asker bizim önümüzü hep tıkar. ne zaman türk halkı düşünse, sen bilmezsin demiştir. yine bu oluyor. geri kalmış bir ülkede demokratik bir şekilde yaşamayı. kendini superman sanan genelkurmay başkanının çok konuştuğu bir ülkede yaşamaya tercih ederim.
akp %25 oy alacakken %46 oy almasını sağlayan muhtıra...
ülke insanımız mazlumu sever. ona yardım eder. Gül c.başkanı olsaydı %46 alır mıydı bence hayır, ya da o yürüyüşler, hepsi bazı partilere yaradı, özellikle bazı sahte liderlere(deniz baykal bundan kastım) pek de yaramadı açıkçası.
keşke bu muhtıra seçimlerden sonra verilseydi, o zaman ilgili partinin gerçek oyunu görmüş olurduk... :(
fislemeler gizliden gitmeli, zamani geldiginde darbe anlik ve sert olmalidir. cok kisa surmeli, turkiyeyi geriye goturmeyi amaclayan belli elebaslari aninda ortadan kaldirilmalidir. darbeden sonra ise turkiyede islami ideolojinin gelisip guc kazanmasindaki en buyuk faktor olan ve turk demokrasisinin yuz karasi turban yasagi sartsiz olarak kaldirilmali bundan sonrada cagdas egitimin destegi ile gericilik sonsuza dek ezilmelidir. yasaklar en cagdisi en gerici mantiklari bile guclu kilar. darbenin turkiyeye kaybettirecekleri kazandiracaklarinin yaninda devede kulak kalacaktir cunku islami hareketi durdurmanin artik guc kullanmaktan baska bir yolu kalmamistir.
bu muhtıraya demokrasi karşıtı diyenler ya çok saftır, ya da cahil - ki cahiller dinci, faşist,tarafsız, apolitik vb. olarak birçok çeşide ayrılırlar.
türkiyede halk dediğimiz şey bir çuval kömüre demokrasinin kökünü satacak kadar zavallı-laştırılmış insan topluluklarıdır...ne demokrasisinden bahsediyorsunuz siz..
@dreamsact,
bugün okudum ve benden daha iyi ifade etmiş Emre KONGAR hocam söylemek istediklerimi,bence seninde bunları okumaya ihtiyacın var ;
Türkiye Cumhuriyeti, Batı demokrasileri gibi endüstrileşme sonucunda değil, bir bağımsızlık savaşı sonucunda kurulmuş bir ulus devlettir. Dolayısıyla tarihsel köklerinde ve geleneğinde endüstrileşme değil, tam tersine endüstrileşmenin kaçırılması, bunu telafi etmeyi amaçlayan tepeden inme ideolojik devrimcilik ve onun ardındaki asker gücü vardır.
Batıdaki demokrasiyi kuran sermaye ve işçi sınıflarının, onu koruyan ve geliştiren gücü Türkiye'de olmadığı için, Cumhuriyet'in kuruluşundan neredeyse günümüze kadar, bu çağdaş sınıfların demokrasiyi koruma ve geliştirme görevini askerler üstlenmişlerdir.
Askerlerin demokrasiyi kurma, koruma ve geliştirme görevleri, çok partili düzene geçildikten sonra serbest seçimlerle gerçekleştirilen iktidar değişikliği ile sona erebilirdi. Fakat 1950 yılında, tarihte eşi olmayan bir biçimde mevcut tek parti diktatörlüğüne kendi iradesiyle son vererek, iktidarı serbest seçimlerle muhalefete teslim eden İsmet İnönü'nün ardılları (halefleri), yani ondan sonra ülkeyi yöneten Demokrat Parti, ülkedeki demokrasiyi geliştirmek yerine, tek parti yönetimini taklit ederek, rejimi yozlaştırdı, temel hak ve özgürlüklere dayalı demokrasiyi, çoğunluğun diktatörlüğüne çevirdi.
Çok partili dönemdeki ilk askeri müdahale, Demokrat Parti'nin rejimi yozlaştırmasına, demokrasi adına çoğunluğun diktatörlüğünü uygulamaya çalışmasına karşı yapıldı ve dünyadaki öteki askeri müdahale örneklerine bütünüyle ters bir biçimde, demokrasiyi rafa kaldırmak için değil, tam tersine, demokrasiyi işletmek için gerçekleştirildi. Nitekim 27 Mayıs askeri müdahalesinin hazırlattığı 1961 Anayasası, bugün bile dünya anayasaları içinde en demokratik anayasa olma özelliğini korumaktadır.
1957 erken seçimlerinde yüzde 50'nin altına düşen Demokrat Parti artık, sadece tek parti geleneğini sürdüren bir anlayışa dayalı olarak basın, muhalefet ve üniversite özgürlüklerini sınırlayarak rejimi yozlaştırmakla ve yetinmemiş, iktidardan gitmemenin yollarını da aramaya başlamıştır. 1960 yılı Nisan ayında çıkarılan Tahkikat Komisyonu yasası, aslında iktidardaki Demokrat Parti'nin yaptığı bir sivil hükümet darbesidir. Bu yasa ile Meclis içinde seçilen 15 milletvekili, hem asker hem sivil mahkeme yetkileriyle, hem savcı hem de yargıç olarak "muhalefetin rejim aleyhtarı faaliyetlerini incelemek üzere" görevlendirilmiştir; kararları kesindir, temyizi yoktur: Bugün de pek çok kişinin öne sürdüğü gibi, ""27 Mayıs darbesi olmasa Menderes seçimlere gidecekti! Evet hiç kuşkusuz gidecekti; muhalefetteki CHP'yi kapatıp, çok partili demokrasiyi tek partili rejime dönüştürmüş olarak.""
İşte çok partili demokratik hayatımızın ilk askeri darbesi, bu koşullarda, sivillerin demokrasiyi rafa kaldırma teşebbüslerini engellemek için yapılmıştı.
( Emre Kongar'dan alıntı )
@dreamsact
1) Sanırım Demokrat Partiyle AKP'nin ortak paydalarına benim bakış açımı anlamışsındır.
2) İçinde yaşadığımız ülkenin gerçeklerini bilmeden ezbere demokrasi edebiyatı yapmanın bir anlamı yok.
3) İnsanın yaşama hakkının elinden alınmasının kesinlikle savunulacak bir tarafı yok, ama bazen düşününce şu an bu ülkenin kimler yüzünden ve nasıl bu hale geldiğini...
SİSTEMİN İÇİNDE DÖNEN BİR RANT VE YETKİ PAYLAŞIMINI SANKİ ÇOK MATAH BİR ŞEYMİŞ GİBİ GÖSTERMEYELİM BU ÜLKEDE 1980 DE NELER YAPILDIĞINI NE ÇABUK UNUTTU BALIK HAFIZALAR DÜNYADA TÜM DARBECİLER TEK TEK YARGILANIRKEN NASIL BİR AYDIN ZİHİN BUNU SAVUNABİLİR BU ÜLKEDE 16 YAŞINDAKİ İNSANLARI ASTILAR SİZ HALA ... OFF YURDUM GENCİ OFF ...
UYUYUN YURDUMUN ULUSALCI GENÇLİĞİ YOK MUHTIRA ABD YE GİTMİŞMİŞ ARKADAŞLAR DARBENİN İYİSİ KÖTÜSÜ OLMAZ DARBEYİ SAVUNUNANLAR BİR GÜN GÜN O SÜNGÜYÜ KENDİ G... HİSSEDERLER DEMOKROSİ KİŞİYE YA DA YERE GÖRE DEĞİŞMEZ YANİ DEMOKRASİ FİX MENÜDÜR ...
DARBE VE ONA MANTIK YÜRÜTEN ZİHNİYET DEMOKRASİDEN NASİBİNİ ALMAMIŞTIR.NE MUTLU TÜRKÜM SÖZÜNÜ DOĞRU BULMUYORUM AMA ASTEĞMEN OLARAK DOĞUDA YARALANDIM NE OLACAK ŞİMDİ BUNLAR YANLIŞ ŞEYLER DARBEDEN MEDET UMANLAR 12 EYLÜLDE ŞAPA OTURDU DAHA DOĞRUSU ÜLKEMİZ OTURDU TAKKEDEN KAÇMAK İÇİN POSTALA SIĞINILMAZ BU DEMOKRATLIK DEĞİLDİR OLSA OLSA CAHİLLİKTİR...
Genelkurmay başkanlığı bu Ülke'de en önemli kurumlardan ve en iyi işini hatta kusursuz yapan kurumlardan birisidir..nokta atışı yapmıştır...
Laiklik vurgusu çok önemlidir...
Atatürk'ün iki ilkesini korumak onların görevidir..! Bence görevini yerine getirmiştir..Türkiye'de demokrasi adına zarar gelmemiştir..kanımca rejim tehditi son aylarda Cumhurbaşkanı'mız tarafından da sıkça dile getirmiştir..özgürlük kılıfı altında ülkemizin ilkerine saldırı ap açık...Genelkurmay Atatürk'ün ilkelerine tam bağlılığını bu açıklamada gösterdi..ve herzamanda göstericek...
