kurallarını.
    35. Kapatarak kadını, ayırarak cinsleri ve Ahlak dışı sayarak ve
    saydırtarak, cinsel istekliliği, utandırarak, saklattırarak ve araya
    imkansızlıklar koyarak. Ve eşcinselliği de kural ve ahlak ve yasa ve din
    dışı sayarak ve saydırtarak, durdurulmasa da kösteklenmiştir insanın
    aydınlığı.
    36. İnsan, belli yaşını geçince ve cinsel isteği kalmayıp, aklını her şeye
    verebilecekken de. Bu zaman gelince de, fiziksel bedeni ve enerjisi de
    bitmiş olur. Ne ilerleme olabilir; her fırsatta farkında olmadan uyuklayan
    ihtiyarın akılsal faaliyetinden?
    37. Bunun da, istisnaları vardır elbette, tek tük. Ama bir iki kişinin aşması
    değildir, önemli olan. İnsan, bütün olarak uyuşturulmuştur bir kere. Böyle
    kısıtlamaların olmadığı, kadının, pul sayılmadığı dönemlere ve
    uygarlıklara bakın! Eski Yunan Ve Eski Roma! Tapınaklara, mimarinin
    görkemine bakın! Eski Mısıra bakın! Sadece mimari yapılar mı? O
    zamanlardan kalma değil midir, temel buluşlar? Matematikte, Felsefede,
    Fen ve diğer Bilimlerde; hatta Askerlikte, Fetih ve Savaşta. Büyük
    iskender değil miydi; ordusunun arkasında kadınlar ordusu taşıyan,
    askerlerinin cinselliği için.
    38. Lanet olsun! Lanet olsun! Lanet olsun! Lanet olsun, buna inanana ve
    inandıranlara ve lanet olsun bu kural ve dinlere!
    20
    39. Kadın köle oldu ve kendisi de benimsedi, zayıf cins olmayı. Yönetenle
    yönetmek yerine, yönetilen olmayı. İşte bu yüzden, insanlara eşitlik
    getirmenin tek yolu, kadına, eksiksiz eşitlik getirmektir. Yoktur aslında,
    iki cinsi, birbirinden farklı kayırmam. Özel olarak, kadın değerlidir
    diyerek, başka bir ayırım yapmak. Her cins ve cinsel tercih kutsaldır bana.
    Ama kadını aydınlatmak ve uyarmak, ilk adımıdır insanlığın aydınlığının.
    40. Ey Kahin'im! Korkacaklar bu öğretimi okuyunca; aslında hiç
    korkulmaması gerekenden ve kendilerini kurtaracak olandan ve şenliklerle
    karşılamaları gerekenden. Nefret edecek hakim sınıflar ve bir de Kadın'ı
    köle olarak isteyenler. Nefret edecek değişmekten korkan ve kendi aklının
    içine hapsolmuş olanlar ve aklı esnek olmayanlar ve öğrenmektense
    ezberlemeyi tercih edenler ve düşünmektense güdülmeyi isteyenler. Nefret
    edecekler bu öğretiden, senden ve benden.
    41. Sahte dinin, sahte rahipleri ve imamları ve sahte öğretmenleri,
    insanlara nutuk atacaklar, öğretimin değersizliği ve sahteliği hakkında;
    ama bu, yayılmaya başlayınca durdurulmayacak olan bir ateştir. Onda
    yalan yoktur; çünkü Arabın Tanrısı'nın kitabı, Kilisenin Tanrısı'nın
    öğretisi ve Yahudinin Tanrısı'nın kabile tanrısı olması gibi ki, lanet olsun
    hepsine!
    42. Aklı çalışan İnsan asla reddetmeyecektir beni ve öğretimi. Sonunda
    hakim din olacaktır bu öğreti; ama sen göremeyeceksin bunu.
    43. Ey Seçkinlerim! Seçkin olan eşlerinizi asla aldatmayın! Sizi
    aldatmaları için gereken zorlamayı da yapmayın. Ey Seçkinlerim! İnsan,
    tek eşli bir yaratık değildir asla.
    44. İster devrin yasalarına göre evlenmiş olun; ister benim nikahımla
    evlenin; isterseniz devamlı birliktelik içinde olun. İster karşı cinsle birlikte
    olun ve isterseniz kendi cinsinizle. İnsanın, tek eşli olmadığını bilin.
    Riyakar bağlılıklar için ve şartlanmışlıktan dolayı ve sahte sevgiden dolayı
    ki, onun sahte olduğunu kendinizden bile saklarsınız; ve alışmışlıktan
    dolayı ve kıskançlıktan dolayı gerçek sevginizi öldürmeyin. Bu, benim
    günahlarımdandır.
    21
    45. Tek eşli yapıda olmadığınızı unutmayın. Bir insan, başka bir insanı ve
    birlikte olduğu ve olmak istediği eşini sonsuza kadar sevebilir ve sayabilir.
    Ama cinsellik, böyle değildir. Bir insanın, diğerine karşı duyduğu cinsellik
    tazelenmezse, üç-dört yıl içinde ölür. Ondan sonra, eşler, birbirini istemez
    ve başka çiftleşmeleri özler olurlar.
    46. Bu durumda, sahte dinlerin sahte insanları, çağlar boyunca eşlerini
    aldattılar. İnsanı, kendi yapısı ve temel içgüdüsü buna mecbur etti.
    Kadınlar, sahte iffet kuralları ile donatıldıkları için cinsel değişiklik
