1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ahmet altan beni tanımlar diyenler

toplam 42 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

ahmet altan hakkında ahmet altan

~63 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »

    nil karaibrahimgilden daha fazla nefret ettiğim tek yaratık

    jb3   10 Eylül 2011 00:00   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    O omurga bir iki yazıyla oluşmaz dayı. AKP'nin kendilerine hic mi hic ihtiyac duymadığı günler geldi, aralarının bir gün bozulacagini bilmiyor muyduk sanki? Çıkıp hopa'yı, Ahmet Şık'ı, kadro bekleyen öğretmenleri.... Ve benzeri yüzlerce konuyu işlemeye başlasınlar hele, kalemlerinden kapitalizmin ne menem bir bok ve su yaşadığımız seylerin müsebbibi olduğu bi çıksın, sonra bakarız omurga islerine.

    huan   09 Eylül 2011 14:41   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Acı
    ağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında
    öfke
    kızıl bir küheylan gibi koşturduğunda
    keder
    yaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında

    duracaksın

    durup, gümüş bir su gibi akan sabahın tazeliğine
    bakacaksın
    sana iki yüz yıl önceden haberler taşıyan
    alaycı kargaların sesini
    dinleyeceksin
    çiçeklerini koklayıp derin bir soluk
    alacaksın

    Ölüm seni kuşattığında tam o sırada hayatı
    düşüneceksin
    Acıyı öfkeyi kederi ulu bir gölgeliğe yatıracaksın
    bir zaman dinlenin biraz diyeceksin

    Bir inci avcısı gibi ta derinlere dalıp tek tek bütün
    istiridyeleri açarak
    bir sevinç arayacaksın
    Hayaller kuracaksın
    Hatıralarını bir daha gözden geçireceksin
    Sevdiklerini düşüneceksin ve seni sevenleri
    Özlediklerini düşüneceksin ve seni özleyenleri
    Teninde iz bırakanları ve senin izini taşıyan
    tenleri
    Seni şakalarıyla güldürenleri ve senin şakalarına
    gülenleri
    Sevinçlerini hayallerini hatıralarını
    sevdalarını sevişmelerini
    özlemlerini şakalarını bir bir yerleştireceksin içine
    hayat denilen mucizenin sana verdiği armağanları
    sıkıca kucaklayacaksın

    Ölüm her yandan üstüne saldırıp seni kuşattığında
    tam da o zaman hayatı düşüneceksin

    Güzel bir haber gelecek belki yarın sabah
    Belki bir mektup alacaksın
    Sana gülümsemesini çok istediğin gülümseyecek belki sana
    Serüvenci gemiciler gibi meçhul denizlerde
    kaybolduğunda
    tam da o zaman karanın bir gün görüneceğini düşüneceksin
    Gözcünün kara göründü diye bağırdığını hayal
    edeceksin
    Kara, hiç görünmese bile
    hiç olmazsa neyi aradığını ve neyi kaybettiğini
    bileceksin
    çektiğin onca fırtınanın varmayı umduğun o umutlu
    hedefle mana kazandığını anlayacaksın

    Her şeyini kaybetsen de hayallerini
    kaybetmeyeceksin
    Neyi aradığını hiç unutmayacaksın
    Sevinçleri ne kadar hatırlarsan acının derinliğini
    o kadar kavrayacaksın.
    Yaşadığın ve yaşayabileceğin güzel şeyleri ne kadar
    çok düşünürsen
    öfken o kadar keskinleşecek
    Karanlık inerken ışığa daha dikkatli bakacaksın
    Geleceğinle arana dibinde canavarların dolaştığı
    bir uçurum koyduklarında
    nasıl biteceğini bilmediğin atlayışını yapmadan önce
    geçmişine, sevinçlerine, hayallerine yaslanıp güç alacaksın

