Yönetmenin sizi filme çekmek gibi bir kaygısı yoktur zaten asıl amacı sizi bunun bir film olduğunu göstermeye çalışmasıdır. Krakterler o kadar kuzeylidir ki antartikanın kuzeyi zannedersiniz, çok soğuk ve donuktur. Sürüklenen Bulutlar'da kumarda son parasını da kaybeden erkek karakterinin sevgilisine bunu söylerkenki ifadesi ve sonra elele tutuşup uzaklaşmaları ama en sonunda para bulup istedikleri lokantayı açabilmeleri ama açılınca da önceleri kimsenin gelmemesi vs hepsi sizi sadece gözlemci yapıp bu tepkisizliğin hayatı aslında ne kadar da farklı hale geirebileceğini göstermiştir. Takip eilesi bir yönetmendir.
Drifting Clouds filmi tramvayların seferden kaldırılıp yerlerini otobüslerin alacağı, ekonomik gelişmenin işsizlik ve yoksulluğu getirdiği bir şehirde geçer. Kaba saba denecek kadar iri yapılı, suratı ifadesiz tramvay sürücüsü emekli edilmeden önceki gece son seferini yaparken bir yerde durur. Bir kadın biner tramvaya. Kadın bomboş vagonda arkaya gitmez, sürücünün yanında ayakta dikilir ve tramvay yoluna devam eder (krş. the ship sails on fellini). O ifadesiz suratlardan, hareketsiz oyunculuktan bu iki insanın birbirlerine duydukları bağlılığı, besledikleri sevgiyi size kadar dalgalandırıp ulaştırabildiği için bile Kaurismaki has yönetmendir. Man without a past'a her halde izlemişsinizdir bu etiketi okuyorsanız diye değinmiyorum artık:P