toplam 146 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | pentatonik |
| tuttum | korsan seruvenci |
| tuttum | NIKOLAY PAVLENKO |
| tuttum | martenzit |
| tuttum | Maxwell Demon |
| tuttum | totocutugno |
| tuttum | oko29 |
| tuttum | beybifeysbuk |
| tuttum | serpilcan |
| tuttum | Slammer |
| tuttum | arkhangelsk |
| tuttum | dlan |
| tuttum | puredevil |
| tuttum | Frederic Chopin |
| tuttum | feza mavi |
| tuttum | ontheroad216 |
| tuttum | larythedoctor |
| tuttum | abidinn |
| tuttum | kArsit |
| tuttum | Kvicken |
~2108 ahkam var. 1 2 3 ... 106 önceki sayfa »
doğru yol, doğru düşünce ateizmdir.. geri kalanı şamata gırgır düşüncedir.
nasıl 1,5 milyar müslümanın hepsi de ortak inançları olan islama tıpatıp aynı şekilde inanmıyorsa, ateistlerin de farklı farklı inanmama nedenleri vardır.
yobaz bir çoğunluk, sadece görmediğimiz için inanmadığımızı düşünür. halbuki benim düşüncem deizmin ateizme yoğrulmuş versiyonu. bir başka ateist için daha farklıdır. aslında burda ortak olan tek şey; tanrı kavramının önemsenmemesi.
benim düşüncem "tanrı öldü" felsefesine daha yakın. velev ki, ölmedi. hiçbir şey farketmiyor. ortada bir sistem var sadece ve kendi kendine işliyor. dışardan hiçbir müdahale yok. tanrının olup olmaması bir şey değiştirmiyor yani. o yüzden ateist olmakta pek bi sakınca görmüyorum. ama asla hibçir şeyin (müzik dışında) fanatiği olmadım. arayış içinde de değilim.
Sorunlu bir genç günah çıkartmaya gitmiş ve papaza şöyle demiş:
Başlamadan önce söyleyeyim, ben tanrı'ya inanmam.
Papaz da şu yanıtı vermiş:
Önemli değil, zaten ben de inanmıyorum.
Bunu beklemeyen çocuk sinirlenmiş ve "tanrı'ya inanmıyorum da ne demek?" diye sormuş.
Papaz da şu yanıtı vermiş:
Senin inanmadığın tanrı'ya ben de inanmıyorum.
Eğer bir tanrı varsa ve beni sadece kendisine, kitaplarına, peygamberlerine ya da hiç görmediğim mucizelerine inanmadığım için, öldükten sonra sonsuza kadar kazanlarda yakacak ise, bu o tanrının ulu, üstün bir varlık olduğunun kanıtı değil, bir nevi ilkokul bebesi kıvamında, sınıf başkanı kompleksleriyle bezenmiş sorunlu bir çocuk ya da kendi dengiyle uğraşamayacak, aciz varlıklara acı çektirmekle büyük olduğunu ispata kalkışacak kadar korkak, sadist ve zavallı bir varlık olduğunun kanıtı olabilir ancak...
her gün sizler için ağlıyorum... biliyorum ki sizler de benim gibi mutsuzsunuz... biliyorum ki soru sormak mutsuz eder... bir lanettir üzerinizdeki... olasılıklar, yalanlar, gerçekler... janusun ikinci yüzünü görmektir inkar etmek... pencereden dışarı çıkarmak kafanı... her gün tekrar tekrar yakacaklarını bildiğin halde cesedini, bildiğini okumaktır... zaten hayatın en büyük zulüm olduğunu bilmektir belki de... hasta olmak, sinirlenmek, sevmektir, yok olmaktır... oluk oluk kanamaktır kimi zaman... ve herşeyden önemlisi ölüme gideceğini bildiğin halde durdurmadığın o kanın tutkusudur... düşlerimizdir... ve düşlerimiz hayatın ta kendisidir aslında...
şüphe bir kez düşse aklına her kimsenin, emin ol ki aciz dostum, sorular sormaktan geceleri uyuyamaz olurdu. şüphe bir takıntıdır... gerçeğin çekim gücüdür seni etkisine alan... bir kez belirdi mi soru işareti kafanda tüm sistemin yıkılmaya hazırdır... her şey inkarla başlar...
kanka ben başka konuya atladım... biraz da gerçekten ateizmle alakalı birşeyler yazayım dedim... inkar herşeyin başlangıcıdır...
etnisite fln göt ayağı... sikiim devletleri de milletleri de... birileri savaşır başkaları kazanır olay budur... ama insan denen ucubeye müstahaktır... benim için bundan ibaret...
ah zayıf dostum... acizsin... yenilmeye mahkum... yasadıgın her dakikada her anda inkar edilecek sonsuz şey var eger yeterince güçlüysen... ne demekmiş güç??? yetkin varken kullanmamak mı??? dogru degil emin ol... benim bildigim bir tek yetki vardır... o da yumruklarımdır... her inancı yıkmak için hazırlanan binlerce balyozdur zihnimde yarattıgım... her bir tuglayı o kadar iyi parcalamalı ki bir daha bir araya gelemesin...
ve dostum uzuleceksin duyunca gerçekleri... inancının temsilcisinin 9 yaşında bi çocukla evlendigini duyunca üzüleceksin belki... belki de şeyh bilmemkimin hesaplanamaz servetini duyunca... isyan edeceksin bir kez daha... dogru bildigin herseyi inkar edeceksin bir kez daha...
ve insan dediginin aciz oldugunu kabul edeceksin... yalancı riyakar ikiyuzlu ve bencil oldugunu kabul edeceksin... nefret edeceksin her hareketinden yasama dair... işte o zaman gelip bana erdemden bahsedeceksin... ve o zaman goreceksin ki egemenlik kayıtsız şartsız kendi iradendedir... gücü arzulaman gerekir pek çok kez... onunla olman... tekrar tekrar yenmen... irade güçle yontulur şekline kavuşur... ama güç iradenin kölesi olmadıkça güç de yoktur irade de... öğreneceksin...
ne olur herşey yokolsa... her beraber yokluğa dogru yolalsak... herşeyi yoketsek... olabilecek tüm acıları dindiremez miyiz? tüm verilerini yedeklesek zihnimizin... ve su ucuz ucube bedenlerimizi yok etsek... daha faydalı bir yaşam formu olmak adına... canlı olmak bir bedene sahip olmak mıdır? nedir? fazla düşünme... zararı kendinedir... insan denilen bu kımıl zararlısıdır herşeyin sorumlusu... o once elleriyle tutmayı ogrendi... ve dunyayı avcuna aldı bir gecede... halbuki ne kadar cahil oldugunu bilse evrene karşı, ne kadar komik oldugunu her adımının hayatta ne yapardı acaba?
5 bin yıl önce zeus vardı bu topraklarda dostum... bin sene önce isa... 500 senedir muhammed var... yarın kim olacak buralarda...??? sence 5 bin sene önce burada yaşayanlar 5 bin sene sonra kimsenin umursamayacagı bir tanrıya inandıklarını bilseler ne yaparlardı...??? peki ya hangisi gerçek bunların... dogrusunu biliyorsan yol goster... eger bilmiyorsan beni izle... seni bir caska yoldan goturecegim gidecegin yere... tehlikeli bir yol... sorularla dolu??? inkarın tüm şeytanlıklarının oldugu bir yol... bu yolda korku var tuzaklar var, ölüm var daha kötüsü yaşam var... ama sonunda tek bir şey var hepsine değer... gerçek....
her gördüğüne inanmak niye? neden şüphe etmiyorsun gördükerinden... şüphesiz ki göz yanılır... insanlar yalancıdır... yalan söylüyor bütün dünya sana... inanma... bir kez olsun inkar etmekle başlar herşey... kutsal olan emin ol ne insandır ne de yazılanlar insan tarafından... en üstün hizmeti veren her zaman en çok sömürülendir... salak yerine konandır... anla artık... kimse seni sevmiyor etrafındaki bir kaç havarinden başka... isa'dan da farklı degiliz hiçbirimiz... babamızdan her ogrendigimizi kabul etmiş olsak kaç adım öteye gidebilirdik hayatta... kır artık zincirlerini... yık zihnindeki butun o sapasaglam gorudugun surlarını inancın...
inanç bir hastalıktır... en bulaşıcısı insanlar arasında... korkudur inancın en sadık hizmetkarı... korkunun kokuşmuş vucudunu paramparça etmeden kurtulamazsın inancın kanserinden... güçsüz değilsin hatırla ilk dogdugunda ne kadar güçlüydün... bomboş bir zihinle... gücü kullandıgın sürece yönetebilirsin inkarcı... yoksa güç seni ele geçiririr... hatırla... hafızanı tazele... tecrübe sana her daim ışık tutar gideceğim yolda...
nedir din dedikleri? bize nasıl yaşayacağımızı emretme hakkını kimden alır? nedir tanrı? neden latince konuşur neden arapça? neden din denilen sey savaşmayı emreder uğrunda? Neden üzerinden para kazanır insanlar? haçlı seferleri nedir bunları konuşalım inkarcılarla? cihat niye vardır? neden varlığını sorgulayamayız tanrının... bu nasıl bir tanrıdır ki kendi çocuklarına acı çektirmekten haz alır? Cehennemlerde yakar… o kadar büyüktüyse kendisi ne diye ufacık insanlarlar ugrasır… sonsuzluğun mutlak ve yenilmez hükümdarı…
itaat etmeyeceğiz… bize iblis diyecekler belki… biz de melekler arasından düşüp şeytan olacağız gözlerinde… dayatmalara direneceğiz… herkesin payı eşitse bu dünyada kimse bir digerinden çalamayacak artık... nasıl hepimizin malı olan topragı havayı suyu sahiplenirler? olmayacak... para dedikleri yalanlarla bogulmalarını seyredecegiz sistemin sahiplerinin… savaşacağız tabii ki… ama savaştıranlarla savaşacağız ki sadece onlar gerçekten yok edilmeyi hak ederler…
eğer bu dünyanın dinamikleri biz isek bu dünyanın yönü bizim dümenimizle belirlenecek… şimdi her şeyi yok etme zamanıdır… yepyeni taptaze olanı keşfetmek, inşa etmek için…
inkar... tüm yapmamız gereken belki de... ölesiye, körü körüne inandığımız, fanatik bir şekilde bağlandığımız tüm kutsallarımızı ve tüm tabuları yıkmak için bildiğimiz herşeyi inkar etmek... en azından bir kere...
çünkü tüm tabular, tüm sistemler, tüm kurallar yok edilmedikçe hiçbir zaman yeteri kadar özgür olamayacağız...
hareketimiz yıkıcı olmalı tabii ki... nihayetinde çürük temeller üzerinde bir bina inşa etsek neye yarar ki... bir çıbanın kökü sökülmedikçe nasıl iyileşmesi beklenir... o alttan sinsice devam edecektir her zaman yayılmaya genişlemeye... daha fazlası için hırslanacaktır... sonucunda tüm vücut ölecektir... bırakın Vandal desinler… biz doğru bildiğimizi yapacağız…
bu irin dolu çıban bugünkü sistemin ta kendisi değil midir? beslendiği damarlar bize dayatılan ve sorgulanması bile yasaklanan tabular değil midir?
bir düşünün ahlak ne işe yarar ki insanın kendi iradesi varken? güzellikle iyilikle büyütülen bir çocuk iradesinden daha keskin ve adaletli bir vicdan olabilir mi? ülkeler ve sınırlar nedir ki? bizim olan dunyayı bize geçilmez ilan ederler...
yanlış kelimeler kullanıyorsun... nankörlük etme... o dediğin asimilasyon degil adaptasyondur... adam kendi istegiyle lürtçe konuşmuyorsa bu onun sorunudur senin ya da benim degil...
zamanında bu ülkede asimilasyon yapılmış olsaydı bugün herkes "Türk'üm ben" diye dolaşıyor olurdu bunu unutma... bak bakalım kazakistanda kırgızistanda veya hepsini geçtim en yakında azerbaycanda bugun hangi dil konuşuluyor...??? insanlar ana dilde konuşunca nasıl aşağılanıyorlar bizzat kendi soydaşları tarafından...??? işte asimilasyon budur...
senin o dediğin asimilasyonun yanından bile geçmez emin ol...