john bonham oldukten sonra staırway calmayı bırakmıs led zeppelın.. babe ı'm gonna leave you, whole lotta love ve goıng to calıfornıa yettı bana...
babe i'm gonna leave you soyledıgıne ınanamadım...
bana "neden ben zeynep değilim" diye düşündüren konserdir.hayatımda yaptığım en iyi iştir herhalde o konsere gitmek.evet abartısız.
stairway to heaVen'ı yıllardır calmıyo hiç bi eleman ama kashmir'i bekliyodum ben; zaten oryantal bi şarkı ve konser ambiansına mütiş gider diye düşünüyodum..
mesela ikinci kez bis'e gelse ve kashmır'i soylese sanıyorum bikaç seyirci ruhunu teslim ederdi o ara..
ama babe,i'm gonna leave you'yu soyledi ki, sadece bu bile konsere gelmeyenleri kıskandıracak bi durum..
sanırım o anda bütün zeynepler kendinden geçmiştir :)
keşke stairway'le kashmir'i de çalsaydı. bir de zeynep diye birinden bahsetti bi ara?
dün geceden beri düşünüyorum.. acaba bi konserde bi daha bu kadar keyif alabilecekmiyim diye.. kelimelerle anlatılacak gibi deil, tek dilegim, müzik felsefesine en çok yakışan bu kente bi daha gelmesi..
slow dancer, takamba, the enchanter hepsi inanılmazdı.. hele ilk sarkı olan tin pan valley'deki performansını unutamıyorum..
dvdsi vcdsi bişeyi cıksada arsivlesek, arada bir bakıp hüzünlensek,aglasak,eglensek..
konser eleştirisi, buyrunuz:
İstanbul'un Üzerinden Geçen Robert Plant
39 yıllık efsane Led Zeppelin’in saygıdeğer solisti Robert Plant’in doğu ezgileri ile süslenmiş grubu The Strange Sensation eşliğinde takdire şayan bir konser verdi Çarşamba akşamı, 14. Uluslar arası Caz Festivali’nin ikinci gününde. Biletleri tükenmiş olan konser pek çok seyirci için yaşam boyu unutulmayacak bir gece olarak hafızalara kazındı.
Her şeyden önce, şu konuda anlaşmak lazım. Bu konser “Robert Plant konseri” değil. “Led Zeppelin konseri” hiç değil. Başından beri “Robert Plant & The Strange Sensation konseri” olarak lanse edilen bu akşam için hiç kimse Led Zeppelin’den çalınmayan parçaların hesabını sormamalı. Zaten kabul etmek lazım, Plant de Led Zeppelin’in en beğenilen parçalarını da konserde es geçmedi.
Sahnede de pek çok yerde grup havasını sezmek mümkündü. Elbette ilginin asıl odağı Robert Plant olacaktı; ama yine de diğer grup elemanları da grup bütünlüğünü yansıtan hareketler sergilediler. Robert Plant’in arka planını oluşturan grup elemanları onun gölgesinde kalmadılar hiçbir zaman ve bu gerçekten takdir edilesiydi. Robert Plant’i sözcüklerle tarif etmek ne kadar mümkün acaba? 59 yaşındaki rock yıldızı yıllar içinde performansından hiçbir şey kaybetmediğini, sesinin ise fark edilen ama rahatsız etmeyen ufak bozulmalar dışında hala mükemmel olduğunu kanıtladı hepimize. Tek cümle: Adam sahneye yakışıyor. Sahne üzerindeki duruşundan seyirci ile diyaloguna kadar karşımızda olduğu her an Nirvana’ya bir adım daha yaklaşıyorduk.
Caz Festivali formatı için oldukça sert bir konserdi işin aslı. Led Zeppelin parçalarının yanı sıra The Strange Sensation parçaları da albümdeki hallerinden daha sert şekilde yorumlandı kesinlikle. Biraz bunun, biraz da Plant’in etkisiyle seyircinin konsere kayıtsız kalması mümkün değildi zaten bir süre sonra. Çoğunlukla Led Zeppelin severlerden oluşan seyircinin Black Dog’la birlikte Plant’e eşlik etmeye başlaması, Going To California ile yavaş yavaş ayaklanması ve Babe I’m Gonna Leave You ile bağıra bağıra şarkı söylemesi gözlemlenmeye değerdi. Kademeli olarak artan seyirci katılımının Plant bisten önce sahneyi terk ettiğinde bütün Açıkhava’yı etkileyecek boyuta ulaştığını, Whole Lotta Love sırasındaysa Açıkhava’nın inlediğini unutmak mümkün değil.
Yer yer çınlayan gitarlar ve arada dikkat çeken dip sesleri dışında gayet düzgün bir ses sistemi vardı konserde. Konser boyunca bütün her şeyi, herhangi bir yerden duymak mümkün olduğu için bu tarz anlık sorunlar pek de rahatsız edici olmadı doğrusunu söylemek gerekirse. Doğu öğeleriyle süslü olan sahne özellikle de ışıkların etkisiyle seyirciyi büyüledi. Doğu öğelerinin etkisini enstrümanlarda da gördük konser boyunca. Portishead ile de çalışan elektronikçinin synthesizerından gelen ud sesleri, gitarlarını bırakıp tef ve bendir çalmaya başlayan grup elemanları, bis sırasında ortaya çıkan darbuka konseri oldukça ilginçleştirdi.
Hem prodüksiyon, hem de içerik açısından neredeyse hiçbir sorun yaşanmadan geçen konseri tanımlayacak bir tek söz var sanırım: Efsanevi. En son Whitesnake konserinde ciddi anlamda sallanan İstanbul’un ayakta kalan bütün parçalarının yıkılması için Robert Plant’in gelmesi gerekiyormuş belli ki.
Yiğit Arda Türkoğlu
gidemedimm ağlıcam şimdii!!
"babe I'm gonna leave you" agrael ile bana da sürpriz oldu doğrusu :)
ayrıca whole lotta love ile içmeden sarhoş oldum :D
oh my jesus! oh my jesus ! oh my jesus!
gittiğim en sağlam 5 konserden biriydi heralde. mükemmeldi. kaçıranlar oturup ağlasın... BLACK DOOOGGG!
muhteşemdi ya robert plantın iki lafının birinde espri yapması güzeldi de babe I'm gonna leave you'yu kime yaptıklarını anlatırken birinin gülmeesi pek hoş olmadı.performans zaten konuşulcak gibi değil tadı damağımda kaldı.gitaristleri de pek oynakmış :))
muhteşemdi demek az kalır.Robert ve Grubu resmen İstanbul'u salladı.Hatta ses sistemi bile onlara yetmedi diye düşünüyorum.Yılların verdiği müzikal olgunlukla Robert Plant'in sesi daha bir güzelleşmiş,oturmuş fakat enerjisinden hiçbirşey kaybettirmemiş.O adam o küçük sahnede devleşti diye düşünüyorum.ve ayrıca kapanışı "whole lotta love" ile yapması ayrı bir güzellikti bence.
where is jimmy?
hala bilet almadığım, belki yarın akşam üstü bilet bakacağım, tembelliğim yüzünden gidemediğim için kafamı taşlara vuracağım konser.
beleş beleş gidiyorum. sefam olsun:D
haydi bakalım millet kimler gidiyo ?
ayrıca bilet aldığımız yer için bir de yanında dürbün hediye etseler iyi olurmuş..
az kaldı
oooooooooo kimler gelmişşşş