sevdadır adlı kitabını yayına hazırlayıp ilk kez mayıs yayınlarından çıkmasını sağlayan bunun için emeği geçen bir dosttttan dinledim arkadaşı uzun uzun.en ayırd eden özelliği,diğerlerinden hep kaçışı,kendi içine kendi yazdıklarına kaçışı ve yalnızlık hali.kendi adlandırdığı gibi "hü"den kaçışı.kimsenin bilmediği hü den kaçışı..
Üniversiteye hazırlandığım zamanlar. kantinde arkadaşlara şiir okumakla geçiyor günlerim. kara kuru bir kız hatırlıyorum. sessizce bulunduğumuz masaya yaklaşıp okunan şiirleri dinliyor. bir gün koltuğunun altında bir kitap ile çıkageldi: 'bu şiiri bana okur musun?'
/yoruldum
değiştirmekten kanını yüreğimin
hergün yeniden başlayan
çığırtkan bir şarkıyı söylemekten
hergün
yeni bir şarkı bestelemekten
ben hüznün
ben gölgemin kiracısı
yeni bir ev değiştirmekten/
böyle tanıştım arkadaş zekai Özger ile. 70'lerin ankara'sında herkesin biraz öfkeli, biraz şair olduğu zamanlarda yaşamış genç bir adam. İsmi zekai Özger ama kendine "arkadaş" ismini takmış. genç yaşta beyin kanamasından ölmüş bir şair. yaşadığı zamanın (belki de) bir gereği olarak içinde bulunduğu siyasal akımın girdiği çatışmaların birinde (sbf baskını) aldığı darbeler sonucu öldüğü iddiasında yakınları. Öyle ya da böyle sıkı şairlerden biri olacak iken
kaybedilmiş.
/gece
bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iççekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta/
Şiirlerinde cemal süreya etkisi görülüyor. uzun bir yalnızlık akıyor şiirlerden. Öteki olmanın izleri can yakan bir vâveylaya dönüşmüş. toplumcu-gerçekçi'den çok salt gerçekçi bir şair var karşımızda.
/ve oturup ağladık yine
ve niye hiç görmemiş gibi sanki
oturup hep birlikte ağladık ona şaşıyorum
ona şaşıyorum biz sanki hiç tanrı görmedik
hadi hiç görmedik diyelim/çok doğru/
tanrı da mı hiç görmedi bizi/
gelenekten çok iyi beslenmiş şair. dadaloğlu'nun öfkesi, karac'oğlan'ın sevdası beliriyor yer yer şiirlerinde.
/kara yeller ak yerleri dövende
sevdanı yüreğine kuşat
al sesini vur kanının gümbürtüsüne
zamanıdır dağları delmenin, ferhat
dağların başı yaslı
ferhat'ın sevdası kan ağlar
yüreğin sağlam, bileğin güçlü ferhat
istesen dağlar dağlar;/
arkadaş zekai Özger'in yayınlanmamış şiirleri ve mektuplarını da ihtiva eden "sevdadır" isimli kitaptı kızın koltuğunun altındaki. mayıs yayınlarından çıkmış kitap.
/başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun/
her ölüm erken bir ölümdür.
/kalbim
bu acıya dayan/
Öyle ise "erken ölen mintanıyla gömülsün"
/ama şimdi kim kandırabilir sizi
bir ölünün hayat kokan ağzını öpmek için/
"merhaba canım" şiiriyle beni kendine, bir daha hiç koparmamacasına bağlamıştır.
ayrıca şunu söylemek isterim, sabahattin ali için de "kafasına taş darbesi aldı, öldü." derler. gerçek o ki, sabahattin ali işkencede ölmüştür.
arkadaş'ın da cop darbesiyle öldüğünü söylüyorlar, hiç sanmıyorum, hiç. ziyadesiyle şaibeli bir ölümdür onunki... çocuk mu kandırıyorlar?
dünya kaocaman bir homoseksüeldir diyen güzel şair
az konuşan ,cok yorulan biri.
sessizce şiir yazdı; şiirlerini sessiz yazdı. Biz de içimizden okumaya devam ediyoruz...
sizofrenick;
Sol rüzgar (nedir?)in estigi donemler(ne zaman?)de "devrimci (kimdir?)" siirlerini ön plana cikarmaya calisti (nasıl?) mayıs yayınları (bütün şiirlerini derleyip yayınlamıştır. bu devrimci şiir bu karşı devrimci şiir dememiştir.)bu guzel adamın.
Oysa (oysa?)siirlerinin genelinde naif bir yan bulursunuz. Cocuk vardir karsinizda hep. O hic de oyle yayınevinin ve sol cemaat(nedir?)in duymayı arzu ettigi (şey nedir?)büyük laflar etmekten hoslanmadı(kim?).
keşke siz de büyük laflar etmeseniz.
'ben az konuşan çok yorulan biriyim'
arkadaş z. özger
merhaba canım
şiirler
keşke hepimiz biraz 'az' konuşsak!
Sol rüzgarin estigi donemlerde "devrimci" siirlerini ön plana cikarmaya calisti mayıs yayınları bu guzel adamın.
Oysa siirlerinin genelinde naif bir yan bulursunuz. Cocuk vardir karsinizda hep. O hic de oyle yayınevinin ve sol cemaatin duymayı arzu ettigi büyük laflar etmekten hoslanmadı.
"yanaklarım yuk bryner, şimsir tarak ister misiniz" dedi sakalsız bir oğlanın tragedyası nda.
Hep yapıcam edicem şeklinde yazdı bir cocuk diliyle.
Biraz feminen bile olabilir, bir şekilde kendi erkekliğyile dalga geçerken bir tavri sezersinzi kitabinda.
basin yayin ogrencisiyken(ya da sbf de olabilir) ogrenci yurduna yapilan bir polis baskininda kafasina bir jop yer. Bir süre sonra da bu darbeye bagli olarak beyin kanamasından ölür. Bordo bir şair cennetinde şimdi o.
"günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim"
bunu nasıl unutabililirim?
kendisi toplumcu şiir örnekleri veren genç şairlerden biridir.. ankarada bir eylem sırasında bir apartmanın bodrum katında aldığı darp yüzünden öldüğü kayıtlara geçmiştir..
toplumcu gerçekci şiiri buruk ama inatla yazmıştır.. bir çok şiiri düzyazı havasında olsa da özgün bir dil ile başarılı şekilde eserler yazmıştır.. bir çok dergide eserleri yayımlanmştır..
MERHABA CANIM
ben az konuşan çok yorulan biriyim
şarabı helvayla içmeyi severim
hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
annemi ve allahı da çok severim
annem de allahı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allahı da kedileri de çok severiz
hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünki bütün sarhoşluklar biraz
freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır
siz inanmayın bir gün değişir elbet
güneşe ve penise tapan rüzgârın yönü
çünki ben okumuştum muydu neydi
biryerlerde tanrılara kadın satıldığını
ah canım aristophones
barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum
ölümü de bir giz gibi tutuyorum içimde
ölümü tanrıya saklıyorum
ve bir gün hiç anlamıyacaksınız
güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seviceksiniz
(zeki müreni seviniz)
arkadaş zekai özger faili meçhul şairlerdendir.Adına her sene tekrarlanan şiir ödülleri verilmektedir.Ödülü kazananlardan biri de intihar etmiş şairlerden biri olan Zafer Ekin Karabaydır
hüzün mevsimi
gece
bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi
yıldızlar sayılmaz:hasret uzakta
hasreti bir ben bilirim
bir de gecenin gözlerindeki baykuş
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
onu hüznümle güzelleştiririm.hüznümle süsler
bir damın üstüne oturturum
damımın üstüne oturturum
-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi
yıldızlar sayılmaz :hasret uzakta
abimin acıyla yontulu yüzü
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuşlarıma
dağılır ses olur acısı
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana
-çocuğum üşütme yüreğini
şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen
ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan korkarım
mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
mesela annemde yoksa yanımda
mesela, şimşekte çakıyorsa ben çok korkarım , ağlarım
-ana bana kurşun dök.oku üfle
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana
yalnızım.bunu hep söylüyorum
yalnızım.bunu hep söylüyorum
geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum.biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok
ne utancımı kuşanan bir sevgi
ne çirkinliğimi öpen bir kız
yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız
-ana bana bir hal oldu.hep böyle titriyorum
ana çok üşüyorum.ıhlamur ısıt bana
yıldızlar sayılmaz:hasret uzakta
ben sevgiye hasretim.sevgi uzakta
ey insanlar
ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları
iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı
iğrenerek.hepinizi kucaklıyorum ilkin
ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum
bilmiyorsunuz.ben kendimi öpüyorum
cinsel bir çiftleşmedir çarşaflar
ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır
bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler
döllenir acı.sevişme daha da erselikleşir
-hü’yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün
size bir gün mutlaka hü’yü anlatmalıyım
geceyse
tükenmişse güneşin güçlülüğü
gök gözlerinin buğusunu yansıtır
senin acın acıların ölümüne gebedir
korkma yavrum
ne gece ne geceler senin
suçsuz mızıkçılığını küçültemez
bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğini
güzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz
biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz
dayayıp sırtını gecenin duvarına
bir ölünün ağzını dudağını öpmek biraz
yıldızlar sayılmaz:hasret uzakta
ben sevgiye hasretim.sevgi uzakta
ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
sesimi çakallarla boğan gece
hüznüme vur acımı soy
beni de kuşat
boris karlof kadar masum yüzümü
karanlığınla frenkeştaynla
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
nerde bir insan görse
bırakır sevgi kuşlarını
çünkü o bağışlar yargıçlarını
kendi yasalarını kuramayan yargıçlarını
ey gecede unutulmuşluğumun suçluları
ey yanlışlığın yanlış yargılayıcıları
suçum:nefreti öksüz bırakmak
savunmam:sevgimi yüceltmek içindir
sakalım yok biliyorum ama kötü değilim
büyükleri sayarım küçükleri severim
çocukları incitmeden severim.kadını öpmesini bilirim
sizi de sizi de öpmesini bilirim
-ana ben çok yalnızım.benim başka sevgim yok
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü
kural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğa üstüm yanlışlığım
aşkım.sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesin
kalbim
birgün elbette sana hükmedeceğim
elbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatacağım
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım
ve bir gün elbette yıldızları sayacağım
-gelin kucaklayın beni.yıldızları sayamıyorum.
arkadaş özger
1993te keşfetmiştim bir arkadaşımla... okudukça sevdim, sevdikçe okudum. tüm yolculuklarımda yanımda idi benimle bereber eskişehir, samandağ, ankara, izmir ve ankaradan istanbul'a dönerken hep dolaştı... onunla birlikte söyledim:
"göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın" diye... beyaz ölüm kuşları şiirinde oidipus kompleksi çok güzel açıklanmıştır kanaatimce...
"...çocuk yalnız annesine yaşar çocukken
anne yalnız çocuğuna yaşamaz anneyken
bölüşür anneliği babanın kasığında
çocuğun bakışında çelişkidir büyüyen
ağlamak bir soru olur sevginin yarım payında
-ah baba
niye baba"...
yolculuklarımda hala yanımda yer alır. yazık ki çok genç yaşta kaybettik bu güzel insanı...