toplam 74 kişi bulundu. 14 adedi gösteriliyor.
~77 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4
fastaki sahneler olağanüstü. Özellikle çoban ve oğullarının oyunculuğu süper. Müzikler harika.
filmden cikali kac saat oldu hala etkisi suruyor. En samimi arkadasim olsa da oturup kahve ile filmin geyigini cevirsek. iyiydi be( diyip sigara dumanini ufleyip izmariti belmondo firlatisi ile atar)
bu filmin amorres perros'un kurgusu ile benzerligi yok orda 3 farkli oyku ayni noktada kesisiyordu es zamanli oluyordu burda ise, ayni noktada kesisen bir oyku kaza yok. İletisememek uzerine degisik oyku kesitleri var
Bununla beraber eger bir ressamin firca izinden taninmasi ayip bir sey degilse bir benzerinin de film yonetmeni icin, yani taninacagi bir stilinin olmasi gayet normal bir sey gibi gozukuyor.
Film bitince koltuktan kalkamadigimi bilirim. bir insan nasil olurda sagir kizin dramindan etkilenmez. bir insana nasil bu kadar buyuk bir iskence olabilir. herkesin siradan bir sey gibi gordugu yada dusunmedigi bile duymanin onemini insanin gozune al sana nasil gormezsin diye sokan club-disco sahnesi daha iyi anlatilamazdi. O goruntu silsilesi icinde bir duyan biri olarak bir de sagir olarak gormek migdenize kramp girmesine sebep oluyordu. Sevismeyi yada cinselligi , ciplakligi ise komik yada banal gormekdense( ki bu sizin olgunlasmamis oldugunuzu gosterir) eger onu bir iletisim var oldugunu hissetmek olarak gorurseniz kiz dunya ile iletisim halinde olmaya alisiyordu...
Filmin tamami hakkinda yorum yapmak cok uzun surer ama Fragmanda soylendigi gibi If you want to be understood, listen. vede Brad Pitt in sesinden dinledigimiz Babil din soylencesi yani insanlarin farkli dillerde kaybolmasi ve alasamamasi uzerine olan film insanlarin cogunun suratina tokat gibi oturup kalakalmasina sebep oldu.
hoşgörü, sorumluluk ve çaresizlikle ilgili bir ağıt babel...
gustavo santaolalla'nın (brokeback mountain, the motorcycle diaries) olağanüstü müzikleri ve rodrigo prieto'nun şahane görüntü yönetimi filmin aynı anda bir ağıt olma durumunu besleyen öğeler...
bu ikiliye guillermo arriaga'nın (amores perros, 21 grams) vurucu hikayesi de eklenince en yakınında olup göremediklerin, anlamak istemediklerin, "duyamadıkların" daha da yakınına geliyor; yüzünü sana dönüp, yavaş ve tane tane konuşuyor...
dudaklarını okuyorsun, gözlerine bakıyorsun, sesini işitiyorsun, elini tutuyorsun...
bir şekilde kalbine dokunmasına izin veriyorsun... anlattıkları çok da yabancı değil...
şanssızlık ve özellikle haksızlıkla ilgili tahammül edemediğin, duyduğun ama kaçtığın hikayeler...
tahammülü öğreniyorsun... kabullenmeyi... karşındaki olmayı...
"duymayı"...
---------- spoiler ----------
amerikalı bir çift... fas'a yolu düşmüş bir özür yolculuğu... isteksiz kadın, ısrarcı adam... aklı havada bir kurşun... yabancı bir ülke... yabancı insanlar... artık kanlar içinde bir kadın... çaresiz bir adam... anlayışsız, korkak, kibirli ve uzak bir otobüs dolusu 'hayat turisti'...
birçok şeyden mahrum olmanın kabulüyle dünyaya getirilmiş iki çocuk... büyüğü, kardeşinin kendinden daha iyi olduğunu hazmedemeyen ama bununla ilgili sıkıntılarını erteleyen, ertelediklerini, yapacaklarını, olacakları göremeyecek ahmet ve cinselliği ablasında keşfeden, cesur, hırslı ve artık fena halde pişman kardeşi yusuf... tutanın hayatını vuran bir tüfek...
16 yıldır ait olmadığı halde, oralı gibi hisseden ama asla hissettirilmeyen, orta yaşı geçmiş meksikalı bir kadın... bakıcılık yaptığı amerikalı çocuklarla, ucu bucağı belli fakat belirsizmiş gibi yapan bir sınır toprağı... dinlemeyi unutmuş polis memurları, kulaklarını tıkamış hükümetler...
tanrı'nın "verdikleriyle" akranlarının uzağında bırakılmış, mutluluğu iki bacağı arasına sıkışmış, sağır ve dilsiz, ama hissiz olmayan japon bir genç kız... sadece farklı olduğundan dışarısında kaldıkların... dünyanın en kalabalık yerinde bir dil, konuşamadığın... bir hayat, sesini duyamadığın...
---------- spoiler----------
inarritu'nun babel'ini ister gözünüz, ister kulağınız kapalı izleyin... bir şeyler kendini hissettiriyor... yakan bir şeyler... içine işleyen, canını sıkan, gırtlağına yapışan şeyler...
burnunun dibinde belki ama göremiyorsun...
o zaman gör...
omzuna uzanmış yardım dileyen bir el...
hisset...
inarritu, duymaktan korktuklarını anlatıyor...
dinle...
herkesin bu kadar beğenmesini anlaymadığım film.21 grams ve amores perros u izlemeyen biri beğenebilir ama izleen biri nasıl begenir anlayamıyorum.gene klasik 3 hikayeden oluşuyor ama diğer iki filmin aksine hikayeler çok sönük ve birbirine bağlandıkları noktalar pek alakalı ya da etkileyici değil.
Iñárritu'nun yönettiği bir film olduğunu gördüğüm ve anlattığı hikayeyi duyduğum andan itibaren gitmek için sabırsızlandığım, en kısa zamanda gitmek istediğim film..
yapılan ufak bir hatanın dünyayı nasıl altüst ettiği filmdir,hayatın ne kadar sığ olduğu çıkıverir ortaya ... dünyayı tehlikeli bir yer haline getiren de anlık insan ihtiyaçlarının değişimidir ... şarkıları da çok güzel ... brad pitt'in de yaşlandığını kırışmış yüzünden anlıyoruz ...
hayatlar nasıl kesişir? sorusuna cevap bu filmde..
gözünüz kapalı gidin.
sonuç itibari ile şahsen iyi bi film çıkmış ortaya..ayrıntıları yakalayabilmek adına tekrardan izlenesi bi film bizzat kafamda hala tamamlanamamış parçalar var...
paramparça aşklar ve köpekler filminin yönetmeninin yeni filmi.
sadece Gael García Bernal için bile gidip görülebilir. Brad Pitt de yanında bonusu olur.
uzun zaman sonra heyecanla beklediğim ilk film. umarım hayal kırıklığına uğratmaz!
bir faslı, bir japon bir de amerikalı ailenin hayatları kesişecek bu sefer. biraz temel fıkrası gibi oldu ama göreceğiz.
Gael García Bernal,Brad Pitt,Cate Blanchett,Kôji Yakusho
Yönetmen Alejandro González Iñárritu
göreceğiz