toplam 69 kişi bulundu. 0 adedi gösteriliyor.
~177 ahkam var. « sonraki sayfa 1 ... 4 5 6 7 8 9 önceki sayfa »
bu gün arkadaşımın annesini kaybetmesiyle bir kez daha annelerin değerini anladım =(
yani hakkatten değeri bilinmesi gereken tek varlıklar, ANNELER ..
anneeem seni çoookk sewiorumm..
bir kaçış kelimesi bu, sıcacık bir kelime. canın mı sıkıldı anne de, korktunsa çağır onu, yakınlarında olsun, ne kadar büyük mutlulukmuş o anne kelimesi. içeriden mutfaktan tangırtılarını duymak ne büyük birşeymiş. onun yaptığı revaniyi yemek, onun yanağını öpmek, onun gece üstüne yorganını örtmesi, hasta olduğunda dudağıyla ateşine bakması, bütün gece bir dakika uyumadan yanı başında beklemesi neymiş.
ne kadar çok özlenirmiş anne. çıkışta seni arabayla alırmış bazen ilkokuldayken. burnun kanayınca kızarmış. düşüp dizini hergün patlatırmışsın, hergün üflermiş yarayı bayılana kadar, tendirdiyot sürerken. dizleri hep yaralı hep tendirdiyot kırmızısı ufak bir çocukmuşsun ama mutluymuşsun. o oralardaymış, bir masal gibi. o yeri doldurulamayanmış, yokluğu kalbi acıtırmış, geceleri anne anne diye sayıklatırmış.
ne mühim şeymiş anne diye seslenmek...
bir bebeğin kokladığı, tattığı ilk ten, duyduğu ilk ses, hissettiği ilk sıcaklık, kalbini dolduran ilk sevgidir anne. yaş ilerleyip de onu daha iyi anlamaya başladığımızda, bizim için değeri daha da arttığında, onun ne kadar olağanüstü olduğunu daha da iyi fark ettiğimizde bunu ona söylemek için geç kalmamak gereken insandır anne. kendi adıma, bir gün çocuklarımın gözünde, annemin benim gözümde olduğu kadar iyi bir anneleri olabilmesini çok istiyorum.
zannedersem yıllardan 1999. o zamanlarda bizde teleon var, birkaç haftada bir aile eşrafından birileri maç izlemeye bize geliyor. ama babam bu durumdan hiç hoşnut değil. ben o yıllarda çok küçük olmama rağmen maçı benle izlemeyi seviyor, annemi bile salona sokmuyor.
neyse efendim, o günlerden bir gün teyzem ve eniştem, kuzenlerimle birlikte bize geliyor. hafızam beni yanıltmıyorsa ekranda da fenerbahçe-gençlerbirliği maçı var. ama ben maç izlemeyi değil, kuzenlerimle odada oyun oynamayı tercih ediyorum. ev sınırları içinde bir de komşumuzun benden 5-6 yaş büyük oğlu barlas var.
maç kötü gidiyor. babam maç izlerken küfür etmeyi seven biri olarak, misafirlerden dolayı küfür edemeyince sinir küpüne dönüşüyor; arada bir salona gittiğimde bunu anlayabiliyorum.
içeri dönüyorum, barlas yatağımın üstünde. ayağını kaldırmış duvarı topukluyor.
"küt küt küt küt!"
içeriden annem geliyor. babamın sesten rahatsız olduğunu, barlas'ı uyarmamı söylüyor beni kenara çekip. "tamam" diyorum.
barlas'ı uyarıyorum. barlas ibnesi akıllanmıyor. vurmaya devam ediyor.
bu sefer babam geliyor. beni ebeveyn odasına çekiyor. annem de koşa koşa içeriden geliyor. babam başlıyor misafirlerin ve maçın da verdiği sinirle bağırıp çağırmaya. neden vurduruyormuşum çocuğa. "ben ne yapayım yaa, uyardım!" diyorum. iyice delleniyor. ağlamaya başlıyorum. biraz daha bağırıp çağırdıktan sonra bana yönelttiği ilk ve son tokadı yöneltiyor..
gözlerimi kapatıyorum..
"çat!" diye bir ses geliyor. yanağımda acı hissetmiyorum. gözlerimi bir açıyorum ki yatakta sessiz sessiz bekleyen, arada bir "tamam ahmet bağırma" diyen annem tam tokatın geleceği esnada araya girmiş. yanağında babamın büyük elinin kıpkırmızı izini görüyorum.
donup kalıyorum.
babam kalkıyor yataktan. "hay amına koyayım böyle maçın daa, misafirlerin dee, içerdeki çocuğun daa, sizin dee!" diye söylene söylene içeri gidiyor. biliyorum ki antrede yüz şeklini değiştirerek misafirlere durumu çaktırmayacak konuma gelmeye çalışıyor.
anneme sarılıyorum. sarılıp yanağını öpüyorum. "tamam tamam geçti" diyor, başımı okşuyor. katıla katıla ağlıyorum. annem de ağlıyor. gözyaşlarına hâkim olamıyor.
bir süre öyle ağlıyoruz. en sonunda "hadi gel yüzünü yıkayalım" diyip beni banyoya götürüyor. ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözlerimi, sümükler fırlamış küçük burnumu bol suyla yıkıyor. kendi yüzünü ise kendi stiliyle, az su/fazla güç ile bastırarak yıkıyor.
odaya geri dönüyorum. barlas duvara vurmayı kesiyor. tokadı unutamıyorum. şimdi bile yazıya dökerken gözyaşlarımı tutamıyorum.
ne olursa olsun seviyorum annemi. seviyorum.
an itibariyle bana cinnet geçirtmiş insan.. bin kez yapma dediğim halde inadına yaparcasına.. bi de nasıl olmuş demez mi..
çok seviyorum.. canımdan çok seviyorum da.. ayar oluyorum..
beni olduğum gibi kabul etmesi için, çaba sarf ettiğim tek insan.
Güneşli bir yaz sabahında dünyaya gelmişim..Muhtemelen annem yorgun argın beni kollarına alıp bitkin ama sevinçli bir şekilde beni öpmüştür..
12 yaşımdaydım annemin sağ göğsünde kist olduğunu öğrendiğinde..Amerikan hastenesinin kapısında ameliyattan çıkmasını beklerken tahmin etmemiştim uzun ve zor bir yolculuk olacaktı bu...
Doktor ameliyattan çıkıp elindeki kabın içindeki tümörle bize dönüp,parçayı patolojiye götürmemizi istemiş ve muhtemelen hastanız kanser demişti..
Kanser kötü ve yıpratıcı bir hastalık olsada,aile içindeki birlik beraberliği en üst düzeye çıkarmıştı..
Tam 16 yıl sürdü..
Pataloji,okmeydanı ssk da ilaç kuyrukları,türk kanser vakfı,kemotoropiler,ışın tedavisi,3 ameliyat,4 anestezi,defalarca girilen ultrasonlar,tomografiler,sintigrafiler;akciğer,beyin,ilik ve karaciğer metastası vs....Ve 16 yıl boyunca " annem ne zaman ölecek" duygusunu yaşamak...
Nitekim geçen onca acılı ve yorgun zamandan sonra annemi bir sabah hastaneye yetiştirirken arabada
kollarımda vefat etmesi hayatımın dönüm noktasıydı..Nötürdük artık...Acı çekmesindense vefat etmesi bizi garip bir duyguya sürüklemişti...
İlk nefesimde ben onun,son nefesinde o benim kollarımdaydı.Allah bana bunu nasip etti ve tarifi olmayan
garip bir andır yaşadığım...
Ve ben onun gibi güçlü,dirayetli,hayata bağlı,yaşamayı ve çevresindeki herşeye sevgiyle bakan biri olmaya çalışıyorum...
Daha çok yolum var!!
Anne,SENİ SEVİYORUM.....
annelerımızın degerını bılmemız gerekır.
onlarsız bız benzını olmayan araba gıbıyız benı her konuda desteklegın ıcın sagoll annemmmm
gitme kararını alırken keşke bana da sorsaydı. izin vermezdim.
eller kadir kıymet bilmiyor anne
senin kadar kimse sevmiyor anne:(
senin bütün olumsuz taraflarını göremeyen,mükemmel bir varlık seviyorum seni annem
10 gun bırakıp gidicek cuma gunu hanımefendi. gap turuna çıkıyor. 4. günden sonra evde bi kebap ve balık istilası ba$layacağından korkuyorum :) özlicem kendileri.