o kadar etkileyicidir ki, the birds u seyredeli o kadar zaman gecmesine ragmen nerde 3 karga toplanmis gorsem hemen 'tamam iste geliyorlar iceri gecelim kafaya goze dikkat' diye dusuncelere dalarim.
bende katılıyorum bu göt çocukluğumu yediii sikerim kuşunuda onuda nefret ediyomm bu ibnedennnn
ben bu ibnenin kuşlar filminden çok etkilenmiştim zamanında ama uzun uzun sinema eleştirisi yazacak kadar türk değilim maalesef..
gay
pek hayranı olduğum sunucularımızdan ahmet çakar beyefendi, kendisini alfred şişkok olarak telafuz etmiş ve beni benden almıştır.
dırırırı dırırırı
müthiş dehasının ve çektiği birbirinden mükemmel filmlerin yanı sıra ingiltere'de çekilen ilk sesli film olan 1931 tarihli Şantaj filminin de yönetmenidir kendisi.
çok iyi yönetmen ama başarısız bir senaristtir. iyi bir hikayeyi verin Hitchcock'a, berbat bir senaryoya dönüştürsün ve olağanüstü bir film çeksin. böyle de garip bir adamdır. dezavantajı avantaja dönüştürmüştür.
kuşlar zannedersem izlemeyen yoktur bu film i
siyah beyaz döneme kuşlar filmiyle damgasını vuran (ilk filmidir) usta yönetmen...
filmleri çok fazla seyretmiş olmamama rağmen hitchcock=süpersonik kitaplar olarak hafızamda ve kalbimde yeri büyük insan..
klasik kötü adam karkterinin bıyıklı olması gerektiği klişesinden sinemayı kurtarmış ve oyuncusunun bıyığını kestirmiştir ancak bir sahnede oyuncunun dudağının üstüne tam bıyık şeklinde bir gölge düşmesini sağlayarak beni gülümsetmiş, günümüzdeki imkanlarla bile çok zor yapılan sahne ve planları zekice formüller ve fikirlerle mümkün kılmış çok yaratıcı ve kesinlikle yönetmen olmak için dünyaya gelmiş adam. ilk filmlerinden birini çektiğinde kadınların regl olduğunu bilmiyormuş...
lifeboat filminin seti, çok büyük bir su tankı içindeki bir filikadır. herhalde hitchcock bu filmde artık görünemeyecek diye düşünürken, suyun üzerindeki bir gazete sayfası yüzerek filikanın yanına gelir. gazetede bir reklam ilanında hitchcock' un fotoğrafı vardır.
usta, imkansız diye bir olgunun farkında bile değildir.
hollywood'un yönetmenlik aksamına ingiliz aksanıyla yaklaşmış, filmlerinin astarına yedirdiği tedirginlik kıta avrupası'nda iş yaparken asyalı meslektaşları tarafından vaftiz edilip yeniden üretimde bugünün korku imparatorluğunu kurmalarını ateşlemiş, edebi şartlanmanın larva yuvası içinde gerim gerim gerdiği seyirciye hiçbir zaman ihanet etmemiş, havagazı repliklerle zaman ayarında sekans atlamamış, kanın rengini kemik renginden fevkalade ayırmayı bilmiş, bir cinnet altbirimi olarak kalp atışı homurtusuna kanmamış, bugün bile çay saatinde ingilizler'i kendine küstürmemiş, tüm bunları da iyiki yapmış, sinema'nın en yüksek rakımında ikame eden pipolu yönetmen
- "'Kül Kedisi'ni yapsaydım,seyirciler faytonda ceset arardı."
*"Televizyonun psikiyatriye büyük katkıları olmuştur.Hem psikiyatri konusunda bilgilerin yaygınlaşmasını,hem de hasta sayısının artmasını sağlamıştır."
*"Kurgu son derece önemlidir.James Stewart'ı düşünün;çocuklu bir anneye bakıyor.Çocuğu görüyorsunuz,sonra onu..gülümsüyor.Mr.Stewart sevecen,yaşlı bir beyefendi.Çocuğu çıkarıp yerine bikinili bir kız koyun,Mr.Stewart kart zamparanın teki olup çıktı.."
*"Sinemacı birtakım şeyler söylemeye kalkmamalı.Onları göstermeli." sözlerine sahip dünyanın en iyi yönetmenlerinden biridir.
Ayrıca;
Birgün kendi öz kızını bir dönmedolaba bindiriyor ve dönmedolap en tepedeyken durdurtuyor,küçük kızını saatlerce orada bırakıyor(şaka olsun diye)
Hastalıklı bir adammış..Hastalıklı olmasının en büyük sebebi ise yine kendisine hayatı boyunca hiç unutamayacağı bir 'şaka' yapan babasıdır..
Küçükken babası tarafından şaka olarak hapishaneye atılan biridir Alfred Hitchcock.
Bu anısını kendi sözleriyle şöyle anlatıyor:
"Yaramazlık yapmıştım.Ne yaptığımı hatırlamıyorum;babam elime bir not tutuşturup beni karakola yolladı.Polis notu okuyunca beni bir hücreye kapattı.Hala o hücreden kaçmaya çalışıyorum" ...
hiç unutmadığım kısa bi filmi vardı alaca karanlık kuşağında hani şu tabutta kendini kurtaracak adamla mezarında karşılaşan .. of uyuyamadığımı hatırlıyorum..
gelmiş geçmiş en iyi yönetmen
''''psycho'''' filminde 45 saniye süren duşta cinayet sahnesinin çekimleri tam 7 gün sürmüştür..