Oldum olası tahammül edemediğim bir şey varsa o da bu tarihli "ihtilal"in (darbe den daha oturaklı, daha muğlak) meşru kılınmaya çalışırken dökülüp, saçılanlardır.
özetle: "evet çok kan aktı, ama bu ihtilal olmasa daha çok kanlar akacaktı, millet çok şükür rahat bir nefes aldı, o dönem herkes müteşekkir oldu."
ile ifade edilen bu savunma/meşrulaştırmada sakat olan, uyaksız, kafiyesiz bir şeyler var, ve bunlar maalesef kavramsal olarak 12 eylül savunusunu aşıyor.
pax mongolica derler bir şey vardır, "moğol barışı" demek. mopğol istilaları ardından gelen huzur ve güven ortamına işaret eder. evet, moğolların toplu işgal ve istilasından önce küçük feodal güçler arasında savaşlar çıkmakta, halk "illalah" demektedir, ama moğol barışı "illalah" diyecek halk bırakmayacak şekilde sağlanmış bir barıştır. Yani sen barışını ve huzurunu askere havale edersen, kıra kese sana barışı getirir. Ama bunun savunulacak bir tarafı olabilir mi? Pax ottomana (osmanlı barışı) da buna benzer bir "huzur güven ortamı" sağlamış, bizim tarihimizde bu huzur ve güven ortamıyla anılmıştır. Ermeni tehciri denen soykırım da böylesi bir pax ı hedeflemiş ve başarmıştır. Ortada muhalefet bırakmayınca, hiç olmamış, yaşanmamş gibi olunca ne rahat değil mi?
Bizim huzur ve güven ortamı da pax evrenica olsun, yasal yetkisini aşmış, iktidarı ele geçirmiş ve iktidarda kalmış bir cuntadır. Dahası sadece müdahil olarak değil, mütekellim olmayı da bilerek, kendi güdümünde bir anayasa ve uygulamalarla getirmiş, ardından gelen kuşakları bunlara mahkum etmiştir. Bu cunta, sadece savaşanlara müdahale etmemiştir, savaştan sonraki yeni türkiyeyi de cuntacı keyfine göre şekillendirmiştir.
Evren ve şurekası bugün yargıdan münezzeh ve mesut yarattıkları pax, korumaya and içtikleri bir ülkenin anayasasını çiğneyerek yapmışlardır. Yasaları çiğnedikleri için asılan kesilen onca insana tanık olan bu ülkenin onları da yargıda sicim gibi terlerken görmeye hakkı yok mu? "And içiyorum" diye haykırarak göreve gelen bu kişilerin içtikleri andın burnundan geldiğini görmek istememiz çok mu?
Yani, sağol bizi huzur ve refaha kavuşturdunuz. Ama pardon, bunu korumaya and içtiğiniz bu ülkenin anayasasını çiğneyerek yaptınız, sorgulanmanız, yargılanmanız ve hüküm giymeniz herşeyden önce sizin haysiyetiniz ve itibarınızın temize çekilmesi için gerek. Ülkeye değil, ilkeye olan sorumluluğunuz gereği yargıdan kaçmamalı, savunulmayacak bir şey yapmadıysanız bunu savunabilmeli ya da kabullenmelisiniz.
Bizler de "sağolsunlar bizi kurtardılar" diye minnetle andığımız bu kişilerin "kendilerini ve ardıllarını da" nasıl kurtardıklarını görmeli, marmaris paşalarının emekli diktatör hayatlarına, anlam verilemez boyutlardaki servetine de zum yapmalıyız.
Yoksa "minnetle anıyoruz" tabi, ama minnetin bittiği yerde yasalar başlıyor, yasalarla sorguluyoruz.
bu ahkamlar topluluk yöneticileri tarafından 'önemli bilgi' olarak işaretlenmiş
12 eylül 1980 ile ilgiliyim diyenler
toplam 54 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
12 eylül 1980 hakkında

~ ahkam var.
1 2 3 ... 5
önceki sayfa »
hazin sonumuzun tekrarlanmasına malesef az kaldı...
Unutulup gider mi sanıyorsunuz?
Göreceksiniz!
Kimsesiz sandığınız insanların arkasındaki on binleri göreceksiniz.
Şimdi kendinizi alkışlattığınız okullarda, marifetlerinizin "işte 12 Eylül, İşte Faşizm" diye okutulduğunu da, göreceksiniz!
