kim?nasıl hangi dergi?
kaç paraya? evet kaç paraya.vay anasını nasıl kaçırmışım bunu.dertlenmek için iyi bir sebep.evet kaç paraya.
ah evet ah.
ah çıksa ya yeniden dergi. kalmadı öyle yazarlar.
elime uzun aramalar sonucu geçmiş bi sayısı var, daha fazlasını istiyorum. eski bi sayı ama bu günü anlatıyor. görmüş abilerim, ablalarım saygılaaar...
gerçeği söylemiş olur bir gölgeyi söyleyen
Paul celan değil
De ki
Ben yazdım bu dizeyi
Ya da şizofren
Ne değiştirir gerçeği
Kendi uçurumundan düşmeye görsün insan
Kopar karanlığa taş atan bilekleri
Sıyrılır iyimser kuşkularından
Bulduğun hiçbir şey
Yitirdiğin değildir
Gölgelerde ney
Ve en büyük yıkımlar yanılgılarla başlar
Çaresiz dört yanını duvarla öreceksin
Tercihlerindir kader dediğin yazgı
Suç Tanrı nın değil öğreneceksin
NOT:alıntı
sevgili şizofrengi. sen artık olmasan da biz hala kuşkudayız.
1996 haziran sayısından Kendall A. Merriam imzalı bir iç döküş:
İşte ben, dans eden ayısı bu şizofreni sirkinin,
ne numaralar yapayım sizlere?
Abuk sabuk konuşup çığlıklar mı atayım?
Postumu yırtıp parçalama mı ister misiniz?
Kedilerle kuşlarla konuşmamı?
Ya da ağlamamı?
Tümünü yaptım daha önce.
Hayır, bunların hiçbirini yapmasam daha iyi ederim,
Muhakkak ki canınızı sıkardım. Bilmek istemediğiniz bir şey söyleyeceğim sizlere, tercih ederdiniz bilmeyi, kişisel öykümü, hastalık öykümü, diagnozumu, prognozumu, kognozumu, kafa tasımın ebatını, haplarımın ebatını, hücremin ebatını, paranoid mi, reaktif mi, yoksa ayrışmamış tip miyim? Rüyalarımı anımsaya biliyor muyum? Hala yatakta mıyım? Uslu uslu yola gelecek miyim?
Yanıtım hayır! Lanet olsun, ben bir insanım. Yiyorum,sıçıyorum ve uçuyorum, tıpkı sizin gibi.
Okuyorum, koşuyorum ve sevişiyorum, tıpkı sizin gibi.
Hissediyorum, korkuyorum ve ürperiyorum, tıpkı sizin gibi
Lanet olsun, ben bir insanım...
yaşam diyor bazen
biryerlerinden tutunmaya çalıştıkça
hep mahrem yerleri geldi elimize
ne mutlu bir toz zerresinin varlığı ile konuşmak ve dudakların zifirisi
beynindeki filler gayrimesru iliskide bulunduklarında ortaya cıkan hastalik turu gibime gelio...
önemlidir özeldir halen ..
ayrıcalıktır
kabul edip onunla yaşamak gerçkten ayrıcalıktır
düşünün
kimsenin bilmediğini bilmek ve bilinmeyenle konuşmak
selamlar
moorrr
''Deli ol ve bize algının peçesinin altındaki gizleri anlat.
Hayatın amacı,bizi bu gizlere yakınlaştırmaktır;ve delilik bunun en hızlı atıdır.''
şizof rengi mor demiş idi bi tanışıklığım evvelden önce,benimde üzerimde mor tişört vardı...
akil hastanesinde karma koguslarda sikca gorulen bir hastalik.
bazı "deli"lerin yazıları yayınlanmıştı, birinde şöyle diyordu:
"orada, yukarda, sahilin biraz üstünde, bir çay bahçesi var, para denen şeyi verince çay veriyorlar"
ayrıca bebEK, leylEK isimli ekleri vardı.
şahsımı en çok etkileyen mevzu ise, "bach dinleyen kasaplar" isimli yazıydı.
şizofrengiyi özlüyorum.
Enteresan, fanzin tadında çıkarılan çok öte bir dergiydi. Elimde kalmış tek sayısının künyesinde şöyle bir ifade yer alıyor: Allah Şizofrengi okuyanların ne muradı varsa versin. Amin, 1992.
bir şizofrenin frengiden dünyası. herkesin frengi olduğu bir dünyanın paranoyak şizo adlı kişisi. muhtemelen yanlız, muhtemelen hep öyle olacak.
İçimde hangi atam konuşuyor?
Hem aklımda hem de bedenimde aynı anda ayrılamam.
Bu yüzden tek kişi olamıyorum.
Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
Fazla büyük usta kalmadı.
Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
Kalbin yolları gölegelerle kaplanmış.
Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
Okul duvarları, asfalt ve refah reklamlarının uzun kanalizasyon boruları ile dolu
Beyinlere böceklerin vızıltıları girmeli.
Her birimizin gözlerini ve kulaklarını büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
Yapmamamızın bir önemi yok!
O isteği beslemeliyiz ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz sınırsız bir çarşaf gibi.
Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız el ele vermeliyiz.
Sözüm ona sağlıklıları sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
Siz sağlıklı olanlar!
Sağlığınız ne anlama gelir?
İnsanoğlunun bütün gözleri, içine daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır eğer gözlerimizin içine bakmaya yemeye, içmeye ve bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler sözüm ona sağlıklı olanlardır.
İnsanoğlu dinle!
Senin içinde su, ateş ve sonra kül ve külün içindeki kemikler.
Kemikler ve küller!
Gerçekliğin içinde veya hayalimde değilken, ben neredeyim?
İşte yeni anlaşmam:
Geceleri güneşli olmalı ve Ağustos'ta karlı.
Büyük şeyler sona erer küçük şeyler baki kalır.
Toplum böylesine parçalanmaktansa yeniden bir araya gelmeli.
Sadece doğaya bak ve hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz yanlış tarafa döndüğün noktaya.
Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz suları kirletmeden.
Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa ne biçim bir dünyadır burası!
Şimdi müzik
Müzik!
Bunu unutmuştum.
Anne!
Başının etrafında dolaşan ve sen güldükçe berraklaşan o hafif şey havaymış.
Andrei Tarkovsky - Nostalghia
bütünüyle kuşkudayım... evet hala...
Quo Vadis Istanbul?
fatih'i özledikkk...