    istedikleri zaman, bunu, kendilerinden bile sakladılar. Ama sevdikleri
    eşlerini, artık sevmediklerine inandılar.
    47. Kendi akılları ihanet etti onlara; ama bu ihanetin nedeni, asıl onları
    şartlayanlardır! Saçma kurallardır; dinsel ve ahlaksal. Başka bir erkek
    isteyen kadın ki, onun kimliği önemli değildir aslında, birisini beğenip,
    ona aşık olduğuna inandırdı kendisini.
    48. Bu yüzden yıkıldı bir çok birliktelik ve aile. Erkekler daha rahat oldu,
    yüzyıllarca. Onlar, başka kadınları daha korkusuz ve tepkisiz buldular.
    Eşlerini aldattılar ve bunu, kendilerine hak saydılar. Kadın bunu
    yapamazsa, evine kapanıp, iffetli kadın oldu; ama bozuldu akıl sağlığı,
    yok oldu cinselliği zamanla. Bu yüzden başka bahanelerle, kocalarına dar
    ettiler dünyayı.
    49. Aslında, kendilerinden de sakladılar bunu. Onlar için önemli olan,
    iffetli olmaktı. Ama iffet nedir; sadece bir kuralın değerlendirmesi. Bu
    durumda erkek de zevk almadı evindeki eşinden. Çünkü, aynı erkekle
    olamayan kadının cinselliği de heyecansız ve kuruydu eşi için.
    50. Budur; riyakar dinlerin getirdiği öğreti. İşte Seçkinlerim, aldatmayın
    asla eşinizi! Başka kıpırtılar duyarsanız içinizde, söyleyin bunu birlikte
    olduğunuz kişiye.
    51. Eşler, birbirine imkan tanımalı değişiklik için. Buna ihtiyaç
    duyuluyorsa. Kimse utanmamalı cinselliğinden ve isteğinden. Bunu
    belirtene eşi yardımcı olmalı ve izin vermeli. Olabilmeli insan istediği
    seçkinimle veya dışardaki ile; gönlünün çektiğince.
    22
    52. İsterseniz birlikte yaşayın değişikliği, isterseniz ayrı; ama aldatmayın
    ve saklamayın bir şeyi. Duyduğunuz, sevgi veya aşk değildir. Değişik bir
    cinselliktir aslında. Asla karıştırmayın buna, sevgiyi ve aşkı.
    53. Erkek, nasıl isterse başka kadını, kadın da isteyebilir başka bir erkeği.
    Bu, ne günahtır, ne ayıp ve ne de saklanması gereken bir şey eşinden. Bu
    şekilde karşılıklı saygı ve anlayış, uzun tutar birlikteliği. Sizi bağlayan,
    cinsellik ve menfaat olmamalı. Saf sevgi ve dürüstlük olmalı birbirinize.
    54. Kimsenin hakkı yoktur, başka birisini kısıtlamaya; sırf onu seviyor
    diye. Bu, köle etmektir birini kendi cinselliğine. Ve bıkıp, atmaktır onu;
    canı istediğinde.
    55. Seçkinlerim açık olmalı birbirlerine ve eşlerine; ama bir seçkinimin eşi
    benim yolumda değilse, O, aldatabilir eşini; yalan söyleyerek ve belli
    etmeyerek. Ama kısıtlamamalı kendisini; eşi dışardakilerden diye.
    Açmamalı içini; bunu hazmedemeyen dışardaki insana.
    56. Ama istemezseniz, bu, sizin bileceğiniz iştir. Özel durumlar hariç,
    yapılmayabilir bu; ama siz insansınız ve bedensel arzunuz baskın
    çıkacaktır en sonunda. O zaman utanmayın kendinizden ve kısıtlamayın.
    57. Ama çocuk yapmak isterseniz ve sizce önemliyse, onun babasının kim
    olduğunu bilmek, o zaman hamile kalana kadar gerekir kısıtlanmak ve
    kısıtlamak.
    58. Cinsel arzunun sınırı ve kuralı yoktur. Herkes istediğini isteyebilir; -
    en yakın akrabadan veya en uzak yabancıdan - ama asla zorla olamaz bu;
    ne de kandırarak, ve çok küçük yaşlardakini, ne olduğunu
    anlamamasından istifade ederek.
    59. Kimse utanmamalı içindeki istekten. Ama kimse de zorlamamalı
    başkasını; ya da aptallığından ya da cahilliğinden istifade etmemeli. Her
    şey, tam bir anlaşılmayla ve rıza ile olursa, buna karışamaz kimse.
    60. Beden zevkinizle ve açlığınızla karıştırmayın asla, sevgiyi ve aşkı!
    Bedensel açlık ayıp değildir asla. Asla yakıştırmayın buna aşkı. Kendinizi
    tanıyın ve kabul edin olduğu gibi.
    23
    61. Cinsel kıskançlıktır, en kötü günah. Sonraki, eşini kısıtlamak. Daha
    sonraki ise, kısıtlanmayı kabul etmektir.
    62. Ama her şey kararınca olmalıdır. Kimse, tensel açlık ilişkisini
    uzatmamalıdır aylarca. Ve kimse, eşiyle dengeyi ve eşitliği bozmamalıdır,
    akılcı bir orandan fazla.
    63. Size her imkan tanınmıştır. Yasak yoktur. Günah yoktur. Korkulan
    cehennem ve sahte dinlerin ahlak kavramları yoktur. Ama her şey, sizin
