Saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
kar tanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek
İşte
sevmek
parmak uçlarımızda gezindiğimiz tenimizin
kaçıncı yazmasına bir erkekle başladık
kıyılar eğirdik gözlerimizden yağmurlu ezik
bir boğayla uyandırılmış sabahları gençliğimizin
belleğimizde dağılan trenlere dalardık
koynumuzda akşam saklamaları
ve zaman çizgileriyle yitik
kaçıncı volkanıdır bu munis şehvetimizin
ki güz yontan bir rüzgardan artakalmış tutanakları
ikiyken bir olmak,iki kişilik yemek yapmak,ben derken biz demek..
Kilitlenmiş ellerim
Can bir halde
Düşmüşüm bir Sevi'nin derdine
Can biçare
16:34
Senden Sonraydı..
hayvansız kalmış bir orman
gibi ağlamaklıydı kainat;
Senden Sonraydı..
hangi dağda ateş yansa
o yana ağlardı atlar,
ve bir kartal
bir kartala dayıyorsa başını
aşk
çağrıldığı her randevuya
geç kalmış demekti!
Senden Sonraydı..
gökyüzüne teslim oluyordu ayışığı
ah onun zarif parmaklarına dolanmış kuğular,
ve kalbi delik bir melek sabahlıyordu
yeryüzünde,
ümit: kurugül çocuk! ümit: aksigül çocuk!
hayat! beni ılık ılık esir al!
diye bağırıyordum çakal karasında
hançer nefesinde!
çünkü
bir insan ne sır verebilirdi ki gölgesine
aşağı gölde kıyıya vuran genç nilüfer
ağzında bir başka genç nilüferle
ölmekteyse, ve akşamüstü
bir annenin çocuğunun üstünü örtüşü gibi
örtüyorsa sancıyı ve ölümü,
bir insan ne sır verebilirdi ki gölgesine!
çünkü
uyuyacak kurt soyunur
üstünden dağları çıkartırdı!
dağlar, kokarcalarına alevcesine sokulurdu
dağlar, sularına alev içercesine dokunurdu
dağlar, dağlarına dürüsttü
dağların namluya sürülü
kurşunu yoktu!
dağların mor avı çoktu dağların zor avcısı çoktu
dağlar, dağlara bir kez daldı mı
kendi doruklarından mahşeri vurgunlar yerdi
dağların grevi borandı, çıyandı, yabanıl ottu
dağlara sinsi bulutlarla inen eşkıya baruta
kuytu, postal niyetine haysiyet giydirirdi!
hele mermi bir kez müstehzi bir ifadeyle
savurduysa tunç buhardan yelelerini,
atların toynaklarına kan gibi menzil
bakışlarına menzil gibi kan otururdu!
atlara dağ kaldırmışlığı karanlığın
o şen nallarda rakseden yosma şavkın gerdanı
altına batırılmış isyanın şakırtısıyla tutuşurdu!
tutuş benim yağız yılanımı puşi gibi sarıp da
tutuş benim delioğlan fırtınamı
ağzında ağıt gibi yakıp da
dumanıyla
isiyle,
dermanıyla
iniyle,
inlenen ismine nakış gibi işlenen kahpe fermanıyla
kapına dayanan tanrı misafiri sevdam, aşkımla
belalanan dağım! belalı dağlım!
dağlara adak adamış bir toprağın yangınıyım ben de!
bakma! dağını emziremedim
siyah sütümde zehir şıngırdar!
kızma! dağına bir taş da ben koyamadım
kumumda tuz var!
ama senin kulağına eğilip
DAĞ diye fısıldayan bu dudak
bir gün ya elinden ya ayağından
ya eteğimden ya da alnından
öfkelenme, öpmeyecek,
sadece şehit düşmüş bir hayalet nehir gibi fışkırıp
başka
bambaşka dağlara at sırtında dörtnala kan olup akacak!
her birliktelik kalbinin emzireceği yeni bir bebektir.