    Sevdiğin bir türküyü mırıldanmaktan hiç vazgeçmeyeceksin
    Bir çiçek iliştireceksin yakana
    Ölüm seni kuşattığında, tam da o zaman, hayatı düşüneceksin
    En azgın, en ihtiraslı sevişmelerini…
    En çılgın hayallerini…
    En çağıltılı kahkahalarını…

    Acı
    ağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında
    öfke
    kızıl bir küheylan gibi koşturduğunda
    keder
    yaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında
    duracaksın
    durup gümüş bir su gibi akan sabahın tazeliğine
    bakacaksın
    sana iki yüz yıl önceden haberler taşıyan alaycı
    kargaların sesini dinleyeceksin
    çiçeklerini koklayıp derin bir soluk alacaksın
    Ölüm seni kuşattığında, tam o sırada, hayatı
    düşüneceksin

    Ölüm seni kuşattığında, tam o sırada, hayatı
    düşüneceksin.
    Acıyı, öfkeyi, kederi ulu bir gölgeliğe yatıracaksın
    bir zaman
    dinlenin biraz diyeceksin
    Onları, şefkatle dinlendireceksin
    Çünkü onlara yine ihtiyacın olacak

    Ahmet Altan - Duracaksın

    teomangemiler   02 Nisan 2011 20:05   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    “Sev Beni” derler, “sev beni, kimse benim gibi sevişemez, benim gibi öpüşemez kimse, kimin dudaklarında böyle karadut tadı var, kim bu kadar güzel kokuyor; ayışığında çırılçıplak dolaşırım, yağmurlarda gülerim; dokun saçlarıma, hiç bu kadar parlağını gördün mü, seni öyle çok severim ki kimse benim gibi sevemez.”

    kristal denizaltı dan...

    madame88   16 Kasım 2010 14:35   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Ahmet Altan "bu vatanı iki memeye satarım" demiş; vay F tipli, pis liboş, Amerikancı vatan haini diyerek, kusmak için grup duvarına
    yönelen ateşli ulusalcı-milliyetçi arkadaşım! Yapma!
    Kendini küçük düşürüyorsun, git biraz oku; öğren.
    Şehir efsaneleriyle, kahvehane muhabbetleriyle siyaset yapma! Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma!
    Sonra dağa çıkmak için Osman Paşa'sından emir beklerken Starbucks'ta hükumet deviren sanal vatanperver yağız delikanlılar, Facebook profili Ray-Ban sponsorlu ucuz milliyetçi körpe kızlarımız rezil oluyor, ailece üzüntülere gark oluyoruz.

    Ahmet ALTAN Facebook grubu alıntıdır.

    Subzeroteo   24 Mart 2010 23:12   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Ülkemizde o kadar dar beyinli insan var ki... Bu insanlar oldukça asla bu ülke yol kat edemez ilerleyemez. Bu yüzden Ahmet Altan gibi açık konuşan adamlar, suçlu olur yazık. Neden ülkemiz hiç bir hatasını kabul etmez. Neden bi kabullenemezlik var... Neden düzeltmiyoruz.... Önce bi bakın lanet olsun insana önce insan olduğu için bakın. Dini, dili, ırkı dahamı önemli insan olmasından.... Herşeyden önce kendinize bakın hatalarınızı düzeltin... Tabi bizim insanımız okumaz ki... Öğrenmez ne olduğunu bilmediği felsefeyle yaşamaya devam eder. Hiç birşeyin doğrusunu gerçeğini araştırmaz. Öğrenmez.... Eğer İnsanlar Ahmet Altan gibi Çetin altan gibi düşünebilseydi nasıl bir dünyada yaşardık tahmin edemezsiniz... Ama cahil kör beyinli insanlar o kadar çok ki yazık...

