1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

angels in america beni tanımlar diyenler

toplam 57 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

angels in america hakkında angels in america

~30 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

    başlamasını sabırsızlıkla beklediğim ve başladığı günden itibaren her bölümünü öle, bayıla, huşu içinde seyrettiğim şahane dizi. ayrıca bir kısım aklı evvelin saçma sapan ve anlamsız eleştirilere boğduğu dizi.
    tabii ki insanların herhangi birşeyi eleştirmeye ya da beğenmemeye hakkı var. ama bunların bilgiye, sağduyuya dayanan akıllıca eleştiriler olması, diğerlerinin fikirlerine de açık olması, mantıklı önermeler sunması gerekir ki o eleştirileri saygıyla dinleyip kabul edelim. ama bu böyle midir? değildir. biz ne yaparız? yarım aklımız ve olanca tahammülsüzlüğümüzle ortalarda "bu ne kardeşim?hepsi ipne bunların. yahudi olmuş dombili olmuş bunlar. hem yahudi hem ipne bu mu dünyanın düzeni? bizi de zorla ibne yapmak istiyorlar, hepimiz yahudi olalım istiyorlar. o ne öyle kadın gibi adamlar? adam adamı sker mi? delikanlı adam öyle mi olur? zaten mormonlar da pisbok hep, uyuşturucu da kullanıyorlar hem. bunların hepsi şerefsiz, dürzü. komplo teorilerine meraklıyım ayrıca homofobiğim, kadın kılığında adamlar görmek zorunda mıyım? iirenç bunların hepsi iirenç..." şeklinde beyanatlar yayınlarız.
    insanlar homofobik olabilir. çok normal, saygı duyarız. farklı görüntülerden, ruh hallerinden, başka yaşamlardan rahatsız olabilir. tabii ki buna da saygı duyarız. ama her şeyin bir adabı var. beğenmiyor musun? rahatsız mı oluyorsun? çözümü çok basit. izleme. birileri bir şeylere şiddetle karşı çıkıyor ve fikirlerini beyan ederken aşırıya kaçıyorsa bastırmaya çalıştığı birşey vardır. "ben eşcinsellerden ve/veya yahudilerden hoşlanmıyorum, rahatsız oluyorum" demek başka "allah bütün eşcinsellerin ve / veya yahudilerin belasını versin, hepsi kanser olsun gebersin, topu birden mormonlarla beraber cehennemlerde kavrulsun ibnelerin" demek başka. altında başka şeyler aramak lazım.
    biraz gerçekçi olalım. bu yapıma ciddi bir emek harcanmış mı? harcanmış. süper kadro, şahane oyunculuk inkar edilebilir mi? edilemez. her bir kare bir resim güzelliğinde midir? evet. her cümle edebi bir eser tadında mıdır? evet. incelikle düşünülmüş, kaliteli, oyuncusundan yönetmenine, ışıkçısından sesçisine bütün ekibin performanslarını en iyi şekilde sergiledikleri ve zerafetle bize sundukları bir sanat eserini yalnızca keyif alarak izlesek olmaz mı? mutlaka yorumlamalı mıyız?
    hiç kimsenin inancı ya da tercihi bir diğerinden üstün değil. doğru ya da yanlış hepimiz için göreceli kavramlar. birşeyleri kabul edememek bunların varolmadığı anlamına gelmiyor. bütün bunları görmezden gelerek bütün olayı cinsel tercihlere ve inançlara indirgemek sığlıktır. oturup adam gibi izleyelim, gerekirse eleştirelim, tartışalım ama olayı kişiselleştirmeyelim. çünkü hala "beğenmiyorsan izleme" devrindeyiz, zira şahsa özel dizi uygulamamız henüz başlamamıştır. hadi selametle...

    pij   10 Ekim 2009 18:39   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Güzel metin,iyi oyuncular ve iyi yönetmen birleşmiş.Sonuç için bakınız: Angels in America
    Açılış jeneriğinin sonunda Bethesda boynunu eğdiği an hala tüylerim ürperir,ki yirmi kere izledim diziyi.Ama metni zordur.Herkes anlayamadığı için pek sevilmez.Popcorn sineması değildir.

    crazy diomand   20 Eylül 2008 02:56   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    carpık ılıskıler hastalıklar falan derken mahvedıo adamı!

    hululu   09 Ağustos 2008 15:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    okuduğum en iyi oyunlardan biri

    bel esprit   10 Nisan 2008 16:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Televizyon için hazırlanmış, açık ara en muhteşem eser.

    Bu dizinin -dizifilmin- Lost gibi patlamaması sadece bazı insanların anlayabilecek olmasından kaynaklanır.

    Muhteşem bir yönetmen, eksiksiz bir oyuncu kadrosu, oyunculuklarının doruk noktası -al pacino da buna dahildir benim için- çığır aşan makyaj... Her bir sahnenin arkasında, çoğu zaman gözden kaçacak da olsa özenle hazırlanmış simgesel öğeler...

    Yedinci sanat denilen gubidik şeyi her zaman küçümserim, sadece bir kaç saate anlatılmak istenen hiçbir şeyin sığdırılamayacağını savunurum, üzerinde oynanmış görüntü ve sesin birleştiği anda dikkatin dağılacağını, sahnenin üzerinde yapılan teknolojik zımbırtılar sayesinde anlatılmak istenenin her zaman kaçırılacağını iddia ederim, yönetmenlerin abuk subuk kaygıları yüzünden 3 saniyelik sahneye milyon öğe sığdırmaya çalışmaları saçma gelir,ancak...

    İnanılmaz. Olağanüstü.

    Parlayan ekranlarınızda izleyebileceğiniz en muhteşem eserdir Angels in America. Sadece aksiyon ve yavan duygular istiyorsanız, o başka tabii...

    Jiall   19 Eylül 2007 01:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bütün bölümlerini sabaha kadar dayanıp bitirdiğim gerçeküstü ve çok iyi diyologlarla bezenmiş tv tarihinin krallarından...

    mizara   21 Haziran 2007 12:09   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    zırıl zırıl ağladım ben be bunu izlerken

    BoKeMoN   29 Mayıs 2007 00:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Yeniden Al Pacino performansı görmek güzel.

    Electrolite   14 Mayıs 2007 08:06   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Harper Pitt: I don't understand this. If I didn't ever see you before, and I don't think I did, then I don't think you should be here in this hallucination because in my experience the mind which is where hallucinations come from shouldn't be able to make anything up that wasn't there to start with that didn't enter it from experience from the real world. Imagination can't create anything new can it? It only recycles bits and pieces from the world and reassembles them into visions. Am I making sense right now?

    Prior Walter: Given the circumstances, yes.

    Harper Pitt: So when we think we've escaped the unbearable ordinariness and, well, untruthfulness of our lives it's really only the same old ordinariness and falseness rearranged into the appearance of novelty and truth. Nothing unknown is knowable.

    esoteq   04 Mart 2007 23:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Harper Pitt: In my church we don't believe in homosexuals.
    Prior: In my church we don't believe in Mormons.

    niltor   03 Ocak 2007 21:48   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    mistik ile gerçeği (kesin farkları nedir ki bilemedim) aynı anda yedirip kusturan dizi. amerika'nın yakın tarihine de tanıklık etmiş olup, ölülerin, hikayelerin, efsanelerin ve etiketlerin insanları nasıl 'yabancı' yaptığını görüyoruz.
    oyunculuklar , özellikle Jeffrey Wright'ın canlandırdığı Belieze'e söylenecek söz yok. Al Pacino amcamızın da en izlenesi rollerinden biriydi sanırım Roy Cohn.
    ilk gösterimini izleyip, sonra tekrarını izleyip bir kaç ay sonra üstüne dvdsini bulunca havalara uçumuştuk.

    FonksiyoneLKorkulaR   02 Ocak 2007 18:14   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sadece son bölümünü seyredebildiğim ve hayran kaldığım dizi.

    fortinbras   30 Aralık 2006 14:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    keske tekrar yayinlansa

    thekillerss   30 Aralık 2006 14:08   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    italyadaki sahneleri müthişti,ve merly streep
    astasıyım hatunun..

    idiotequila   28 Aralık 2006 14:55   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    herşeye herkese dil uzatan bunuda başaran ayrımları vurgulayan muhteşem bir dram ayrıca alpacino muhteşem bi performans sergilemiş!

    Air   25 Aralık 2006 06:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bittikce yeniden izlenebilen, amerikada herkesin bi siyasi, bi dini, bi de cinsel lakabı oldugunu net sekilde gosteren dizi bkz:

    mrppoet   16 Aralık 2006 04:52   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    çok başarılı, etkileyici bir dram, üzerinde saatlerce tartışılabilecek kadar derin bir içeriğe sahip, ve izleyen herkesi derinden üzebilecek bir eser.. yalnız son bölümde biraz fazla gay propagandası vardı gibime geldi, baymıştı hafiften. onun dışında herşeyiyle çok başarılı, eşi benzeri olmayan bir mini dizi.

    sirnaber   03 Aralık 2006 02:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Son yılların tartışmasız en gürültü koparan tv dizisi. Cnbc-e sayesinde bizim de izleyebildiğimiz ve 56. Emmy ödüllerinde de En iyi dizi,Erkek ve kadın oyuncu (Streep&Pacino),Yardımcı erkek ve yardımcı kadın oyuncu(Wright,L:Parker),Yönetmen(Nichols).Senaryo(Kushner),Sanat yönetimi,Makyaj, Ses ve Casting dallarında deyim yerindeyse ortalığı silip süpüren Angels In America, ödüller dışında pek çok yönüyle de gösterildiği 2004 yılının en özel ve prestijli tv epiğiydi...

    Seksenler fonunda NewYork’un yeni yeni uyanmaya başlayan özgürlükçü ortamı.
    Manhattan’ da Prior Walter (Justin Kirk), dört yıllık sevgilisi Louis’e (Ben Shenkman) Aids olduğunu söyleyince Lou kaçmayı seçer ve pişman olur.
    Evli, Mormon ve Cumhuriyetçi genç avukat Joe Pitt,(Patrick Wilson) Sağcı Roy Cohn’ un (Al Pacino) ısrarıyla Adalet bakanlığında işe girmeye niyetlenir. Her ikisi de gizli gaydir; Pitt, dinsel baskıdan ve yediremediği için, Cohn ise böyle bir “güçsüzlük belirtisi” ni kendine yakıştıramadığı ve iktidarını kaybetmek istemediğinden...
    Pitt’ in eşi Harper (Mary louise Parker) cinsel yönden sıfır olan evliliğinde kendini valiumları ve halüsinasyonlarıyla teselli ederken, bir melek ise (Emma Thompson) hasta ve yalnız Prior’ ı ölerek peygamber olmaya davet eder. Pitt’in Mormon olan annesi (Meryl Streep), ve yakın dostu olan s hastabakıcı Belize (Jeffrey Wright) ise ona bu seçiminde yardımcı olur.

    Önce adaylıklarla konuşulan adaylara bakalım; Meryl Streep, Al Pacino, Jeffrey Wright ve Mary Louise Parker... Ayrıca Emma Thompson ve James Cromwell. Bir tv dizisi için rüya bir kadro, hemen hepsi birden fazla büründükleri ve şaşırtıcı rolleriyle tam da bir oyunculuk stüdyosu deneyimi yaşatan isimler. Oyuncu yönetmeni olarak anılan Mike Nichols, Pulitzer ödüllü bir Broadway oyununun ancak böyle yapılabilirdi dedirten uyarlamasıyla Tony Kushner ve cesur yapımlarıyla her sezon önemli dizilere imza atan HBO Films içinse gerçek bir prestij projesi...

    Yahudilik, seksenlerde ve seksenlerin yıldızı yükselen fakat Reagancı ve Cumhuriyetçi Amerika’sında Aids ve hastalığa hemen her açıdan bakış...
    Melekler, bu yüzyıl,bir toplumun gelenekleri, geçmişi ve geleceğiyle tehdit olarak algılanan bir hastalık eşliğinde yüzleşmesi veya yüzleşememesi...
    Dinciler,cumhuriyetçiler,milliyetçiler,mormonlar, American dreamerslar, gizliler, çok gizliler ve yeri geldiğinde onlardan da "gizli" olabilen homofobikler...
    İşte tüm bunların birarada ustaca kotarıldığı ve herşeyiyle genelin dışında, özel bir prodüksiyon. Tabii yine tüm bu özellikleri nedeniyle talebettiği biraz önyargılardan arınmışlık, insani vicdan duygusu ve çok değil; kurguyu ve senaryoyu anlayabilecek kadar ihtiyaç duyduğu dinler bilgisi ve mitoloji, genel kültür ve biraz da entelektüel bakış açısı nedeniyle,genel izleyici kitlesine pek hitabetmediği de gün gibi aşikar. Ama tersi gibi bir durum sözkonusuysa da, işte o zaman can acıtan müziği eşliğinde, gözaçıp kapayana dek nasıl geçtiğini anlayamadığınız bir altı saat ....
    Aids’ le gelen tüm acıları, kalabalıkta sırf bu yüzden zoraki yalnız oluşu ve hapis duygusunu, ölümün her türlü yüzünü,toplumun değil iki, çok katmanlı yüzlülüğünü ve yine de herşeye rağmen sonda hep bir umut olduğu duygusunu senaryosuna çok iyi yediren, dudak uçuklatan oyunculuklarla da bunu destekleyen bir tv epiği Angels İn America...

    Ve de düşünceler,tercihler, yargılar ne olursa olsun, yaşadığımız yüzyılda önce insan olmak adına en azından bir kez izlenmeli bence...

    Burtonesk   17 Kasım 2006 23:49   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    burdan cnbc-e yetkililerine sesleniyorum lütfen tekrar yayınlayın..
    sesimi burdan duyarlar mı ki:?

    dellydenis   15 Kasım 2006 19:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    BELIZE: Well I hate America, Louis. I hate this country. It's just big ideas, and stories, and people dying, and people like you.
    The white cracker who wrote the National Anthem knew what he was doing. He set the word 'free' to a note so high nobody can reach it. That was deliberate. Nothing on earth sounds less like freedom to me.
    You come with me to room 1013 over at the hospital, I'll show you America. Terminal, crazy and mean.
    (A rumble of thunder.)
    I live in America, Louis, that's hard enough, I don't have to love it. You do that. Everybody's got to love something.

    HED   05 Kasım 2006 03:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :yok

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.