toplam 79 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | RevolverOcelot |
| tuttum | bayanarchy |
| tuttum | matteo |
| tuttum | antiochoss |
| tuttum | kolor |
| tuttum | mayad |
| tuttum | honey bunny |
| tuttum | nukleerhadun |
| tuttum | Nebelherr |
| tuttum | spiritualgenious |
| tuttum | Devrimxx |
| tuttum | damnablethings |
| tuttum | nilgunsim |
| tuttum | ozz84 |
| tuttum | MeZaRKaBuL24 |
| tuttum | ttqq |
| tuttum | zodijackyl |
| tuttum | BadDaY |
| tuttum | raZz |
| tuttum | DrusillaVampire |
~34 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
bilinemez deyip işin işinden çıkanlar, etliye sütlüye karışmayanlar...
tuttukları yol orta yol değildir, aslında bilinemez dedikleri konularda farkında olmadan bir tarafta dururlar. durdukları taraf akıl-mantık tarafıdır. kanıt isterler, görmek isterler....
tanrının varlığı ispat edilemez deyip hiç bir dine mensup olmayan ama yokluğu da ispat edilemez deyip ateist de olmayan, ne olduğunu şaşırmış orta yolcu. aha da ben (:
kanımca 2 çeşit agnostik vardır,
birincisi tanrı olabilir de olmayabilir de der,bu kişiler genelde belli sorgulamalardan,araştırmalardan sonra,varlığının bilinemeyeceğinde karar kılıp,agnostik olurlar,batı toplumundaki agnostikler genelde böyledir
ikinci çeşidi ise,inanmamaya,ateist olmaya meyilli kişinin ya ulan varsa,ulan varsa bi de sonra boku yemeyelim demesiyle,orta kararda kalmasıdır....bu genelde bizim ülkemizde görülür....bunda çocukluktan itibaren allahın öcü gibi gösterilmesi ve cehennemde yanma mevzusunun katkısı da göz ardı edilemez tabi
Tanrı'nın yok olduğunu bilen, buna rağmen emin olamayan, canının kıymetli olduğunu düşünen insanların düşüncesi. Mis gibi. Banyoda gusül abdesti filan da alırlar.
Dinsel konulara kafa yormayı severler. Diğerleri gibi ağzını açıp, ellerini kaldıracağına okur, düşünür fikir yürütür. İnanmak mesele değildir aslında. Mesele inanmamaktır. İnanmamaktan korkmamaktır. O yüzden, inanmakla inanmamak arasında kalmaktansa, var yada yok denilemez demek daha akılcıdır.
Tanrıya tam olarak inanmamaya cesaret edemeyen korkakların ama bir nebze olsun marjinallik hasretiyle yanıp tutuşan embesillerin,hayatı boyunca analitik olarak varloşu sorgulamamış cahillerin ya da sorgulamaya aklı ve bilgisi yetmeyen bilgisizlerin lakin ne yaradılışın ne de yokluğun umurunda olmadığını kendine bile itiraf edemeyen şarlatanların ,düşündüklerini ya da kendilerine yakıştığını sandıkları şey!Oportuniszmin en aşağılık hallerinden biridir.
tam ortada olmanın kesin bir ölçüsünü koyabilirmisiniz ????
Agnostisizm ya da bilinmezcilik, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımı. Bu felsefenin takipçilerine agnostik denir.
Kökeni eski Yunan'daki Sofistlere kadar uzanan agnostisizm kelime olarak eski Yunanca'daki agnostos, yani "bilinemez olan" kelimesinden gelir. Gerçekte, bir dinden ya da öğretiler bütününden ziyade bir konsepttir. "Bilinmezcilik" olarak tanımlanması, aslında dinlerin öne sürdüğü Tanrı anlayışının gerçekliğinin bilinemezliği değildir. Bu akım, insanın bilme yetisinin sınırlı olduğunu ve bu nedenle, görülebilenin ardındaki hakikati yakalayamayacağını savunur. Thomas Henry Huxley, agnostisizm'i tanımlarken insanların ölüm sonrası ve tanrının varlığı konularında akıl yürütmekten kaçınmaları gerektiğini söylemekle kalmamış, bu bakış açısından değerlendirildiğinde değillenemeyecek hiçbir önerme ya da yanlışlanamayacak hiçbir bilgi olmadığını da eklemiştir.