    isteğinize bağlıdır. Kim, nasıl kabul ederse ve anlaşırsa. Yeter ki, kendiniz
    olun ve tanıyın kendinizi. Ne istediğinizi bilin. İsterseniz, olabildiğince tek
    eşli olun; ama bilinki, sonunda bıkacaksınız. Ve nefret edeceksiniz bu
    yüzden; bugün sevdiğinizden.
    64. Cinsellikte sınır yoktur; bu yüzden ayırmam tek tek; şunu
    yapabilirsiniz, bu olmaz diye. Bu, ancak insanların en özel zevklerine
    müdahale etmek isteyen, Sahte Tanrı'nın şeriatında olur. İsteyen,
    cinselliğini yaşar istediği ile ve istediği gibi.
    65. Bana yapılan hizmet, seçkinlerimin, kendilerini tanıyarak, istedikleri
    gibi olmalarıdır. Ben onlardan razıyım.
    66. Kendinizi bir şeyden kısıtlayacaksanız, bunu siz istemediğiniz için
    yapın! Sahte Tanrı'nın dinsel ve ahlaksal kuralları yasaklıyor diye değil ve
    çocukluktan beri ve yüzyıllardan beri, böyle şartlandığınız için değil. Ne
    isterseniz, yapın! Sizin kuralınız, kuralın olmamasıdır.
    67. Mumyaları bilir misiniz? Ölmüş insanların bedenleridir, mumyalar.
    Sarılıp, sarmalanırlar. Onlar yüzlerce, binlerce yıl önceden kalmış
    cesetlerdir. İşte kendisini, nedenini bilmediği kurallarla sarıp sarmalayan
    insan da, bir mumyadır. Yoktur ondan bir farkı. Tek farkı, nefes alıyor
    olmaktır sadece. O kişi ki, yaşadığını sanır ama yaşamamaktadır aslında.
    68. Anlamadığı, mantığa vurmadığı ve yaşamak için, aslında hiç de
    ihtiyacı olmayan kurallar, onu hayata ve hayatın sevincine karşı koruyan
    kalkanlar, mumyayı saran sargılar haline gelmektedir. O insan
    yaşamamaktadır; ancak yaşadığını zannetmektedir.
    24
    69. Yırtın, sizi saran mumya sargılarını! Yaşadığınızı anlamak için ve
    gerçekten yaşamak için ve kendinizi tanımak için ve ruhunuzu
    ölümsüzleştirmek için ve içinde olduğunuz kısıtlı ömür süresinde dünyayı
    algılamak için, başka şeyler de yapın, nefes almaktan!
    70. Benim hizmetim vardır. Bana yapılan hizmettir bu. Benim hizmetim,
    bana yakın olmak için yaptıklarınızdır. Beni hoşnut etmek için
    yaptıklarınızdır. Bunun zamanı yoktur. Başka seçkinlerle bir arada
    olmanız da gerekmez, bana hizmet için. Her an bana hizmet edebilir ve
    bana yakın olabilirsiniz. Bana yaptığınız hizmet, sizin kendinizedir
    aslında.
    71. Benim ibadetim vardır. Bana yönelik tapınmadır bu. Bana tapmak,
    sizin sevinciniz ve yüceltmenizdir kendinizi. Benim tapınımımla, benden
    güç alırsınız maddi ve manevi. Zor değildir benim tapınımım; hatta
    alışılmış bir tanrıya tapınım gibi de değildir. Bir bilgi ve zevk toplantısıdır;
    bir şölendir; şenliktir benim tapınımım!
    72. Birbirinize eşit olmanız ve böyle başlamanız yola, benim hizmetimin
    ilk adımıdır. İlk eşitlik, kadınla erkeğin eşitliğidir. Eşlerin eşitliğidir.
    Sonra gelir seçkin olanlarımın, birbirine eşitliği. Herkes birdir; farklılık
    yoktur. Biri diğerinden üstün değildir asla; ama bir iki tanesi müstesnadır.
    73. Bütün yolumdan gidenler ve bana tapanlar ve beni sevenler ve
    benimle olanlar, yakınlık olarak eşittir bana. Hiçbiri diğerinden üstün
    değildir ve üstünlük taslayamaz biri diğerine. Ne kimse aşağıdır, ne de
    kimse daha yukarı. Kimse emir veremez kimseye ve kimse, toplumda daha
    ön sırada değildir.
    74. Toplumlarımın başındakiler, biraz daha yakındırlar bana. Ama her
    toplumun başında olan kimse ki, o kimseler belli devirler içinde değişirler.
    Her ayrı toplumu yöneten, görevini yaptığı sürece daha yakındır bana ve
    ona kudretimden veririm, severek. Ama bir yıl içinde değişmelidir,
    toplumun başkanı. Ve isterse o toplum, bir dönem daha aynı başkanı,
    bunun da sakıncası yoktur bence.
    75. Başkanların üzerindedir, Kara rahiplerim ve rahibelerim. Onlar
    değişmezler ve görevleri hayat boyu sürer. Onlar, bana daha da
    25
    yakındırlar; çünkü onlar eğitir toplumları ve benden aldıkları kudretle
    yardımcı olurlar insanlarıma. Doğru yolu gösterirler ve teşvik ederler.
    76. En sonra da, Baş Kara Rahib'im ya da Kahin'im yakındır bana. O ve
    onun altındadır, Baş Kara Rahibe'm. Onlar daha yakın olabilir kudretime.
    Çünkü, benden gelebilecek bilgileri aktarırlar insanlarıma. Onlar bir
    yeterlilikten çok, birer araçtırlar da benim için.
    77. Ama bütün bu görevlilerim de, insanlarımın üzerinde çok fazla bir
    yaptırım gücüne sahip olamazlar; ben özel olarak istemedikçe ve
    gerekmedikçe. Bu yüzden, gerçek anlamda eşittir benim seçkinlerim;
    herhangi bir dinin izleyicilerinin, kendi aralarındaki eşitlikten çok daha
    fazla.
    78. Her insanım, bu Ayetler Kitabı'ma sahip olmalı ve okuyup, onu
    düşünmeli zaman zaman. Sayınız artmaya başlayınca bir toplum
    olursunuz, kendi aranızda. Toplumunuz genişleyince, sayınızı asla
    Onüç'ten fazla yapmamalısınız! Ne zaman ki ondördüncü kişi girer
    toplumunuza ya da duruma göre, onüçüncü kişi girince, toplumdan eski
    olan biri veya eşi varsa, ikisi ayrılmalılar. Ayrılanlar da, yavaş yavaş kendi
    toplumlarını kurmalıdırlar. Kurucular, ilk başta, o toplumun başıdırlar.
    79. Onların geliştirdiği yeni toplum da yeterli sayıya ulaşınca, oradan
    ayrılan en eskilerden biri kurabilir başka bir toplumu. Bu sistem, uzun süre
    böyle sürecektir. Ne zaman ki, insanlar arasında çoğalırsınız ve sayınız
    çok fazla artar ve saklanmak gereği duymazsınız; o zaman, artık gerek
    kalmaz küçük toplumlar halinde yaşamaya. Buna da karar verecek olan,
    rahiplerimin ve rahibelerimin çoğunluğudur veya benim bir vahyimdir.
    Ama en iyisi, küçük toplumların güvenliğidir sizin için.
    80. Dışardakilere gelince. Onlar sizindir. Eşit değillerdir benim gözümde.
    Onlara istediğinizi yapabilirsiniz. Bir dışardaki ile evlenen veya birlikte
    olan insanım, onu istediği gibi aldatabilir; hatta bunu yapmak zorundadır
    bana hizmet olarak.
    81. Dışardakilerden, uyandırılabilecek gibi olanları kollayın. İyilik
    yapabilirsiniz onlara. Yumuşak şekilde yaklaşın ve yavaş yavaş tanıtın;
    belli edin öğretimi. Onu elde etmek ve ikna etmek, her insanımın görevidir
    26
    ve zevkidir ve bana hizmetidir en makbul olan. Ama ne zorlayın
    dışardakini ve ne de menfaat vaadleri ile satın alın. O şekilde gelecek olan
    gelmesin; daha hayırlıdır bu sizin için.
    82. Toplumunuzda veya başka bir toplumumda görmek istemeyeceğiniz
    dışardakilere ya da size düşman olan dışardakilere davranışınız, sizin
    kararınızdır. Zarar görüyorsanız, zarar vermekte de tereddüt etmeyin ona.
    83. En kolayı maddesel zarardır. Dünya şartları kullanılarak ama bunu
    yapamazsanız, ibadetimde bana şikayet edin ve benim ismimle lanetleyin
    onu. Büyü yapın ona. Felaketini isteyin herbiriniz; hatta bir tekiniz bile
    istemiş olsa bunu.
    84. Unutmayın ki, her zaman yanınızda olduğum gibi, beni çağırdığınız ve
    bir dışardakini lanetlediğiniz zaman bütün kudretim yanınızda olur daima.
    85. Seçkinlerimin hiçbiri diğeri için lanet isteyemez ve benim seçkinim de
    bunu hakedemez; ama gerekirse, ancak bir rahip veya rahibem şikayet
    edebilir seçkinimden. En son karar, baş rahibimin veya rahibemindir bir
    seçkin olanım hakkında; şayet Kahinim yoksa. Yaşıyorsa kahinim
    şikayetin olduğu tarihte, o zaman son karar ona aittir seçkinim hakkında.
    86. Benim dinim ve benim tapınımım her zaman adildir; arabın dininden
    ve kilisenin ve Yahudinin. Ve onların tanrıları, onları duymayacak kadar
    sağırken, ben duyarım daima ardımdan gelenleri.
    IV
    1. Ben ki, varım ve her zaman varoldum ve varolacağım ve benim
    hükmüm altındadır her yaratık. Benim kudretim ve iradem altındadır her
    şey ve her olay; ama her zaman kullanmak istemem kudretimi insanlar
    üzerinde.
    2. Daha iyi değil midir, insanları köle gibi çekip almaktansa, kılıç korkusu
    ile imanlı olmalarını beklemektense, onların gelmelerini ve dilemelerini
    beklemek? Benim kudretimi tanımak isteyen, önce içinden istemelidir
    27
    bunu gerçekten. Dilemeli; içinde ve dışında gayret göstermeli bunun için.
    Ancak bu şekilde anlar insan kendisine verilen hediyenin değerini ve
    ancak bu şekilde olur benim seçkinim.
    3. Ben, evrensel değilim. Benim bütünüm, evrenin kendisidir aslında. Bu
