özgürleşmek için katedilen her yol, yıllar yılı denenerek ve yanılarak mükemmelleştirilmiş sistemin size sunduğu şeyler zaten. Her ne kadar ben özgürüm, kural tanımam deseniz bile, bunun için yapabieceğiniz şeyler yine sistemin size sunduğu şeyler, alternatif fikir üretemez alternatif bir rol geliştiremezsiniz, girdiğiniz sistem karşıtı her yol sonunda sizi sistemin güçlü bir savunucusu, ya da koyun, ya da deli, ya da kimsesiz, ya da, ya da... ya da....
Paranoyalar kurup bireylere ya da kurumlara çemkirmek;
yeldeğirmenleriyle savaşmaktır aynı zamanda. çünkü bu sistemi kuran yine insanın, yine tarihin, yine yazısız hukuğun ta kendisi.
Türkiye de ki anarşi ne kadar yalansa, dünyanın herhangi bir yerindeki anarşi de o kadar yalandır. İnsan ve topluluk doğası her yeniden deneyişi, her yeniden doğuşu, kendi süreci içine alacak, eritcek ve yok edecektir.
anarchy ne kadar anarchy,yada ne kadar anarsistiz..yada anarsizm ne kadar yakin yada uzak durmali bize diye dusunmemiz lazim..cunki sozde hayat anarsistleri bir yerde tukenme noktasina geliyorlar..ama anarsizmi bir ideloji gibi gorup sosyalizmin sac ayakalarindan biri sayarsak anarsizm hak ettigi olcude yasanir
insanlar kafesteki başrol için savaştaki sıradan rolü değişmeye alışmışlar...başlarındaki gocuklu elindeki sopayı indirince duran,kaldırınca yürüyen koyun olmuşlar ama bir çoğu farkında bile değil.. bir çoğumuz kafesteki özgür kuşu oynuyoruz.. oynamayanlar ise kapıya daha yakın en azından bedenleri depilse bile ruhları özgür olan bizler....