Mahşerin beş atlısı general tarafından gayet ironik bir nedenle ( Demokrasiyi içine düştüğü açmazdan kurtarmak ) giriştikleri maceranın milyonlarca insanı telef ettiği gün. "Yasak kardeşim" anlayışının mimarı olan bu zatı şahaneler oturup düşünmüşler, düşünmüşler ve sonunda en iyisi herşeyi yasaklayalım, belki o zaman hiç bir sorun çıkmaz diyerek gelmiş geçmiş en izansız, izahsız ve de manasız kararlarını alıp utanmadan, "askeri" icraatı içinden programı ile televizyon aracılığıyla naklen duyurmuşlardır. Reytingi bol bu konuşma sonrası "ordu göreve" gelmiştir. O zamana kadar var olan darbelerden farklı olarak daha sistematik ve uzun süreli olması ve ülkenin doğal çizgisinin dışına çıkılmış ve ciddi kırılmalara neden olan olmuştur. Ama kimin umrundadır. Şayet birilerinin umrunda olsa idi, Evren paşa resimlerini hapishanede yapıyor olurdu. 12 Eylül Türkiye'nin eline silah verdiği ve silahın verdiği yetkiye dayanarak bu defa silahı kendi halkına doğrultan bir zihniyetin kanlı tarihidir. Yüzyılın kan davası özelliğini de hala sürdürmektedir. Yoksa 80 döneminden sonra türeyen cemaatlerin bugun iktidar da olması başka ne ile açıklanabilir ki. Bağımsızlıktan bağımlılığa geçişi de hızlandıran bu süreçle beraber kendimizi artık hemen her konuda iradelerini emperyalistlere teslim ediyoruz. Ordu "görevi olmayan" görevini rezilce yerine getirmiştir. Ve demokrasi pandikçileri olarak görevlerine devam etmektedirler.
demokrosi bize bol gelmişti ve netekim daraltılar !!!
Bu tarih hiç olmaması gereken hiç yaşanmaması gereken olaylara tanık olmuştur.Malesefki o günlerde yüzbinlerce insanımız sağcısı solcusu demeden öldürülmüştür.Demokrasiye vurulan en büyük pençedir bu tarih darbeyi savunanları anlamakta güçlük çekiyorum.Umarım bi daha bu günleri yaşamaz güzel ülkemiz bi 50 yıl daha geri dönersek ortada ülke kalmıyacak çünkü...
Turkiyenin ikinci kurtulus savasini basariyla tamamladigi tarihtir bu yuzden severim otarihi
doğum günümden tam 1 sene 1 gün öncesi...
karanlık bir dönemin.... başlangıcı
bize kalan insanlığa bırakmak istediğimiz değildi binlerce fidan ektik halkın çölüne su vermediler eğildi.
yeni bir 12 eylül kapıda olmasın ?? katiller sorumlular suçlular hepsi şu an ironik ama aramızda.. kimileri sanatın kucağına atmış kendini kimileride siyasete uzak kalmamanınn derdinde..
tastamam 2 yıl 15 gün sonraa ben doğmuşum.ehe:):)
çok da haktan - hukuktan, anayasadan - demokrasiden filan yada o döneme bizzat şahit olmaya gerek yok. oniki eylül öncesi sürekli bir ölüm korkusuyla yaşıyordu insanlar. ancak 12 eylül'den sonrası bambaşka bir karanlık çöktü, bu karanlığın hala dağılmadığını ve giderek başka şeylere dönüştüğünü de gören gözler farkediyordur. son 20 küsur senedir birbirinden cahil, amerikan gençliği kadar vahim durumda gençler "yetiştiriliyor". o dönemde dinci kesimin pohpohlanmasının somut sonuçlarını yaşıyoruz. gençler okuduklarını düşünüyor ama kendilerini geliştiremiyorlar dolayısıyla kendi dillerini doğru dürüst kullanamadıkları gibi düşüncelerini de dillendirebilmekten yoksun kaldılar. başka kültürlere ilgileri, farklılıklara tahammülleri yok. az sayıda düzgün ve kendini eğiten insanlar vardır mutlaka, ama bütün toplum bok varmış gibi kurtlar vadisi oldu. Ergenokomlar yine şahlandı. Şu sitede bile kullanıcların kendine yapıştırdıkları etiketler bir nevi neslin önizlemesi. Günümüzde yaşanan bütün popüler akımlar 12 eylül'ün amaçlarının ister istemez uzantısı durumunda.
bundan sonrası belli, türkiye islami bir amerika olacak. birilerinin "böyle" bir ülkenin varlığına ihtiyacı vardı diye milyonlarca genç harcandı. kimisi hayatını verdi, kimisi de şu andakiler gibi kişiliğini.
650.000 kişi göz altına alındı 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı). İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi. 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi kaçarken vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi. 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
insanın özellikle bir ihtilal gününde gözünü dünyaya açması ileride neler ile karşılaşabileceğinin planlarını göz önüne getiriyor.bahtsız bedevinin durumu bu olsa gerek.=)realite şudur ki kendi sınıfsal problemini çözememiş türkiye halkları bu faşizan darbenin ardından gerici devrimin ezilmiş sindirilmiş ve düşün klüplerinden lağvedilmiş olarak bir güvensizlik durumu ile adeta hayata küsmüştür.12 eylül sendromu çoğu bireyde onarılması yıllar alacak birer yara açmıştır.siyasal sürecin belli partilere indirgendiği zaman içinde güven bunalımının hat safhaya tırmanması bireyi ümmet olma yoluna itmiştir.gerici bir militer darbenin sonuclarına katlanmak nasıl toplumsal bir haksızlıksa buna karşı cıkmamak ta en az o kadar haksız bir durumdur.umud etmekten daha cok realist olmayı dileyelim.
askerdir ne yapsa yeridir(!)
ben genelde acılı ve üzüntülü şeyler yazmaktan çekinirim..hayatın her anı bolca trajedi,dram barındırıyor zaten..o yüzden ciddi konularda bile ti'ye alıp,birkaç kelam etmek tercihim olmuştur..ancak sözkonusu 12 eylül 1980 olunca ne elime ne de kalbime söz geçiremedim..tam 27 yıldır bu ülkede resmen darbe yapan,yüzbinlerce insanı hapse atan,bütün demokratik kuruluşları lağveden,koskoca bir eşitlik ve özgürlük mücadelesinin üzerinden silindirle geçen,bugünün şeriatçilerine sırf "komünist"lere karşılar diye o günlerde yol veren,destek çıkan,il il dolaşıp mitinglerde kurandan ayetler okuyan,en çok kuran kursu ve imam hatip'in kendi dönemlerinde açıldığı aşikar olan,asala ile mücadele safsatası altında bir sürü kirli ilişkiyi -bir kısmı susurlukla ortaya çıkan- üzerimize bulaştıranlar hala hayattalar..üstelik ülkenin itibar sahibi olarak anılmaktadırlar..çok zoruma gidiyor..bu ülkenin aradan 30 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen darbecilerini yargılayamadığına inanamıyorum..zaman zaman ama abalans ayarı ama postmodern şekilde de olsa darbecikler yaşıyoruz..12 eylül 1980 darbesinin yanında bir buhar damlası bile olamayacak bu hareketler bile,yargılanamamış,haksızlığı,hukuksuzluğu ortaya konamamış bir yıkımın günümüze yansımaları sadece..ölenlerin,işkencehanelerde sakat bırakılanların,eşine tecavüz edilenlerin,yurtdışında yaşamak zorunda bırakılarak bir daha çok sevdiği vatanını göremeyecek hale getirilenlerin ve onların sevdiklerinin ahı elbette tutacaktır..o güzel insanlara bunları reva görenlerin hesabı muhakkak görülecektir..yoksa yeni,umut dolu,insanın,emeğin,barışın hküm sürdüğü ne türkiye mümkündür ne de dünya..
Niçin bu etiket bu gün listenin en başına taşınamıyor. Yoksa bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı hala etkin mi? O günleri yaşamamış olabilirsiniz ama o günlere ait hiçmi bir şey okumadınız. Hiç bir yakınınız o günlerin şiddetine maruz kalmadı mı ? Yoksa bu başlık "alttaki yakışıklı mı" gibi başlayan etiket kadar önem taşımıyor mu sizler için.
Toplumsal muhalefeti oluşturamayan toplumlar koyun gibi güdülmeye mahkumdurlar. Örnekleri var. Sanal ortamlar kendi varlıklarının gücünü artık algılamalılar.
Bağırmasak dahi, yazalım. Nefret sözcükleri yerine adalet istemlerimizi belirtelim. Farkımızı koyalım ifadelerimize. Ve bu gün 12 Eylül 1980, 27 senede geçse üstünden.
Amerikan menşeli silahlar Milli bayramlarda mükemmel bir şekilde sergileyen amerikan askerinin ölmiyeceği yerde ölen(kore), kahraman Türk Ordumuzla gurur duyuyorum!
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|