1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

ayşe arman beni tanımlar diyenler

toplam 15 kişi bulundu. 15 adedi gösteriliyor.

ayşe arman hakkında ayşe arman

~51 ahkam var. 1 2 3 önceki sayfa »

    bacakları güzel ...

    kadın yazıyor çiziyor ama bi memeleri bi bacaklarıyla anıyoruz ... ne kadar ayıp diiieeeeeğmi ...

    rasss   19 Nisan 2010 13:03   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    alttaki ahkama pointim

    John Brown   20 Mart 2010 23:05   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    böyle demiş en aşşağıda bi arkadaş..hak verdim,bundan kısa ve öz bir tanım bulunmaz dedim..takdir ettim ulan..herşey bir yana gazeteciliğin bu kadar düz mantık yapıldığı bir ülkede bol resim ve az konuşmadan fazla alternatif bulamıyorsunuz..bu tipler oldukça çok ve hayatımızı o kadar gereksiz yere işgal ediyorlar ki bi zaman sonra yoksa yanlış yapan benmiyim diye içinizden oldukça garip düşünceler içine giriyorsunuz..eh sermayenin uşaklığını yapacak aptal ve bi o kadar depolitize insanlara ihtiyac olunca ayşe gibileri layıkı ile en üst sıraları zorluyorlar.

    karakediningunlugu   20 Mart 2010 22:41   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    bir amerikan sarışının küstahlığı ile Kızılderili reisinin kızı Pochahontas asilliğinin karışımı bir şey
    bizim mahalleden gideli, dubailerde keyif çatalı mahallenin gençleri olarak travmayı atlattık sanmayın. serde erkeklik var. onsuz da yaşarız belki, fantezisi az olur günlerin ama fantezisiz de yaşanıyor.
    o değil de(muhabbetin a.ına koyacağımı düşünüyosanız fena halde yanılmıyosunuz) bir iskandinav güzelini getirin, bir güzel türkçe öğretin, ayşeden farklı konuşmayacağına yemin edebilirim((erkekler ve kadınlar, seks and drug) yaşıyoz da biliyoruz olum)

    kaosbagimlisiyim   20 Mart 2010 21:46   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    eski blogumda ayse arman anne oldu artık seksı olamaz dedım kadın gaza geldı soyundu:=)

    hayatladans   20 Mart 2010 20:40   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    samancopu   29 Ekim 2009 15:32   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Başı örtülü Ayşe Arman'a ithaftır ... -( bir okur ! ) -

    Ah canım! Duymak istediğin en son şey bunlar belki ama üzgünüm, söylemeliyim, çok yakışmış. Facebook'a koysan bu resimleri "Ayşe'ciiiiim, çok tatlı çıkmışsııııııııın" diye yorum yapmayanı döverler, o derece. Biliyorum, bu satırları okurken de kışkırtılmış bir şekilde yüzünde o her zamanki müstehzi gülümseme ile ve gözlerini daha da fazla kısarak -öyle yapınca çok çekici oluyorsun çünkü- hemen elin klavyeye uzanacak. "Yaşasın, yine birileri hakkında yorum yaptım ve hedefini buldu" diye sevineceksin. Haklısın bir yerde.

    Ama güzelim, merak ediyorum ben. Beyazlık da bir yere kadar değil mi sahi? Hani gerçekten yazında bahsettiğin kelimelerin çoğunu bilmiyorum mojito, reina, burberry vs... Yani tabii ki sözlükte neye tekabül ederler biliyorum ama hiç yakından görmedim desem bilmem inanır mısın? Böyle bir insan çeşidinin varlığı seni evrim kadar heyecanlandırır mı acaba? Senin için egzotik bir ülkenin eğlenceli karnavalından öte anlam taşımaz değil mi bu çeşitlilik? Sen hala başını örten ya da açan -fark etmez- insanların tek dertlerinin eğlence kulüplerine gidememek olduğunu zannederek nasıl yaşayabiliyorsun? Bana da öğret ne olursun. Beni ikna et Ayşe, böylesine rafine, böylesine iflah olmaz beyazlıkta olunabileceğine beni ikna et.

    İkna et bizi. Darbe artığı bir nesil olmadığımıza. 'Hangi darbe iyidir hangisi kötüdür'ün hesabını ölümlerin çetelesi üzerinden tutan koca koca adamların yüzündeki o aymaz ifadeye şaşırmayalım. F tipi cezaevlerinde sadece tehlikeli ideolojilerden değil hayattan tecrit edilenlerin yüzündeki o tutsaklara özgü mağrur ifade vicdanımızı rahatsız etmesin. İkna et bizi, Diyarbakır cezaevinde yaşananların gerçek olmadığına.

    28 Şubat'ı hatırlıyor musun? Sana ya da sevgiline ait özel bir gün değil ama oldukça "özel" bir gün esasında. Niyetim ajite ederek ağlak sömürü yapmak değil Ayşe. Bundan en az senin kadar tiksinirim. Ama hesaplaşma çağrılarının ve bu hesaplaşmalardan kaçış planlarının ayyuka çıktığı şu günlerde belki bir şey ifade eder. Etmiyorsa da ikna et bizi, "bu ülkede güzel şeyler de olabilir" düşü kurmayalım daha fazla.

    Dubai'nin rezidans -yazılışı rezidance- irtifalarından nasıl görünür bilemem, -kompozit panellerin elverdiği ölçüde- bizim buralara eğil de bir bak ara sıra. Burada insanlar ekmeklerinin peşinde, lattelerinin değil. İkna et bizi lattenin ekmekten daha önemli bir ihtiyaç olduğuna.

    Kadınların bu ülkede beğenilmekten daha derin daha yapısal sorunları olmadığına ikna et bizi lütfen. Bunun tek sorunun "dini baskılar" olmadığına karar verdik biz mesela. Biz kim miyiz? Biz arada sırada toplanıyoruz Ayşe, bizim kızlar yani. Konuşuyoruz her şeyi, sen benim niye karşımdasın, ben senin niye karşındayım diye birbirimize sorular soruyoruz. Neler yaşadıklarımızı hissetmek için bildiğimiz tek yöntem bu bizim. Olmadık kılıklara girip ısmarlama yaşamıyoruz birkaç günlüğüne de olsa. Ha diyeceksin ki, oturup konuşmanın hiçbir şeye faydası olmuyor. Biz de başta öyle düşünüyorduk. Ama sonra baktık ki insanlar gerçekten konuşa konuşa anlaşıyorlarmış, başka yolu yokmuş bunun. İsteriz ki toplandığımızda sen de aramızda ol. Sizinkilerden de çağırmıştık bir kaç kere. Ama sen de -artık- çok iyi biliyorsun ki, insan başını örtünce görünmez oluyor. Galiba bu yüzden çağrılarımız ciddiye alınmadı, mensubu olduğun basında yer almadı. Hadi ikna et bizi bunun ufak bir dizgi hatası olduğuna.

    Bir de lütfen çevrende hassas duyargalarını bizim koca bulma endişemiz için yoranlara söyle, seni severler ve sözünü dinlerler. Bizim böyle bir derdimiz yok. Daha doğrusu her kadın kadar var. Ama yollara dökülmüyoruz eyvahlar olsun, bizimle kim evlenecek diye.

    Ah Ayşe! Gördün mü bak, konuşacak ne çok şey varmış meğer. Konuyu biraz dağıtmış olabilirim, ama ilk sorumda ısrarlıyım hala. Anlatsana bize bu kadar beyazlığın bünyeye nasıl zarar vermediğini. Beni hedef aldığın için değil, üslubundan dolayı öfkeliyim. Çok merak ediyorum bu cüreti sana kusursuz vücudun mu veriyor? Bir ara da oturup "güzellik" i tartışsak ya. Bunun giyinmekten ya da soyunmaktan bağımsız olduğunu. Bak gördün mü Ayşe? Sinirlendirdin bizi. Arkadaşın haklı çıktı.

    Seni gidi seni...

    ema23   30 Eylül 2009 14:21   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    güzellik fetişizmini körükleyip,erkek zihnine hizmet etmeyi fevkalade götüren kadın.

    faceofdark   25 Eylül 2009 00:08   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yeşil sermayenin medya organları ve yazarlarının bi kaşık suda boğmak isteyipte içten içe kıskandıkları kadın.

    thrace   31 Ağustos 2009 14:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Kamusal alana da bekleriz Ayşe Hanım...
    NİHAT Odabaşı'dan almış talkını... Odabaşı demiş ki, soyunmak bir şey mi, sen asıl örtün de gör memleketteki zulmü. Ayşe Arman'ın aklına yatmış, hatta bir ampul yanmış kafasının üstünde... Evet, evet, bunu yapmalıyım olmuş... "O herkesin diline düşmüş, milleti de birbirine düşürmüş 'bez parçasını' kafama bağlayıp, şehr-i İstanbul'da bir o semte, bir bu semte gidecektim" diyor...
    Yazı boyunca başörtülü halini defaatle sıkıldım, büzüldüm, ışığım söndü, ay çok yorucu gibi ifadelerle tarif ediyor. Bunlar Ayşe Arman'dan bekleyebileceğimiz şeyler. Ayşe, her fırsatta bakılmaktan ne kadar mutlu olduğunu söyleyen bir kadın. Giyimiyle, dekoltesiyle, saçıyla başıyla, neşesiyle yarattığı bir ambians üzerinden güzel olabilen bir kadının tesettüre girmesi bu ambiansı doğal olarak bozar, o kadının bu duruma sinir olması da doğaldır. Bu işe ne kadar bozulduğunu açık açık söylemesi, Ayşe'nin açık sözlülüğüne ve sevimliliğine puan bile kazandırabilir. Pekâlâ, "Aaa bana hâlâ bakıyorlar, demek ki hâlâ güzelim, demek ki başörtüsünün hiçbir etkisi yok, demek ki kadınlar kendisini kandırıyor, çözdüm ben bu işi, yaşasın!" da yapabilirdi, bu da beklenirdi.
    Fakat açık sözlülüğün de bir sınırı var, kaldı ki bu açık sözlülük dediğimiz şey kötü niyeti de örtebilecek genişlikte bir yorgan değil, Ayşe öyle sanıyor, ama değil. Tesettürlü olma durumunu kâh "zavallı gibi görünmekle" kâh "komiklik ve saçmalıkla" ilintilendirmenin açık sözlülük ile ilgisi yok, sorumsuzlukla ilgisi var. Ben de kalkıp "Kırk yaşına basmadan çıplak fotoğraf çektirmeliyim" türü bir dürtüyü "zavallıca" ve saçma bulabilirim, buluyorum da nitekim, ama bunu bu şekilde ifade etmekten çekinmiş, nezaketsizlik olacağını düşünmüştüm şimdiye kadar. Ahan da şimdi ifade ettim. İyi mi oldu?

    EMPATİ KURMAK DEĞİL, KÖPRÜLERİ YIKMAK

    Arman'ın yazı dizisi "mahalle baskısının ölçümü" gibi güya sosyolojik bir sondaj yapılıyormuş havalarına büründürülmüş ki, bu tutum "Ayşecik tesettürde" macerasının tadını feci şekilde kaçırıyor. "Nişantaşılılardan bir tepki bekliyoruz, 'Hooop!' filan desinler ya da kötü bakışlar fırlatsınlar... Hiçbir şey olmuyor... Bir bakış fırlatıp hayatlarına devam ediyorlar. Laf yok, hakaret yok. Mahalle baskısı yok" gibi genellemelere varıyor.
    Adeta bu ülkede başörtülüler hiçbir sıkıntı yaşamıyor, bir elleri yağda bir elleri balda demeye getiriyor. Hemcinslerini yalan söylemekle itham etmiş oluyor.
    İşin kötüsü, daha baştan bozuk bir niyetle çıkıyor yola. Başörtüsünü "milleti birbirine düşürmüş" bir bez parçası olarak nitelendiriyor ve öyle düşüyor yola.
    Bir milletin % 99'u Müslüman ise, bu millet nasıl olur da başörtüsü yüzünden birbirine düşer oysa? Anketlerin ortaya koyduğu şekilde bu milletin kadınları % 60'ı aşan oranlarda başını örtüyorsa, başörtüsü bu millet nezdinde bir konu demektir sosyolojik açıdan. Üzerinde böylesine büyük mutabakat olan bir konuda millet birbirine düşmez zaten.
    Sorun milleti temsil etmekle görevli birimlerin, kurumların ve onların yandaşlarının milletle cedelleşmesindeki ısrardan doğmaktadır.
    Milletin başörtüsünün serbest olmasıyla ilgili bir derdi yok. YÖK'ün ve "laiklik" ilkesinin en katı yorumunu benimsemiş sivil / askeri bürokrasinin ve sırtını onlara dayamış bir azınlığın derdi bu. Kamusal alanı her tür etnik renkten, her tür dinsel edimden arınmış renksiz, kokusuz bir yer I olarak tasavvur edenlerin başörtüsüyle bir derdi var. Onların yüksek sınıflara mensup yandaşlarının böyle bir derdi var. "Yurdumuzu Batılılara kötü gösteriyorlar" derdi. Ya da, "Aman türbanlı komşu istemem yanımda yöremde" gibi dertler.
    Ama Ayşe'nin beklentisi herhalde arkasına bürokrasinin gücünü de almış olan bu varsıl, Batıcı, imtiyazlı mahallelerin başörtülülere sokağı da yasaklaması yönündevmiş ki o kılıkta Nişantaşı sokaklarında dolaşabiliyor olmasını bile yadırgamış hatun kişi. Pes... Pahalı içeceklerin servis edildiği, para kazanmak için açılmış "ticari işletmelere" girip kovulmayı beklemiş. Pes... İzninle, müsaadenle, elini vicdanına koymuş halinle, o kadar da olmasın be Ayşe... Çıtayı amma yukarı koymuşsun. Öyle ki garsonların sempatik davranmasını bile bu ülkede başörtülülere bir baskı uygulanmadığının delili yapıp çıkmışsın. Pes...
    Yüz binlerce kadının binlerce gündür yaşadıkları sıkıntıyı tek bir güne sığdırıp böyle genellemelere varmak, kimse kusura bakmasın şaklabanlıktan başka bir şey değil.
    Ayşe eğer sahiden empati kurmakla filan ilgileniyorsa, Reina önlerinde pazarlık yapmak gibi beyhude işlerle uğraşmayı bırakmalı, gerekirse birkaç ayı bu işe ayırmalı ve olayı yerinde tespit etmek üzere "kamusal alan"a sızmalı...
    Sıkıyorsa bir üniversiteye girmeye çalışmalıydı Ayşe Arman, sıkıyorsa, bir iş başvurusunda bulunmalıydı. Üniversitelerin sosyal tesislerinde bir kola içmeye kalkışmalıydı, orduevlerine girmeyi denemeliydi. Bir yemin törenine girmeye yeltenmeli, bir mezuniyet törenine katılmalıydı:
    Dahası, madem bu iş bu kadar sıkıntılı, kadınlar hangi inançla, hangi bilgiyle bu sıkıntıyı göze alıyorlar diyerek o anlayışın içinde derinleşmeyi denemeliydi. "Erkekler örttürüyor işte" deyip çıkmak kolay bir yol, ama bunun adına "empati kurmak" denmez, buna kolaya kaçan işgüzarlık denir. Gazetecilik refleksini tatmin etme adına lafügüzaf üretmek denir. İncittiğin binlerce kadın da cabası.