    yüzden ben her yerdeyim. Olmadığım bir yeri ne ben düşünebilirim; ne de
    bir yaradılmış olan.
    4. İnsanlarım ve seçilmişlerim ve seçkin olanlarım ve yolumdan
    gidenlerim, bana seslendikleri anda yanlarında olurum. Zaten her zaman
    yanlarında değil miyim? Ama yardımımı ve varlığımı belli olur hale
    getiririm ihtiyaç duydukları zaman.
    5. Beni sevmeyenler, aldatıldıkları için sevmezler. Akılları iğfal edildiği
    için sevmezler; çünkü bilmezler. Baskı altındadırlar aslında.
    Sevmeyenlerime de çok zararım dokunmaz sevmedikleri için; çünkü en
    ufak bir parça koparamaz benden onların küfürleri. Ben kaprisli ve
    insafsız değilim; Arabın ve Kilisenin ve Yahudinin tanrısı gibi. Ancak çok
    hakedilirse başka. O zaman kusabilirim gazabımı.
    6. Beni sevmeyenler ve onları güden ve sömüren imtiyazlı din adamları ve
    güya din öğretmenleri, benim olaylarımı ve benim öğretimi "Kötülük" diye
    nitelendirirler; sadece işlerine gelmediği için.
    7. Her gelen insan neslinde, benim gizli temsilcilerim ve karanlık olan
    rahibim ve karanlık olan rahibelerim ve karanlığın kahini olan bir kahinim
    bulunur, duruma göre erkek veya kadın. Bunları ben seçerim ve kutsarım.
    Kahinlerim ve rahiplerim, kendi çağlarıyla ilgili ve kendi çağlarına uyan
    görevlerini, benim isteğimle ve gücümle ve onlara bildikleri ve
    bilmedikleri zamanlarda yüklediğim kudretimle yerine getirirler.
    8. Ben varım ve insanlara anlatıldığının aksine, hiçbir tanrının hükmü
    altında olmadığım gibi, işlerime de hiçbir tanrı karışamaz. Sizin üzerinizde
    de bir hükmü yoktur Arab'ın ve Kilise'nin ve Yahudi'nin tanrılarının; siz
    ona boyun eğmediğiniz ve onu çağırmadığınız sürece.
    9. Bütün kavimlerdeki, benim takipçim olanların dışında kalanlara da
    yardımımı ve ışığımı sunmaktan kaçınmam ben. Yeterki onlar, verileni
    28
    almaya hazır ve gönüllü olsunlar. Ama kendi seçkinlerim söz konusu
    olduğu zaman, onlardan hiçbirşeyi esirgemem asla. Rahiplerime ve
    rahibelerime ki, onların çoğu gizlidir; yetki ve kudretimden veririm. Onlar
    da, benim seçkinim olmuş olan insanlara yardım ederler ve yol gösterirler.
    Bütün bunlarsa, çağın ve çevrenin şartlarına göre gerçekleşir.
    10. Bana uyan ve izleyenlerim, dışarıda kalanlar ve dışarda bulunmak
    isteyenler ve insanları benden uzak tutmak isteyenler gibi ölmezler.
    Seçkinlerimden bana layık olanlar ve diğerleri, hepsi de hakettikleri
    derecede ve yeni yeni bedenlerde doğmak suretiyle tekrar tekrar dünyaya,
    maddenin zevkini çıkartmaya ve bazen de gerek benim insanlarımı,
    gerekse dışardakileri yönetmeye gönderirim.
    11. Beni kabul edenler, kendisini tanıyanlar ve hür olmak isteyenler, bana
    doğru bir adım yaklaşanlara doğru yolu göstermek için, bu yazdırdığım
    kitabım gibi kitaplara da her zaman gerek duymadan, bilgimi ve
    zenginliklerimi gizli ve anlaşılmaz şekillerde de verebilirim.
    12. Evren'in başlangıcı, tanrıların doğuşu ve bu dünyanın da bütün özü
    benim bilgimin içindedir. Bana ve benim insanlarıma dışardakilerin
    düşmanlığı ve çıkarttıkları ve çıkartabilecekleri engeller, ancak onların
    kendilerine zarar verebilir. Güç ve servet ve bilim, benim ellerimdedir.
    13. Bana tapın ve biat edin bana ve ikrar edin bana bağlılığınızı.
    Törenlerle gelin benim dinime. Benim dinim, kör bir imanla tapınmak
    değildir ve ben de kölelerin tanrısı değilim. Bu yüzden kendi insanlarıma
    "Kullarım" demem ben ve bu yüzden takipçilerime "Seçkinlerim" derim
    veya "Müridlerim."
    14. Neden "Kullarım" diyeyim ki takipçilerime? Bütün insanlar
    kullarımdır, önemli olan kul olmaksa; ama benim için kendi
    takipçilerimdir önemli olan sadece. Ben kul isteyen bir tanrı değilim.
    Takipçi ve anlayış isterim sadece.
    15. Cennet vaad etmem size ve korkutmam cehennemle. Cennet de yalan;
    Cehennem de sahtedir. Yoktur bunlar sizin dışınızda. Neden vaad edeyim
    size; ölümden sonraki olmayan cenneti? Zaten tam içinde yaşıyorsunuz
    29
    cennetinizin. Alabildiğine sizindir maddenin ve tenin zevki. Kimse
