caddede yururken, iste, okulda, evde, arkadaslarimizin yaninda, eglenirken, sikintidan patlarken, calisirken, karsimizdaki bize bir sey anlattigi sirada saga sola bakarken... asla kurtulamadigimiz duygudur absurdluk. baskalarina anlatirken bize anlamli gelen butun yasantilarimizin kendi basimizdan gecerken tamamen anlamsiz, belirsiz, amacsiz gozukmesi, sanki her an cizgi filmlerdeki gibi kafamiza koca siyah bir kuyruklu piyano dusecekmis hissidir.
ondan kacmaya, kurtulmaya calisiriz, farkinda olmadan. yazilar yazar, resimler cekip photoshopla degistirir, ilginc hikayeler anlatiriz karsimizdakine, sadece birbirimize ve kendimize "korkma, bu hayatin bir anlami var, bak, dinle, goreceksin" diye yalan soyleyebilmek icin. birbirmizin gozlerinin icine bakmaya utaniriz o yuzden, yalanimiz ortaya cikacak, hayatin amacsizligi suratimiza carpacak diye...
yine de devam ederiz kendimizi kandirmaya, gercekle yuzlesmek esit derecede anlamsizdir cunku.