Agnostisizm, tüm dinleri ve dolayısıyla onların tanrılarını kesin olarak reddeder. Fakat, Teizmin sundukları dışında; doğaya müdahale etmeyen, belki bilinci dahi olmayan bir Tanrı'nın olup olamayacağını bilemeyeceğimizi öngörür. Bu anlamda Deizmin ve Ateizmin dogmatik tutumundan uzak olduğu vurgulanabilir.
Felsefi bir ekol olarak kayıtlara geçmesi 19. yüzyılın ikinci yarısına denk gelir, Batı felsefesindeki başlıca temsilcileri Herbert Spencer, William Hamilton ve Leslie Stephen'dir. Agnostisizm'in Doğu'daki karşılığını ise tasavvufun hemen her kolunda bir miktar bulmak mümkündür. Araştırma için Türkçe kaynak olarak 1997 yılında Vadi Yayınları'ndan çıkan Şinasi Gündüz'ün Son Gnostikler: Sabiiler, İnanç Esasları ve İbaretleri adlı kitaba bakılabilir.
Hadislerin Kur'an Ayetleri arasindaki celiskileri
1 ALLAH'IN BALDIRI OLUR MU?
Kuran : " ... O'nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur.”
42 Şura Suresi 11
Hadis: "Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.”
Müslim İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1
Bu hadisin hangi kitaplarda geçtiğine iyice dikkat edin. Hadis kitaplarının sözde en doğrusu olarak gösterilen, tek hadisini inkar edenin kafir olacağı söylenen Müslim ve Buhari'de. Hadisçilerin mantığına göre bu hadisi inkar eden kafir, bu hadise inanan gerçek Müslüman olacaktır. Allah'a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete karşın, hiçbir mecazi ifadeyi çağrıştırmadan, Allah'ın baldırı olduğunu ve ahirette baldırını açacağını söylemenin saçmalığını uzunca anlatmaya gerek var mı?
2 ALLAH EL SIKIŞIR MI?
Kuran: "Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
112 İhlas Suresi 4
Hadis: "Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim.”
Hanbel 5/243
Yine bu hadiste hiçbir mecazi manayı çağrıştırmadan, Allah’a parmak, parmaklarına da soğukluk atfederek Allah şekilleştirilmektedir. Bu hadis1 İhlas Suresi'nin Allah'ın hiçbir şeye denk olmadığını söyleyen ayeti gibi daha birçok ayetle de çelişir. Eğer hadisteki "el” ifadesi mecazi bir manaya gelip insani eli çağrıştırmasa kabul edilebilir olurdu. örneğin "Her şey Allah'ın elindedir.” dediğimizde cümlenin akışından her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğu anlaşılır. Fakat Allah'a parmak, parmaklara soğukluk atfeden bu hadisten böyle mecazi bir manayı kimse çıkaramamaktadır. üstelik bu hadiste Allah ile Peygamber'in el sıkışması gibi kabul edilemez bir ifade de yer almaktadır. Şimdi bu hadisleri din kabul eden hadisçiler, mezhepçiler mi gerçek Müslümandır, yoksa hadislerdeki yanlışlıkları görüp Kuran'ı yeterli gören Kuran Müslümanları mı?
3 DİN DEĞİŞTİREN öLDüRüLSüN Mü?
Kuran: "Dinde zorlama yoktur.”
2Bakara Suresi 256
Hadis: "Dinini değiştireni öldürün.”
Nesei 78/14,Buhari 12/1883
Allah'ın hükmünü hadisle aşmaya, Allah'ın dinini kendi kafalarına uydurmaya çalışanların bu uydurması yüzünden çok kelleler gitmiştir. Radikal dinci örgütlerin yaptığı katliamları bu örgütlerin zihinlerinde meşrulaştıran bunun gibi hadislerdir. Evlerinin bodrumunu insan mezarına çevirenleri Diyanet kınamaktadır, ama aynı Diyanet Buhari ve Nesei gibi hadis kitaplarını da övmekte, dinin kaynağı olarak göstermektedir. Bu ne biçim bir iştir? Eğer Sunniliği savunursanız bu katliamlara karşı çıkmanız boşunadır. çünkü bu katliamlara temel olacak deliller Sunni hadis kitapları ve mezhep izahlarında mevcuttur.