    engelleyemez sizi; ne bir tanrı ve bir din ve bir köleleştirici kural.
    16. Cennetiniz yanınızdadır eğer isterseniz; ama çoğunuz cehenneme
    çevirir, içinde olabileceği cenneti. Kısıtlar da kısıtlar kendisini; hiçbir
    zaman, girmek istese de giremeyeceği Cehennem'den kurtulmak için. Ve
    gene hiçbir zaman giremeyeceği, olmayan Cennet'e girebilmek için.
    Böylece yansıtır içinin Cehennemini; kendi hayatına ve çevresine. Secde
    etmekten kötülüğün tanrısına, yara eder dizini ve alnını ve aklını katleder
    böylece ve mantığını ve en önemlisi kendi hayatını. Ve zehirler kendi
    iman zehri ile çevresini.
    17. Kaynar içinde tenin açlığı ve cinselliğin ihtişamlı ihtirası ve kıvranır
    bu isteklerle; isteklerinden utanarak kendisinden ve tanrısından, gün boyu
    ve gece uyurken. Katlanır haksızlıklara, umarak onun cezasının ahirette
    verileceğine. Ve tatmin eder sadece kendisini, köpekleşmesiyle. Kilise
    değil midir; "Bir tokat atana öbür yanağını dön" diyen? Kendi insanları
    rahat sömürülsün diye.
    18. Hayır! Bin kere hayır! Yalan bunlar... Ne sana yapılana ceza verilir
    ahirette; ne de sen ödül alırsın köpekliğinle. Bu yüzden "Sana bir tokat
    atana, öbür yanağını dön" demem ben. "Sana tokat atılacağından şüphe
    etsen bile, önce sen tekme at" derim müridlerime.
    19. Cennetiniz dünyadadır; değerini bilirseniz. Cehenneminiz de
    dünyadadır; siz dışa yansıtırsanız. Siz, cennetleri cehennem yapanlarsınız.
    Çoğunuz asla bilmez ve bilemez, kendisine verilen en değerli hediyenin
    değerini de; olmayan ahiret zevkleri için harcar hayatını.
    20. Size en değerli hediye dünyadaki hayatınızdır, dolu dolu yaşarsanız.
    "Cennet' in şarapları ile mest olacağım, öldüğüm zaman" diye reddeden,
    dünyanın şarabını ve keyfini; "Cennet' te istediğim kadar huri ile
    çiftleşeceğim ve güzel oğlanlarla" diye umup, reddeden cinselliğini;
    dünyada yasaklayan bunları kendisine ve aç aç bakan arkalarından ahireti
    düşünerek, bilmelidir ki, asla ama asla alamayacaktır istediğini ahirette de.
    21. Gerçi geriye dönüş vardır dünyaya, ölümden sonra başka bedenlerle.
    Ama bunu da haketmek lazımdır önce. Kolay değildir, ikinci ve daha fazla
    30
    hayata dönmek. Kıymetini bilmeyene ikinci defa aynı hediyeyi vermek.
    Bu yüzden değerini bilin yaşadığınız maddenin ve hakedin yeniden
    doğmayı, buraya ya da daha iyisine.
    22. Bendedir, yeniden doğmanın bilimi ve gücü. İstediğimi, istediğim
    şekilde yeniden gönderirim dünyaya. Bunlardan bazıları özel görevlerle
    gelirler çok başka alemlerden insan suretinde; ama bilmezler kendilerini
    dünyada iken. Beklerler ömürleri boyunca görevin zamanını ve hazırlarlar
    kendilerini kutsal göreve zeka ve akıl olarak, kendileri farkında olmadan.
    Bazıları da ödül olarak gelirler; tekrar yaşamaya tenin zevkini doyasıya,
    tekrar tekrar ve ibadet etmeye bana.
    23. Azapla korkutmaz benim dinim. Keder ve acı değildir, benim dinim ve
    tapınımım. Kör inançların dini değildir benim dinim ve korkunun dini
    değildir. Benim dinim, aşktır ve sevgidir ve tenin zevkidir ve şehvettir
    çılgıncasına. Ve anlayıştır ve özgürlüktür benim dinim, bütün zincirlerden.
    24. Zevktir, benim tapınımım ve cinselliktir hizmetim. Dolu yaşamaktır
    bir hayatı özgürce. Benden gelir her bilgi ve her bilim. Benim insanımdır
    her gerçek bilge ve benim yolumdur her akılcılık ve gerçekten yaşamak.
    Hakettiğini dilenmek değil, uzanıp almaktır benim dinim.
    25. Benim dinim akılcılıktır. Sorgulamaktır benim dinim. Felsefedir ve
    matematiktir. Her uyum, her oran ve orantıdır. Aklın çalışmasıdır benim
    dinim ve başlıca emrim. Ben mezarların ve türbelerin ve evliyaların ve
    ölümden sonrasının olmayan cennetlerinin ve cehennemlerinin tanrısı
    değilim. Ki, olmayı da hiç bir zaman istemedim aslında. Ben aklın ve
    zevkin ve bilimin ve özgürlüğün ve isyanın tanrısıyım.
    26. Kendisi bilmese ve istemese de, her yolumdan giden müridimdir ve
    her gerçek bilim adamı. Kilise tarafından şeytan diye yakılmak...........

    Satanizm   07 Mayıs 2009 01:26   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    konu hakkında engin fikirlerim yok. ama bu 'şeytan' denilen insanın zafiyetlerine uydurduğu bir kılıf gibi gelir durur bana.. annesini 12 yerinden bıçaklayan psikopat 'evlat' aslında -dünden kalan barbunyanın önüne konulmasına içerlemiş ve hiç sevilmemiş biri gibi yok etmeye doğru koşmuştur. sorun barbunyadır aslında.. zaafiyet budur. her an kırılabilir ve kırıp parçalayabilirsiniz..

    track 6   06 Mayıs 2009 03:07   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    hımmm..

    caecus   06 Mayıs 2009 02:33   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Allah buyurdu : '' Ademoğluna secde edin..'' Tüm melekler secdeye kapandı ancak İblis de oradaydı ve o bunu yapmadı (iblis cinlerdendir, meleklerin ustasıdır) .. Allah sordu '' neden secde etmiyorsun..'' İblis söyledi : '' Rabbim.. Sen alemlerin rabbisin.. Benim iradem senin iraden.. Beni yaradan da sensin.. Beni nardan onu nurdan yarattın.. Sen bilmez misin ki ben senden başkasına secde etmem.. '' Allah buyurdu : '' Ben sana emrediyorum..'' İblis söyledi : '' Beni yaradan sensin.. Ben senden başkasına secde etmem.. Ademoğlu sana küfredecek.. O senin yolundan sapacak.. Sana küfredeceğe secde etmem.. '' Allah buyurdu : '' Öyleyse in oradan.. Ben sana emrettim.. Benim yolumdan saptın.. '' İblis söyledi : '' Benim rabbim sensin.. Ademoğlunun sana küfredeceğini bilmez misin.. Öyleyse bana süre ver.. Onların yollarına, sağlarına ve sollarına sokulacağım.. Secde etmemi istediklerini senin yolundan saptıracağım..'' Allah buyurdu : '' İn oradan.. Sen süre verilenlerdensin.. Ve seninle bir olanları da seninle birlikte sonsuz ateşin içine atacağım.. '' ... - İblis, Allah' ın kötülük koludur.. O secde etmesin ki kötünün bir adı olsun....