Demokrasi Atatürk'ün ilkelerindendir...bunu savunuyorsanız Laikliğide savunun buda Atatürk'ün ilkelerindendir....! Genelkurmay yazısında bu iki ilkeye vurgu yapmıştır..ve taraf olduğunu söylemiştir..
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.!
Çok doğru Ne Mutlu Türk'üm diyene cümlesi bütünleştiricidir ayrımcılık değildir..Türkiye'de yaşıyan Türk nufusuna kayıtlı,Türk vatandaşı olan herkes Türk'tür çünkü!...bu anlıyışa karşı çıkanlar..Ülke bölünmez bütünlüğüne gölge düşürmek entik milliyetçilik adı altında sürdükmek istemeleridir..bunlar Türkiye'nin refahına göz dikmiş...hainlerdir..şahsım adına...Türkiye bir bütündür...bayrağı ayyıldızdır dili Türkçe'dir..bunu kabul etmemek vatana ihanettir..Kimsenin kimse ile sorunu yok...bazıları bunu halada anlamıyor aslında anlatmakta zor..bu insanların Türk düşmanı oldukları açık ve nettir..Türkiye Cumhuriyeti vardır ve ona bağlı Türkiye halkı vardır...
Fesat bakmak isteyenler bakabilir...işine gelmiyenler oldukça fazla buda bir gerçek..
"Demokrasiye vurulan darbe" olarak değerlendirilmesi yanlış, hatta "ayıp" olan açıklamadır.
Genelkurmay Başkanlığı, "laiklik" konusunun tartışmaya açılmasından (ki kendisi anayasamızın 'değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek' maddelerinden biridir) duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş, "laiklik tartışmalarında tarafız" mesajı vermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin en çok güvenilen ve en güçlü kurumlarından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, cumhuriyetimizin temel değerlerinden biri olan laikliğe sahip çıkması, üzülecek, bozulacak, çekinilecek bir durum olmanın aksine, coşkuyla alkışlanacak bir tavırdır.
"Ordu siyasete karışmasın" diyenlerin hangi ülkede yaşadıklarını bir kez daha düşünmeleri gerekiyor. Burası Fransa veya İsviçre değil. Eğer Cumhuriyet rejimi tehlikedeyse, laiklik tehlikedeyse, bu ülkenin kurucusu olan Büyük Önder Atatürk'ün eserleri ve ilkeleri tehlikedeyse, ordu açıklama da yapar, taraf da tutar, gerekirse müdahale de eder.
Buna karşı çıkmak "ben de İran'daki gibi baskı altında yaşamak istiyorum, karımın saçının teli görünürse hemen polislerin yanında bitmesini istiyorum, evlilik dışı ilişki yaşayan kadınların Türkiye'de de kuma gömülüp taşlanmasını istiyorum" demektir.
Bu tip değerlendirmeler kitap cümleleriyle yapılmaz. 'Ordunun siyasete müdahalesi' kavram olarak itici gelebilir, bir Fransız buna tepki göstermekte kendince haklıdır. Ancak bir Türk vatandaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş öyküsünün eşi benzeri olmadığını bilir ve bu kavramı da kendi toplumunun alışkanlıkları ve birikimleri doğrultusunda değerlendirmek zorundadır. Amerika'da Amerikan bayraklı iç çamaşırları yok satarken Türkiye'de Türk bayraklı tişört üretimi yasaktır. Çünkü Türk bayrağı 'kan' rengidir. O kanı döken, bugün bu açıklamayı yapmış olan insanlardır.
"Demokrat" geçinenlere duyurulur.
tesekkurler komutanım Turk askerinin içerde ve dısarda Türkiye Cumhuriyetinin yılmaz bekçisi oldugunu unutanlara bir kez daha hatırlattığınız için...
Surada yazilanlari okuyorum da gercekten disarda ne olup ne bittigini bilmeyen anlamayan, "ben genc anlayisim" cumlesi altina gizlenip bilmeden, cahilce konusan o kadar falzla insan var ki..
Anlayisiniza....
Su ulkenin "genc" i olmaktan gurur duymak, zamaninda Ataturk'un yaptigi gibi "kukla ve sarlatanlara" boyun egmemek sizin baslica goreviniz olsun. Birakin TSK darbe mi planliyor, eyvah tum dunya bize gulecek mi sorularini..