4 öLüNüN SUçU NE?
Kuran: “Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez.”
53 Necm Suresi 38
Hadis: "ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır.”
BuhariK. Cemiz 32,33,34
Ne akla, ne de Kuran'ın genel mantığına uymayan bu hadis de uydurmacılığın Kuran ve akılla çelişkilerine örnektir.
5 NEDİR BU KADIN DüŞMANLIĞI?
Kuran: "Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz.”
3 Ali İmran Suresi 195
Hadis: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
Buhari 9/1391
Kuran hayır üreten erkeğin de kadının da önünü açık tutarken, hadisler kadının önünü kapamaktadır. Kadın konusu, Peygamber'e iftira olarak uydurulan hadislerin en çok olduğu konulardan biridir. Ayrıntılı bilgi için 21. ve 22. bölümleri okuyunuz.
6 ZALİM KİM? SöYLEYİN BAKALIM
Kuran: "Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
25 Furkan Suresi 8
Hadis: “Peygamber Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.”
Buhari 76/47 Hanbel 6/57,4/367
Muhammed Abduh ve Mutezile’nin bu hadise itirazlarına karşın Muhammed Ebu Şehbe hadisi şöyle savunur: "Eğer Abduh sihir hadisini inkar etmişse akıl ve nakil ilimlerinde söz sahibi el Maziri, el Hattabi, Kadı İyaz, İbn Teymiyye, İbnul Kayyım, İbn Kesir, en Nevevi, İbn Hacer, el Kurtubi ve Alusi gibi pek çok alim de O’nun hem rivayet ve hem de dirayet yönünden doğru olduğunu ispat etmişlerdir.” Şehbe, Buhari ve Müslim'in de hadisi kabul ettiğini anlatır ve sihir sonucu olanları hadislere dayandırarak şöyle aktarır: " Peygamberimiz'e sihir yapılmıştı. Öyle ki hanımları ile cinsi münasebette bulunmadığı halde bulunduğunu zannederdi. Süfyan bunun en şiddetli sihir olduğunu söylemiştir.” (Ebu Şehbe, Sünnet Müdafaası, sayfa 152153)
Kuran'a göre ise Peygamber'in büyülendiğini söyleyenler zalimlerdir. En güvenilir (!) hadisçilerin çoğuysa Peygamber'in büyülendiğini söylemektedir. Lütfen bu önermelerden mantık kuralları içerisinde sonuç önermesini çıkarın ve zalimin kim olduğunu söyleyin.
7 MİRASTA VASİYET VAR MI?
Kuran: "Ey iman edenler!Herhangi birinize ölüm gelip çattığında vasiyet zamanı aranızda tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut, yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızda iki kişi”
5 Maide Suresi 106
Hadis: "Varis için vasiyet yoktur.”
Hanbel 14/238
Kuran'da hem Maide suresindeki bu ayette hem diğer ayetlerde vasiyet anlatılır. Vasiyetten arta kalanlar Kuran'da tavsiye edilen şekilde dağıtılır. Vasiyeti iptale yönelik bu hadis aslında Kuran'ın bir hükmünü iptale yönelik bir girişimdir.
8 EN BüYüK AZAP RESSAMLARA MI?
Kuran: "Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar.”
