oyşh hakiki angel
bir luc besson filmidir. filmin senaristi ve yönetmeni de kendisi. filmin en ilginç tarafı siyah beyaz olması. bu durum filme inanılmaz bir animasyon havası vermiş.
filmin konusu çok da ilginç değil. hatta bazıları melekler şehrini andırdığını bile söyleyebilirler. kısaca konuyu özetlersem; andre beceriksiz bir dolandırıcıdır ve bir gün köprüden atlamak üzereyken angela ile karşılaşır
andreyi jamel debbouze oynamış. onu amelieden hatırlayanlar olacaktır. geceleri resim dersi alan manav çırağı. amelie'de de gerçekten kısa ama dikkat çekici bir roldeydi. jamel 18 haziran 1975, fransa doğumlu. fransada zidandan sonra tanınan tek kuzey afrikalı olarak biliniyor. 15 yaşındayken bir kazada tek kolunu kaybetmiş jamel. filmde şaşkın,başarısız ve umutsuz bir insanı gerçeten başarıyla canlandırmış.
luc besson filminde oynattığı iki karakteriyle tam bir zıtlık yakalamış. biri kısa,şaşkın,esmer bir adam; diğeri uzun boylu, zayıf, sarışın bir kadın. çekimler görsel bir ziyafet. sanki luc besson kafasında bazı resimler çekmiş ve bunları filmin içerisine yerleştirmiş.
ben en çok köprüde yan yana durup nehrin akışını seyrettikleri sahnede arkadan çekim yapılan anı sevdim. sanki yaşamı simgeliyor gibiydi. hiç aklımdan çıkmayacak bir fotoğraf karesi. kadın ve adam öyle farklı, öyle zıt ve öyle güzeller. hayat siyah beyaz bakınca bile farklı, çekici. zaman köprünün altından akan bir nehir gibi hiçbir şeye ve hiç kimseye aldırmadan akıp gidiyor. bir fotoğraf karesi sanki yaşamımızın aynası.
Henüz bundan daha iyi bir film izlemedim.
Bu kadar sevmemin sebebi kim bilir belki de hayatımdan kesitlerimi gördüğüm içindir.
paris gene paristir. meleklerle daha bi güzeldir.
Angel-a", 2005 yapımı bir Luc Besson filmi. Hatta başka siyah-beyaz filmini hatırlamıyor olsam da, bir Luc Besson klasiği diyebiliriz. Espritüel kötü adamları, trajikomik olayları, güldüren replikleri ile yönetmenin, senaristliğini de üstlendiği diğer filmleri hatırlatıyor. Özellikle filmin kötü adamı Franck(Gilbert Melki), bir başka Luc Besson şaheseri olan "Leon"daki kötü adam Stansfield'in aynısı sayılır. Filmin kahramanı Andre' Eiffel Kulesi'nden aşağı sarkıtılırken bu iki karakterin benzerliği fazlaca göze çarpar. Besson filmlerinde karakterler çoğunlukla uçuk özelliklere sahiptir. Bu özellik en çok kötü adamlarda kendini gösterir. Bu karakterlerin tavırları veya yetenekleri ile gerçek dışı olduğunu söylemek mümkündür, ancak yönetmenin filmlerine aşina olanlar bu durumu doğal karşılayabilirler. Aşırı soğukkanlı bir katil, aristokrat tavırlı bir mafya lideri, abartılacak seviyede zekâ yoksunu çete üyeleri... Vb Besson için normal sayılabilecek öğelerdendir. Hikâyede, bu adamların gerçekliğinin sorgulanmasını engelleyen bir sıra dışılık da her zaman mevcuttur. "Angel-a" filminde de bu özellik rahatlıkla gözlenebilir.
Filmin sürprizlerini açık etmeden özetleyecek olursak; Paris’te alacaklılarından kaçan üçüncü sınıf dolandırıcı ve iflah olmaz yalancı Andre, artık kendine bir çıkış yolu bulamaz. Sonunda intiharın eşiğine gelir, bu esnada yolu mucizevî bir şekilde Angela ile kesişir. Andre'nin hayatı da bu mucizeyi takip eden mucizeler eşliğinde değişime uğrar.
