kader spiderman olmuş efendiler. daha dün caddede, dişlerinin arasına kafamın gireceği garson kızımız size az şekerli türk kahvesinin yanında bana pis ama çok deşici bakışlar atarak tatlı yok yok şekerli bir su servis etmedi mi? siz bu ne lan, dediğinizde ben ahan da size şirinlik muskası yapmışlar demedim mi? sonra ben bu gün iki dönem arası eve dönüşümü ertelemedim mi? sonra incirli'de acilen inmedik mi? sonra ben ah yine hep ben, ateştuğla şehrine gelmedim mi ve sonra emin yüzümü yolmadı mı? bunların hepsi kader denen örümcek evi değil mi? zahirini ve batınını iyi bilmek lazım yoksa ne olur halimiz?
bak denedim ben sizi bu gün. dedim ki, bir ara tekrar caddede aynı yere gidelim ben o garson kızın ağzına bir bakacağım. siz de tabi, hemen, olur, ilk fırsatta, dediniz. bunların hepsi o sudan kaynaklanıyor. şimdi sıra siz bana gözlerin yeşil diyeceksiniz, ruhumda derin yaralar açacaksınız ve garson kızın dişleri arasında sükun bulmaya koşacaksınız.
ben de gidip emin'e dünyayı dar edeceğim.