müzikal anlamda "armoniden yoksun" anlamına gelen bu güzide kelimemiz, her ne kadar aslında bizim olmasa da, belki de sırf bu yüzden, ilk defa albert camus tarafından edebi anlamda kullanılarak entelektüel camiaya sokulmuştur. albert abimiz, bu uymusuzluğu sadece ve sadece yaşamın anlamsızlığı formatında ele alıp popülüstlik yapma yolunu seçmemiş, üzerine romanlar denemeler yazmıştır, hatta bununla da yetinmeyip nobel edebiyat ödülü almıştır.
küçük bir örnekle, neden albert camus'un mantığın dünyayı terk ettiğini görelim. bir baba savaşta ölen oğlunun mezarını ziyaret ediyor. ve albert camus'a gören babaların oğullarını gömdüğü bir dünyada mantık aranamaz. camus bunun karşısında "sıçtık a.k." tepkisini vermektense, olumsuzluğun ve anlamsızlığın karşısında kendini tanımlama ve insan varlığını ortaya koyma yolunu seçmiştir; kimilerine olumsuzlğun ve mutsuzluğun peygamberi gibi görünmesine sebep olan bu yaklaşımının aslında hiç mi hiç anlaşılmadığını entelektüel çevreler zamanla kabul etmiştir. ama sisifos söyleni ile ilk kez karşılaşan insanlar hala eserin meşhur ilk cümlesinden etkilenip yenilir, cesaret kaybeder. halbuki okunsa, ah bir okunsa..
uyumsuzlupun karşısına albert camus, nitel ahlakın bir kenara bırakılıp nicel ahlakın yüceltilmesini koymuştur, bununla çıkmıştır yola. sisifos söyleni'nin başında da pindaros'un leziz sözü vardır:
"ruhum, sonsuz hayatın peşinden koşma, olanaklar alanını tüketmeye bak"...