4Nisa Suresi 48
Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
BuhariTesavir, 89
Kuran'a göre en büyük günah Allah'a ortak koşmadır. Allah ortak koşmayı affetmeyeceğini söylemekte, bunun dışında her günahın affedilebileceğini belirtmektedir. Bu yüzden Allah'ın en şiddetli azabına uğrayacak olanlar da ortak koşanlardır. Oysa Buhari'nin yukarıda alıntıladığımız hadisine göre en şiddetli azaba ressamlar uğrayacaklardır. (Mezhepçi, hadisçi İslam'ın sanat düşmanlığı sonucunda uydurdukları hadisleri kitabın 18. bölümünde okuyabilirsiniz.) Bu hadis başta Kuran ile çelişmektedir. Ayrıca mantık ile çelişen bu hadisin çeliştiği başka hadisler de vardır. örneğin diğer bir hadise göre cehennemde en şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır. (Büyük Günahlar, Hafız Zehebi, sayfa 9697)
9 ALTIN TAKILIR MI, İPEK GİYİLİR Mİ?
Kuran: "De ki; ‘Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş? De ki: ‘ Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet gününde ise yalnızca onlarındır. Bilen bir topluluk için biz ayetleri böyle detaylı anlatırız'”
7 Araf Suresi 32
Hadis: "Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”
Müslim 2/16
Altın ve ipek hem erkek için, hem de kadın için bir süs eşyasıdır. Kuran'da hiçbir ayette yasaklanmazlar. Allah inananların dünyada da bu süslerden yararlanabileceklerini söyler ve erkek kadın ayrımı yapmaz. Her hadisinin doğru olduğu iddia edilen Müslim'in bu hadisi Kuran'ın belirttiğimiz ayeti ile çelişir.
10 DEPREMLERİN SEBEBİ OLAN BALIĞIN CİNSİ NE?
Kuran: "Bundan sonra yeri yumurta biçimine soktu.”
79 Naziat Suresi 30
Hadis: "Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya'da depremler olur.”
İbni Kesir Tefsiri 2/29 68/1’in açıklamaları
Kuran, mucizevi bir şekilde dünyanın yumurta biçiminde elipsoid olduğunu, ceninin oluşumunu, evrenin oluşumunu, rüzgârların aşılayıcı olması gibi bir çok konuyu açıklarken (Kuran Hiç Tükenmeyen Mucize kitabında bu konuyu çok detaylı bir şekilde işledik), hadislerde yer alan yukarıdakilere benzer hurafeler hem Kuran'la, hem de mantıkla çelişirler. Dünyayı balığa oturtan, depremleri balığın kuyruğunun sallanmasına bağlayan bu zihniyete bir soralım: Bu balık palamut mudur, yunus mudur, lüfer midir? Lütfen bir hadis daha bulup, bizi aydınlatın!
Kitabın buraya kadar olan bölümlerinde önce Kuran'ın kendi diliyle Kuran'ın dinin tek kaynağı olduğunu anlattık. Daha sonra ise Peygamberimizin hadisleri yazdırmamasından, mana ile hadis naklinin getirdiklerinden ve daha bir çok incelediğimiz konudan, hadislerin neden dinin kaynağı olamayacağını gördük. Bu bölümde ise hadislerin dinin kaynağı kabul edilmesinin sonucunda uydurulan hadislerin dinin temel ve tek kaynağı olan Kuran ile nasıl çeliştiklerini anlayacağız. Yani yapılan yanlışlığın sonuçlarını görüp, dinin tek kaynağı olan Kuran'a dönmenin önemini kavrayacağız. Kuran ile çelişen hadisleri göstermek için en ünlü hadis kitaplarının hadislerini seçtik; daha zayıf hadis kitaplarını sizin tahmininize bırakıyoruz. Kuran ile çelişen hadislerin olması tüm hadisleri reddetmemiz, Kuran'a gidip dini yeniden kavramamız için yeterlidir. Kuran ile çelişen binlerce hadis vardır. Biz bu bölüme on tane örnek vermeyi yeterli görüyoruz. Zaten kitabımızdaki bir çok konunun akışı içindeki açıklamalarda, Kuran ile çelişen hadisler sergilenmektedir.
Biz Kuran'ın Allah sözü olduğunu nereden biliyoruz? Kimisi, Kuran öyle söylüyor diyebilir. Peki birileri Allah'a iftira olarak başka kitapları göstererek: “Bu da Allah katındandır.” derlerse ne diyeceğiz? Biz Kuran'ın Allah sözü olduğunu ancak Kuran'ı inceleyip, Kuran'ın içerdiklerini değerlendirip iddia edebiliriz. Allah'ın mesajının doğruluğunu tartışmak bizzat mesajın kendisiyle alakalıdır. Aynı mantıkla, hadisleri incelersek Allah'ın dininin kaynağı olmaya layık olup olmadıklarını görürüz. Nasıl Kuran'ın dinin kaynağı olup olmadığı bizzat Kuran'ın irdelenmesiyle tartışılabilirse, hadislerin dinin kaynağı olup olmadığı mevzusu da hadislerin irdelenmesiyle karara bağlanabilir. Kitabımız boyunca Kuran'ı ve hadisleri inceleyip dinin kaynağının ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini açığa kavuşturmayı amaçladık. Bu bölümde ve bundan sonraki bölümlerde göstereceğimiz hadisler, hadislerin dinin kaynağı olmaya ne kadar layık(!) olabileceklerini ortaya çıkaracaktır.
Kitabımızda eleştirdiğimiz hadisler, hadisçilerin kabul ettiği, en ünlü hadis kitaplarının hadisleridir. Hadisçilerin reddettiği, yalandır(mevzudur) dediği hadisleri almadık. örneğin "Allah kendisini yaratmayı isteyince atı koşturdu ve onu koşturup terletti. Sonra kendisini bu terden yarattı.” veya "Allah melekleri iki kolunun ve göğsünün kıllarından yarattı.” veya "Allah'ın gözleri hastalandı, melekler Allah'ı ziyarete geldi.” veya "Allah'ı rüyada gördüm. Uzun saçlı güzel bir genç suretindeydi. Yeşil bir elbise giymiş, altın nalınları vardı.” hadisleri bunlara örnektir. (Hadis Müdafası İbni Kuteybe sayfa 66 – 67) Meşhur hadisçilerin bu tarz uydurma hadisleri nakledenleri yalanladıkları ve bu hadisleri kabul etmedikleri doğrudur. Fakat bu bölümde ve bundan sonraki bölümlerde en ünlü, en doğru, en güvenilir hadis kitaplarındaki hadisleri görünce, hadis kitaplarında doğru ile yalanın ayırt edilemeyecek şekilde karıştığını, hadis toplarken gösterilen doğru ile yalanı ayırt etme çabasının bir işe yaramadığını anlayacağız. Zaten Kuran yeterli, eksiksiz, tüm teferruatları içeren kitabımız olduğuna göre böyle çabalara da gerek yoktur.
Kuran'ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasının katından olsaydı elbette içinde bir çok çelişkiler bulacaklardı.
4 Nisa Sûresi 82
Hiç şüphesiz Hatırlatıcı'yı biz indirdik biz. Onun koruyucuları da gerçekten biziz.
15. Hicr Sûresi 9
Nisa suresindeki ayetten dinimizin kaynağının çelişkisiz olduğunu öğrenebiliriz. Allah Kuran'ın çelişkisiz olduğunu söyleyerek hem Kuran'ın doğruluğunu, hem de dinin kaynağının sahip olması gereken özelliği öğretiyor. Kuran ile çelişen hadislerin olması, hadislerin Allah katından olmadığının ve dinin kaynağı olamayacağının ispatıdır. Ayrıca Hicr suresindeki ayetten Kuran'ın korunduğunu , böylece dini kaynak olarak korunmuş bir kitaba sahip olduğumuzu anlıyoruz. Bu bölüm ve bundan sonraki 3 bölümde, hadislerin Kuran'la, kendi içlerinde ve mantıkla çelişkilerini sergilememiz sonucunda hadislerin korunmadığını ve binlerce uydurma ile düzeltilemeyecek şekilde karıştıklarını göreceğiz. Yani bu bölümlerde hadislerin dinin kaynağı kabul edilmesinin korkunç sonucunu görüp; çelişkisiz ve korunmuş olan dinimizin tek kaynağı Kuran'a, yalnız Kuran'a dönmenin gerekliliğini daha da iyi kavrayacağız.
bende agnostiğim agnostiklik şüpheciliktir kısaca islam dini ile ilgili derin şüpherle oruşturan bazı delilleri sunayım siz
www.diyanet.gov.tr T.C. Diyanet İşleri Resmi Sitesinden Kuran-ı Kerimde geçen ayetlerin meallerine bakabilir veye elinizde bulunan herhangi bir Kuran-ı Kerim isimli kitaba bakarak bilgilerin doğruluğuna emin olabilirsiniz.
