1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

aslı erdoğan beni tanımlar diyenler

toplam 39 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

aslı erdoğan hakkında aslı erdoğan

~27 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

    "Kuklayı şöyle bir sars, tozlarından silkele, ayna karşısına sürükle. Yüzünü gözyaşı izlerinden arındır, gündelik katılık maskesini tak ki insan içine çıkmaya hazır olsun. Pudralarla, farlarla, kat kat boyalarla kapat ölüm solgunluğunu, yoksa insanların dünyasına sızamazsın."

    Taş Bina ve Diğerleri

    Travmatik   19 Haziran 2010 19:58   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    aynı şeyleri söyleyeceğimden habersiz geldim şimdi bu etikete. ama sadece bir alıntıyla ki alıntı ne eğlenmek ne de bir şeyi gözünüze sokmak içindir; oturup kendime acımamı yüceltmek için. çünkü neden acımayayım? kendimi kusuyorum aylardır bu sitede ki konuşabilmem bile bir mucize. ben elimi artık indirdim. cebimde taşıyorum. çünkü hiçbir şeyin önemi yok. hışş bak bi;

    - oysa gerçekte ben, bunalımdan bir türlü kurtulamayan, hiçbir düşünceye, inanca ya da insana bağlanamayan, sürekli huzursuz, karamsar ve yapayalnız biriydim. yaşama coşkumu çoktan kaybetmiş, belki de hiç kazanamamıştım. bana kalırsa, kişisel tarihimin tek bir teması vardı; hayal kırıklığı.

    adrie n   26 Eylül 2009 01:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ben biliyorum ama hiç bilmemek daha iyi olabilirdi.

    BiraghLAN   01 Ağustos 2008 05:09   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    kim bu kadın ya..
    paragraf yazmışınız kim okucak onu şimdi
    yarın ayık kafayla okur belkı utanırım ewt..

    gehanne   01 Ağustos 2008 05:07   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    ulan adrien
    ben,gel laflayalım dedim sen neler yapıyosun puu

    gehanne   01 Ağustos 2008 04:53   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    gece kadar karanlık kadın

    naranjaman   01 Temmuz 2008 13:52   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kadındır, indir, inleyen bir sessizliktir...
    ne kadar "iyi" söylesek o kadar eksiktir....

    anna karanina   26 Haziran 2008 23:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ablamdır..saygıyla şapkamı çıkartıp,onun şapkasını alıyom...:):)

    canbirik   25 Şubat 2008 15:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Fransız edebiyat dergisi Lire'in "21. yüzyılda edebiyat dünyasına damgasını vuracak 50 yazar" arasında gösterdiği yazar...

    streetprincess   05 Eylül 2007 12:50   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    kesinlikle okunması gereken bir yazar...

    eminafb   11 Haziran 2007 19:18   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Aynanın Dibine Yolculuk (İmgeler) / Aslı Erdoğan

    Bir kuyuda unutulmuştum. Çoktan ölmüş olmalıydım. Üzerime yığılı taşlardan bir kilise korosu yankılanıyordu. Gökyüzünün gölgesi soluyabileceğim havayı sıvılaştırıyor, günün ilk saatlerini eziyordu. Uzaklarda, bir kadın idam ediliyordu. Güneş doğarken, henüz tam aydınlanmamış gri denize bir kova kan döküldü, peşi sıra sahipsiz, çıplak bir ceset yavaşça suya bırakıldı. Elimdeki bataklık orkidesini sıkarak sarı bir sütte boğuldum.

    Bedenini yok etmek ve yeniden yaratmak. Yitirdiklerini yeniden yitirmek. Unutmak. Müzikte yok olmak. Korkuyla terlemek, düşünmekten vazgeçmek, bir an bile gözünü ayıramadan, sabit bakışlarla duvarlara bakmak, artık geri gelmeyen bir ezgiyi boş yere beklemek. Bedenini parçalara ayırmaya devam etmek. Hiçbir şey ummamak, hiçbir şey beklememek. Bir taş, bir ağaç, bir toz zerresi olmayı öğrenmek. Acıyı kaslarında, karnında duyumsamak, dünyayı rahminde taşımak. Kırılan tırnaklarla çizmek. Kendi ellerinle konuşmak. Ölmek. Olmak.

    Bir ağacın köklerinden başlayıp doğan güneşe doğru bir yolculuk yapmak ve var oluşunun gerçek öyküsünü bir ağaçtan dinlemek.

    Çünkü kendimi arıyorum, kendi öykülerimi. Tahta sandalyenin üzerine asılı kementte, iki bin yaşındaki zeytin ağacının boğumlarında, uğursuzluktan korunmak için kulübenin kapısına diri diri çivilenmiş baykuşun son bakışlarında, ormanın derinliklerinden öldürülmek için çıkıp gelen ceylanda, avcıdan kaçan yaralı hayvanda – yarısı parçalanmış gövdesini güçlükle sürükleyen bir tilki. Giderek korkunçlaşan imgelerde, parçalanarak çoğalan tek öyküde. Yaşamın sesinin zayıfladığı öykülerde.

    Bu gece göğsünden siyah kan sızan bir kadınım. Daireyi kesen Ay-Kadın. Tabut çivileriyle mıhlandığım bir yoldayım bu gece. Parçalanarak, kırarak, dağıtarak, yok ederek, küçük hayvancıkların ve midye kabuklarının üzerine basarak yürüyorum; adımlarım vahşi bir ritimde; sadece benim görüntümü yansıtan uzaklardaki bir aynaya doğru. Daha karanlığa ve daha derinlere, bedenin diplerinde saklı ölüme doğru. Bir ormanın kalbine yaklaşır gibi sessizlik artıyor, artıyor. Eski bir yolculuğun izlerinde kayboluyorum.

    Köşeye sıkıştırılan hayatın çığlığını duyar ve alayla gülümser ölüm. O herkese farklı bir yüzünü gösterir ve yüzü maske gözleri kadar sır doludur.

    Gözlerimi karanlığa açtığımda onu hatırladım. Onun bakışsız heykel gözlerini. Boşluk olmayı, yalnızca boşluk olmayı reddetseydi, tek bir an için gözleri bir bakış kazansaydı, giderek küçülen gözbebeklerinde kendi imgemi görebilseydim, hiçliğin yankısı yerine bir tını duyabilseydim.

    Kendinin Medea’sı olmak. Bedenini parçalamak, göğüslerini kesip açmak, gizledikleri acıyı çekip çıkarmak. Sahipsiz gözlere sunmak, bir avuntu bekleyemeden. Yüzünü maskesiz ve çırılçıplak gösterecek aynalar, kanından aynalar yaratmak. Ne kadar derinlere dalsan da bulamayacağın bir şeyi, hiç ulaşamayacağın dipleri aramak. Çirkin bir maskeyi yüzün sanmak. Her kopuşta parçalanmak. Bir parçanı geride bırakmak, her ayrılışta, her unutuşta. Sonra izlerinden, o çürümeye başlamış uzuvlarından ve kan pıhtılarından ve korkunç öykülerinden kendini yeniden kurmaya çalışmak. Geriye doğru yaşayan büyücü gibi ölümünü yaşamından önce öğrenmek. Hiçliğe feda olmak. Kendini bulmak ve yeniden yitirmek.

    Hayatın rasgele öfkesine karşı durabilen tek güzellikti. Neydi o benim için? Hiç gidemeyeceğim bir sekoya ormanı. Dudaklarda donup kalan bir gülümseyiş, söylenmek istenmiş de bir türlü söylenememiş, gırtlakta takılıp kalmış bir söz, postaya verilmemiş bir mektup. Görülemeyen kentler, doruklarına çıkılamayan dağlar, sırları keşfedilemeyen ormanlar. Hiç gidemeyeceğim bir okyanus. Başlamamış ilişkilerin acısı. Sonu getirilemeyen cümleler.

    İnsan karanlık, dipsiz bir kuyudur. Acısının derinliklerinde boğulur.

    Kendimi buldum ve yeniden yitirdim; sabah olmadan unutulan düşlerde, dalgaların sildiği kuma çizilmiş resimlerde, yaraların sessizce kabuk bağlayışında iyileşirken, yakılan kuru yapraklarda, çiçeklerin güneş batarken kendi içine kapanışında. Acıyla bağırırken şarkısı dinlenen bir güvercin oldum, yaralı gövdesindeki kurşunun anlamını çözmeye çalışan bir kurt, bir sekoya ağacı. Sekoyalar, sekoyalar, sekoyalar...

    lallin   30 Mart 2007 19:24   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    hayatın sessizliğinde...

    lallin   22 Mart 2007 16:16   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    En sevdiğim yazar... Özellikle "Kırmızı Pelerinli Kent" mutlaka okunmalı.. Şu sıralar yayınevini değiştirdi.. Yeniden basılıyor kitapları...

    UlasCan   20 Mart 2007 16:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    okunmak için heyecan veren, dürten kadın...

    gyulickimi   25 Şubat 2007 00:02   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kendimi kaybettiren....

    lallin   12 Şubat 2007 16:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sevilesi yazar hatun..

    meminom   21 Aralık 2006 13:12   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    kabuk adamı deneyin...

    pillibebekk   21 Aralık 2006 13:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    out of this world..

    rogerpenrose   16 Aralık 2006 19:29   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    geleceğe kalacak elli yazardan biri...kabuk adam cok iiydi bence, dehşet bir hatun bu..

    violoncelista   06 Aralık 2006 02:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Zekası ve hayatı algılayışı sebebiyle çoğunluk kitleler tarafından depresif olarak tanımlanabilecek cesur bir kadın. Savaşını sessiz sedasız sürdürenlerden. Günümüzün en iyi 50 genç yazarından biri olarak tanımlanıyor.
    Oldukça başarılı fizik kariyerinden vazgeçip kendini tamamen yazmaya adamış. Ben en çok romanını seviyorum. Yazdığı en tutkulu roman bence. Rio de Jenerio'da geçirdiği zamanlarda geçiyor.
    Yakından takip ettiğim ve sanki yakın bir dostummuş gibi iyi olmasını dilediğim cesur kadın. Birkaç yıl önce DoğuBeyazıt'ta bir etkinliğe giderken yolda mola verdiğimiz Muradiye Şelalesi kıyısında tesadüfen aynı masada çay içmişliğimiz vardır:) Yanına sokulup da kendisini çok sevdiğimi söyleyememiştim.Gördüğüm kadarıyla en son denemelerinin bir bölümü kitap olarak basılmış.
    Ama hani kimi yazarlar vardır. Arkadaşındırlar aslında. İşte Aslı Erdoğan öyle benim için. Bi de tarzını çok benzettiğim .

    less is more   05 Kasım 2006 18:03   aferim     (4 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :tuvana

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage