1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

adnan yücel beni tanımlar diyenler

toplam 21 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

adnan yücel hakkında adnan yücel

~12 ahkam var.

    Bir havar yükseldi zindandan kırlara
    Dört ateşten dört kıvılcım düştü dağlara
    Dağlar tutuşup indi bağlara
    Dört ayrı ses yükseldi her ateşten
    Söndürmeyin ateşi
    Üfleyin korlara - üfleyin korlara ...

    oteberi   23 Eylül 2009 15:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    KUTUP YILDIZI

    o korku vardı hep çıkılan yolda
    o korkusuzluk vardı
    suyun su olduğu günden beri akardı
    biri can verip aydınlatır
    diğeri boğar ve yakardı
    yaşamın her dönüm noktasında
    bir ileri bir de geri
    atılan adımlar gibi alçalma ve yücelme
    atılan adımlar gibi
    büyüme ve küçülmeydi adı
    biri sevgi olup yapardı
    diğeri öfke olup yıkardı
    o korku vardı hep çıkılan yolda
    o korkusuzluk vardı

    geceler güvensizdi
    gökyüzünde soluklar tükenirken
    ay sevinçsizdi
    bir şey vardı sanki hep yarım kalan
    bir anı ya da bir düş gibi
    uzak uçurumlarda sessizce sallanan
    yıllardan beri canlı tutulan ateşler
    söndürülürken yüreklerde birer birer
    kim yakacaktı
    uğrunda ölünen o büyük ateşi kim
    daha gün batmadan
    karartılan günlerin rengini
    gün doğarken
    kim haykıracaktı mor bahçelere kim
    kim ağlayacak
    kim gülecekti tüm güzellikler adına
    kim sevecek
    kim dövüşecekti
    kim takacaktı ölürken
    ölümsüzlüğü gül diye yakasına
    kışın kar açıp
    çiçek olacaktı buz sarkıtan dallarda
    yazın güneş açıp
    gelecek olacaktı ufuklarda kim

    bir yıldız vardır hani
    bütün yıldızlar içinde der homeros
    ne kopmuştur hiç bir zaman
    kök saldığı kutsal yerinden
    ne de boyun eğmiştir
    ölüm kusan hiç bir karanlık önünde
    nasıl susulursa
    bin yıllık zamana karşı okyanus dilinde
    aynen öyle parlamıştır
    tüm gecelerin gökyüzünde
    aynen öyle

    notaların tören tören canlanıp
    dile geldiği günden beri
    hiç bir senfoni bulamadı bu sesi
    bulamadı sarayların görkemli sütunlarında
    hiç mi hiç bestelenmeden
    ve seslendirilmeden yaşandı zindanlarda
    hücreler senfonisiydi adı

    yaylı sazlar: demir parmaklıklar
    ve demir kilitli demir kapılar
    vurmalı sazlar: taş duvarlar
    ve taş katılığında kör baskılar
    üflemeli sazlar: şafakta idamlıklar
    ve direnen tutuklular
    erkekler kadınlar duvarlar ve ufuklar
    yıldızlar içindeki o yıldızın
    ölüme ve ölümsüzlüğe doğru
    akışıyla başlıyordu hep birden uçuşarak
    ardından diğer bütün notalar
    ki maviliklerde süzülen kuşlar
    kurtuluş savaşında
    kurşuna ve saza vurulan türküler
    fransız ihtilalinde
    sürgüne ve giyotine gidilen marşlar
    ve bir nice kızıl meydanda
    yankılanan uğultular - uğultular
    sonra güneşe gönderilen
    özgürlük renkleri peş peşe
    ve fethedilerek
    ağızdan öpülen enginler - enginler

    ey halkımın demir kazık dediği
    yıldızlar içindeki soylu yıldız
    varsın onlar söndü bilsinler seni
    bulutları delerek saldığın ışıklar
    ki bin renkli gelenek üzre
    balkıyıp çoğalıyor şimdi
    susmayan bir hücreler senfonisinde

    kentlerin en yumuşak sessizliğinde
    bildiriler düşüyor artık
    insanların yüreğine yağmur taneleriyle
    gök gürlemeyince yer gülmez
    gök gürlemeyince yer gülmez diye

    ADNAN YÜCEL

    uvercink4   11 Aralık 2008 14:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ne gökyüzü sarhoş ne akşam
    yalnıca türkülerde
    bıçaklanmış bir özlem gibi yaşam

    gülmek için ölmek midir bu
    çoğalmak için bölünmek midir
    kim söyler şimdi bana
    bunca türkünün içinde
    ağıtlarla taşınan bu yük nedir

    konuştukça söz başı bir zincir
    sustukça susmak için bir emir
    menekşeler emirle açılmaz ki
    neden çalınır bu düdükler
    bu kampanalar bu ziller
    sevmenin de saati olmaz ki

    ne gökyüzü sarhoş ne akşam
    yalnızca türkülerde
    bıçaklanmış bir özlem gibi yaşam