    ShataniC   06 Mayıs 2009 01:32   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dişigiller

    elastic faces   06 Mayıs 2009 01:15   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ugrası insan olan şeye saygım var,tek humanisttir bi kere,ha pabucunu ters giydiririm o ayrı...(.
    bir ismi de Belilal olsa gerek..

    mazgarda   06 Mayıs 2009 00:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Ben İblis'im arabın dininde

    Ben Şeytan'ım arabın kitabında.

    Bana derler Tagut; aslında bu isim özgün olarak bana atfedilmesede ve anlatsa da bir türün bütününü

    Ben Satan'ım

    Benim, Satanus olan

    Ben Satanas'ım

    Bana derler aynı zamanda Seitan: Bunların dördü de, aslında ayrı dillerde veya ayrı telafuzlardaki şeklidir aynı ismin.

    Melek Tavus oldum, Yezidi denilen Azday halkı arasında
    Ama o, esasında başka tanrıydı. Melek Tavus isminide benimserim; sadece ben olduğum sanıldığı ve söylenildiği içindir, kötü tanrının kullarınca.

    Ehrimen oldum; İran'da

    Seth dediler; piramitlerin ülkesinde.

    Loki oldu adım, kuzeyin halkı arasında

    Mara dediler adıma; Hindistanda

    Lucifer oldum; Hıristiyanlıkta. Aslında bu ''Işık getiren'' demektir. Bana en çok yakışan. Ama bu da sabah yıldızının adıydı Roma'da. Klise seytan yapmak istedi ışık getireni, kendi rekabeti ile ve ben de benimsedim bu ismi kendi rızamla.

    Bophomet olarak da hitap edildi bana. Bu da, kilisenin bir yakıştırmasıdır yalnızca. Arabın dininin peygamberinin isminden çekilen ve onu benimle özdeşleştirmeye çalışan bir tutumdan gelir; ama ben de kabul ettim bu ismimi; çünkü bu da beni anlatıyordu insanlarıma.

    Albız dediler bana; cins isim olarak Orta Asya'da, Kitabımı indirdiğim Kavmin ataları.

    Erlik dediler bana; yakıştırılan, dokuz katlı yeraltı krallığında.

    Satanizm   06 Mayıs 2009 00:12   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    şeytan cehennemde bronzlaşıo bizle ne işi olur her boku şeytana yüklemeyin insan olun lan azıcık keserim topunuzu allahıma

    G V Z   30 Nisan 2009 22:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Biz öyle varlıklarız ki melekler çoğu zaman insan yaratılmadıklarına üzülürler...! Ama biz yine öyle varlıklarız ki şeytanlar çoğu zaman insan olmadıklarına sevinirler...!

    trapt   30 Nisan 2009 22:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    innomie satanus hail of enki

    draneun   07 Nisan 2009 19:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kim ne derse desin kendisini tapınılamaz olarak işaretliyorum. çünkü taptığın şey taptığına değmeli. iki kediye tav olana tapsan nolur tapmasan nolur? kedi kurban olsa nolur olmasa nolur?
    koyun veya deve veya inek de aslında bu şerşeveden bakınca kurbanlığı hak etmiyor gibi görünüyor ama koyunun biliyosun pirzolası mükemmel. deve yemedim ama ineğin de sırtı dünyaya değer.
    hiçbir inanca saygı duymadığım halde buna tapanlara daha bir saygı duymuyorum. pislik, kadınları ayartıyor.

    abdominal   14 Şubat 2009 15:39   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    şeytansız bir dünya kumsuz bir deniz benzer :)

    ozkan ege   13 Ekim 2008 11:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Şeytan diye bir şey yok akıllı olun....!?

    Miroeny   14 Eylül 2008 00:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Şeytan hakkında size bilmediğiniz bir şey anlatayım iki tane cinsel uzvu vardır ve okadar kibirlidir ki kendi türüyle bile cinsel ilişkiye girmez.....

    Miroeny   04 Eylül 2008 02:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    şeytan kadının içinde,kadını yakın şeytan kurtulsun.

    shit   24 Ağustos 2008 22:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Merhaba eski düşman, yeni dost...!?
    görüşmeyeli uzun zaman oldu
    ben yokluğunda çok kitap okudum
    seni tanımak istemiştim
    neden peşimden ayrılmadığını anlamak
    istemiştim. Ama sanırım sen haklı çıktın o gün
    benimle ilgili söylediğin şeyle....
    Ben sadece kendimi kandırıyorum....!?

    Miroeny   24 Ağustos 2008 22:41   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :Lysippe

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.