Zamani ve yeri geldiyse Ulke icin hersey yapilir..
oturduğunuz yerden buraya yazarken demokrasi, özgürlük demek, idealist olmak, ucuz kahramanlık yapmak çok kolay içinde yaşadığınız ülkenin gerçeklerini görün, görmeye çalışın bu topraklarda her zaman bir irtica tehlikesi olmuştur ve bununla ilgili birçok örnekte görülmüştür. oruç tutmadığı için öldürülen gencecik insanlar, kılık kıyafeti yüzünden saldırıya uğrayanlar çabuk unutulmuş bakıyorum sizin demokrasinizde.
Acaba bu cumhuriyet kurulurkende demokrasi diye birşey var halk istemiyor denseydi, devrimler yapılmasaydı ve dayatılmasaydı...bunları da düşünün bence ara sıra.
haa bütün bunları bilmiyorum, anlamıyorum ben demokrasi diye birşey duydum onu bilir onu söylerim, bu halkın %30'u bunu istiyor seçim sistemide bu %30'un mecliste %60 olarak temsil edilmesine olanak veriyor kardeşim, adamlar istediğini yaparlar diyorsanız o sizin bileceğiniz iş.
ama ben demiyorum, benim için fırsat buldukları anda demokrasiyi kızağa çekeceği gün gibi ortada olan bir zihniyetin ve yandaşlarının demokrasiden yararlanma hakkı yoktur.
bu etiketi kendine yapıştıranlar...size darbe lazım...tabi ne anlayacaksınız darbe nedir?...kolay değil mi?...asker alsın hükümeti başımızdan...biz yatalım...değil mi?...tabi tabi...darbe olursa kaza bela...ve şans eseri bir yerde ölürsen...o zaman darbeyi görürsün...
Gücü olması hakkı olduğunu göstermez doğrudur...
İşte bu yüzden ordu gücünü son noktaya kadar saklı tutabilmek ve o son noktanın gelmemesi için UYARI olarak vermşltşr bu muhtırayı...
Burada kimse darbe taraftarı (darbeci) değil, hoş ortada yapılmış olan bir darbe yok ki taraftarı olsun.
Unutulmaması gereken bu ülkenin hak - hukuk kostümü giymiş "şarlatanlara" alışık olduğudur...
İlerde kişisel hak ve özgürlüklerimizin din kisvesi altında veya satılıp bölünmüşlüğümüzle elimizden alınmaması için en son noktaya, sözün bittiği yere gelindiğinde bu projenin mimarlarının elinden söz konusu "hak"larını almak isabetli bir karar olacaktır...
ÜLKENİN BÖLÜNMEZ BÜYÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK ATATÜRK İLKELERİNE (ÖR: LAİKLİK) SAHİP ÇIKMAK ORDUNUN EN ASLİ GÖREVİDİR...
Durumun farkında olduğunu belirten ve kendilerine verilen görevleri yerine getireceğini belirten orduya henüz ortada birşey yokken "darbeci" , ordunun görevini yaptığının farkında olanlara da "darbe yanlısı" sıfatını yapıştırmak ucuz politika yapmaktır, yüzeyselliktir...
acaba bu açıklamayı ve askerlerin tavrını demokrasiye uygun olmadığı için eleştirenler,
akp ve sahip olduğu zihniyet birgün önünde hiçbir engel olmadan kadrolaşmasını tamamlayıp cumhuriyetimizin bütün kalelerini zaptedebilirse ki birçoğunu zapetmeyi başarmış durumda, savunacakları demokrasiyi bu toprakların neresinde bulmayı düşünüyorlar çok merak ediyorum. demokrasi amaç değil araç diyen bir zihniyet karşısına çıkılırken de herşeyin demokratik olması gerektiğini düşünmüyorum ayrıca.
bu arada söylemeden geçemeyeceğim, müdahalelerine karşı bu kadar önyargının olduğu TSK bu ülkenin görmüş olduğu en demokratik en özgürlükçü anayasa olan 1960 anayasının oluşturulmasını sağlamıştır bunu da unutmamak gerekir. 1970 ve 1980 müdahalelerinde ise amerikan güdümlü kontragerillanın ( gladio, derin devlet ne derseniz deyin) büyük rol oynadığı ve bu oluşumun temellerinin de amerikayı Türkiye Cumhuriyetini iç işlerine sokan demokrat parti ve takipçileri tarafından atıldığına kimsenin itirazı yoktur sanırım.
bence akp bu ülkenin yaşadığı ikinci bir demokrat parti vakasıdır ve sahip olduğu ülkenin iliklerine kadar işlemiş olan, çürümüş zihniyet emin olun ilerde başımızı çok ağrıtacaktır.
o günler geldiğinde keşke bunlara daha erken ve daha sert müdahale edilmiş olsaydı diye hayıflandığınızı da duyar gibiyim.