1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

antropoloji ile ilgiliyim diyenler

toplam 55 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


antropoloji hakkında antropoloji

~28 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    Doğru değerlendirme kültürü Göçmenler, şiddet ve İslam - Werner Schiffauer

    --------------------------------------------------------------------------------

    Doğru değerlendirme kültürü,Göçmenler, şiddet ve İslam

    Son günlerde, Alman medyasında gündeme damgasını vuran göçmen kökenli gençler arasındaki şiddet, gerçekten İslam dini ile mi ilişkili? Antropolog Werner Schiffauer buna "Hayır" diyor. Prof. Dr. Schiffauer ile Claudia Mende söyleşti.

    Sayın Schiffauer, göç sorunu karşısında, devlet gözlerini kapatmayı mı tercih ediyor?

    Son günlerde her sorun göç ve entegrasyon konularıyla ilişkilendiriliyor. Elbette şiddet eğilimli göçmen gençlerle ilgili sorunlar var; her ne kadar kriminologlar gençler arasıda suç işleme oranının gerilediğini söylese de, problemli ve sürekli suç işleyen sabıkalı sayısında bir değişme olmuyor, hatta bir artış bile söz konusu. Bu, her göç toplumunun üstesinden gelmesi gereken bir sorun.

    Şiddet ve suça eğilim oranı, Müslüman gençler arasında neden daha yüksek?
    Kriminolog Christian Pfeiffer'in belirttiğine göre Almanya'da özellikle, Yugoslav ve Türk kökenli gençlerle; Doğu ve Güneydoğu Avrupa ile Asya'da yaşayan ve sonradan Almanya'ya gelen Alman kökenliler (Alman-Ruslar) arasında suç işleme oranları oldukça yüksek.

    Benim özellikle problemli gördüğüm konu ise, bu gruplar arasında özellikle Müslüman gençlerin ön plana çıkarılması ve bu yolla sorunun İslamcı platforma taşınması. Eskiden entegrasyon ve sosyal sorunlar bağlamında ele alınan konular, artık İslam'la ilişkilendiriliyor. Bunu bir felaket olarak telakki ediyorum.

    Burada sizi rahatsız eden şey nedir?

    Dikkatle bakıldığında görülür ki, oldukça kompleks bir durum söz konusudur. Örneğin Berlin- Rütli Okulu'nda yaşanan şiddet olaylarını ve bunun hakkındaki tartışmaları ele alalım: Burada da yaşananlardan "İslam" sorumlu tutulmuştu.

    Ancak sonradan anlaşıldı ki söz konusu olan; yelerinden yurtlarından kaçmak zorunda kalan, gedikleri ülkede (Almanya'da) sınırlı oturma iznine sahip ve bunların getirdiği bir sürü sosyal sorunla sarılmış, aile içi şiddete maruz kalmış, depresiv kendine ve geleceğe güveni kalmamış Filistinli gençlerdi. Bu gençlerin, pasaportlarındaki sınırlı oturma izni dolayısıyla, eğitim ve işyeri bulma şansları yok denecek kadar az olduğu gibi, gelecekleri de yok.

    Eğer ki böyle bir sosyal sorun, sadece İslamcılığa indirgenirse, gerçek çarpıtılmış olur. Failin kim olduğuna iyi bakmak gerekiyor; acilen -haklarında doğru fikir sahibi olabilmemiz için-, göçmen ailelerinin problemlerini ve ilişkilerini ayrıntılı bir şekilde ele alan araştırmalara ihtiyacımız var.

    Sokak kavgalarının yanısıra, İslamcı teröre bulaşan gençler de var. Sizce bunların nedenleri nelerdir?

    Siyasi şiddetle sokak kavgalarını kesinlikle birbirinden ayrı tutmak gerekiyor. Sokak kavgalarına karışan gençlerin çoğunlukla dinle (İslam) bir ilişkisi yok. Ancak teröristler İslam adına şiddet kullanıyorlar, suç işliyorlar ve sosyo-kültürel olarak hetorejen bir yapıları var.

