aslında bendeki amerikan tutkusu lise yıllarımda izlediğim easy rider filmiyle başladı. asilik asalttir sloganı da üzerine yapışınca amerikan arabaları bana emperyalizmin şirin balonlarından çok daha fazla bir anlam vermeye başladı. ayrıca babamdan duyduğum ford mercury cugar hikayeleri bu arabaların sadece demir yığını olmadığını anlamama sebep oldu. gerçekten bir amerikan arabasına sahip olmak demek, bir evlada sahip olmak demektir. bazen sizi sinirlendirir,naz yapar, öksürür, aksırır ama sizi hiç yarı yolda bırakmaz.
içimde yaşadığım en büyük paradokstur. kızıyorum kendime, ulan sana yakışır mı diyorum, olmuyor. sonra saçma sapan savunma mekanizmaları geliştiriyorum. kaba bir alman arabası ya da sırf ekonomik olsun diye çaydanlık gibi motoru olan bi japona binmektense amerikana binerim daha iyi diyorum.yine olmuyor. çıkamıyorum bu işin işinden.