1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

anlam ile ilgiliyim diyenler

toplam 12 kişi bulundu. 12 adedi gösteriliyor.


anlam hakkında anlam

~9 ahkam var.

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    ANLAM

    Sen bana
    Sen desen de, demesen de olur.
    Ama ben sana sen deyeceğim.
    Düşün dur.

    Özdemir Asaf

    neseli ispanak   24 Eylül 2008 17:05   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    "onu kaybettim. hükümsüzdür." desem yeniden anlam verirler mi bana?

    deedstyger   23 Şubat 2008 00:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    zaman yüklüdür. imtihanla geçer.
    tanım: acının insana kattığı eksikliktir.

    ahulan   19 Ocak 2008 12:34   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bazende anlamsız olan werir mutluluğu=)

    hiv 666   19 Ocak 2008 12:15   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ya sessiz olursunuz,yada sesSİZ

    PeR   17 Aralık 2007 19:27   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Sevgiyle dogan bir kavram. Savaslara yol acar. Yoruma aciktir.

    anora365   27 Kasım 2006 01:06   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Epigraf: " Ten neurotic needs are: affection and approval, a dominant partner in life, restricting ones' life within narrow borders, power, exploitation of others, prestige, personal admiration, personal achievement, self-sufficiency and independence, protection and unassailability. " Theory and Practice of Counseling and Psychotherapy, 2nd Edition, G Corey

    Gözler kızarmış, gözler yorgun. Sabahın erken saatleri. Işıklı kutuda eskilerden bir yüz: " have a nice day ! " diyor kendisi. İlahi bir işaret mi ne ? Odada saatin tik takları. Bir kenarda Anna Freud: Ego ve Savunma Mekanizmaları. " I Say, have a nice day ! " Evet, ben de senin için diliyorum aynısını. Bilgisayarların uğultusu müziğe karışıyor, saçlarım kazağıma sürtünüyor. Şimdi de Franz Ferdinand. Emperyalist politikalara karşı bir birey olarak - adaşlarının yöntemlerini onaylamasam da - Gavrilo Princip' ler istiyorum, müzik sahnelerinde. " Do you want to ? " Kahvenin kokusu burun deliklerimde, tadı ağzımda, şimdi boğazımda. gitti, kaybettim onu. Bu an, tüm anlar içinde tekti, bir daha yaşanmayacak. Kahve yudumunun yasını tutuyorum, sessizce. Sigara ihtiyaç, sigara yokluk, sigara bağımlılık. Davranışımdan utanarak boş paketi kokluyorum. Aldığım nefesi içimde bir kaç saniye tutuyor, sonra salıveriyorum....Ah deneyimin geçiciliği.
    İlk kez zaman makinası yapmak istediğimde altı yaşındaydım. Yaratıcı çabalarımdan ötürü başım okşanmıştı. Şimdi kendi saçımı kendim okşuyorum. Zaman makinası hala yapılamadı, teknoloji aldatıcı, teknoloji pahalı, teknoloji erişilmez, teknoloji yalancı. Yazmak daha iyi. François Villon' da , Proust' da, Pink Floyd' da biliyordu bunu. " nerede bıldır yağan kar, şimdi ? ". - " just an earthbound misfit, i " -. Şimdiye kadar söylenmemişi söylemenin, yeni bir cümle kurmanın aldatıcı yaratıcılığı. Chomsky gözleri açmakta dil alanında da usta. Şu an televizyonda asansör müziği çalıyor, belim yukarıya ağrı sinyalleri yolluyor, gece hala koyu bir battaniye, yamalarından içeri ışıklar sızıyor. Evet, " Nightfall " ve geçmiş bir mayıs sabahı koşarak eve giden ben. Yolların boşluğu. Seçim ve sayım günleri boş sokaklarda oynamış çocuklar için yırlıyorum ben. " I need some wine and you "
    Erase and Rewind

    tevrenus   11 Ekim 2006 22:09   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Epigraf: " Meaning is not automatically bestowed on us but is the product of our searching and of our creating a unique purpose.....In desperately seeking to be loved, we really miss the experience of feeling loved. We trade the security of dependence for the anxieties that accompany deciding for ourselves." Theory and Practice of Counseling and Psychotherapy, 2nd Edition, G Corey

    Güneşe bakarken kapanan göz kapaklarının üzerinden eller hızla geçirildiğinde ellerin hareketi hala farkedilebiliyor. Kıpkızıl bir sisin içinde bulanık, kara gölgeler. Kafamı azıcık yana çevirirsem burnum otlara girecek, sert saplar yanağımı gıdıklıyor. Derin bir hoşnutlukla iç geçiriyorum - gözlerim hala kapalı -. Bir ağacın kökü sırtımın ortasına kadar uzanıyor. Dünyayla bel kemiklerimizin üst üste bindiği düşüncesi beni hoşnut ediyor. Gözler hala sımsıkı kapalı. Gün ışığı beni sarhoş ediyor.
    Koklama duyum hassas, koklama duyum hüzünbaz, koklama duyum madrabaz. Çimenler, ağaç kabuğu, yaprağı, hava, kendim, giysilerim, parfümüm hepsinin kendine göre bir kokusu var. Rayihalar dansediyor birbiri içinde...Gözlerimi bir bulutun geçişiyle aynı anda açıyorum. Şeklini bir şeye benzetmeye çalışıyor, benzetemiyorum.
    Ayağa kalk. Adımları art arda sırala. Birki, birki. Düz bir hat üzerinde yürümeye programlanmış bacaklar çukura veya taşa rastlayınca uyum yapmak zorunda kalıyor. belkemiği yanlara eğriliyor. Kenardan kendini yukarı çek. Ellerin toprağa dayansın. Toprak kahverengi, toprak engin, toprak sağlam, toprak yumuşak, toprak " ana ". Bir avuç al. Burnuna götür kokla.Oh ! Çürüme ve yenilenme, ot ve taş, ağaç ve yaprak hepsinin kokusu bir arada. Ağzına bir lokma alsan ? Saçmalama, " deli " derler adama...
    Düzgün zemine geldin. Adımların tok, sırtın dik. Ama yürümek bir şekilde daha az doyurucu. Yürümek artık otomatik. Düşünmek de öyle. Sevmek de. Ölmek de. Yaratmak da, yaratılmak da.
    Okuma listesi:
    1) orlando: virginia woolf
    2) the girl who loved tom gordon:stephen king

    tevrenus   11 Ekim 2006 21:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    herşeyin anlamını yitirdiğini sandıgın an aşkın en ozel anlamının içinde oldugunu fark etmektir aslında

    PoyrazCan   27 Eylül 2006 02:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :tayf

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.