    Subzeroteo   24 Mart 2010 23:05   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    dönme hızına yetişmenin imkansız ve anlamsız olduğu yazar ama bazn güzel yazıyo be kereta:)))

    karadon   03 Kasım 2009 10:11   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bu üçünden uzak durucan :
    çetin altan
    ahmet altan
    mehmet altan

    pleiades1   10 Eylül 2009 14:25   aferim     (5 puan)  |   Yk 

    ahmet altan deil alttan alttan
    dönek

    NinjaOlamayanKaplumbagalar   10 Eylül 2009 11:17   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    mal

    qepx   10 Eylül 2009 11:08   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Manyak bir teğmen yüzünden 4 erin toprağa düşmesi hadisesi ardından Ahmet Altan'ın yazdığı enfes yazı:

    Ordu açılımı

    Bir teğmenin eline bir bomba verip pimini çekmesinden sonra mevziden mevzie dolaşırken bombanın patlamasıyla birlikte ölen genç askerin babası, dün sabah bizim gazetedeki haberi görünce koşa koşa askerlik şubesine gitmiş.

    “Bu haber nedir” diye sormuş.

    Şubedeki görevliler ona aynen şunu söylemişler.

    “Sen o gazetede yazılanlara inanıyor musun?”

    Eğer o baba bana gelseydi ben de ona sanırım benzer bir söz söylerdim.

    “Sen o ordunun söylediklerine inanıyor musun?”

    Bizim ordunun doğru söylememek gibi bir alışkanlığı var.

    Bu kaçıncı?

    Dağlıca’da aynı, Aktütün’de aynı, bulunan LAW silahlarının kime ait olduğu konusunda aynı, mayın konusunda aynı, bu son bomba olayında aynı.

    Gidin sorun bakalım, çocukları “bombalı ceza” yüzünden ölen annelerle babalar çocuklarının niye öldüğünü biliyorlar mı?

    Anneleri babaları bir yana bırakın Milli Savunma Bakanı bile bilmiyor o çocukların nasıl öldüğünü.

    Generaller akıllarını siyasete öyle bir takmışlar ki askerliği unutmuşlar neredeyse.

    İttihatçılardan bu yana bu ülke, ordusunun bu alışkanlığını değiştirmeyi bir türlü başaramadı.

    Siyasetle uğraşan her ordu gibi askerî konularda çok fazla hatalar yapıyorlar ve sürekli olarak bu hataları saklamaya uğraşıyorlar.

    Generaller hep siyaset konuşuyorlar ama halk hiç askerlik konuşamıyor.

    Ordunun hataları gündeme gelmiyor bir türlü.

    Biz, Kıbrıs savaşında kendi gemimizi batırdığımızı kaç yıl sonra öğrendik, hatırlıyor musunuz?

    Hatırlamıyorsunuzdur bile.

    Ordunun hatalarını konuşmak ve hatırlamak yasak.

    Medyaya baksanıza.

    Genelkurmay Başkanı siyasetle ilgili açıklama yapınca manşetlerine çekiyorlar, sanki bu çok doğal bir şeymiş gibi.

    Generaller siyasetle ilgili konuşamazlar.

    Bu, onların işi değil.

    Onların işi askerlik.

    Bu ülkenin birçok “açılım” yapması gerekiyor.

    Bir tanesi de “ordu açılımı”.

    Ordunun konumunu, işleyişini, askerî yeteneklerini, hatalarını, yapılanmasını yeniden tartışmalıyız.

    Lafa gelince bu “bizim ordumuz”, ordu “bizimse” neden biz ordu hakkında konuşamıyoruz, neden soru soramıyoruz, neden hatalarını soruşturamıyoruz?

    Neden hiçbir hatasının hesabını vermiyor ordu?

    Bu ülkedeki generaller, hiç mi askerî bir hatadan dolayı istifa etmez?

    Kürt açılımı konusunda üstüne vazife olmamasına rağmen uzun uzun konuşan Genelkurmay Başkanı neden ordunun işleyişi konusunda ortaya çıkan aksaklıkların hesabını vermiyor bu halka?

    O ordunun sahibi generaller değil, o ordunun sahibi bu ülkenin halkı.

    Tabii, o hesabın sorulabilmesi için gerçek bir medyanın ve gerçek siyasetçilerin olması gerekiyor bu ülkede.