''Eğer o, Allah'tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok çelişkiler bulacaklardı" (Nisa Suresi, 82)
Şimdi çelişkili Ayet'lerin bir kısmına bakalım;
Bakara-106 'Herhangi bir Ayet'in hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya benzerini getiririz. Allah'ın herşeye gücünün yettiğini bilmezmisin?'
Bakara-106 da böyle söylenirken, aşağıdaki Ayet'lerde farklı söylenir;
Fatır-43 '... Hayır! sen Allah'ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın.' - Fetih-23 '... Allah kanununda hiçbir değişiklik bulamazsınız.' Ayrıca Yunus-64, Fetih-23, En'am-115, Ahzab-62'de de aynı hükümler bulunmaktadır.
Maide-69 'Fakat inananlar, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanan, iyi işler yapana korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.' Aynı hüküm Bakara-62'de de geçmektedir. Fakat Al-i İmran-85 ise 'Kim Islamiyetten başka bir din ararsa onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.' denilmektedir.
Fussilet-34 'İyilik ve fenalık bir olamaz. Sen fenalığı en güzel şekilde karşıla. O zaman aranızda düşmanlık bulunan kimse ile bile yakın dost olduğunu görürsün.' Bu ayet'e karşılık ise;
Sura-40 'Bir kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülüktür. Fakat kim affeder ve barışırsa onun mükafati Allah'a aittir. Şüphe yok ki o zalimleri sevmez.' - Bakara-179 'Ey aklı erenler! kısasta sizin için hayat vardır...' veya Maide-45 'O kitapta cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşı yaraları ödeşme yazdık. Fakat kim sadaka olarak bağışlarsa, bu ona kefaret olur...' yazılmaktadır.
Enam-62'de '... Sonra her işi doğru olan kudret ve tasarrufun sahibi Allah'larının huzuruna götürürler. Bilin ki hüküm onundur. O hesap görenlerin en süratlisidir.' derken; Hacc-47 'Senden başlarına acele azap getirmeni istiyorlar, Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.' denmektedir.
Ayrıca Hacc-47 de, rabbinin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir hükmü, Secde-5'de de vardır. Secde-5 'Gökten yere kadar her işi Allah düzenler. Sonra işler sizin sayışınıza göre bin yıl tutan bir günde içinde O'na yükselir. 'Yani bu iki Ayet'e göre, Allah katında bir gün Dünya günü ile bin yıldır. Meraic-4 'Melekler ve ruh oraya miktarı ellibin yıl olan bir günde çıkarlar.' gün hesabı bu sefer ellibin yıl olmuştur.
Peşpeşe iki Ayet var bunlar Enfal Suresindedir;
Enfal-65 'Ey peygamber inanları savaşa teşvik et. Eğer içinizden sabırlı yirmi kişi bulunursa onların ikiyüzüne galip gelir. Ve eğer sizden yüzkişi olursa, kafirlerin binini yener. Cünkü onlar hicbir şeyden anlamaz guruhturlar.'
Enfal-66 'Şimdi Allah yükünüzü hafifletti. Bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var. Artık sizden sabırlı ve metanetli yüz kişi olursa ikiyüzünü yenerler. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle ikibine galebe çalarlar. Allah sabır ve sebat edenlerle beraberdir.'
En'am-111 '...Allah dilemedikçe inanmazlardı...'
En'am-125 'Allah kimi doğru yola götürmek isterse, gönlünü Müslümanlığı kabul etmesi için açar. Kimi de sapıklıkta bırakmak isterse, onunda gönlünü daraltır ve sıkıntılı kılar...'
Bakara-7 'Allah onların yüreklerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde perde vardır...'
Bakara-256 'dinde zorlama yoktur...'
Müzemmil-19 'Süphe yok ki bu (Kur'an) bir öğüttür. O halde dileyen Rabbine götüren yolu tutsun...'