    nasıl da kaldım böyle uzaklarda
    anam anam
    otursam taş
    yürüsem beton bu yerler
    ne olur şimdi sanki
    binsem türkülerin kanatlarına
    uçup yanına konsam
    bir çocuk denli rahat ve sıcak
    başımı dizlerine koysam
    ağlasam ağlasam
    gözlerinde unutsam geçen yılları
    dizlerinde uyuyakalsam

    ne gökyüzü sarhoş ne akşam
    yalnızca türkülerde
    bıçaklanmış bir özlem gibi yaşam

    ah bu türküsüz yerde türküler
    beni kendilerine gömdüler
    buz kesildi dudaklarım
    söyleyemedim en güzel sözlerimi
    kuşlar söyler şimdi yerime
    akıp giden ırmaklar söyler
    bu ağıt yükü çekilir elbet
    bu sessizlik çölü geçilir derler

    isinsu   30 Aralık 2007 22:20   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    "Aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek...!"

    mewsimsizkar   20 Aralık 2007 14:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ...
    göl göl olur damda biri
    çentik atar günlerine
    sel sel olur diğerleri
    güneş güler tenlerine
    ...
    gözden perde iner birden
    düşü gerçek kılan bilir
    olan bilir

    qubar   25 Kasım 2007 11:00   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    SİVAS' I DÜŞÜNÜRKEN CIGARASI İÇİN DUDAĞINA GÖTÜRDÜĞÜ ATEŞTEN TİKSİNEN ŞAİRDİ.

    sondiojen   25 Kasım 2007 10:58   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    İnsanlar kaybedilirken ey çocuk
    İnsanlık adına
    Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk
    Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından
    Hangi mavilikler karşılar seni
    Kıyılar zincir olmuş bileklerde
    Dalgalar yargısız infaz
    Al kalemi eline ey çocuk
    Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz

    thedevilbrn   08 Mart 2007 17:08   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Bir yıldız vardır hani
    Bütün yıldızlar içinde der Homeros
    Ne kopmuştur hiç bir zaman
    Kök saldığı kutsal yerinden
    Ne de boyun eğmiştir
    Ölüm kusan hiç bir karanlık önünde
    Nasıl susulursa
    Bin yıllık zamana karşı okyanus dilinde
    Aynen öyle parlamıştır
    Tüm gecelerin gökyüzünde
    Aynen öyle

    ....
    Ey halkımın demir kazık dediği
    Yıldızlar içindeki soylu yıldız
    Varsın onlar söndü bilsinler seni
    Bulutları delerek saldığın ışıklar
    Ki bin renkli gelenek üzre
    Balkıyıp çoğalıyor şimdi
    Susmayan bir hücreler senfonisinde

    Kentlerin en yumuşak sessizliğinde
    Bildiriler düşüyor artık
    İnsanların yüreğine yağmur taneleriyle
    Gök gürlemeyince yer gülmez
    Gök gürlemeyince yer gülmez diye

    rizademir   28 Aralık 2006 18:30   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Kendisi ile tanışmışlığım vardı. Çukurova Üniversitesinde hocaydı. Çok üzülmüştüm öldüğünde
    güzel insandı Dİrenç çiçeği, yürek çağrısı gibi çok güzel şiirleri vardır.

    killananadam   21 Kasım 2006 00:25   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    27 mart 1953’te elazığ'da doğan ve 2002 yılında akciğer kanseri'nden hayatını kaybeden şair. Şiirleri, yaşamının hiç bir döneminde mücadelesinde ayrı olmamış, çokları gibi yılgınlar,dönekler kervanının yakından dahi geçmemiştir.

    YER YÜZÜ AŞKIN YÜZÜ

    Aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

    Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
    aşk ile sevmek bir güzelliği
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
    işte yüzünde badem çiçekleri
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
    sen misin seni sevdiğim o kavga,
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

    Bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bin kez budadılar körpe dallarımızı
    bin kez kırdılar.
    yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
    bin kez korkuya boğdular zamanı
    bin kez ölümlediler
    yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

    Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
    suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
    ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
    yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
    törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
    türküler söylerdik hep aynı telden
    aynı sesten, aynı yürekten
    dağlara biz verirdik morluğunu,
    henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...

    Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
    ne tan atışı doğumların sevincine
    ey bir elinde mezarcılar yaratan,
    bir elinde ebeler koşturan doğa
    bu seslenişimiz yalnızca sana
    yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

    Saraylar saltanatlar çöker
    kan susar birgün
    zulüm biter.
    menekşelerde açılır üstümüzde
    leylaklarda güler.
    bugünlerden geriye,
    bir yarına gidenler kalır
    bir de yarınlar için direnenler...

    Şiirler doğacak kıvamda yine
    duygular yeniden yağacak kıvamda.
    ve yürek,
    imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
    ey herşey bitti diyenler
    korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
    ne kırlarda direnen çiçekler
    ne kentlerde devleşen öfkeler
    henüz elveda demediler.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

    ADNAN YÜCEL

    El Fuser   06 Ekim 2006 00:38   aferim     (3 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :El Fuser

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage