American McGee's Alice oyunun hastası olmuştum bir masal bu kadar iyi coverlanırdı o günden sonra kuzenlerimede öle anlatıorum.:)
alice koştu bir tavşanın peşinden
papyonlu ve aceleci
uzun kulaklarının rüzgarda bıraktığı izden
zamanın yuttuğu sözcüklerinin ardından
o da yetişmek istedi
bir masaya
çok şey vaad etmeyen
yuvarlak, kurabiye kokularının sallındığı masaya
yolu bilmeden koştu alice peşinden
ardında olmalıydı bir şeyin
en azından sanmalıydı
sandı
kapılardan geçmeliydi
uygun kapılardan, büyümek istediğinde ki yine sandı alice büyümesi gerektiğini, küçüldü kapılar
küçülmek istediğinde ki yine sandı ki alice küçülmesi gerekiyordu, kapılar çok büyüdü
büyük kapılardan geçti alice küçücük kalarak, görünmeyerek, yok olmasına ramak kalarak
sandı ki alice böylesi en iyiydi, kapıdan geçmişti...
renkli mantarların bahçesinde dinledi türlü ezgileri birileri ona fısılda dı duymak istediğini sandığı ezgileri
alice sandığı herşeyi bulabiliyordu, alice alice alice sandığı herşeyi buluyordu, sandığı herşey onu buluyordu
alice ardındaydı bişeyin
izlerini kaybettiği şeyin izindeydi
bir solukta yıkılacak biri yerde biri gökte iki başlı kraliçenin süvarileri hiç soluk alınmadığından yıkılmadan duruyorlardı
duvarın üzerindeyse alice bulduğunu sandı
bir yumurtanın aşşağı fırlattığı sözcüklerinin altında
alice sandı, sözcükler ardında olduğunun iziydi
oysa yumurta sözcüklerinin peşi sıra duvardan düşmekteydi
alice alice...
sadece sandı, ardında olduğu tat bir çaya batırılmış, kraliçenin olmayan dilinin üzerinde olmayan bir tat bırakarak eriyordu, zaman olmayanı varetmeye yetmiyordu
alice zamanın peşinde zamanın tüm izlerini kaybetti oysa
zaman alice’in sandıklarını var etmeye yetmedi
çaya batırılmış bir kurabiyenin akreple yelkovanın dişsiz ağzında çürüyüşü gibi alice çürüdü
sözcükler peşinden gelmediler...
Alice: Buradan gitmek için bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?
Cheshire Kedisi: Nereye gitmek istediğine bağlı bu.
Alice: Neresi olduğunun önemi yok!
Cheshire Kedisi: O zaman hangi yol olduğunun da bir önemi yok.
Alice: Sonunda herhangi bir yere varsın da.
Cheshire Kedisi: Elbette varacaksın. Eğer yeterince uzun yürürsen
bildiğin düz alice
Alice : Deli insanların arasına gitmek istemiyorum.
Cheshire Kedisi : Bunun sana pek bir yararı yok. Hepimiz burada deliyiz. Ben deliyim. Sen delisin.
Alice : Benim deli olduğumu nereden biliyorsun?
Cheshire Kedisi : Öyle olmalısın. Öyle olmasaydın buraya gelmezdin.
experienced
18 mayıs'ta çekimlerine başlıcak tim burton
hadi bakalım..
yine bi bekleyiş içerisinde buldum kendimi.
gerçeklikle olan bağların tipik masal içeriğinin dışına taşan derecede zayıfladığı, cinaslara sık sık yer verilmiş olması sebebiyle orijinalinin okunmasının gerektiğini düşündüğüm eser.
alice yoktur, az mantar vardır.
"close your eyes otherwise you won't see anything" thought alice by herself..
1903 te çekilen ilk filmi:
burdakilerin hepsi üniversitenin ingilizce hazırlık sınıfında olanlar galiba!... hayatı ingilizceden ibaret sanardık bizde. alis edvençurs in vondırlendd" wooww baby! vat e naysss!
One pill makes you larger
And one pill makes you small
And the ones that mother gives you
Don't do anything at all
Go ask Alice
When she's ten feet tall
And if you go chasing rabbits
And you know you're going to fall
Tell 'em a hookah smoking caterpillar
Has given you the call
Recall Alice
When she was just small
When men on the chessboard
Get up and tell you where to go
And you've just had some kind of mushroom
And your mind is moving low
Go ask Alice
I think she'll know
When logic and proportion
Have fallen softly dead
And the White Knight is talking backwards
And the Red Queen's "off with her head!"
Remember what the dormouse said:
"Feed your head"
" well i've often seen a cat without a grin," thought Alice; " but a grin without a cat! it's most curious thing i have ever saw..."
severim sever seni=)
klasik "adventure" kalıplarını büyük ölçüde kıran bir başyapıttır. Alice kahramanlaştırılmaz ve karşılaştığı garip canlıları hiç de ötekileştirmez... ve oldukça "cool" takılır; mesela kırmızı başlıklı kız gibi kendisine acınmasına yol açmaz...
ama her şeye rağmen sarışındır ve bütün bunlar bir rüyadır :)
-what's broken, alice?
-i am.
kitapçıda alices adventures in wonderland ve through the looking glass'ı bir arada, ingilizce baskısıyla 17,5 YTL'ye (evet yanlış duymadınız sadece 17,5 YTL'ye bu harika yapıta siz de sahip olabilirsiniz. durmayın, hemen üstünüze rahat birşeyler alıp Ada kitapevine gidin. Ada kitapevi, istiklal caddesinde tünele giderken sağda dönerken solda. Kampanya stoklarla sınırlıdır) sahip olduğum, bitmesin diye kıyamadığımdan henüz başlamadığım, kilgore trouth isimli şahsın ne zaman türkçeye kısaltılmadan aktarılacağı hususunda değişik spekülasyonlarda bulunup beni sürekli kandırdığı (hain köfte), ilk basımında adı "alice's adventures in under ground" olan, kimilerince sübyancı bir sapığın kaleminden çıkmış anlamsız bir hikaye, zannımca insan oğlunun arızalı beyninden çıkmış ve çıkabilecek en şahane şeylerden biri olan eser.
ayrıca belirtmeliyim ki oyunundaki cadı bizi çok korkutur, o çıkıp bağırmaya başladığı anda oyunu birlikte oynadığımız ev arkadaşım (tek oynamaya korkardık, küçüktük ufacıktık, top oynadık acıktık) ile senkronize olarak bağırırdık. hey gidi günler heyy..