Film, hayatınızdan 90 dakikayı feda etmeye değer bence. Bir kaybedenin gözünden belaları ve yeraltıyla Paris'i tanıtırken aynı zamanda sıradışı bir aşk hikâyesini de barındırıyor. Bu aşk hikâyesine de Paris'in mimari güzellikleri eşlik etmekte. Para bulmak için etrafta dolanan bu tuhaf görünümlü ikilinin yaşadıkları ve aralarında geçen diyaloglar da çok eğlenceli.
Andre' karakteri başarılı, Jamel Debbouze zengin mimikleri ile harika performans sergilemiş, karakterin olaylara tepkisi, sürekli başarısız olmasına rağmen yapmaya çalıştığı acemice kurnazlıklar seyirciyi güldürmeye yetiyor. Fas asıllı Andre'nin sığınmaya çalıştığı Amerikan Konsolosluğu'nda ayağa fırlayıp eline aldığı amerikan bayrağı ile atalarının, Amerika'nın özgürlüğü için nasıl savaştığını anlatması ve bundan sonra memurun önündeki bilgisayar ekranına bakarak Andre'ye atalarının Amerikalı olmadığını hatırlatışı, Andre'nin hayretle yerine oturup bilgisayara bakışı, alacaklılarından kurtulmak için hapse girmeye çalışırken karakoldan atılışı, akılda kalan komik sahneler arasında. Angela için de Rie Rasmussen'den başkası düşünülemezdi herhalde, Kısa boylu "Andre"nin yanında, daha da göze batan uzun boyu ve iri görünümü ile "Angela" karakteri için biçilmiş kaftan, zira Angela filmin isminden de anlaşıldığı üzere doğaüstü bir varlık(ing: angel-melek). Rie de, bu doğaüstülüğü üzerinde taşıyacak her türlü özelliğe sahip.
Film'in siyah-beyaz oluşunu ilk başta yadırgayabilirsiniz. Hak verirsiniz ki siyah-beyaz LCD monitör görmek, alışık olmadığımız bir durum. Fakat film bittiğinde "bu film renkli olamazdı" diyeceğinizden de eminim.
harbi ya klasik var klasik var
bu klasiklerden
hayal kırıklığına uğrattı izleyenleri:DD
filmin sonu çok klasik
jamel debbouze sanırım az biraz mükemmel
çok samimi bi filmdi. sevdim.
izlenmesi gereken ama leon un yanına bıle yaklasamayan fılmdır,ortalamanjn ustunde vasatın ortalarında,goruntuler guzel,oyunculuklar ortalama,konu sıradısı gıbı ama aslında 'everydaystuff',begenmedım yanı kısaca,daha da bok atabılırım ama yemek..
arkadaş bu filmi psikolojik fil sanmış bravo ona :D gerçekten çok güzel bi film ama
Filmin sonunda gözlerim dolmuştu..
aa çok şeker filmdi ya ... adamın kafasını tuvalette klozete vurmasına çok eğlenmiştim ...
Luc Besson'un para kazanma amacı gütmekten çok ırkların kardeşliği ,aşkın dininin ırkının olmadığını anlatmayı tercih ettiği ve takdir ettiğim ender filmlerinden biridir.Alt okumalarında Fransa'daki ayrımcılık olaylarına çok güzel dokundurduğunu görebilirz.İzlenmesi gereken bir film
luc abinin güzel filmlerinden biri daha
son dönem sinemasında film cekmenin moda olduğu dünyanın en güzel baskentlerinden biri olan parisi görmek için ideal bir film. luc besson'a saygılarımızı sunar, bu siyah-beyaz nostaljik tarzda modernist filmin tadını çıkartırız.
kim bilir kaç defa izledim... çok güzel film yaa... siyah beyaz oluşu olsun, sarışın hatunla esmer adam ilişkisi olsun, insan ile melek olsun... gerçekten çok güzeldi...
mükemmel bir film...