Bir öğrenci hayatı ve kültürü oluşamamış, oluşmasına defalarca sekte vurulmuş üniversite...
2003 yılı.. akdeniz üni'de bahar şenliklerini düzenleme zamanı gelmiş. şenliklerin -bir önceki sene olduğu gibi- dahil olduğum Öğrenci Konseyi ve A.T.A.K öğrenci klübü tarafından düzenlenmesi bekleniyor.
Rektörlük adına bir kaç hocamız ve her iki grubun temsilcileri şenlik toplantısına katılıyor. Kıran kırana geçen bir toplantı, rektörlüğün daha az müdahalesi, öğrencilerin daha fazla insiyatif kullanmasını istiyoruz. Yıllar yıllar boyu elimizde bir bebek gibi büyüyen ve büyük uğraşlar sonucu organizasyonunda öğrencilerin de söz sahibi olmasını sağladığımız şenlik, bu sene -çok büyük organizasyonlarda imzası bulunan şahsımın da katılımı ile- sözüm ona zirve yapacak...
Herşey teorik olarak çok iyi giderken, angaryalarla uğraşmak istemeyen birkaç aklı evvel ATAK üyesi, katılmadığım bir "kapkaç" toplantıda yetkili hocalarımıza, "Amerika'nın Irak'ı işgal etmesini protesto etmek için bu sene şenlikleri düzenlemeyelim" beyanında bulunur...
Bu fikir şenliklerde yapılan bir takım aktiviteleri (eğlenmek, müzik dinlemek, dans etmek, partiler, oyunlar vs.) naif ve gereksiz bulan ve hatta müslüman kardeşlerimiz işgal altındayken eğlenmek neyimize diye düşünen (!) bir takım öğrenci konseyi üyelerinden de destek bulur.
Rektörlüğün de canına minnettir.. Her sene şenlikler için milyarlarca lira kaynak ayrılmaktadır. Şenliklerin tasarımı, yapımı, sorumluluğu, organizasyonu ve herşeyi zaman ve para telefidir özünde... Bu sene bir de üstelik öğrencilerin talebi doğrultusunda -güya ulvi bir amaç için- yapılmayacaktır ve o kaynak kimbilir hangi işlere aktarılabilecektir. (!)
Bundan sonrası aklıbaşında arkadaşlarla bu saçma düşünceden döndürme ve ikna çabası ile yaptığımız konferanslarla geçer. Aklı karışık öğrenci grupları ikna edilirken bi kaç kişi tekrar ortalığı karıştırır ve iş "rektörlüğe soralım onlar ne derse öyle yapalım"a kadar varır.
Yani yıllarca tırnaklarımızla kazandığımız, şenlikler üzerindeki etkin söz hakkımızı, ellerimizle tekrar idareye teslim etmemizi salık verir bazı arkadaşlar...
Ama hep anlattığım bir gerçek vardır...
Yeryüzünde hiçbir yerde bişey yapılmayarak, iptal edilerek, birşey yapmış olunmaz...
(grevler bambaşka bir yazı konusudur)
Eğer birşeyleri protesto etmek, üniversite gençliğini işgal karşısında bilinçlendirmek, aktive etmek, sesinizi duyurmak istiyorsanız, bunu ancak şenliği farklı şekilde gerçekleştirerek yapabilirsiniz. Bu sene şenliğin bir teması olsun.. mesela işgale, savaşa, amerikaya karşı inadına barış olsun bu sene tema...yaptığımız bütün aktiviteler, müzik, sinema, dans, tiyatro organizasyonları, bireysel yarışmalar, spor aktiviteleri, dekor tasarımları hep bu konsept üzerine olsun... insanların dikkati çekilsin, dahası herkes bütün gençlik bu harekete katılsın... ancak bu şekilde işgale karşı bişiler yapmış olursunuz, şenliği yapmazsanız, sadece şenliği -yani hiçbirşey- yapmamış olursunuz.. demiştim..
3-5 yada daha fazla konferansla organizasyonda görev alacak kamuoyunu ikna etmeyi başarmama rağmen, her iki grubun başındakilerin yanlış yönlendirmeleri sebebiyle, çabalar sonuçsuz kaldı...
2003'te Akdeniz Üni'de bahar şenliği yapılmadı!
bu neye mi yaradı?
ATAK dağıldı, öğrenciler şenliğin olmamasına çok tepki gösterdi, kimse "işgali protesto için şenliği iptal ettik" yalanını yemedi.
2002-2003 Öğrenci Konseyi en sağlam ve ençok çalışan konsey olduğu halde, öğrencilerden en çok küfür yiyip beceriksizlikle itham edilen konsey durumuna düştü.
Ülke kamuoyu, "ne alaka, antalya?" diye şaşıran bir iki kişi dışında şenlik iptalini pek iplemedi.
Bir nevi, müslüman kardeşlerimiz orada işgal altındayken biz nasıl şenlikte eğlenebiliriz diyip, şenliklerin olmamasını sağlayan arkadaşların bir çoğu hemen hemen aynı aya denk gelen üni mezuniyetlerinde göbek atıp gerdan kırmaktan geri durmadılar...
Yıllar sonra benim, "bir protesto yöntemi olarak şenlik iptali" konulu konferanslarımda (:p) kurduğum cümlenin ünlü biri tarafından uzun yıllar önce dile getirildiğini görmek savunduğum şeyin haklılığını bir kez daha gösterdi bana..
hiçbir şey yapılmadan hiçbir şey yapılamaz. Richard A. Woehlke
ee tamam da ne oldu?... tıssssss