toplam 2 kişi bulundu. 2 adedi gösteriliyor.
~67 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »
kadın, bir süre, kapanan kapının ardından gittikçe uzaklaşan ayak seslerini dinledikten sonra eski sevgilisinin peşinden gitmeye karar verdi. kapıyı açtı, dışarı çıktı, sokağın bir ucundan diğer ucuna bakındı; köşeyi dönen belli belirsiz bir karartı dikkatini çekti; o olmalıydı.
geride kalan ise pişmandı...ama biliyordu eğer bir insan bir şeyi çok istiyorsa peşini bırakmamalıydı...
yanıbaşındaki kadını hala seviyor olmasına lanet okuyarak ve kaderin ona oynadığı bu acımasız oyuna küfrederek bir süre öyle bakakaldı. ancak gemileri yakmıştı, küllerinden yeniden dirilmesi imkansızdı; kapıyı dışardan kapadı ve yola koyuldu; elinde eski bir valiz ve içinde üç beş parça eşyayla...
ama onun yanında dökmedi içinden geçenleri,yaşlarını yalnız anlara sakladı,olmayacak dualara... bir umut yaratmalıydı içinde,bir güç yaşama dair,bir söz söylemelydi kendini kandırmk adına,yoksa nasıl yürüyebilirdi onca yolu yalnız başına...
yıllardır içinde, hep eksikliğini hissettiği parçanın, birden o olduğunu anlayıverdi. ne konuşmak, ne de bunu yazıya dökmek anlamsızdı zaten; yeterdi gözlerinde düşmeye hazırlanmış iki damla yaş...
Yıllar önce aşık bir çocuk vardı ve artık....
Çocukluk aşklarının kolay kolay unutulamayacağını biliyordu. Kağıdı ve kalemi bir tarafa fırlattı.
Kapıdakinin sadece gözlerinin içine baktı.Derinlere, daha derinlere. Bir şey arıyordu.
Bir şey görmek istiyordu umutsuzca.
kapıyı açtı ve nerdeyse küçük dilini yutacaktı. karşısında yıllar önce ayrıldığı sevgilisi vardı ve hala çok güzel, hala çok çekiciydi.
polisi aradı ve olmayan ses telleriyle garip garip sesler çıkararak ihbarda bulundu. polis bu sesleri bir tür şifreli mesaj zannederek mit'ten bilir kişi talebinde bulundu ve...
sesi de çıkmıyordu..birden ses tellerinin çalındığını anladı ve .....
sonradan fark etti ki o kesik bir hafta önce yemek masasında adamın elinden fırlamış çatalın darbesinden başka bir şey değildi bağırmak istiyordu ama
pişmanlığı gözlerinden okunuyordu.gözyaşlarını tutabilmek için sıkıyordu kendini...
pişmalık sucunu örtmezdi ve yagmurda ıslanmıs kedi gibi kadının gözlerine baktı.
kadın suçunu biliyordu ve bu tokadı çoktan haketmişti; başını eğdi ve sadece önüne baktı. adam ayağının ucunda parlayan yüzüğe baktı önce, sonra yüzünde bir pişmanlık belirdi.
kadın karısı, adam en yakın arkadaşıydı. çok samimi davranışlar sergiliyorlardı ki bir anda karısı kalktı ve adama tokat attı.
Yaşadıklarının bir rüyamı yoksa gerçekmi olduğunu ayıramıyordu.Açık kapının önündeydi hala,hafızasını zorluyor ama beyninde gezinen insanlara bir kimlik yükleyemiyordu,O kadın ve o adam aynı masada oturuyolar,bakıyorlar,hiç anlamadığı bir uğultuyla ona sesleniyorlardı.Kalbini zorlayan hırsa bir anlam vermeye çalışıyor ama zihninin fısıltıları tüm benliğini alt üst etmişti...
İöeride beraber kahve yudumladığı genç bayan arkadaşı üzerine bu görüntü sinir bozucuydu.
Karısının yanındaki genç yakışıklı adam ise, bu sinir bozucu olayı daha da gıcık bir kıvama sokmaktan hiç geri kalmamıştı..
bu ilk mesaj değildi. bu seferkinin diğerlerinden farkı, bu mesajın onu uyarmaya çalışıyor olmasıydı: vakit kaybetmeden kaç!
bütün bu düşünceler giderek birer paranoyaya dönüşmeye başlamıştı ki ; zil çaldı.
Kapıyı açtığında kimse yoktu, adam tam kapıyı kapatırken yerde bir zarf gördü.