toplam 42 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | tat tvam asi |
| tuttum | ayaklariylacamsilen |
| tuttum | brkn |
| tuttum | thecalling |
| tuttum | bassguitarist |
| tuttum | annabellaa |
| tuttum | ozkanhatice |
| tuttum | n joi |
| tuttum | Reserenn |
| tuttum | zilanhevi |
| tuttum | ladyinmars |
| tuttum | mithos |
| tuttum | fuki34 |
| tuttum | hilam |
| tuttum | karadon |
| tuttum | Boyunayim |
| tuttum | melankoliks |
| tuttum | combo fix |
| tuttum | zicofenomen |
| tuttum | FlyWithme |
~63 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »
O omurga bir iki yazıyla oluşmaz dayı. AKP'nin kendilerine hic mi hic ihtiyac duymadığı günler geldi, aralarının bir gün bozulacagini bilmiyor muyduk sanki? Çıkıp hopa'yı, Ahmet Şık'ı, kadro bekleyen öğretmenleri.... Ve benzeri yüzlerce konuyu işlemeye başlasınlar hele, kalemlerinden kapitalizmin ne menem bir bok ve su yaşadığımız seylerin müsebbibi olduğu bi çıksın, sonra bakarız omurga islerine.
Acı
ağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında
öfke
kızıl bir küheylan gibi koşturduğunda
keder
yaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında
duracaksın
durup, gümüş bir su gibi akan sabahın tazeliğine
bakacaksın
sana iki yüz yıl önceden haberler taşıyan
alaycı kargaların sesini
dinleyeceksin
çiçeklerini koklayıp derin bir soluk
alacaksın
Ölüm seni kuşattığında tam o sırada hayatı
düşüneceksin
Acıyı öfkeyi kederi ulu bir gölgeliğe yatıracaksın
bir zaman dinlenin biraz diyeceksin
Bir inci avcısı gibi ta derinlere dalıp tek tek bütün
istiridyeleri açarak
bir sevinç arayacaksın
Hayaller kuracaksın
Hatıralarını bir daha gözden geçireceksin
Sevdiklerini düşüneceksin ve seni sevenleri
Özlediklerini düşüneceksin ve seni özleyenleri
Teninde iz bırakanları ve senin izini taşıyan
tenleri
Seni şakalarıyla güldürenleri ve senin şakalarına
gülenleri
Sevinçlerini hayallerini hatıralarını
sevdalarını sevişmelerini
özlemlerini şakalarını bir bir yerleştireceksin içine
hayat denilen mucizenin sana verdiği armağanları
sıkıca kucaklayacaksın
Ölüm her yandan üstüne saldırıp seni kuşattığında
tam da o zaman hayatı düşüneceksin
Güzel bir haber gelecek belki yarın sabah
Belki bir mektup alacaksın
Sana gülümsemesini çok istediğin gülümseyecek belki sana
Serüvenci gemiciler gibi meçhul denizlerde
kaybolduğunda
tam da o zaman karanın bir gün görüneceğini düşüneceksin
Gözcünün kara göründü diye bağırdığını hayal
edeceksin
Kara, hiç görünmese bile
hiç olmazsa neyi aradığını ve neyi kaybettiğini
bileceksin
çektiğin onca fırtınanın varmayı umduğun o umutlu
hedefle mana kazandığını anlayacaksın
Her şeyini kaybetsen de hayallerini
kaybetmeyeceksin
Neyi aradığını hiç unutmayacaksın
Sevinçleri ne kadar hatırlarsan acının derinliğini
o kadar kavrayacaksın.
Yaşadığın ve yaşayabileceğin güzel şeyleri ne kadar
çok düşünürsen
öfken o kadar keskinleşecek
Karanlık inerken ışığa daha dikkatli bakacaksın
Geleceğinle arana dibinde canavarların dolaştığı
bir uçurum koyduklarında
nasıl biteceğini bilmediğin atlayışını yapmadan önce
geçmişine, sevinçlerine, hayallerine yaslanıp güç alacaksın
Sevdiğin bir türküyü mırıldanmaktan hiç vazgeçmeyeceksin
Bir çiçek iliştireceksin yakana
Ölüm seni kuşattığında, tam da o zaman, hayatı düşüneceksin
En azgın, en ihtiraslı sevişmelerini…
En çılgın hayallerini…
En çağıltılı kahkahalarını…
Acı
ağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında
öfke
kızıl bir küheylan gibi koşturduğunda
keder
yaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında
duracaksın
durup gümüş bir su gibi akan sabahın tazeliğine
bakacaksın
sana iki yüz yıl önceden haberler taşıyan alaycı
kargaların sesini dinleyeceksin
çiçeklerini koklayıp derin bir soluk alacaksın
Ölüm seni kuşattığında, tam o sırada, hayatı
düşüneceksin
Ölüm seni kuşattığında, tam o sırada, hayatı
düşüneceksin.
Acıyı, öfkeyi, kederi ulu bir gölgeliğe yatıracaksın
bir zaman
dinlenin biraz diyeceksin
Onları, şefkatle dinlendireceksin
Çünkü onlara yine ihtiyacın olacak
Ahmet Altan - Duracaksın
“Sev Beni” derler, “sev beni, kimse benim gibi sevişemez, benim gibi öpüşemez kimse, kimin dudaklarında böyle karadut tadı var, kim bu kadar güzel kokuyor; ayışığında çırılçıplak dolaşırım, yağmurlarda gülerim; dokun saçlarıma, hiç bu kadar parlağını gördün mü, seni öyle çok severim ki kimse benim gibi sevemez.”
kristal denizaltı dan...
Ahmet Altan "bu vatanı iki memeye satarım" demiş; vay F tipli, pis liboş, Amerikancı vatan haini diyerek, kusmak için grup duvarına
yönelen ateşli ulusalcı-milliyetçi arkadaşım! Yapma!
Kendini küçük düşürüyorsun, git biraz oku; öğren.
Şehir efsaneleriyle, kahvehane muhabbetleriyle siyaset yapma! Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma!
Sonra dağa çıkmak için Osman Paşa'sından emir beklerken Starbucks'ta hükumet deviren sanal vatanperver yağız delikanlılar, Facebook profili Ray-Ban sponsorlu ucuz milliyetçi körpe kızlarımız rezil oluyor, ailece üzüntülere gark oluyoruz.
Ahmet ALTAN Facebook grubu alıntıdır.
Ülkemizde o kadar dar beyinli insan var ki... Bu insanlar oldukça asla bu ülke yol kat edemez ilerleyemez. Bu yüzden Ahmet Altan gibi açık konuşan adamlar, suçlu olur yazık. Neden ülkemiz hiç bir hatasını kabul etmez. Neden bi kabullenemezlik var... Neden düzeltmiyoruz.... Önce bi bakın lanet olsun insana önce insan olduğu için bakın. Dini, dili, ırkı dahamı önemli insan olmasından.... Herşeyden önce kendinize bakın hatalarınızı düzeltin... Tabi bizim insanımız okumaz ki... Öğrenmez ne olduğunu bilmediği felsefeyle yaşamaya devam eder. Hiç birşeyin doğrusunu gerçeğini araştırmaz. Öğrenmez.... Eğer İnsanlar Ahmet Altan gibi Çetin altan gibi düşünebilseydi nasıl bir dünyada yaşardık tahmin edemezsiniz... Ama cahil kör beyinli insanlar o kadar çok ki yazık...
dönme hızına yetişmenin imkansız ve anlamsız olduğu yazar ama bazn güzel yazıyo be kereta:)))
bu üçünden uzak durucan :
çetin altan
ahmet altan
mehmet altan
Manyak bir teğmen yüzünden 4 erin toprağa düşmesi hadisesi ardından Ahmet Altan'ın yazdığı enfes yazı:
Ordu açılımı
Bir teğmenin eline bir bomba verip pimini çekmesinden sonra mevziden mevzie dolaşırken bombanın patlamasıyla birlikte ölen genç askerin babası, dün sabah bizim gazetedeki haberi görünce koşa koşa askerlik şubesine gitmiş.
“Bu haber nedir” diye sormuş.
Şubedeki görevliler ona aynen şunu söylemişler.
“Sen o gazetede yazılanlara inanıyor musun?”
Eğer o baba bana gelseydi ben de ona sanırım benzer bir söz söylerdim.
“Sen o ordunun söylediklerine inanıyor musun?”
Bizim ordunun doğru söylememek gibi bir alışkanlığı var.
Bu kaçıncı?
Dağlıca’da aynı, Aktütün’de aynı, bulunan LAW silahlarının kime ait olduğu konusunda aynı, mayın konusunda aynı, bu son bomba olayında aynı.
Gidin sorun bakalım, çocukları “bombalı ceza” yüzünden ölen annelerle babalar çocuklarının niye öldüğünü biliyorlar mı?
Anneleri babaları bir yana bırakın Milli Savunma Bakanı bile bilmiyor o çocukların nasıl öldüğünü.
Generaller akıllarını siyasete öyle bir takmışlar ki askerliği unutmuşlar neredeyse.
İttihatçılardan bu yana bu ülke, ordusunun bu alışkanlığını değiştirmeyi bir türlü başaramadı.
Siyasetle uğraşan her ordu gibi askerî konularda çok fazla hatalar yapıyorlar ve sürekli olarak bu hataları saklamaya uğraşıyorlar.
Generaller hep siyaset konuşuyorlar ama halk hiç askerlik konuşamıyor.
Ordunun hataları gündeme gelmiyor bir türlü.
Biz, Kıbrıs savaşında kendi gemimizi batırdığımızı kaç yıl sonra öğrendik, hatırlıyor musunuz?
Hatırlamıyorsunuzdur bile.
Ordunun hatalarını konuşmak ve hatırlamak yasak.
Medyaya baksanıza.
Genelkurmay Başkanı siyasetle ilgili açıklama yapınca manşetlerine çekiyorlar, sanki bu çok doğal bir şeymiş gibi.
Generaller siyasetle ilgili konuşamazlar.
Bu, onların işi değil.
Onların işi askerlik.
Bu ülkenin birçok “açılım” yapması gerekiyor.
Bir tanesi de “ordu açılımı”.
Ordunun konumunu, işleyişini, askerî yeteneklerini, hatalarını, yapılanmasını yeniden tartışmalıyız.
Lafa gelince bu “bizim ordumuz”, ordu “bizimse” neden biz ordu hakkında konuşamıyoruz, neden soru soramıyoruz, neden hatalarını soruşturamıyoruz?
Neden hiçbir hatasının hesabını vermiyor ordu?
Bu ülkedeki generaller, hiç mi askerî bir hatadan dolayı istifa etmez?
Kürt açılımı konusunda üstüne vazife olmamasına rağmen uzun uzun konuşan Genelkurmay Başkanı neden ordunun işleyişi konusunda ortaya çıkan aksaklıkların hesabını vermiyor bu halka?
O ordunun sahibi generaller değil, o ordunun sahibi bu ülkenin halkı.
Tabii, o hesabın sorulabilmesi için gerçek bir medyanın ve gerçek siyasetçilerin olması gerekiyor bu ülkede.
Dün MHP yöneticilerinden birinin açıklamasını utançla okudum.
Genelkurmay Başkanı’nın konuşması üzerine, “açılım meselesi bitmiştir” diyordu sevinçle.
Eğer siyasi açılımlar bir generalin konuşmasıyla bitiyorsa, bu ülkede parlamentoya, siyasi partilere, milletvekillerine ne ihtiyaç var?
O siyasetçi o açıklamayı yaparken aslında “ben yokum, partim de yok, seçmenim de yok, parlamento da yok, sadece general var” demek istiyordu.
Bu tür siyasetçilerle nasıl uygarlaşacak, gelişecek, kalkınacak bu ülke?
Örtülü bir askerî diktatörlük olmaktan nasıl kurtulacak?
Böyle, kendi kimliğinden, kişiliğinden, fikirlerinden, seçmeninden vazgeçmiş, kendi iradesiyle “emireri” haline gelmiş siyasetçilerle Türkiye, gerçek bir demokrasiye kavuşabilir mi?
Türkiye ordusunu düzeltmek zorunda.
Ordunun düzelebilmesi için de kışlasına dönmesi, aklını kendi mesleğine vermesi, sağlam bir disipline kavuşması, üstüne vazife olmayan işlerde susması gerekiyor.
Yaşadığımız çağda bizimki gibi bir ordu kalmadı gelişmiş ülkelerde.
Daha yeni, Yunanistan fazla konuşan genelkurmay başkanını görevden aldı.
Onun için zaten Yunanistan Avrupa’nın üyesi, biz değiliz.
Onun için minicik Yunanistan bizden kat kat zengin.
Bir ordu açılımı yapmalıyız.
Orduyu disipline, siyaseti ve medyayı kişiliğine kavuşturmalıyız.
Aksi takdirde kanlı bir hercümercin içinde debelenmekten bir türlü kurtulamayacağız.
Çocuklar ölüp duracak.
Ahmet Altan - 27.08.2009
ooo tetikçiler buralarda ötüyo. suç duyurusunda bulunurum. ne demek topuğuna sıkarlarsa lan.liberal miberal aynende doğruları söylüyo..gazetede söylüyo tv.de söylüyo.beğeniyorum.
Yakında birileri gelip bu adama sıkarca şaşırmayacağım fikir değil tahrik pompalayacısı.
körü körüne bütün fikirkerine itaat ettiğim, bu ülkenin ihtiyacı olan taraf gazetisini bizlere bahşettiği için ömür boyu minnet duyacağım yüce ve aydın insan...
dönek ailenin en güzide ismi bu aralar Atatürkçülerle alaycı bi dille eleştirmesiyle tanınır. kendisi bizzat şerefsiz olup babadan oğla geçmektedir diye düşünmekteyim.
dönek ailenin en güzide ismi bu aralar Atatürkçülerle alaycı bi dille eleştirmesiyle tanınır. kendisi bizzat şerefsiz olup babadan oğla geçmektedir diye düşünmekteyim.