toplam 95 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~183 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 ... 10 önceki sayfa »
Aleviliğin din mi yoksa kültürel bir olgu mu oldugu tartışmasına hiç girmeden aslında daha düne kadar Aleviliği sapıklık sayan sağın ne yapmak istediğine dikkat kesilmek lazım. Şeriatçıların ve faşistlerin beyinlerinin içindeki değişimler kuşkusuz önemli olabilir. Ama herhangi bir ezilen-dışlanan kesimi din statüsü vererek kapsama girişiminin demokratlıkla uzak yakın bir ilgisi olmadığı kesindir. Sağın kafası, sapık saydık olmadı, bari mezhep olsunlar şeklinde çalışıyorsa, buna bir bakmak lazımdır.. Çamuroğlu'nun alevi paketinin memlekete katkısı da işte burada ortaya çıkacaktır..Solcu alevilerin aleviliğin din olmadığı KüLTÜR olduğu savunusuna karşı akılara şimdi sagcı Alevilerin solcu –emekçi alevi alt kimliği sindirip din olgusu altında ezme politikası vardır.Aslında burada mesele Aleviliğin suni,dinli veya dinsiz olduğu olgusu da değildir Mesele burjuvazi Aleviliği kapitalizme uydurma arzusudur.Bunuda Aleviliğin solculuğu besleyen kısımlarını tasfiye ederek yapmaya kararlı bir Sağcı,gerii faşist hareket olarak görmek lazımdır
teşekkürler bijiibenn
Diyanetten verme de nerden verirsen ver. Elmalılı ile Diyanet arasında imzalanmış protokol beni şüpheye düşürsede.. Özellike şu maddesi;
"İtikadda ehli sünnet ve amelde Hanefi mezhebine bağlı kalınmak üzere ayetlerin ihtiva ettiği dini, şer'i, hukuki, ictimai ve ahlaki hükümler açıklanacak."
Sen ver ben yarın okurum. Tekrar iyi geceler. :)
Bana diyanetten kaynak verme. Zira diyanet işleri başkanlığını tanımıyorum. Çünkü Sunni İslam'ın temsilcisi bir kurumdur ve asla objektif değildir. Okumadım yazdıklarını, diyanetten kaynak verdikçe de okumam. İyi geceler.
Haşa ben de İslam alimi değilim; özgür bir platformda fikirlerimizi ve bildiklerimizi(kendimizce) belirtiyoruz bunun ne gibi bir zararı olabilirki.
sonra bu konuları tartışmak ne kazandırıyor ki?hee konuşmak ayrı konu görüş bildirmek.ama tartışmak yanlış.uç noktalardan bahsederek gövde gösterisi yapmanın bir anlamı yok bence.
rahat ol?herzaman aydınlatma fişeğim vardır yanımda.çok karanlık yollardanda geçsem vız gelir.
benim günahlarım olmadığı için din konularında yüzeysel düşünüyorum.allşkr vicdanım rahat.:))
@juliettt ve @tormenteddarkness arkadaşlarıma katılmakla beraber Ramazan Oruc'u üstüne son bir yorum getirmek istiyorum. Bu konuya yazacağım son şey olacaktır.
Cenabı Hakk, Kuran’da "Biz her ümmet için ayrı bir yol şekli öğrettik" (Hacc suresi, Ayet 67) diyor. Bu ayetin güzelliğine bakın. Ne diyoruz; 72 millet var, demek ki her milletin kendine özgü ibadet şekli olmalı. Çünkü Allah öyle buyuruyor. Eğer yüce yaratıcı istese idi her millete aynı ibadeti öğretirdi. Herkes aynı şeyleri yapardı. Öyle ise, insanları yaptıkları ibadetlerden ötürü hakir görmemek gerekir. Bırakın efendim, isteyen istediği gibi inansın ve ibadetinin gereğini yapsın. Senin ibadetin yanlış, benimki doğru demek, Allah’ın emrine karşı çıkmak demektir.
Ramazan orucu ile ilgili Kur’anda tek bir ayet vardır, o da Bakara suresi 185. ayettir: "Ramazan öyle bir aydır ki Kuran o ay içerisinde indirilmiştir. O Kuran ki doğru yolun apaçık inandırıcı belgelerini taşıyıcıdır, doğru ile eğriyi ayırt edicidir. Öyleyse içinizden bu aya erişenler oruç tutmalıdır. Hasta olanlarla yolculuk edenler için tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir. Allah size kolaylık göstermek ister, yoksa güçlük göstermek istemez. Bu da o sayılı günü tutmanız, sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah'ı ululamanız, ona şükretmeniz içindir."
Bu ayet dışında Ramazan orucunun zikredildiği tek bir ayet dahi yoktur. Ama gelin görün ki, Bakara suresi ayet 183. ayette Ramazan ayının R' si dahi geçmezken; Türkçe meallerde Ramazan orucu olarak vurgu yapılmıştır. Şimdi Bakara Suresi 183. ayete bakalım: “Ey iman edenler! Oruç, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de farz kılındı. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.” Ama gelin görün ki, Türkçe meallerde “Ey iman edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de Ramazan orucu farz kılındı. Ta ki günahlardan sakınasınız” diye geçer. Arapça’sında Ramazan ismi geçmezken, orucu meşrulaştırmak için, Allah’ın kelamına kalem katmak, bir alime yakışır mı? Eğer o ayette Ramazan orucu vurgulanacak olsaydı, Cenab-ı Hakk kendisi Yüce kitabına yazdırırdı. (Ve ayetlerin geliş sırası, birçoğunun sandığı gibi değildir. Örneğin; Bakara Suresi 47. ayetin ardından 48. ayet gelmemiştir, başka bir surenin başka bir ayeti onu tamamlayıcı olarak gelmiştir.) Fecr Suresi 1. 2. 3. ayetlerin ardından Bakara Suresi 183. ayet nail olmuştur. Fecr Suresi ise Muharrem orucunu vurgular. Demek ki, Bakara 183. ayet Muharrem orucunun teyitidir. Allah, biz inananların üzerine Muharrem orucunu farz kılmıştır. Âdem Peygamberden buyana, tüm Peygamberlerin tuttuğu bir oruçtur.
Bakara Suresi 185. ayet, Hz. Muhammed’in peygamber oluşunun 15. yılında nail olmuştur. Öyle ise peygamber, 15 yıl boyunca hangi orucu tuttu? Ya da hiç oruç tutup ibadet etmedi mi? Bakara Suresi 183. ayete tekrar dönelim “sizden evvelkilere farz kıldığımız gibi…” diyor, Ramazan orucunun tebliğ zamanı belli, evvelki insanlar hangi orucu tuttu ki o orucu bize farz kılıyor. MUHARREM.
Tekrar konumuza dönecek olursak, ayet 185. ten de anlaşılacağı üzere, sayı belirtilmemiş, aksine tekil bir bildirim yapılmıştır. "Oruç tutmalıdır" diyor, “oruçları tutsunlar” demiyor, yani çoğul değil tekil bir bildirim var. Ve bir diğer husus şudur ki; "tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir" bu cümlede de tekil bir bildirim var. “Tutmadığı günleri” demiyor, “tutmadığı günü” diyor. “Bu da o sayılı günü tutmanız” diyor, peki nedir o gün? Dostlar tek bir gün bildirimi var, o gün diyor. Dikkat edecek olursak “Bu da o sayılı günüleri tutmanız” demiyor. Çoğul sayı yok.
Demek ki birilerinin savunduğu gibi 30 gün değil de; sadece bir gündür. O gün ise, Kuran’ın nail olduğu gün, yani Ramazan aynın 27. günü; Kadir Gecesi’dir.
30 Gün tutanlar bunu neye dayanarak tutuyorlar? Kuran gayet açık, tekil bir bildirim var ve Yüce Yaratıcı asla sayı bildirmemiş. Peki, neye dayanarak 30 gün tutuyorlar? Ne yazık ki Emevi’lerin Arap gelenekleri “Din” olup, Ramazan ayında da karşımıza çıkıyor.
Bazı kesimlerde şunu savunmaktadırlar; Hz. Muhammed’de 30 gün tuttu! Peki, bende şunu sormak isterim: Hz. Peygamber bu orucu tutarken, sizler onun yanında mıydınız? Eğer Hz. Muhammed Mustafa böyle bir oruç tutsaydı; onun her davranışını kendisine örnek alan Ehlibeyt, bu orucu devam ettirirdi. Hz. Muhammed için canını, serini veren, ailesi ve onun devamı olan Seyyidler, bu orucu tutmadıysalar, bu Araplara bir tepki değildir! Olan bir orucu ret değildir! İslam Dininde olamayan bir orucu, daha sonradan dini içtihat olarak dine soktukları içindir. Olmayan bir ibadeti de çok haklı olarak yapmamışlardır.
Yine de ibadetin her türlüsüne saygı, yaradılanın her türlüsüne sevgi...
aynen aynen..juliettt doğru söylüyo.ayrıca bu tartıştığınız şeyleri söz konusu kendi inancınız olduğu zaman aynı cesaretle aynı kararlılıkla tartışabiliyomusunuz bi de o var.adamları rahat bırakın artık.
alla alla tartışınız konuya bakın ya sünniler namza kılarmışta aleviler bşka kılarmışta oruç bşkaymışta neyi tartışıyosunus yaa herkesin dni kendinedir die bi şey duymadınız mı yok öle bi şey ayrıca ayrı namaz kılarmışta oruç farklıymışta bi şey bilmezlermiştee saçmalamayın !
sevgili çokyorgunum..konuyla ilgili bilgi birikimini filan sorgulayacak değilim..belli ki olaya hakimsin..alevilikte , alevilerde yeteri kadar ezildi zaten yıllardır.bırak zaten senin inandığın ya da inanırken dank gedip terkettiğin filan bi inanç değil neyi ispatlamaya çalışıyosun.kendi inancını sorgula biraz mesela.
mesela ahzab suresindeki 37 , 50 ve 53. ayetleri ne şekilde izah ettiğini merak ediyorum.
Oruç ibadeti, çok tanrılı dinlerde de tek tanrılı dinlerde de vardır. Oruç İslamiyet İLE BAŞLAMAMIŞTIR. Oruç ibadeti sadece şekli bir ibadet değildir. O kişinin nefis terbiyesi ile ilişkilidir.
Oruç, İslamiyet’ten önce Arap yarımadasında HANİF’ler tarafından da tutulurdu. HANİFLER Hazreti İbrahim'in dinine inananlara verilen isimdir. Hazreti Muhammed de HANİF dinine inanıyordu.
İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ HANİF dininde oruç; akşam niyetlenip yatınca başlar ertesi gün batınca sona erer. SAHURU yoktur.
ALEVİLER’DE İSLAMİYET’TEN öncesine dayanan ve Hazreti İbrahim geleneği ile süren tüm peygamberlerin tuttuğu Muharrem Orucunu tutarlar. Sahur yoktur. Orijinal oruç budur.
Kuran-ı Kerim'deki Bakara Suresi'nin belirttiği oruç budur. Kuran'da aynen şöyle yazıyor, Siz ey iman etmiş olanlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, ki Allah'a karşı saygı ve sorumluluk DUYGULARINI kazanasınız.
Görüldüğü gibi bu ayetle bahsedilen oruç İslamiyet'ten önce tutulan HANİF orucudur. İşte Aleviler bu orucu tutuyorlar.
Aleviler, tüm peygamberlerin ve Hazreti Muhammed'in de tuttuğu Muharrem Orucu’nu tutuyorlar. Alevi olup da Ramazan orucunu tutanlar ya bilgisiz ya da asimile olmaktan dolayı tutuyor olabilirler.
Ülkemizde isteyen istediği orucu tutabilir. Ama Alevi inancında / geleneğinde Ramazan ORUCU tutmak yoktur. Aleviler’de Muharrem Orucu, Hızır Orucu ve 48 Perşembe günlerinde dileyen kişilerin tuttuğu oruç vardır.
Cemal Şener'den alıntıdır.
@cokyorgunum, oruç konusuna cevap verebilmişimdir umarım. Gerçi Cemal hocam vermiş ama benim de cevabım aynıdır işte anla sen.
sosyomatta ne yaşar nuri ler ne zekeriya beyazlar varmıs ta biz bilmiyomusuz.. ben aleviyim ve kimseden bir zerre farkım yok buraya sünni diye bi etiket açılması kadar saçma bir durumdur şu hal..
dini konularda ahkam kesilmesine karşıyım.sanane kardeşim herkes dinini istediği gibi yaşar istemeyen yaşamaz böyle ahkamlarla olmuyo bu işler.insanın içinden nasıl geliyosa öyle yaşar. herkesin okuması yazması var herkesin beyni var. herkes kendi tabağına baksın insanların özellerine burnunuzu sokmayın.
Herhangi birşey yazacakmısın bilmiyorum da çıkmam gerek daha sonra katılabilmek ümidiyle iyi akşamlar.
Şii 3 vakit var der; onlarda size göre küfr içindedir ve farklıdır. Bize göreden kasıt, bizim yorumumuzladır.