bunların çoğu (dikkat! hepsi değil) verdikleri dersle kendilerini bir tutarlar. verdikleri ders, sadece bir ders değil "benim verdiğim ders"tir onlar için. dersin içeriği onların ilgi alanıdır, onların ilgi alanı onların kendileridir, onların kendileri de egodur. bu "ben" ile "benim verdiğim ders" içiçe geçtiğinden kelli, derste klasik bir öğrenci sorumsuzluğunda bulunan öğrenciyi süründürmeyi kendilerine amaç edinirler. sanki kendileri akademisyen doğmuş, hiç öğrenci olmamışlardır. ayrıca çoğunlukla çirkin, bekar ve yapmacıktırlar.
bir de böyle olmayan, çok az sayıda, alçakgönüllü, öğrenciye insan gibi davranan, kendi "ben"lerini dersle eş tutmayan akademisyenler vardır ki, onların dadından yinmez, muhteşem bir zevktir onların derslerini almak. onlar ki yaşlı çınarlar gibi yaşlanacak ve ayakta öleceklerdir.
akademisyen deyince eskiden aklıma nedense ukala, burnu havada, entel dantel insanlar gelirdi. Ama şimdi öyle düşünmüyorum, tanıdığım tüm akademisyenler çok alçakgönüllü, seviyorum sizleri...