    Örneğin Lübnanlı bavul bombacıları sadece bir yıldır Almanya'daydılar, üniversiteye sızmayı denediler ve teröre yöneldiler. Buna karşın aralarında -11 Eylül eylemcilerinden- Muhammed Ata'nın da bulunduğu Hamburg hücresi elemanları, toplumla kaynaşmış, ancak eyleme hazır ve nazır -bekleyen/bekletilen- kişilerdi.

    Sauerland'ta eylem planlayanlarsa İslam dinini seçen, iyi ailelerden gelen Alman gençleriydi. Islam dinine geçenlerle Almanya'ya göçmen olarak gelen teröristler arasında bir ortak nokta varsa o da; tüm teröristlerin yaklaşık yüzde 80'ninin akademisyen olmasıdır. Bu bir tesadüf değil, çünkü genç akademisyenler radikalleşmeye daha eğilimliler.

    Bu eğilimleri zamanında keşfetmek için Anayasayı koruma dairesi cemaatleri denetlemeli mi?

    Bunların çıkış yeri ille de cemaatler değil. Bunlar daha çok teknik üniversitelerin kafeteryalarında buluşuyorlar, bilgileri internetten alıyorlar ve kendi aralarında oluşturdukları tartışma ortamlarında dünya görüşlerini oluşturuyorlar. Müslümanlar Konseyi'nin çevresindeki cemaatlerde ise radikalleşmeye karşı bir program oluşturulmaya çalışılıyor; buradakiler daha çok "ılımlılar" ve "uzlaşmacılar".

    Peki nefret vaizleri cemaatlerde kışkırtmalara yönelirse ne olacak?

    Evet, Ulm'da olduğu gibi tek-tük nefret vaizleri ("Hassprediger") var, ancak böyle kışkırtıcıları ve nefret vaizlerini kontrol ve izole etmek için, cemaatler zaten kendi içlerinde gereken hassasiyeti gösteriyorlar. Müslüman cemaatler içinde büyük bir grup entegrasyondan yana.

    Cemaat içinde sadece bir kaç popülist vaiz radikal uçlarda geziniyor; mesela son yıllarda Milli Görüş içinde bu şekilde 5 nefret vaizlerinin işinde son verildi ve cemaatten uzaklaştırıldı. Birçok cemaatte yönelim-eğilim kavgaları yaşanıyor, ancak halihazırda uyumdan ve uzlaşmadan yana olanlar çoğunlukta.

    Ancak devlet, cemaatlerin nefret vaizlerini bünyelerinden uzaklaştırıp uzaklaştırmayacağına seyirci kalamaz, öyle değil mi?

    Halkı kışkırtmaya yönelik eylemlere karşı gerekli yasalar ve cezai yaptırımlar zaten var. Beni rahatsız eden, böylesi durumlarda nefret vaizlerine karşı yabancılar yasasının bir silah olarak kullanılması. Cemaat toplantısında sadece Irak'taki savaş kurbanları için dua etmek bile, nefret vaizi olarak töhmet altında bırakılmaya yetiyor.

    Bunu mahkemelerdeki raportörlük deneyimlerimden biliyorum. Yabancılar Yasası, Ceza Yasası'nın aksine, kişiye kendini savunma hakkı tanımıyor, hemen sınır dışı etme silahı çekiliyor ve bu silah, suç isnatları hukuki süreçte kesinleşmemiş olsalar bile, kullanılıyor.

    Peki bu süreci rahatlatmak için neler yapılabilir?

    Ben bir doğru değerlendirme kültürünün geliştirilmesinden yanayım; halkı kışkıtanlara karşı elbetteki Ceza Yasası ve dahi her türlü yaptırım uygulanmalıdır. Ancak ben ikili bir Ceza Yasası'na -yani Almanlara ve yabancılara ayrı ayrı- karşıyım. Böyle eşit olmayan muameleler, yabancıların Almanya'da haklardan mahrum olduklarını iddia edenlerin, elini güçlendirir. Prensipte herkese eşit davranan bir toplumda – bu tür yaklaşımlar- entegrasyon çabalarına da eşitlik ilkesi bağlamında gölge düşürüyor.
    Werner Schiffauer 'da Viadrina Üniversitesi'nde Kültür Antropolojisi Bölüm Başkanı. Suhrkamp yayınevinden çıkan "Gottesmänner- Türkische İslamisten in Deutschland" adlı kitabında Türk göçmenlerin yaşantılarıyla ve İslami akımlarla ilgili izlenimlerini anlatıyor. Schiffauer aynı zamanda Göç Konseyi üyesi.
    http://www.beyazrenkler.org/forum/showthread.php?t=286

    beyazrenklerorg   20 Eylül 2008 00:11   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    çok sevdiğim bi insan bu bölümde okuyo.. mezun olduğu günleri de görücez inş.. acaba ona neler kattı bu bölüm merak ediyorum doğrusu..

    aslizm   31 Ağustos 2008 16:48   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    istanbul üniversitesi'nde okunmaması gereken bölüm.
    insanı bilimden soğutur.
    neyse ki artık öğrenci almıyorlar.

    Sur   11 Haziran 2008 22:21   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ben de antropolojiyle üniversitede okurken tanıştığıma pişmanım.. keşke daha önceden tanışsaydım da lisansta antropoloji okusaydım diyorum şimdi..

    absynthe   30 Kasım 2007 11:54   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    evet aklım başımda olmadıgı bir an artık o nasıl bir psikolojiyse kalan son tercihime birazda aile dayatması yazıvermiştim antroplojiyi ama aslında hiç istemiyordum benimde 9. tercihimdi naıslsa kazanmam diyordum şakk diye orayı kazandım yeditepe üni antropoloji bölümü (burslu) dünyam yıkıldı ne yapıyordum ben antropolojg olmak istemıyordumki ama girdik bir kere hiçte öyle okuduktan sonra falan sevemedim..ben dans ediyordum yaa antropolojiyle işim neyde gerçi antropoloji ve dans çok alakalıydı hatta dans dersimiz bile vardı ama yinede o 5 sene dansımdan ve benliğimden koparılıp alınmış 5 seneydi kendimi hiç affetmiyorum bu konuda o 5 sene bana lazımdı ama ben asla yapmayacagım bir meslek için 5 guzelim senemi harcadım su an tabiki idealime geri döndüm çünkü koştura koştura bıtırdık ama insan esas mezun olunca anlıyor..öyle bir bunalıma düştüm ki şu an bu noktada olmama inanamıyorum, iyi kurtarmışım kendimi siz siz olun sevmediğiniz bir şeyi asla ama asla yazmayın asla hemde! hem orda gercekten okumak isteyen insanları engellememiş olursunuz hem de kendi psikolojinizi hayatınızı kurtarmış olursunuz. Antropoloji hayat görüşüme kültürüme insan ilişkilerime ve evet dansımada çok sey kattı ama yinede benim için çok büyük bir hataydı...Ha bir de bana en büyük hediyesi bitirme tezini dans üzerine yapmam oldu dans kariyerimde önemli bir yapı taşıdır bu benim için...

    LarienEarfalas   26 Kasım 2007 13:12   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    hayat sadece derslerden ibaret olmuyor. yaşadıklarımızda da bir şeyler öğretiyor bizlere...Ben 1998 yılında paleoantropoloji yi bitirdim..
    Bu bölümü kazandığımı öğrendiğimde biraz hayal kırıklığı olmuştu , nerden kazandım ben bu bölümü demiştim, sırf boşlukları doldurmak için yazmıştım oysa ki..18 tercihimden 9. tercihimdi bu.(.94 yıllarında, öss öys var iken..) ben diyetisyen olmayı hayal etmiştim aslında, olmadı. insanlaşmanın birinci şartıdır; toplumsallaşmak. Bencillikten uzak, salt bireyleri düşünmeden, dayanışmanın, arkadaşlığın olduğu bir ortam. Bulunduğu çevreyi güzelleştirende çirkinleştirende biziz aslında. Burda olması gereken salt diploma değil. Kazandığımız hayat görüşüdür.
    Elimden geldiğince bölümümle ilgili dergi, yazı ve makaleleri okumaya çalışıyorum, okuldan uzak kaldığım için ise takip etmem, yeni olayları öğrenmem elbetteki çok zor oluyor.çok farklı bir iş dalındayım. okuduğu bölümü bitirip aynı dalda iş yapan o kadar çok az arkadaşımız var ki, hatta yok bile denebilir..bende onlardan biriyim işte...

