komünist düzende ki lümpen sınıfa inme korkusu ve yaşamış olduğu eziklikle adeta tuğla kalınlığında sığlıklar yazan feylozof
kendiyle çelişir bilimi ve bilim adamlarını hayatı konformize eden insanları bencil olarak tanımlar sırf kendi ihtiyaçları için geliştirmişlerdir hayatı ama aynı zamanda onları insanlıkla paylaşmış anlatmış ve geliştirmelerini sağlıycak ortamı bırakmışlardır ve bazen yaptıkları buluşlar onların hayatlarıyla ödemişlerdir ya da fakirlikle.
romancı değildir içinde ki onda yara olarak kalmış komünist düzenden bir anda zenginliğe konfora geçişi onu bir numaralı kapitalist yapmıştır aşka,sekse dair görüşleri
ile ahlakçı yaklaşımı, devlete siktir çeken bir insanla çelişir
çelişkilerin kadınıdır ayn rand ama holivud yazarları arasında ki yeri sağlamdır.
kitabına önsözüde sinan çetin gibi bir dürzünün yazması ayn rand ı değil ama savunduğu görüşün kimin çıkarına olduğunu özetler.
Anthem'le iyi iş çıkartmıştır.
Scanner Darkly'den sevdiğim bi sahne ;
nasıl en büyük yazar?
efsane..
“Devlet dediğin şey nedir? Büyük bir kitlenin hesabına çalışan bir hizmetçi… Kitleyi rahat ettirmek için düşünülmüş bir kolaylık. Bu elektrik ya da su tesisatından farklı bir şey değil. İnsanlara musluk suyu için yaşamalarını söylemek komik olmaz mı?” diyen nevi şahsına münhasır kişilik
Gelmiş geçmiş en büyük yazar..
okurlarının 'kolektif' bir biçimde edebi eksikliğini eleştirdiği, lakin anlatımı ile hemen her dimağı hayattan koparacağını tahmin ettiğim abladır.. ben bugün bunu gördüm..
içim hiç istemesede.. kendi kendime sinirlensemde.. yiğidi öldür hakkını yeme.. en doğrusunu diyo kadın..
30 umdan sonra tükürdüğümü yalıyorum.. burdan duyrulur
yaşamak istiyorum
howard roarkın yaratıcısı:)
insan psikolojisini pek güzel analiz etmiş objektivist, liberal yazar. edebi açıdan tatmin edemese de kitapları akıcıdır.
bu ne laaaaaaa upuzun ahkamlar noliii?
hakkını vererek okumak lazım bu şahsı muhterem hatunu. dediklerine tukaka demek gereksiz, öcü gibi bakmak anlamsız. zor kadın velhasıl kelam. çok takdir ederim. sert üslubuyla sosyalistleri çil yavrusu gibi saçmıştır ordan oraya. insanların içindeki kötülğü ne güzel de dillendirmiştir. kendiyle yüzleşemeyen ve kendini bilmeyen insanların korkulu rüyalarından biri olan ayn rand'ı çok seviyorum.
yıllarca rusya'daki komunist devrimin etkileri altinda ezilmiş, lumpen sinıfa dusmeyi hazmedemeyen bir çocukluk gecirmiş ve bunu kişiliğine yansıtmiş, batı hayranlığı içinde kendi kimliği kaybetmiş ve sonunda goçettiği amerika'nın zenginliğinin getirdigi lüks hayat sonucu kapitalizm'in ve bireyselciliğin yılmaz savunucusu olmuş yahudi rus asıllı amerikalı yazardır.
bireyselci kadin kısmı tarafından oldukça tutulan romanlarındaki karakterler de realiteden oldukca uzak zengin, snob tiplemelerdir. gercek hayati yansıtmazlar.
güzel bireyselliğin eski amazon savaşçısı. kim bilir Atlantis sadece optik bir yanılsama olabilir.
"Bir roma imparatoru,keşke insanlığın tek bir boynu olsaydı da şıp diye kesebilseydim demiş.Böylece tek bir boyun oldu ,o boyuna da bir tek tasma takmak mümkün oldu.Sihirli kelimeyi bulduk.Kollektivizm.Birey kötü sayılıyor"
"Oysa bilim,zenginlik,hayatı kolaylaştıran,yaşanır kılan her türlü buluş,bilgi kendi çıkarları için çalışan,işini iyi yapan bencillerin eseriydi"
hayatın kaynağı
işte bu yüzden mesleğimizin yapısından gelen önemi,bizim yoklukla meşgul olmamız gibifelsefi bir gerçeğe dayanıyor.bizler fiziksel varlıkların içinde hareket edebileceği boşluklar yaratıyoruz.
...bu bizi astronomik bir önem noktasına getiriyor.yokluğun varlığa üstün geldiğini şartsız olarak kabul etme noktasına geliyoruz.
..mimar aslında metafizik bir rahiptir.(hayatın kaynağı)
hayatın kaynağı kitabını yarıda bıraktığım kitaplar listesine her an çıkarılma ihtimalini saklı tutarak eklediğim yazar. Birey üzerine baştan çıkarıcı şeyler söylediği kesin fakat aynı şeyi edebi niteliği için söylemek pek mümkün değil sanırım.
senin çocuğunun okuması icin gereken parayı neden benim vergimden alıyorlar diye sorabilen dimağ?