Müdessir-54-55 'Süphesiz ki, gerçekten de Kuran bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır.'
(Benzer hükümleri içeren daha pek cok Ayet vardır)
Nisa-89 'Onlar sizin kendileri gibi kafir ve böylece eş olmanızı isterler. Allah yolunda göç etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Bunu kabul etmez de yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün...'
Tevbe-5 'Hürmetli aylar çıkınca Allah'a eş koşanları nerede bulursanız öldürün. Yakalayıp hapsedin. Gelip geçecekleri bütün yolları tutun. Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse onların peşini bırakın...'
İnsanların topraktan, sudan, çamurdan, meniden, kandan, balçıktan, yumurtadan yaratıldığı söylenmektedir. Bakılacak Ayet'ler Kıyamet-37, Nahl-4, Hud-61, Meryem-67, Rum-20, Fatır-11, Ali-imran-59-60, Hicr-26, Furkan-54, Nur-45, Alak-2, Enbiya-30 vb.
En'am-108 'Allah'tan başka dua ettikleri şeylere sövmeyin ki, onlar da bilgisizlikte aşırıya gidip Allah'a sövmesinler...'
Tevbe-28 'Ey inananlar' Allah'a eş koşanlar mutlaka pisliklerdir...'
Bakara-29 'Yeryüzündeki herşeyi sizin için yaratan odur. Sonra göklere yönelerek yedi kat gögü sizin için düzenledi, yarattı. O herşeyi bilir.'
Fussilet-9 - Yerzünün iki günde yaratıldığı,
Fussilet-10 - Bitkilerin dağların ve gıdaların yaratılmasi.
Fussilet-11 'Sonra duman halinde bulunan göğe yoneldi...'
Fussilet-12 'Allah bu suretle iki gün içinde yedi gök vucuda getirdi ve her göğün işini kendisine bildirdi...'
Yani bu iki Sure de, önce yer sonra gökyüzünün yaratıldığı söylenmekte.
Naziat-27 'Sizi mi yaratmak daha güçtür, yoksa göğü mü? Allah onu (gögü) kurdu.'
Naziat-28 'O'nu yükseltti ve düzen verdi.
Naziat-29 'Onun gecesini kararttı gündüzünü aydınlık yaptı.'
Naziat-30 'Bundan sonra da yeryüzünü düzenledi.'
Naziat-31 'Oradan suyunu çıkardı ve otlak meydana getirdi.'
Naziat-32 'Dağları sapasağlam yerleştirdi.'
...
Görüldüğü gibi, Naziat Sure'sinde önce gök, sonra yeryüzü yaratılıyor.
Zariyat-56 'Ben cinleri de insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattim.'
A'raf-179 'Andolsun ki, biz cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır ama, anlamazlar. Gözleri vardır ama o gözlerle görmezler...'
Allah'ın Resul'ü İsa yoksa cehennemde mi?
Tevbe-31 'Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Halbuki olara da ancak tek Allah'a kulluk etmeleri emredilmişti. Ondan başka tapacak tanrı yoktur. O, onların eş koştukları şeylerden münezzehtir.'
Enbiya-98 'Hiç şüphe yok ki siz ve Allah'ın dışında taptıklarınız cehennemin odunusunuz. Oraya gireceksiniz.'
Enbiya-99 'Eğer onlar tanrı olsalardı, cehenneme girmeyeceklerdi. Hepsi orada ebediyyen kalacaklardır.'
Aslında ornekler daha coğaltılabılır.
Tüm bu örnekleri yorumsuz olarak verdim. Yorumları size bırakıyor ve son bir Ayet ile yazımı noktalıyorum;
Nisa-82 'Kuran'ı düşünmüyorlar mı? Allah katından başka yerden gelseydi, onda birbirini tutmaz pek cok şey bulurlardı.'
yaw olunmaz ama işte bazen kafa karmaşıklığı esnasında öle bi takım zırvalamalar olabiliyor.
yaaa adım gıbı ne farkederkı olup olmaması bana mı sordu benı yaratırken bıde hesapp sorcakmıs yaa selam soolesınler benden otekı tarafta ıkı elım yakasında tabı eger warsa :(