    Dün MHP yöneticilerinden birinin açıklamasını utançla okudum.

    Genelkurmay Başkanı’nın konuşması üzerine, “açılım meselesi bitmiştir” diyordu sevinçle.

    Eğer siyasi açılımlar bir generalin konuşmasıyla bitiyorsa, bu ülkede parlamentoya, siyasi partilere, milletvekillerine ne ihtiyaç var?

    O siyasetçi o açıklamayı yaparken aslında “ben yokum, partim de yok, seçmenim de yok, parlamento da yok, sadece general var” demek istiyordu.

    Bu tür siyasetçilerle nasıl uygarlaşacak, gelişecek, kalkınacak bu ülke?

    Örtülü bir askerî diktatörlük olmaktan nasıl kurtulacak?

    Böyle, kendi kimliğinden, kişiliğinden, fikirlerinden, seçmeninden vazgeçmiş, kendi iradesiyle “emireri” haline gelmiş siyasetçilerle Türkiye, gerçek bir demokrasiye kavuşabilir mi?

    Türkiye ordusunu düzeltmek zorunda.

    Ordunun düzelebilmesi için de kışlasına dönmesi, aklını kendi mesleğine vermesi, sağlam bir disipline kavuşması, üstüne vazife olmayan işlerde susması gerekiyor.

    Yaşadığımız çağda bizimki gibi bir ordu kalmadı gelişmiş ülkelerde.

    Daha yeni, Yunanistan fazla konuşan genelkurmay başkanını görevden aldı.

    Onun için zaten Yunanistan Avrupa’nın üyesi, biz değiliz.

    Onun için minicik Yunanistan bizden kat kat zengin.

    Bir ordu açılımı yapmalıyız.

    Orduyu disipline, siyaseti ve medyayı kişiliğine kavuşturmalıyız.

    Aksi takdirde kanlı bir hercümercin içinde debelenmekten bir türlü kurtulamayacağız.

    Çocuklar ölüp duracak.

    Ahmet Altan - 27.08.2009

    Boyunayim   10 Eylül 2009 10:16   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    kalem tuccarı adı bir yazar

    Kudduz   15 Mayıs 2009 00:11   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ooo tetikçiler buralarda ötüyo. suç duyurusunda bulunurum. ne demek topuğuna sıkarlarsa lan.liberal miberal aynende doğruları söylüyo..gazetede söylüyo tv.de söylüyo.beğeniyorum.

    adentre   15 Mayıs 2009 00:04   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Oy meşeler meşeler, koydu sana humanistler.

    Zikiceko   14 Mayıs 2009 23:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Yakında birileri gelip bu adama sıkarca şaşırmayacağım fikir değil tahrik pompalayacısı.

    diso   14 Mayıs 2009 23:57   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    körü körüne bütün fikirkerine itaat ettiğim, bu ülkenin ihtiyacı olan taraf gazetisini bizlere bahşettiği için ömür boyu minnet duyacağım yüce ve aydın insan...

    vicvic   16 Nisan 2009 18:12   aferim     (5 puan)  |   Yk 

    Anlatımı ve uslubuna hayran olmamak elde değil.

    kinslamer   16 Nisan 2009 17:38   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Pisliğin tekiymiş meğer...

    infrasec   10 Nisan 2009 00:41   aferim     (5 puan)  |   Yk 

    dönek ailenin en güzide ismi bu aralar Atatürkçülerle alaycı bi dille eleştirmesiyle tanınır. kendisi bizzat şerefsiz olup babadan oğla geçmektedir diye düşünmekteyim.

    discoandspermatozoon   08 Nisan 2009 10:45   aferim     (6 puan)  |   Yk 

    dönek ailenin en güzide ismi bu aralar Atatürkçülerle alaycı bi dille eleştirmesiyle tanınır. kendisi bizzat şerefsiz olup babadan oğla geçmektedir diye düşünmekteyim.

    discoandspermatozoon   08 Nisan 2009 10:45   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :boom

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage