toplam 6 kişi bulundu. 6 adedi gösteriliyor.
| tuttum | tango54 |
| tuttum | sizofrenick |
| tuttum | p jas |
| tuttum | jiletlipasta |
| tuttum | rhapsody in blue |
| tuttum | ThisPossessed |
~5 ahkam var.
aşk ve acıyı aynı şey olarak tanımlayan kadındır.
Tüm şiirlerinde acı aşk'ın rengidir.
Bunu görmüş farketmiş başka da bir şey dememiştir. Ne denir ki?
Bilmiyorum,yaşamakta mısın,öldün mü?
Dünyada bir yerlerde bulabilir miyim seni
Yoksa,akşamın yaslı karanlığında
Bir ölüyü mü düşünmeli...
Her şey senin için:Gün boyunca dualarım.
Uyuşturan ateşi uykusuz gecelerin;
Şiirlerimin beyaz sürüsü,
Ve mavi yangını gözlerimin...
Hiç kimse daha yakın olmadı bana,
Hiç kimse böylesine üzmedi beni,
Acıya salıp gidenler bile,
Okşayıp bırakanlar hatta.
Aynı bardaktan içmeyeceğiz,
Ne suyu,ne tatlı şarabı,
Şafakta öpüşmeyeceğiz
Ve akşam çöktüğünde pencereden bakmayacağız.
Sen güneşle soluklanıyorsun ben ay ile
Ama aynı aşkla yanıyoruz ikimiz de.
Benim yanımda sadık,sevgili yarim,
Senin yanında neşeli eşin,
Ama okuyorum gri gözlerindeki korkuyu
Çünkü sensin acım.
O arada bir buluşmalarımız bundan böyle
Daha bir aradabir olsun.
Gönlümüz rahat olsun,o zavallı gönlümüz.
Şiirlerimde yalnız senin sesin var
Senin şiirlerinde,biliyorum benim soluğum esiyor
Ah bir ateş ki cesareti yok
Ne unutuşa,ne korkuya dokunmaya...
Bir bilsen nasıl seviyorum şu an
O kuru dudaklarını,gül rengi!
Under Her Dark Veil
by Anna Akhmatova
Under her dark veil she wrung her hands.
"Why are you so pale today?"
"Because I made him drink of stinging grief
Until he got drunk on it.
How can I forget? He staggered out,
His mouth twisted in agony.
I ran down not touching the bannister
And caught up with him at the gate.
I cried: 'A joke!
That's all it was. If you leave, I'll die.'
He smiled calmly and grimly
And told me: 'Don't stand here in the wind.' "
P.S. Penguin'den çıkan Selected Poems adlı kitabının çevirmeni muhteşem Dylan Thomas'dır. (Evet, evet, bildiğiniz D.Thomas; hani şu 'Do not go gentle into that good night' adlı şiiri yazan abi)
Bir şiirinde "sağ elimizdeki eldiveni sol elimize alarak" dizesini okumuştum. Bir ağırlık vardı dizenin ortasında, ters yüz edilen bir şey ama neydi çıkartamamıştım tam olarak.
Bir zaman sonra ölülerin gömülme törenlerine ilişkin bir kitap geçti elime onu karıştırıyordum. Meğer eskiden Sibirya'da kabileler ölülerini gömerlerken onları günlük eşyaları ve giysileriyle gömerlermiş ama ölen kişi dünyasını değiştirdiğini için de çizmenin sağ teki sol ayağına, sol teki de sağ ayağına giydirilirmiş ölünün. O dizenin taşıdığı ağırlık ölümün kendisiymiş...