1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ataol behramoğlu ile ilgiliyim diyenler

toplam 43 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


ataol behramoğlu hakkında ataol behramoğlu

~30 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    ataol behramoğlu bizim okula şiir dinletisi için gelmişti,
    gitmiştim,
    o zmanlar bilmiyordum şairlerin çoğunun yalancı olduğunu...
    şairlerden, bir de güzel ama yalan bakan kadınlardan korkarım,,,
    ikisine de kolay kanarım ....

    tent   3 gün önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

    Ataol Behramoğlu

    aliceinnewwonderland   3 gün önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    İnsanlar

    İnsanlar da ülkelere benziyor
    Sınırları var, yüzölçümleri
    Yasaları var
    Bayrakları, ilkeleri
    Kimi dağlık bir arazidir.
    Kimi kıraç
    Kimi bereketli
    Kimi dardır
    Kimi engin gözalabildiğince
    Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.
    Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri
    Sonuçta ne küçümse insanları kızım
    Ne de önemse gereğinden çok
    Ama anlamaya çalış
    Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri

    Ataol Behramoğlu

    aliceinnewwonderland   3 gün önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    BİR SABAH TANIDIK BİR ŞEHRE GİRERKEN

    Bir sabah tanıdık bir şehre girerken
    Sıcak ve dost şeyler düşünür insan
    Tanıdık bir yatak bekler sizi
    Bir çocuk yüzü gülümser anılardan

    Dost şehirler, sevgili, anne şehirler
    Nice anılar, nice mutluluklar yaşadım her birinizde
    Delikanlı bir sevinçle sokaklarınızdan geçtiğim oldu
    Kederli günlerim oldu aklımı yitiresiye

    Sonsuz kareli bir film gibi
    Yaşamım geçiyor belleğimden
    Tekrar etmek duygusu
    Her şeyi yeniden, yeniden...

    Bir sabah tanıdık bir şehre girerken
    Hüzünlü, tuhaf şeyler düşünür insan
    Sadece o şehrin değil
    Kendisinin de değiştiği duygusundan.....

    patlakapandis   03 Temmuz 2008 11:11   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Ağustos Konuğu

    Odama bir an giren uçucu bir böcek
    -Arıdan irice, kanatları renkli-
    Dolaştı bir süre, vızıldamadan.
    Sonra bulup yolunu pencerenin
    Çıkıp gitti

    Bir öykü çeviriyordum Çehov’dan
    Masamda bira bardağı
    -Odam, kitaplarım,olağan dünyam-
    Tül perdede ağustos ışınları

    Tanık oldu yaşamıma
    Bu uçucu böcek, sadece bir an
    Çıkıp gitti sonra
    Tıpkı yaşamıma bir an katılan
    Sonra yitip giden bir sevgili gibi

    Ataol Behramoğlu

    kinyass   26 Mayıs 2008 13:57   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ...
    beyaz ipek gibi yağdı kar
    bir kız kardan hafif yüreğiyle
    geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
    uzaktaki şehir
    uykuya dalmıştır şimdi.
    ...

    kukuriku   17 Nisan 2008 11:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ben ölürsem akşamüstü ölürüm
    şehre simsiyah bir kar yağar
    yollar kalbimle örtülür
    parmaklarımın arasından
    gecenin geldiğini görürüm

    çocuklar sinemaya gider
    yüzümü bir çiçeğe gömüp
    ağlamak gibi isterim

    kukuriku   17 Nisan 2008 11:30   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    geleceğim bazen, uykudayken sen
    beklenmedik uzak bir konuk gibi
    sokakta bir başıma koyma beni
    kapıyı sürgüleme üstümden.

    usulca girecek bir yere ilişeceğim

    görüntün doyasıya dolunca gözlerime
    seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim...

    kukuriku   17 Nisan 2008 11:25   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ...limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
    korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
    kalbini koparıp denize fırlattı...

    kara şarkı, melankoli,ikinci uykusuz adam,bu dert beni adam eder,çığlık,bir ermeni general...

    günlerce gecelerce defalarca oku oku ezberle her cümlen Ataol koksun!!

    ellminode   04 Ocak 2008 20:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    çatalcalidir.yillarca topuklu şiir geceleri yapildi çatalcada o da buradaydi.nedense birkaç senedir yapilmiyor.acaba belediye başkanin partisi ile alakasi var midir diye düşünürüm.

    trakedi   14 Aralık 2007 02:48   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yaşamak bu yangın yerinde
    hergün yeniden ölerek
    zalimin elinde tutsak
    cahile kurban olarak
    yalanla kirlenmiş havada
    güçlükle soluk alarak
    savunmak gerçeği çoğu kez
    yalnızlığını bilerek
    korkağı, döneği, suskunu
    görüp de öfkeyle dolarak
    toplanır ölü arkadaşlar
    her biri bir yerden gelerek
    kiminin boynunda ilmeği
    kimi kanını silerek
    kucaklıyor beni Metin Altıok
    aldırma diyor gülerek
    yaşamak görevdir yangın yerinde
    yaşamak insan kalarak

    tumcesiz aitlik eki   26 Ekim 2007 23:26   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    şiirlerine tutkunum bu adamın

    tanura   23 Ekim 2007 17:13   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    BİR GÜN MUTLAKA

    Bu gün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
    Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu
    yaz
    Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür
    gümbür bir telaş
    Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
    güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz
    kafalılar! Ey sadrazam!
    Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç
    yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz
    Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl
    bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar
    Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz
    bir gömlek giyiyorum
    Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-i yağma
    Ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli
    bir pardesü
    Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir
    kitapları
    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür
    ucundaki ırmakları
    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda
    Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum
    istasyona
    Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya
    İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su
    Ne yapsam...ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu
    Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma
    Ben de çocuktum, sevgililerim olacaktı elbette
    Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl
    ölebilir, nasıl unutulur insan
    Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl
    tarlalar
    Ne yapsam...ne yapsam...Dekart okuyorum sonradan...
    Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş
    Çankaya' ya
    Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara
    Bir çocuk bakıyor pencereden hülyalı kocaman gözlü nefis
    bir çocuk
    Lermontov' un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi
    bakıyor sonra
    Ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum,
    kuş sesleri geliyor kulağıma
    Ben mütevazi bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor
    beni
    Sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına
    Bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına
    yüzünün oynamasına
    Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama
    İlençliyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal
    almaya
    İlençliyorum o laf kalabaklıklarını, kurumuş yürekleri,
    bireyin kurtuluşunu filan
    İlençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan
    Uzun kış gecelerinden sonra kim bilir nasıl olur her şey
    Uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan
    Durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün
    izliyor arkadan
    Yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü, Türkçe bir yürek
    kısaca
    Beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum
    sağda solda
    Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak
    kanatlarından merakla
    Yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların
    olduğu alanlara
    Aklıma şiiri gelirdi o yaşlı Amerikalının, sonbaharı anlatan
    şiiri
    Çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa
    Böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden
    sokaklara fırlamaya
    Kendimi atmak için bir uçurumdan balıklama
    Büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm
    filmlerden mi ne
    Bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya
    Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla
    Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o
    yollar geliyor aklıma
    Benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun
    gibi tombul ve sıcak elleri
    Uyurdum. Bir de bakmışsın yeni bir film sinemada, şehirde
    yeni bir kız, kahvede yeni bir garson
    O üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda...
    Şimdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan
    yüreğimi bu telaş
    Sanki ölecek gibiyim, sanki birazdan polisler gelecek ya da
    Gelip alacaklar kitaplarımı, bu şiiri, sevgilimin
    fotoğrafını duvarda
    Soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder
    misiniz karakola
    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür
    ucundaki ırmakları
    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce Vietnam' da
    Ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
    Uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz!
    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey
    şeyhülislam!
    Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz!
    Bunu söyleyeceğiz bin defa!
    Sonra bin defa daha, Sonra bin defa daha, çoğaltacağız
    marşlarla
    Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda
    Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla
    Yürüyeceğiz çoğala çoğala...
    ATAOL behramoğlu

    tantanaci   10 Ekim 2007 16:56   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Cellat uyandı yatağında bir gece
    ''Tanrım'' dedi ''Bu ne zor bilmece:
    Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
    Ben tükenmekteyim öldürdükçe...''

    Ataol Behramoğlu
    1974

    MayisUmuttur   01 Ekim 2007 19:19   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
    Her şey bir anda başladı
    Yaşandı
    Ve bitti...
    Yan yana gidip de bir süre
    Ayrı yönlerde uzaklaşan
    İki tren gibi...

    Son benzetmeden sonra bir süre kendime gelememiştim.Benzetmenin güzelliğinden mi,yoksa o zamanki yaşanmışlığa uygunluğundan mı bilemeyeceğim...

    cakma capon   27 Eylül 2007 00:39   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ismet özel'le mektuplaşmalarından oluşan "genç bir şairden genç bir şaire mektuplar" isimli kitapta ismet özel'in ataol behramoğlu'nu ayar manyağı yaptığına şahit oluyoruz.
    kayda değer bir kaç şiiri olmasına rağmen büyük şair diye anılması da gariptir.

    her sey uzak   27 Eylül 2007 00:19   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ataol behramoğlu; hayatın, sevginin, kendi halinde katil olmanın kuzeyini gösteren bir pusula'dır. ciddiyetin ikramını açıklar: aksamustu bir kahvede boş boş oturup, durmanın.

    allbeautymustdie   27 Eylül 2007 00:16   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    TOPRAĞA DÜŞEN

    Ona "Haydi
    Savaşa dediler
    Başkaca birşey
    Söylemediler

    Aldılar köyünden
    Davulla zurnayla
    Geride üç çocuk
    Bir eş ve bir ana

    Eline bir silah
    Tutuşturdular
    Ve karşılaştı
    Düşman ordular

    Vurulup düştü
    İlk çatışmada
    Göğsünde bir oyuk
    Üç delik alnında

    "Ey bu topraklar için
    Toprağa düşen"
    Bir karış toprağın
    Var mıydı yaşarken?

    MayisUmuttur   14 Haziran 2007 20:08   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    MELANKOLİ

    Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım
    İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir
    Umutsuz akamlarımda sesini duyduğum lir
    Sihrinde ilk acıyı tattığım

    Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi
    İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener
    Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer
    Gitgide uzaklaşan tren sesi

    ey en masum arzularımı gizleyen oda
    Yıldızlarla dost eden küçük pencere
    Her akşam gönlümün dilediği yere
    Götüren sihirli araba

    Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
    rüzgarı saçlarımı dağıtan sokak
    Ve ey saçı ak gönlü ak
    Anneciğim pencerede ağlayan

    Ah biliorum güç gelecek sizlere
    Ama artık gitmek geliyor içimden
    Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
    Dönüşü olmayan yerlere

    ATAOL BEHRAMOĞLU

    tanura   04 Nisan 2007 13:33   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey var adlı kitabını bana yaşamayı öğreten güzel bir insan hediye ettiğinde mayısın ışığında görsüm onu, ardından haluk çetinle olan çalışmalarını takip ettim. Şimdilerde komşu sokaklarda soluyoruz bu şehri.

    olea   16 Şubat 2007 23:09   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :hippie

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.