    nbengisukaraca@htgazete.com.tr

    tutsi   17 Temmuz 2009 14:20   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    "İsmail Ağa Caddesi’nde mini etekli NİŞANTAŞI’NDA TÜRBANLI" diye çok güzel bir konudan kendine yakışır basitlikte bir yazı çıkarmış. önyargıdan sıyrılmayı hiç denememiş bile ve ne yazacağına zaten önceden karar vermiş. hayır kadın bari önce gidip nilüfer göle "modern mahremi" falan okusaydın. belki biraz sığ olmaktan kurtulabilirdin.

    bytgn   12 Temmuz 2009 16:54   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    geçenlerde o da soyundu; cesur pozlar verdi.

    sinkaf   12 Temmuz 2009 03:47   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    röportajları iyi oluyor..

    emptyspace   17 Haziran 2009 00:09   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    tırtı
    akıllı tırtı

    raZz   10 Mart 2009 02:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Çukurova üniye gittiğimde bi söyleşisi vardı nedense orda cok sempatik gelmişti.
    Cesaretini takdir ediyorum pervasız ve saydam ama kendisini gereksiz buluyorum yine de
    "Adanalıyık, Allah'ın adamıyık" ekolunun vajinali suslu medya plaza sahsiyeti.

    jacops   20 Ocak 2009 19:05   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Çok modernim havalarında yazılarındaki içeriği abartıyoe ve seks denen şeyin üzerine yeterince gidip gözüne gözüne sokup kendinden tiksindiriyor.Evlat olsa sevilmiycek türden.Ses tonundan apayrı bi nefret ederim.

    (bkz: çok moderniz biiiz sex and the city heeeyy)

    fateswarning   09 Ocak 2009 09:05   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sevgili günlük,

    bugün seviştim. kızım çok şeker. ona orijinal isim koyduk biz. dubaide kıçımızı paraya siliyoruz. yazacak şey pez az. zaten benim aklım da çok az. hava çok güzel.

    tadında köşe yazıları olan sarışın kişi. çerez niyetine okunabilitesi var.

    Winehouse   28 Aralık 2008 01:33   aferim     (6 puan)  |   Yk 

    genelde penis ve seks jigolo erkek vs.. üzerine birçok makalesi vardır..

    keshish   22 Aralık 2008 21:45   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    farklı bir köşe yazarı... hürriyeti ilk onu okumak için aldım çok teşekkür ediyorum ona bana bekir çoşkunu tanıma fırsatı verdiği için. geleim ayşe armanı begenerek okurum kızdıgım yok mu var tabi. bazen çok özle giriyor ya da abarıyor ama şu bi gerçek ki türkiyenin iyi röportajcılarından hata ikincisi nuriye akmandan sonra. rahat bir dili var kasmıyor kendini. özele çok rahat giriyor cinsellikten çok rahat bahsediyor seviyorum bu kadar özgür yazmasını. neyin ne oldugunu biliyor. röportajlarına bayılıyorum. zeki bir kadın görmesini bilirsek

    gnsnm   22 Aralık 2008 21:41   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    çok seksi lan.. takribi 7 kez falan düşünüp 31 çekmişimdir.

    plaseus   10 Aralık 2008 02:06   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :troleybus

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage