toplam 173 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | kidoderler |
| tuttum | obscurity |
| tuttum | baptiri |
| tuttum | fuki34 |
| tuttum | ceycey16 |
| tuttum | frankBB |
| tuttum | verias |
| tuttum | tamamboylekalsin |
| tuttum | tHE WiTch |
| tuttum | elysi10 |
| tuttum | pyhtagoras |
| tuttum | minesevgi |
| tuttum | kuyrugunun pesindeki |
| tuttum | dont fuck kenny |
| tuttum | Francis Felidae |
| tuttum | moony |
| tuttum | fuzulisanrica |
| tuttum | Mutamadiyen |
| tuttum | camaraderie |
| tuttum | milanese |
~63 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »
''yoksa dünyada olmayanı mı arıyordu ? iki yanına bakındı . sağdaki kaldırımda duvara dayanmış büyük gözlü 1 okul çocuğu ilgiyle ona bakıyordu . gözlerini kırpmadan elindeki elmayı ısırdı . ağzı sulandı . yürüdü . vardı işte . çocuklar, elmalar vardı .''
Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı..
sartre'ın roquentin'i, kafka'nın gregor'u gibi bir adam c. varoluşun keskin labirentleri içerisinde sürekli bir arayış içinde olan belirsizlik o. hepimiz gibi. yalnızca biraz daha farkında o kadar.
Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı
'Siz' anlanamaz, 'sen' anlanır. Bazı kitaplarda 'sizi seviyorum' u okuyunca gülerim. Sanki 'siz' sevilebilirmiş! 'Sen' sevilir, değil mi?" (s.63)
"Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı." (s.109)
"İçeni, içmeyeni tren yolculuğundaki süreksiz tanışıklıkla yetinirdi; ya da meyhane masasındaki." (s.136)
"İnsanlar haksızken daha çok bağırır." (s.137)
"İki insan ayrıldıkları zaman birbirlerinde bir şeyler bırakıyorlardı." (s.142)
"Olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı." (s.156)
Otobüsün arkasından öylece kalır;gerilimli,huzursuz,boşlukta ve yarı deli...Anlamayacaklardı;çünkü hiç anlamamışlardı.
sonunda ben aylak adam olsam o kızla tanışırdım diyerek planlar üretmişimdir... zira kitabı da aylaklığımdan dolayı bir kız tavsiye etmişti=)
bildik gecelerden biriydi. kulaklarında büyük şehrin uğultusu vardı. belki arananın ayak sesleri de bu uğultunun içindeydi. döndü. insanların, arabaların kaynaştığı büyük caddelerden yana yürüdü.
eve gelirken on paket sigarayla bir deste kibrit aldı. odasının ışığını yaktı. elindekileri karyolanın altına, boş bavula koydu- çevresine bakındı. yoktu. oturma odasını da aradı, orada da yoktu. bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu? kadınlar da böyleydi. dünyada gereğinden çok kadın vardı ama yalnız bir teki yoktu..
dışarda çiğnenmemiş kar, üstüne bastıkça gıcırdıyordu. kitapçının köşesinden tenha caddeye dönerken içinde bir boşluk vardı. saatine baktı: ona geliyordu. "nereye gideceğim? keşke polis kuşkulanıp karakola götürseydi beni. değişik bir gece olurdu. belki onu da bulup getirirlerdi. birlikte çıkardık. sonra, sıkıntı. o bitti. haşet' te kitap arayacağım. niye koşuyorsun? davete geç mi kaldınız? her zaman geç kalanlar bulunur. hindi dolması daha bitmemiştir. bu gece insanların hindi yemesi gerekir. bulamayanlar üzülür. yılbaşı hindisi... ooooo! eğlenmek de zorunludur bu gece. sinemalar, tiyatrolar, barlar doludur. evlerde toplantılar vardır. küçük bir toplantı demişti avukat. göz kırpmıştı. 'neydi o yılbaşı gecesi donattığımız masa. şu mehmet bey ne şakacı adam. kırdı geçirdi bizi. ama karısı.. sorma kardeş. ' küçük kumarlarınız vardır. on kuruşluk tombalalar. şimdi kim bilir kaç kere evde, kim bilir kaç kadının 'aman ayol, bu ne kötü şans böyle,' sözüne kim bilir kaç erkek ' üzülmeyin, kumarda kaybeden aşkta kazanır, ' diyordur. kim bilir kaç erkek de acele edip bu sözü ondan önce söyleyemediler diye onu kıskanıyordur. biliyorum sizi. küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. büyüklerinden korkarsınız. akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. sizi bekleyenler vardır. rahatsınız. hem ne kolay rahatlıyorsunuz. içinizde boşluklar yok.
neden ben de sizin gibi olamıyorum? bir ben miyim böyle düşünen? bir ben miyim yalnız ? "
"bunların içinde meçhul denizlerde balık olmayı isteyen var mı acaba?"
anlamsız yaşayan kalabalıklara bakıp bakıp c. gibi düşünmemek mümkün değil..candır kendisi candan ötedir
bir kaç kere üstüste gittiği pastanede çalışan adamın onu tanımaya başlamasından sonra bir daha aynı pastaneye gitmemesi tam da bay c'lik bir harekettir.
iki saat sonra kalabalığın içinde, sinemadan bir dar sokağa çıkan sanki başka birisiydi. düşünüyordu: "çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona birşeyler yapmış. salt çıkarını düşünen kişi değil. insanlarla barışık. onun büyük işler yapacağı umulur. ama beş-on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."
saatine baktı: dört buçuğa beş vardı. "eve gidip okusam." durağa yürüdü. "bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. kocaman sinemalar yapmalı. bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. iyi bir film görsünler. sokağa hep birden çıksınlar..." kafasından geçene güldü. duraktakiler dönüp baktılar. kadının biri kaşlarını çattı. sokakta kendi kendine sesli gülünemeyeceğini bilmeyen yoktu. " ne adamlar be. güldüysem güldüm, size ne?" duramadı orda, yürüdü. eve gitmeyecek. içindeki sinemadan çıkmış kişiyi öldürdüler.