    TERESA BATISTA   03 Kasım 2007 12:57   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    daha ilkokul yıllarından beri ait olduğumu bildiğim ama hem çevre hem de bundan doğan iç baskılarla kendi kendime kendimi unutturup mühendislik seçip altı yılımı vererek hüzünle bir kenara ittiğim idealim.
    şimdi ne mi yapıyorum? mühendislik diplomam bir kenarda rafta duruyor ve ben oyalanıyorum.

    bugün bu budur. yarını.. kim bilir :)

    eshu   10 Temmuz 2007 10:56   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    amatör olarak ilgileniyorum. evet...

    roulette   21 Mayıs 2007 21:59   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    türkiye'de lisans olarak 4 üniversite'de verilmektedir.



    istanbul üniversitesi ve yeditepe üniversitesi sosyal antropolog yetiştirmektedir. dersler ağırlık olarak sosyo/kültürel antropoloji üzerine yoğunlaşmıştır.
    ankara üniversitesi; fiziki antropoloji eğitimi vermektedir. paleo ve fizik antropoloji üzerine yogunlasmıştır.
    cumhuriyet üniversitesi ise daha kapsamlı bir eğitim sunmaktadır.
    sosyo/kültürel antropoloji, fiziki antropoloji ve paleo antropoloji dersleri vermektedir.

    temel olarak 3 soru ile ilgilenir bunlar
    -insanlar ve kültürler neden birbirine benzer
    -insanlar ve kültürler neden birbirine benzemez
    -insanlar ve kültürler neden değişir?

    nepan saran, bozkurt güvenç, erksin güleç, sibel özbudun,akın konak,engin ünay önemli antropologlardır.

    antropoloji eğitimi almak bana göre ayrıcalıktır. tamam belki öss'denen sisteme göre puanlaması düşük olabilir. hatta 4 yıllık bölümler içersinde en düşük puan ile öğrenci alan bölüm olabilir ama ezberci sistem ve sayısal verilerin ön planda tutuldugu bir ülke'de bu ne kadar önemlidir.
    ama bir gün antropoloji bu ülkede hak ettiği yere gelecektir. bunun için bizlerin çabaları gerekiyor. bizde elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız.
    ileride yaşlandığım zaman çocugum ya da torunum ile kültürel antropoloji üzerine tartısabileceğimi düşünmek beni mutlu ediyor.
    hiç birşey olmasa bile bir gün bir antropolog olarak görüşlerime ihtiyaç duyulduğu görürsem " o gün benım en mutlu oldugum gün olur.
    benım bu bölümden öğrendigim en önemli şey "konuşarak, yazarak bir şeyleri değiştirebileğimiz" anlayışıdır.

    jelibonur   11 Nisan 2007 01:34   aferim     (5 puan)  |   Yk 

    antropolojiyi bu kadar genel bir bilim dalı olarak görmek antropolojinin işte o kadar da genel bir bilim dalı olmasındandır.
    kendi ana çatısı içinde sosyal (kültürel) antropoloji, biyolojik antropoloji, arkeoloji, ve liguistik araştırmaları ayıran bu bilim global cercevede bakıldıgında akademik hayata bir çorba katkısından öteye geçememiştir.
    İnsan bilimi iddiası, tartışılası metodolojileri ve günümüzde dünyasında gösterdiği yetersizlik bu sosyal bilim dalı adına üzüntü vericidir.
    Burada hedeflenen dalın kendi içinde binbeşyüze bölünmesi degil, bir sosyal bilim dalı olan antropolojinin kapsamının bilimselliğe çelişki teşkil edecek ölçüde geniş olması, dolayısıyla ortaya açık büfe kıvamında bir disiplin, mambo jambodan ibaret bir laf salatası koymasıdır.

    diğer sosyal bilimlerle kıyaslandığında antropoloji günümüz insanının kompleks hayatını kapsayamayacak denli dağınık ve evet, geniştir.

    caribou finn   28 Şubat 2007 16:03   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    kategorize etmeyi çok sevdiğimizdendir sanırım antropolojiyi bu kadar genel bir bilim dalı olarak görmeniz...

    herşeyin iciğini biciğini O'nun o'su bunun bu'su diye kesip biçip daldan dala bilim dalları oluşturursak, bu çok genel olmuş, biraz orasını burasını budayalım diye düşünebiliriz elbette. sonra da başımıza; halk bilimi ve etnoloji diye ikisi birbirinin aynı olan bir dünya ıvır zıvır anabilim dalları çıkar. anabilim dalı başkanları da koltuk sevdasına öğreciyi, bilimi unutup, bi daha ayrışalım, atomlarımıza kadar bölüşelim derler...

    helal olsuuuun... kim tutar sizi, bölünün bölünene kadar...

    hayaxcik   29 Ocak 2007 13:43   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    bu kadar geniş kapsamlı bir sosyal bilim olmamalı. sonuçta her şey açık büfeye dönüşüyor. Biraz hindistan yerlileri, biraz afrika dinleri,ucundan biyoloji temeli kapsamayan evrim öğretisi, kenarından arkeoloji, laga lugaya blah blah blah

    caribou finn   10 Ocak 2007 17:54   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    benim de bölümümdür..nefret etmem..bayılmam da..2 sene geçmesine rağmen halen nötr vaziyetteyim kendisine karşı..yannız her seferinde millete uzun uzun antropolojinin ne olduğunu anlatmak çok zor oluyo (özellikle ninelere dedelere)
    ben de işletme gibi bişey amcacım diyip geçiyorum..allah affetsin

    penchot   08 Ocak 2007 22:04   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    din antropolojisi de ilgi çekici bir konu kesinlikle. ancak belli zihinsel kalıpların etkisinde kalmadan inceleme yapmak gerek bu da en çok bu konuda zor nedense.

    plutonik   30 Aralık 2006 23:33   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    antropolojinin 4 dalı vardır:

    - fiziki antropoloji (insan ve primat biyolojisi,vs.)
    - kültürel/sosyal antropoloji veya etnoloji
    - arkeoloji
    - linguistik (dilbilim)

    bunların hepsini bir bütün olarak incelemek gerektiğini vurgulamanın yanısıra şahsi olarak linguistik kısmına özel bir çekilim duyduğumu da belirtmek isterim.

    plutonik   30 Aralık 2006 23:27   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ben hala antropoloji biliminin üzerine kurulacağı bütün temel yapıtaşlarına sahip veya hakim olamadığımızı düşünüyorum. ancak bununla birlikte antropolojiyi geleceğin en parlak bilim dalı olarak görüyorum. antropoloji öğrencisi olmamın nedeni ise tam bu evrimsel devrimde çok önemli bir aşamada olduğumuza inanmam. yani neymiş? tamamen idealizm üzerine bir hayat yaşıyorum. pişman mıyım? kesinlikle hayır. bunu yaşamak için geldim.

    plutonik   30 Aralık 2006 23:25   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    yeditepe antropoloji.

    türkiye'nin en iyi antropoloji eğitimi veren yegane mekanı.

    seviyorum.

    Dareios   26 Aralık 2006 12:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    biraz anlamaya çalışsak toplum bilincini değiştirecek bilim dalı ...burdan hacettepe antropoloji bölümüne sevgiler o harika dersler için..gerçi sadece iki kişiydik derste ama olsun:)

    Surup   10 Aralık 2006 03:19   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bunun evrimsel biyokültürel antropoloji olan bir versiyonu var...en güzeli o!

    laputaindudiable   30 Kasım 2006 17:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    antropoloji okuyunca bir işte calısmak için diplomaya ihtiyacın olmadıgını öğretiyorlar.cok yakısıklı bölüm

    just the BASIC facts   26 Ekim 2006 03:19   aferim     (3 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :fires of eye

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.