önce emeklemeyi sonra yürümeyi öğretmen gerekir.
lanett olasıcaa
zamanımıı
benn ne yapcamm aq
umut çiçegim
bu kışta üşüyorum.
kimbilir kaç kış daha üşüyeceğim.
sana yanacağım bu yazda.
ve kim bilir kaç yaz daha.
kaç bahar seni açacak bütün çiçekler,
senden uçacak bütün böcekler.
arılar seni koyacak kovanlarına,
kaç ülke gezecek seni göçmen kuşlar...
ama sen hep umut çiçeğim olacaksın.
yaşayacağız yaşlanacağız seninle.
sürekli değişen dünyamda değişmeyecek tek gerçeğim olacaksın ömür boyu.
nasıl begendiniz mi?
AŞK BİR GÜLE BENZER SEVGİYLE BESLERLER BÜYÜR GÜZELLEŞİR ACAR AMA İLGİSİZ BIRAKIRSAN SOLUP KURUMAYA ÖLMEYE MAHKUMDUR
çok pis aşık olasım war
İstersen hiç başlamasın
Bu hikaye eksik kalsın
Onca yaraların ardından
Yeni bir aşk yaratamazsın
Örselenmiş bir çocukluk
İşte benim bütün hikayem
Kaç sevda geçse de yüreğimden
Bu yıkıntıları onaramazsın
İstersen hiç başlamasın
Geç kalmışız birbirimize
Yanlış kapılarla geçmiş bunca yıl
Dönemeyiz artık ilk gençliğimize
İstersen hiç başlamasın
Söz verelim kendimize.
aşk,evet kesinlikle !
Her durakta ölümsüz bir aşk edinecegim
Bir bakıştan bir duruştan
Çağrışımın sonsuz hazından
Unutulmaz bir sevgili daha birakacağım ardımda
Belki de yaşanabilecek en uzun serüveni terk edeceğim
Daha otobüsün ilk basamağında
Kim bilebilir ki?
Sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
Gizli gizli veda edeceğim ona, görmeyecek
Ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
Otobüs camına bağrında kanlı bir ok ile
Bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
Yaşayıp gidecek
Karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme
dokunmasın kimse bana
kimse ulaşamasin artık tenimin incinen yerlerine...
uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan
zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum
biliyorum artık kimse yok kimsesizliğime...
biliyorum aşka kimse yok
aşkın karanlık metali soğuyor yüreğimin derinliklerinde...
aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım
dağılıp gitti herkes
içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde...
aşk güldürür,aşk süründürür..
Aşk; İşsiz güçsüz adamların işi.
Aşka karşı kazanılabilecek tek zafer kaçıştır.
Bir ordu itaat eden bir millettir.
Cesaret de aşk gibi ümitle beslenir.
aşk ve tarih kardeştir ikiside bedel alır tarih peşin aşk taksit taksit afları olmaz
Sonunda kurtuldum..Artık seni sevmiyorum.Attım o acıyı yüreğimden.Zor ve sancılı oldu;ama artık bitti.Yok canım gelme geri dönme istemem.Kuş gibi hafifladim.YAğmurlarla bir yüreğimin ağlaması dindi artık.Yeni ufuklara yelken açan bir gemi artık hayatım.Seninle doğmadım çünkü ben.Seninle ölemem.Acilen bir başkasını bulmalıyım.Ve daha güzel bir sevda yaşamalıyım.Sen bittin.Ama buna üzüleceğini hiç sanmam.Çünkü biliyorum,ben zaten sende çoktan bitmiştim.yeni bir kadınla birlikte olma düşüncesi şimdi bende yeni doğmuş bir çocuk heyecanında.Kendime uygun bir hanım bulabilirsem eğer,bu da haaytımın en büyük müjdesi olacak.E haydi.,yaşı yaşıma huyu huyuma uygun bayanlar hayatıma bir müjde gibi girecek biri yok mu aranızda haydi,sevindirin beni:))
Amade bir ömür sürmektir belkide
Şefkati ugruna onun,
Kendinden geçmektir belkide,
Sevgisi ugruna onun...
tanımaya çalışıyorum